-Abla çok ama çok haklısın.Bu kızın yaşamadığı şey kalmamış.
Falcı korkunç bir şekilde sırıttı.
-Söylediğim şeyin yalnış çıkma ihtimali yoktur.
Lizge sabırsızca artık Melihinin nerede olduğunu bilmek istiyordu.
-Falcı abla lütfen artık şu bulma büyüsüne geçe bilir miyiz?
Cadı yanındaki miladtan kalma sarı kağıdını aldı.Kağıdın hemen yanında mürekkep ve beyaz kuş tüğü vardı.
Falcı küreye ara bir bakarak küreye tüyle kağıda bir şeyler yazıyordu.Yazımı eski zamanlardaki çok güzel yazılara benziyordu.
Küreye bakarak yazmaya devam ederken,yazı yazmayı durdurdu.Daha kaba ve korkunç ses tonuyla konuşmaya başladı.
-Siz benimle alay mı ediyorsunuz?
Esila biraz korkak ses tonuyla inkar etti.
-Ne alaka falcı abla?Doğruyu söylüyoruz biz.
Lizge falcının bu söyledikleri için çantasından 2 fotoğraf çıkardı.Fotoğraflar 6-7 yıl önceye aitti.
Lizge fotoğrafları falcıya gösterdi.
-Bak falcı abla.Bu küçük çiçekli etek giyen kız benim.Bu da aradığım kişi.
Falcı fotoğrafların birini aldı.
-Hmmm.Bir şeyler ters gidiyor.
Lizge umudunu yitirdiğini düşündü bir an.
-N-nasıl?Noldu?
Falcı ayağı kalktı büyük raftan keklikotu götürdü ve yerine oturdu.
Sağ tarafından bir kase aldı.Kasenin tahtadan yapıldığı belliydi.
Falcı kaseyi ortaya koydu.Keklik otunu kasenin içine attı.Sonra ezmeye başladı.
Esilayla Lizge korkudan ne kıpırdıyordu ne de konuşuyordu.
Falcı işine odaklanmış bir şekilde Esiladan bir şey istedi.
-Sarı kız,git şu kapının az yanında olan sudan al bir tabak.
-İyide falcı abla suyu neyle taşıyım?
-Su vedresinin yanında zaten tabak olmalı.
-Tamam.
Deyip getirdi.Falcı keklikotuyla suyu karıştırdı.
İşte en heyecanlı yer.Keklikotulu suyu aşırı büyük bir tabağa döktü.
Döktükten 10-15 saniye sonra falcı ağzıyla bir şeyler mırıldandı.
Ve tabakta Melihin kim ve nerede olmasının cevabı yazıldı.........






