İçeriğe geç

Yoktan Var Olmak

Bölüm 15 · 3 dk okuma

Yoktan Var Olmak

Bölüm 15

15.BÖLÜM:Cennet ile Cehennem Arası

Bedenimde hissettiğim yoğun ağrı ve gözümü kamaştıran ışık nerede olduğumu sorgulatıyordu.Ölmüşmüydüm yoksa,cehennemmiydi bana bu acıyı çektiren iyide ancak cennet bu kadar aydınlık olabilirdi.

Yavaş yavaş idrak ettiğim monitör sesi ve odaya giren beyaz önlüklü kisi ile en sonunda hastanede olduğumu anlamistim.

"Ooo bakıyorum da hastamız sonunda uyanmis.Nasıl hissediyorsun asmin bir doktor olarak beni bile endişelendirdin.İlk haberi aldığımızda ne kadar endiselendik bilemezsin"

"Aaallp?"

"Yeni yeni kendine geliyorsun bu tarz geç anlamalar olabilir yorma kendini"

"Ne oldu bana?Ne zamandır hastanedeyim?

En son hatırladığım tek şey o çakır gözlerdi ama kafam o kadar bulanıktı ki gerçek olup olmadığını bile bilmiyorumdum.

"Bak biraz dinlenmen lazım asmin az sabret yarın sabah sana her şeyi anlatırım daha iyi olursun,birazdan hemşire gelir serumunu yeniler sende biraz kafanı dinlersin sonra seninim ne istersen sor bana.Simdi benim acile gitmem gerek sakın yerinden kıpırdama"

"Ama -A al alp"

Attığı bakislar ve yüz ifadesi ile simdilik susacağını net bir sekilde belli ediyordu.

Kafamda o kadar cok soru işareti vardı ki.

Bunca şey neden benim basima gelmisti?

Benim bu kabustaki yerim neydi?

Ben nasıl can almistim?

Bedo nerdeydi?

Ve bunun gibi binlerce soru bedonun hafızımdaki son yeri kollarından kurtulduğum andı kurtulduğumu sandığım sırada 2 silah patlamis birini bedenimde hissetsemde diğer kursun kimin silahından cikmis ve kimin bedeninde son bulmustu bilmiyordum.

Çakır gözlere bakarak kapadığım gözlerim kabuslara açilmisti.Annemle babamla çok mutlu olduğum anlar vardı hiç yasanmayacak hayaller canımdan can almisti.Annem vardı karnı burnunda belliydi,kardeşimi taşıyordu .beraber oda hazirliyorduk ona.

Artık kabuslar ve yaşanmayacak umut dolu anlar yoktu.yalnızca gerçekler vardı.

20 yıl sonra yüzleşeceğim bunca acının nedeni olan gerçekler.

Beni kurtaran tim ne durumdaydî acaba yaralı olan var mıydı?Şimdi nerdeydiler?

Her zamanki gibi sorulara iç çektiğim sırada odaya bir hemsire girmis kolumdaki serumu değiştirip klasik bir muayene yapıp cikmisti.

Fazla düşünmüş olacağım ki galiba kendimi yormustum üstüme hafif bir ağırlık çökmüstü.Yatakta ettiğim hafif bir hareket bile yüzümü burusturmaya yetiyordu.

Göz kapaklarım ağırlasmaya ve o karanlığın içinden çakır gözler doğmaya baslamisti ve ben tüm benliğimle onlara teslim olmustun.

-Barın Alp Öztürk-

Saatler sonra rusyaya ulasmıs teşkilatın ağarladığı üsse geçmistik tim ile beraber hareket ediyor attığımız her adımdan teşkilatın haberdar olmasını sağlıyor ve güvenliği arttırıyorduk.

Bedonun sorgusu için başkan ve amirlerin gelmesini bekliyorduk.Daha önceden teşkilat tarafından ayarlanan bir depodaydık rusyaya her ne kadar bakanlık tarafından alınmıs izinle giris yapsakta rus topraklarına bedoyu yasal izin olmadan sokma yetkimiz yoktu.

Çeşitli legal kabul edilmeyen yollarla bedoyu vatan toprağına sokmamış darbe ihtimallerinin önüne geçmistik.

Bedo iranda izini kaybettirmis bir terörist olarak bilinecek ve köpekleri bunun üzerine plan yaparak bedodan haber bekleyecekti.

Ona baktıkça nefret kusasım.Asmine yaptığı gibi nefesini kesesim geliyordu ancak şuan elimden gelen tek şey onunla biraz oynamaktı.Asıl eğlence sorgudan sonra başlayacakti.

"Hayırdır Bedo sesin soluğun çıkmaz oldu"demisti sesini kesen süleyman.

"Ne o rahat mı değilsin yoksa"diye bağırmıstı aydın.

Tam murat da bir sey diyeceği sırada sözünü kesmisti barın.Bedo ile makaranın sırası değildi.

Vakit intikam vaktiydi.Sıra bedonun dökülecek kanında çekeceği acida kıvranacağı sorgulardaydı.

Nefesi tükenene kadar bağîracak planılarını anlatıp yasattığının bin mislini yaşamadan çıkmayacaktı bu depodan.

Tek tek sökmüstü tırnaklarını süleyman suratındaki sırıtısla.

Her bir santimine neşter izi bırakmışti mert.

İlkmek ilmek dikmisti kulaklarını esma.

Onlarca sopa darbesi ile ondan bacaklarını almisti aydın.

Gelişi güzel salladığı falçata ile taninmayacak hale getirmişti emir.

Bileklerine hatıra olarak neşter izi bırakmıstı murat.

Urgan kurmuştu veysel.

Ve iste o büyük sonu benim elimden olmus kapanmamis kurşun yarasına benzin dökmüs ve hiç düsünmeden atese vermistim.

Diri diri yanmıstı bedo ateşi iliklerine kadar hissettiği anda başkan gelmiş ve üzerine sadece bir bardak su dökülerek acısı hafifletilmisti.

Henüz bilmesede sırada en büyük sınavı vardı verdiği her cevap aleyhineydi ve herkes bilirdiki türkler insanı ölmekten beter ederdi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.