Bir çocuk vardı bu çocuk yoksul bir ailenin çocuğuydu babası amele Annesi ev hanımı olup eve az da olsa katkıda bulunmak için yün alıp patik bere gibi şeyler Diker ve satardı çocuk okuldan geldiğinde hemen dışarı çıkıp caddelerde peçete su satardı eve katkıda bulunmak için çalışırdı çabalardı bu çocuğun bir hayali vardı hayali ise Mimar olmaktı Ama maalesef Ailesi çok ön yargılı olduğu için çocuk ne zaman ailesine Ben mimar olacağım olmak istiyorum dediği zaman Ailesi sen onu yapamazsın Senden hiçbir şey olmaz deyip çocuğun gururunu incitiyorlardı ama çocuk Mimar olmaya kafayı takmıştı çizimi de çok güzeldi her gece Mimar olmanın hayalini kurup uykuya dalardı sabah olmuştu günlerden cumartesi idi çocuk cumartesi günü okula gitmeyip çalışmaya devam ediyordu aynı şekilde Babası da inşaatta çalışmaya devam ediyordu bu çocuk saat 12.00 olunca babasının çalıştığı inşaata gidip işçileri su satmaya çalışırdı çünkü saat 12.00'de Öğle arası olurdu çocuk babasının arkadaşıyla yemek yerken gözüne bir şey takıldı babasının arkadaşları ekmek arası sulu yemekler çorba tarzı şeyler yerken babası Sadece bir bisküvi yiyordu çocuk babasına öyle görünce gözyaşlarını tutamayıp ağlamaya başladı O gün de hiç satış yapamamış cebinde Bir kuruşu bile yoktu ağlayarak inşaattan uzaklaştı şehirin en işlek Caddesi'ne gidip su peçete Satmaya devam etti çocuk Hava kararınca eve geri dönmüştü bir saat sonra babası da işten çıkıyordu çocuk halen babasını özlüyordu aradan bir saat geçti babası eve geldi babasına sordu baba arkadaşların güzel yemekler yerken Sen neden bisküvi yiyordun diye sordu Babası çocuk üzülmesin diye ben bisküviyi daha çok seviyorum evlat dedi ama çocuk bu numaraları yutacak yaşta değildi anlamıştı babasının cebinde para olmayıp mecburiyetle bisküvi yediğini anladı annesi gelin yemek hazır diye bağırdı üçü de sofraya oturdu sofrada bayat ekmek makarna ve biraz marul vardı alışmışlardı artık bunları yemeye her zamanki gibi yediler sonra yattılar sabah olduğunda çocuk babasının çalıştığı inşaata gitti pazar günü olduğu için hiç kimse yoktu Oraya gitme amacı binanın krokisini çizmek çocuk beyaz bir kağıt elinde Kurşun kalem ile inşaatın her yerini gezerek resmini çizerken kendisine çok kaptırdığı için merdivenin boşluğunu fark etmez ve oraya düşer ayak bileğini acıtır sağ ayağın üstüne basamaz yavaş yavaş küçük adımlarla inşaattan çıkar ve evin yolunu tutar canı çok yanar ağlayarak gider eve geldiginde annesi ne oldu sana nerden düştün der çocukta babamin calistigi inşaatın merdiven boşluğuna ayagim takildi ve düştüm cok aciyor diye bagirir annesi hemen babasini arar babasi hemen gelir hastaneye gitceklerdir fakat arabaları yoktur babası çocuğu sırtına atar yavaş yavaş giderken bir tanıdık görur adam şöyle der gelin hastaneye bırakayım sizi hemen araba binerler çocuk daha halen ağlar durur hastaneye gelirler doktor film çeker kirik oldugu anlaşılır hemen alciya alirlar
Çocuk bir ay boyunca alcida durmasi gerekir disari cikamaz okula gidemez ve çalisamaz 1 ay boyunca evde kalır