Karanlık bir geceydi. Gökyüzünde yıldızlar, birer birer parlayarak kaybolan umutları fısıldıyordu.
Göz alıcı bir mavi renk, yıkık dökük binaların arasından süzülüyor, terkedilmiş alışveriş merkezlerinin camlarından içeri sızıyordu.
Her şey bir zamanlar parlak ve canlıydı, ama şimdi, 2030 yılında, dünya terörün gölgesinde kalmıştı
. İnsanların sayısı neredeyse yarıya inmişti ve hayatta kalanlar, her an için birbirlerine düşman olabiliyorlardı. Gece, on altı yaşına basmış bir kızdı. Dalgalı koyu kumral saçları ve esmer bir teni vardı, gözleriyse karamel rengindeydi.
Gece
hayatta kalmak için mücadele eden bir savaşçıydı; cesur, zeki ve kararlıydı. Ama içindeki heves, bu yıkık şehirde kaybolmuştu.
Yıldızların altında, bir umut ışığı arıyordu. Destekleyici karakterlerden biri, Gece’nin en yakın arkadaşı Toprak. On yedi yaşında, kumral, ela gözleriyle daima Gece’nin arkasında duran biriydi.
Toprak, Gece’nin aksine, dünyayı daha karamsar bir gözle görüyordu. Ancak onun karamsarlığı, Gece’nin iyimserliğini besliyordu. İkisi birlikte, hayatta kalmanın yollarını ararken birbirlerine destek oluyorlardı.
Bir gece, Gece ve Toprak, terkedilmiş bir binanın çatısına çıktılar. Yıldızlar, sanki onları izliyormuş gibi parlıyordu. Gece, yıldızların arasında kaybolmuş hissettiği sırada, gökyüzünde tuhaf bir ışık belirdi.
Toprak da fark etti ve ikisi de şaşkınlıkla bakıştılar. O ışık, bir yıldızdan ziyade, bir şeyin varlığını hissettiriyordu; belki de bir mesaj.
Birden, ışık parladı ve Gece’nin kendine çekti. Kalbi hızla çarparken, “Toprak” diye haykırışını duydu ama bedeni hareketsiz kalmıştı. Gözlerini kapattığında, kendini başka bir dünyada buldu.
Etrafında parlayan yıldızlar ve mistik varlıklar vardı. Bu dünya, yaşadıkları yıkıntının tam tersiydi; burada her şey canlı, umut dolu ve büyülüydü.
Gece, bu yeni dünyada, hayal edemeyeceği kadar güçlü ve cesur bir varlık olduğunu keşfedecekti.
Aynı zamanda, Toprak’ın kaybolduğuna dair derin bir korku da içini kemiriyordu. Bu yeni dünyadaki hem dostları hem de düşmanlarıyla yüzleşirken, gerçek aşkı bulacak ve belki de bu karmaşayı sona erdirecek, kaybolan yıldızların sırrını çözecekti.
Ama Gece’nin bilmediği bir şey vardı; bu dünyanın karanlık sırları da, ışıkları kadar parlamaktaydı. Her adımda daha fazla tehlikeyle karşılaşacak, her keşfiyle kendisini daha fazla kaybolmuş hissedecekti.
Yıldızların arasında, hem aşkı hem de savaşmayı öğrenirken, Gece’nin hayatı hiç olmadığı kadar değişecekti. Ve belki de, yıkılmış dünyanın altında, kaybolmuş bir sevginin tohumları filizlenecekti.