Arabada giderken eski anıları düşünmeden edemiyordum. Kısa bir süre sonra babam arabayı park etti ve "inebilirsiniz" dedi. Geldiğimiz yer tek katlı evlerle doluydu.
"Burdan" diyerek bize yön gösterdi babam. Cok tatlı ve hos bir vibe'ı olan eve girdik. Bahçede bizi Tarık abi ve Karısı karşıladı. Babamla Tarık abi tokalaştı. Gözüm her yerde onu arıyordu. Bizi içeri davet ettiler. Bir süre içeride oturduktan sonra. Uzun merdivenlerin başında biri annesine seslendi. Evet oydu. Güneşti bu.
"Kızım gel bak kimler geldi!" diye seslendi Aslı teyze. Güneş yavaş adımlarla merdivenlerden iniyordu.
Çok heyecanlanmıştım. Güneş salona geldi. O kadar değişmişti ki. O kadar güzelleşmişti ki. Gözlerimi yüzünden alamıyordum. Hafif çekik olan gözleri, kaydırak gibi olan burnu ve pembe dudaklari o kadar güzeldi ki. Saçlarını kestirmiş. Saçımı ölene kadar uzatacağım diyen kız saçlarını çok kısa kestirmiş.
Ona bakakalmıştım. Bunu hissetmiş olmalı ki bana dönüp "Hoşgeldin Yağmur." dedi, bana kırgınmışçasına. Sonra anne babamla iki sohbet etti ve merdivenlere yöneldiği sırada " Hadi Yağmuru da al odana çık kızım" dedi Aslı teyze.
Güneş tepkisiz bir şekilde duruyordu. Yanımda oturan annem kalkmam için dürttü beni. Güneşten bir cevap bekliyordum. Bir şeyler söyle artık...
"Gel Yağmur" dedi soğuk sesiyle. Bana mı kırgındı acaba. Ama uzun zamandır görüşmemiştik neyin kırgınlığıydı bu. Uzun süre görüşmememiz de benim suçum değildi buna kırılmış olamazdı herhalde.
Ayağı kalktım. Tereddütlü ve yavaş adımlarla Güneş'in peşine takıldım. Odasına gidene kadar tek kelime etmedi. Odasına vardık kapıyı açtı ve beni buyur etti. Odasını hiç değiştirmemiş neredeyse. Eskisi gibiydi. Anılar gözümde canlandıkça duygulanıyordum.
Odayı incelediğimi fark etmiş olmalı ki "Eskiden çok severdin bu odayı simdi neden beğenmemiş gibi bakıyorsun?" diye sordu gergin bir biçimde.
" Oda eskisiyle aynı yatağının yerini değiştirmişsin bi tek ve bi kaç poster asmışsın çok güzel olmuş. Bu oda da çok güzel anılarımız vardı." dedim duygulu bir ses tonuyla. Güneş yüzüme baktı "Duygulandın mı sen?" diye sordu dalga gecer gibi. Az önce ki kırgın kişi gitmiş yerine başkası gelmişti sanki.
"Hayır be saçmalama." dedim sanki hala en yakın arkadaşmışız gibi.
"Bu odada ki tüm anıları hatırlıyor musun gerçekten?" diye sordu Güneş. Sanki bir şey hatırlamamı istiyordu. Beklentili gözlerini bana dikmişti. "Çoğu şeyi hatırlıyorum." dedim. Beklentili gözleri gitmiş yine o kırgın gözler bakıyordu.
"Nasıl gidiyor hayatın?" diye sordum aradaki gerginliğin geçmesi için. Gözlerimin içine içine bakıyordu tek kelime etmeden...