Her ne kadar çabalarsam çabalayayım hafızam bana ihanet ediyordu.Tam notlara odaklandım sanırken sürekli aklım karisiyo gözümün önüne çakır gözler geliyordu.O adamda anlamdıramadığım bisiler vardı ve ona baktığımda sanki beni içine çekiyordu.
Böyle gözleri gözlerimde sonsuza dek kalabilirmişim gibi geliyordu.
Kafamı tekrar tekrar notlara vermeye çalisirken sonuç yine aynı yere çıkıyordu bu durumu sevmemiştim zeka seviyemi düşüyor ve aptal ediyordu.
Saçmalığın ötesine geçmeyen bir düşünce yapısı ve kısmi hayal dünyasıydı.
Başımda yeterince dert yokmus gibi bir de elimden gelen nadir seyleri yapmami engelleyen sinir bozucu bir an vardı.
Evde elimden hiçbir sey gelmediğini idrak edince babamın doğup büyüdüğü evin anahtarını halamdan almis bir seyler bulma umudu ile babamin odasını aramaya baslamistim.
Annem öldükten sonra bende bir müddet bu evde yaşamıştim babaannemin oğlunun odasına kimseyi sokmuyor orayı sürekli kilitli tutuyordu.
Ara sıra onu odada babamın kıyafetlerini koklarken yada fotoğraflarını severken görür odama gider bende onunla beraber ağlardım.
Babaannem oğluna kavuşunca bir kaç kere gelmiştim eve ama babamin odasina girmeye cesaret edememis psikiyatri tedavim ve hayatım yarım kalsın istememistim.
Duvarlar posterler ile kaplıydı,giden sadece kendisi değil kokusuydu,sesiydi,gülüsüydü,bakisiydi aslında.
Dolabı ağzina kadar kıyafet ve kitap doluydu.Kimse zerre eşyasına dokunmamisti her sey o nasıl bıraktıysa aynı öyleydi.
Kitapların arasında neredeyse 10 tane günlük vardı severdi yazmayı hemde konusmaktan daha çok severdi.Denemeler,romanlar yazar.değistirir değistirir masal diye okurdu bana.
Denelerden birini okumus tam diyerine uzanmistim ki çekmemle beraber sadece kitabın kendisi değil dolabın parçası da gelmis ve dolabın arkasında duvara gömülü bir bölme ortaya cikmisti içinde büyük beyaz bir kutu ve yanında duran küçük siyah bir kutu vardı.
Dolapla birlesmis denemeyi ayırmis tam kenara koyup kutuya yönelecekken içinden bir sey düsmüstü.
Bir fotoğraf karesiydi bu 4 tane genç adam çok samimi bir sekilde birbirlerine omuzlarini dayamis yemek yiyirdu.
Fotoğrafta tek tanıdığım babamdı diğerleri ise sanki çok iyi bildigim ama yine hatirlamadiğin insanlardı.
Kutuları cok merak ettigim için fotoğrafı çok incelemeden kitabin içene geri koydum.
Beyaz kutuyu yavasça çıkardım.Yıllar onu eskitmiş tozlanmasına kirlenmesine neden olmustu.
Kutuyu açmak için biraz zorlansamda basarmistim içinde bir sürü mumlanmis ve hiç açilmamis mektuplar ve bir sürü fotoğraf vardı.
Fotoğraflardakiler bendim,bizdik. İlk doğum günümden beraber kutladığımız son doğum günüme kadar bir sürü fotoğraf vardı.Babamın gençlik yılları ve annemle yasadıği sevda hikayesinin resmen özeti olan bir sürü fotoğraf vardı.
Mektuplardan birini incelemis ve babamdan annems gönderilmek için yazılmış olduğunu fark etmistim keza hepsi öyleydi.
Söyle diyordu ilk mektupta;
"Kara saçlı kara gözlü yarim yoluna güller serdiğim.Ah bir bilsen seni ne kadar özledim,kaç kere yolunda ölmek istedim.İzin vermediler sevdiğim.Hayallerimizi gerçekleştirmek seni telinle duvağınla evime getirmek o evi yuva yapıp çocuklarımızla ailelerimizle mutlu mesut yaşayıp gidebilmek çok istedim güzeller güzelim.Baban seni odana babam ise beni askeriyeye hapsetti ,bütün onurumla gururla yapacağım şanlı görevimi bizi ayırmak için kullandı babam,baban bana bize bir sey yapmasın diye beni bizi ayrılikla sinadı leylam.Ama sen yeter ki korkma sol yanim değil babam ve baban gerekirse azraile kafa tutarımda seni yüzüstü bırakmam kendine iyi bak nefesim Allahamı emanetsin...
Deli Yusuf'un....
Bütün mektuplar farklı farklı adreslerden babamdan anneme yazilmis ama belliki gönderilememisti.
Siyah kutuya baktığımda açmak için hiçbir yeri olmadığını her yerinin kapalı olduğunu fark etmistim.
Ağırlığından içinin dolu olduğu belli olsada herne kadar odayı talan etsemde kutuyu açacak herhangi bir sey bulamamıştım.
Sırf meraktan kendim için babamin anısına zarar vermek istemediğim için kutuya zarar verecek diğer açma yöntemlerini aklımdan çikarmistim...
Kutuları,kitabı ve babamın kıyafetlerinden birazını arabaya güzelce yerlestirmistim.
Arabamın önunde aniden kavga etmeye baslayan küçükleri ayırmıs tam konusmaya baslayacakken.
Daha ben ne olduğunu bile anlamayamadan gelen siyah bir araba ve maskeli iki adam tarafından burnuma eter dayatılması sonucu kendimi hoşaf misali elin adamının kucağına bırakmak zorunda kalmis gündüz vakti bok torbası gibi arabaya atılmistim.
En son aklımdan geçen daha o siyah kutuyu bile acamadan iyi niyet uğruna boku yediğim ve o kitapta ne yazdığıydı
.
.
.
"Kızz ne yapıyorsun senn asminn gel buraya,beeen sana demedimm mi onlar daha ciğ yemeyeceksin diye ahh ama ahh ben kime diyorum ki"
Asmin yine annesinin doğradığı sucukları mutfaktan gizlice alip babasina götürmüştü her zamanki gibi yakalanmislardı annesine ve tabiki yine satmisti babası onu neymis kusura bakmayacakmis 1 vatan 2 karisiymis onun için.
"Ahh ahhh babasına bak kızıni al utanmazz bir de yoncamı suçluyo cık cık cık"