Ruby okula girdiğinde ikinci döneminde birinci kadar sıkıcı olacağından çok emindi. Neyse ki okulda ki yakın arkadaşı Ada’da orada olacaktı ve o olduğu sürece hiçbir şey sıkıcı olmayacaktı.
Okula yeni nakil aldırmış olan Fyodor’sa sessizce ve çekingence okulda yürüyordu. İki yakın arkadaşların sarılmasını izliyordu.
(Ada Türk Ruby Fransız ve Fyodor ise Rus’tu ve uluslarası bir okulda öğrenim görüyorlardı.)
Şanstır ya bu, üçü de aynı sınıfa düşmüştü fakat Ada ve Ruby yan yana oturuyordu ve Fyodor onların hemen arkasındaydı. Sınıfta ki kendini önemli varsayan ergenlerin çığırtıları içinde klasik bir okul dönemi olacağına inanıyordu herkes. Ders başladı ve bitti ve başladı ve bitti ve bu şekilde öğle arasına kadar gelmişti bile. Ve öğle arası Ada ve Ruby oturacak güzel bir yer bulmuştu bile, yaklaşık 5 dakikadır onlara bir şey söyleyecekmiş gibi bakan Fyodor’u görmezden gelmeye çalışan Ada bir süre sonra dayanamayıp ona “Yanımıza gelmek ister misin?” diye sormuştu.
Şimdi o çekingen çocuğun ilk defa gülümsemesini görmüşlerdi. “Adın neydi…? Umm, Fy- Fyo- kusura bakma, telaffuz edemedim.” Ruby bunu söylediğinde çocuk güldü ve “Fyodor.” dedi.
Ada; “Oha ne demek?”
Fyodor; “Tanrının lütfu demek.”
Ruby; “İsme gel lan benimki dümdüz Yakut demek aq.”
Konuşup tanışırken Öğle Arası çoktan geçmiş hatta gün bitiyordu.
Böyle anlatınca çok normal gelse de sınıfta ki bazı kişilerde hatta bazı hocalarda bir sorun vardı sanki, sanki bazılarında bir gerginlik hakimdi. Hatta bazı kişiler direkt kötülük yapmak istiyordu. Bir kaç erkek öğrencinin Fyodor’la dalga geçme çabaları bile olsa da Ada’nın savuşturma ve savunmasıyla hepsi uzaklaşmıştı. Ama yine de dönemin ilk gününden kavga çıkması normal değildi. Bir gariplik vardı ancak kimse çözemiyordu. Ada’nın 6. Hisleri güçlü olsa gerek, bugün açtıkları üç kişilik grupta bu konuyu ilk o açmıştı. Fyodor ve Ada bir süre bu konu hakkında tartışsalarda Ruby’nin mesajıyla uyumaya karar vermişlerdi.
Ruby; “Ya ne saçmalıyorsunuz az bilim kurgu izleyin Allah için biraz daha uçarsanız insanları kötüleştiren sihirler olduğunu bile söyleyeceksiniz.”
Ruby; “Onları kurtaracak kahramanlar da siz misiniz yoksa? AHAHAHAHAHAHAHAHAHAH. Yatıp zıbarın lütfen.”
İyi geceleşip uyudular ve bir hafta böyle geçse de gerginleşen insanların sayısı artıyordu. Etrafa kötü bir aura hakimdi sanki ve Cuma günü öğle arası gelmişti bile.
Ada’da bir gariplik vardı. Normalde olan enerjisinden eser yoktu.
Ruby; Ada bi sorun mu var?
Ada; Dün gece uyuyamadım, ne zaman gözlerimi kapatsam ayin yapan insanlar ve şeytanlar gördüm.
Fyodor; Ne?
Ruby; Size diyorum bilim kurgu işini azaltın diye.
Ada; Haklısın galiba bir süre ara vereceğim gibi duruyor.
Fyodor; Senin gibi çizgi diziler mi izleyelim yani?
Ruby; Mucize bir başyapıttır ve senin gibilere ağır gelmesi normal. Hah!
Bu şekilde konuştular, günü bitirdiler ve yine normalce hafta bitmişti.
(İleride neler yaşanacağı ise muamma.)