İçeriğe geç

Yıldızların Ardındaki Şehir

Bölüm 7 · 3 dk okuma

Yıldızların Ardındaki Şehir

Bölüm 7

Bölüm 7: Gökyüzünden Gelen

Gökyüzündeki şey giderek büyüyordu.

Bütün şehir durmuştu.

Savaş...

Patlamalar...

Bağırışlar...

Hepsi birkaç saniyeliğine unutulmuştu.

Herkes aynı yere bakıyordu.

Gökyüzüne.

---

Bulutlar ikiye ayrıldı.

Mavi şimşekler karanlığı aydınlattı.

Ve sonunda o şey tamamen ortaya çıktı.

Eren nefesini tuttu.

Bu, gördüğü hiçbir şeye benzemiyordu.

Yüzlerce metre uzunluğundaydı.

Yüzeyi yıldız ışıklarıyla kaplıydı.

Sürekli şekil değiştiriyor gibiydi.

Bir an bir gemiye benziyordu.

Sonra bir canlıya.

Sonra dev bir kristale.

Sanki gözler onun gerçek formunu algılayamıyordu.

"Bu da ne?" diye fısıldadı Eren.

Arven'in sesi titriyordu.

"Bir Yıldız Taşıyıcısı."

---

Lina'nın gözleri büyüdü.

"Efsanelerdeki mi?"

Arven başını salladı.

"Evet."

"Efsaneler gerçek miydi?"

"Sanırım bunu öğreniyoruz."

---

Yıldız Taşıyıcısı sessizce gökyüzünde süzülüyordu.

Ama nedense onu gören herkes derin bir baskı hissediyordu.

Sanki görünmez bir ağırlık omuzlarına çökmüştü.

Eren'in pusulası ise çılgına dönmüştü.

Kristal durmadan parlıyor, ibre her saniye farklı yönlere dönüyordu.

Sonunda pusula havaya yükseldi.

Kendi kendine.

Eren'in elinden ayrıldı.

Ve odanın ortasında asılı kaldı.

"Bu normal değil." dedi Eren.

"Kesinlikle değil." dedi Lina.

"Birimizin bunu durdurması gerekiyor."

"Nasıl?"

"Hiçbir fikrim yok."

---

Birden kitabın kapağı açıldı.

Kimse dokunmamıştı.

Sayfalar kendi kendine çevrilmeye başladı.

Eski semboller mavi ışıkla parladı.

Ve ilk kez okunabilir hâle geldiler.

Sayfanın ortasında tek bir cümle yazıyordu:

"Kapı açıldığında iki dünya birleşecek."

Arven'in yüzü gerildi.

"Eyvah."

"Bu kelimeyi çok sık kullanıyorsun." dedi Eren.

"Çünkü durumumuz sürekli kötüleşiyor."

---

Sayfalar tekrar çevrildi.

Yeni satırlar oluştu.

"Kayıp Mirasın Taşıyıcısı yıldızları uyandıracak."

"Gölgeler geri dönecek."

"Ve Son Kapı açılacak."

Oda sessizleşti.

Eren'in içi hiç rahat değildi.

"Şey..."

"Evet?" dedi Lina.

"Bana mı diyor?"

Arven başını salladı.

"Büyük ihtimalle."

"Harika."

---

Tam o anda bina şiddetle sallandı.

Bu kez öncekilerden çok daha kötüydü.

Dışarıdan çığlıklar duyuldu.

Patlamalar artmıştı.

Şehrin enerji kalkanı parçalanmaya başlamıştı.

Gökyüzünde büyük çatlaklar oluşuyordu.

Ve saldıran ordular şehre yaklaşıyordu.

Arven pencereye baktı.

Yüzü karardı.

"İçeri girdiler."

---

Lina hançerini çekti.

"Ne kadar zamanımız var?"

Arven birkaç saniye düşündü.

"Belki bir saat."

"Belki mi?"

"İyimser davranıyorum."

---

Birden pusuladan ışık fışkırdı.

O kadar güçlüydü ki herkes gözlerini kapattı.

Eren'in zihni yeniden başka bir yere çekildi.

Bu kez görüntü daha netti.

Karanlık bir salon.

Dev sütunlar.

Gökyüzüne uzanan bir kapı.

Ve yine gelecekteki Eren.

Ama bu kez yalnız değildi.

Yanında başka insanlar vardı.

Lina.

Arven.

Ve tanımadığı kişiler.

Hepsi savaş yorgunu görünüyordu.

Gelecekteki Eren doğrudan ona baktı.

Sanki zamanın ötesinden sesleniyordu.

"Dinle."

Bu kez sesi çok netti.

"Vaktimiz kalmadı."

"Sen kimsin?" diye sordu Eren.

"Ben sensin."

"Bu hâlâ çok garip."

Gelecekteki Eren gülümser gibi oldu.

"Aynı şeyi ben de söylemiştim."

---

Sonra yüzü ciddileşti.

"Yıldız Taşıyıcısı bir işaret."

"Neyin işareti?"

"Onların dönüşünün."

"Onlar kim?"

Gelecekteki Eren birkaç saniye sustu.

Sonra tek kelime söyledi.

"Boşluklular."

---

Bu isim duyulur duyulmaz görüntü titredi.

Sanki bir şey bu konuşmayı engellemeye çalışıyordu.

Salon kararmaya başladı.

Uzaktan korkunç sesler geliyordu.

Dev gölgeler hareket ediyordu.

Gelecekteki Eren bağırdı:

"Yıldız Günlüğü'nün son sayfasını bul!"

"Neden?"

"Çünkü kapının yerini yalnızca o biliyor!"

"Gelecekteki beni bulmam gerektiğini söylemiştin!"

"Evet!"

"E şimdi günlüğü bul diyorsun!"

"İkisini de yapman gerekiyor!"

"Bu hiç yardımcı olmuyor!"

---

Tam o sırada görüntü parçalandı.

Eren tekrar odaya döndü.

Nefes nefeseydi.

Kalbi deli gibi atıyordu.

Lina ve Arven ona bakıyordu.

"Eren?" dedi Lina.

"İyi misin?"

Eren birkaç saniye konuşamadı.

Sonra yavaşça başını kaldırdı.

"Sanırım gelecekteki hâlimle tartıştım."

---

O sırada gökyüzünden gelen dev varlık ilk kez hareket etti.

Şehrin tam üzerine geldi.

Ve bütün dünyanın duyduğu bir ses yankılandı.

Ne erkekti.

Ne kadın.

Ne de insandı.

Ama herkes onu anlayabiliyordu.

"Taşıyıcı bulundu."

Sessizlik.

Sonra ikinci cümle geldi.

Ve bu kez doğrudan Eren'e hitap ediyordu.

"Yıldızların Varisi... seni bekliyoruz."

Devam edecek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.