Alişo ile Velişo iki kardeşti. Bir gün yolda kocaman bir çikolata görmüşler. Alişo ile Velişo çikolatayı yemek istemişler ama karşılarına çikolatanın bekçisi Çikoşo çıkmış.
Alişo demiş ki:
— "Valla abe, bizim canımız Çiko bilmem neyden çekti. Bize biraz verir misin?"
Velişo şöyle demiş:
— "İsmin Çikoşo mudur yoksa Mikoşo mudur bilmem ama ismin Japonca gibi kardeş. Bize o Çiko bilmem neyden vereceksin."
Çikoşo demiş ki:
— "Defolun gidin çünkü Ağa izin vermiyor! O bizim köyün ağasının çikolatası ve Ağa bana güvendi." *(Maşallah ne sadıkmışsın kardeşim, hepiniz köylü gibi konuşuyorsunuz.)* Neyse, Alişo ile Velişo o an Avrupa'daki Betüşo kuzenlerinin yanına gidip "garate" öğrenmiş ve dev Çikoşo'nun yanına geri gitmiş.
Çikoşo şöyle demiş:
— "Sizi veletler, niye geldiniz?"
Onlar da demiş ki:
— "Birazcık Çiko bilmem ne ver bize."
Sonra Çikoşo şöyle demiş:
— "Sizin gibi manyak veletlere çikolata vermem için şunu söylemelisiniz: 2 üssü 24 kaç?"
"Defol git işine Mikoşo!" demişler. Sonra eklemişler: "Bak Japon kardeş, senin için garate öğrendik!"
Ve Mikoşo'nun üzerinde karate kullanmışlar. Ama Mikoşo buna sinek ısırığı gibi tepki vermiş. Onlara bir vurmuş, kardeşler ölmüşler...
Ama kimse, çikolatanın sahibinin Alişo ile Velişo'nun babası olduğunu bilmiyormuş.
