İçeriğe geç

Yılın Aşkı

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Yılın Aşkı

Bölüm 2

Çilek 🍓 Toprak 🌎

Çilek, kafenin köşesinde oturduğu yeri, pencereden dışarı bakarak hayal ediyordu. Güneş, yavaşça batmaya başlamış, gökyüzünü turuncu ve pembe tonlarıyla boyamıştı. O gün, kafede geçirdiği her an, sanki bir masalın içine düşmüş gibi hissediyordu. Toprak, yanına oturduğunda kalbi bir kez daha hızlandı. “Bugün biraz macera arayalım mı?” dedi Toprak, gözlerinde parlayan bir heyecanla.

Çilek, neşesiyle dolu bu öneriye kayıtsız kalamazdı. “Neden olmasın! Ne yapmayı düşünüyorsun?” diye sordu, merakla. Toprak, gülümseyerek, “Beni takip et!” dedi ve Çilek’in elini tuttu. Kafenin dışına adım attıklarında, genç adam onu şehrin en güzel parkına götürdü. Ağaçların altında yürürken, Toprak birden durdu ve bir ağaç gölgesinin altındaki bir bankta oturmayı önerdi. “Burada birkaç dakikalığına duralım,” dedi. Çilek, Toprak’ın yanındaki sıcaklığı hissettiğinde, içindeki tüm belirsizliklerin kaybolduğunu düşündü. İkisi de gülerek sohbet etmeye başladılar.

Toprak, resim yapma tutkusunu ve doğayı keşfetme isteklerini paylaştı. “Bir gün, bu parkta bir sergi açmak istiyorum,” dedi. “Doğanın güzelliklerini insanlarla paylaşmak istiyorum.” Çilek, Toprak'ın hayallerine hayran kalmıştı. “Bunu yapmalısın! Senin yeteneğin var,” dedi içten bir gülümsemeyle. Derken, gözleri birden parıldadı. “Bir yere gidebilir miyiz?” diye sordu, heyecanla. “Hadi, bisikletlerimizi alalım ve biraz keşfe çıkalım.” Toprak, bu fikri hemen kabul etti. İkisi de parkın bisiklet kiralama alanına doğru koşmaya başladılar; kalplerindeki heyecan, her adımlarında artıyordu.

Bisikletlerini aldıktan sonra, güneşin batışını izlemek için en yüksek tepeye doğru yola çıktılar. Rüzgâr, saçlarını savururken, Çilek’in içindeki tüm karamsarlıklar dağılıyordu. Ağaçların arasından geçerken, Toprak sık sık ona bakıyor, gülümsemesiyle onu cesaretlendiriyordu. “Hayat işte böyle, keşfedilmeyi bekleyen bir yolculuk,” dedi Toprak, gözlerini parıldatarak. Çilek, Toprak’ın bu sözlerine katılmakla kalmadı, kendi içindeki macera arzusunu da keşfetti. Tepede durduklarında, manzara karşısında büyülenmiş halde kaldılar. “Bunu asla unutmayacağım,” dedi Çilek, içten bir sesle. “Bazen hayat, en beklenmedik anlarda, en sıradan günlerde güzel sürprizler sunuyor.”

Toprak, ona bakarak, “Evet, ve ben bu yolculuğun bir parçası olduğun için çok mutluyum,” dedi. Tam o sırada, Toprak’ın eski arkadaşı tekrar aklına geldi. O anki mutluluğunu bozmak istemeyen Çilek, düşüncelerini içinden silmeye çalıştı. “Bugün sadece burada ve şimdi olalım,” dedi. Toprak, ona hak verdi ve birlikte gülerek, o anın tadını çıkardılar. Akşamın ilerleyen saatlerinde, yıldızlar gökyüzünde parlamaya başladı. Çilek, Toprak’ın elini tuttu ve o anın büyüsüne kapıldı. “Bu anı hep hatırlayacağım,” dedi.

Her şeyin mükemmel olduğunu düşündü; belki de aşk, tam da böyle anlarda başlıyordu. Ancak, içindeki karamsar düşünceler hala tam olarak kaybolmamıştı. İkisinin arasında bir bağ oluşuyordu, ama geçmişin gölgeleri, her zaman peşlerinden geliyordu. Çilek, bu aşkın onları nereye götüreceğini merak ediyordu. Kalplerinde bir yangın vardı ve bu yangını söndürmek istemiyorlardı; ama belirsizlik, her anı daha da değerli kılıyordu.

Aşk, bazen bir bisiklet yolculuğunda, bazen de yıldızların altında başlar. Çilek ve Toprak, birbirlerinin kalplerinde bir yer bulmuşlardı; şimdi, bu aşkın onları nereye götüreceğini keşfetme zamanıydı.

Bölüm sonu

2 yorum