İçeriğe geç

Yıldız Oyuncu

Bölüm 8 · 4 dk okuma

Yıldız Oyuncu

Bölüm 8

Bölüm 8: Kampüsteki Gölgeler

Ertesi gün kampüs her zamankinden daha kalabalıktı. Özgür, gece aldığı soğuk duşa ve neredeyse hiç uyuyamamış olmasına rağmen kampüste adeta bir avcı gibi dolaşıyordu. Bakışları çimlerde oturanlarda, kafeteryadaki masalarda, kütüphane merdivenlerindeki kızlardaydı. Telefonunu elinden bir an olsun düşürmüyordu.

Ders aralarında çimlerin üzerindeki banklardan birine oturduğunda cebindeki telefon titredi.

+90 538 XXX XX 16: "Sol tarafındaki ulu çınarın altındaki bankta oturan kız esmer, senin tarzın değil Kaptan. Boşuna süzme kızı."

Özgür hızla kafasını sola çevirdi. Çınarın altında birkaç kişi oturuyordu ama kimse doğrudan ona bakmıyordu.

Özgür: "Sen harika bir casussun, biliyorsun değil mi? Yakınımda bir yerlerdesin."

+90 538 XXX XX 16: "Sadece gözlem yeteneğim gelişmiş diyelim. Ayrıca dünkü maçtan sonra sağ bileğini sürekli ovuşturduğunu görebiliyorum. Kızılötesi gözlerim var sanma, tam karşındaki kafenin açık alanındayım."

Özgür oturduğu yerden aniden ayağa kalktı. Karşı kafedeki masalara doğru göz gezdirmeye başladı. Masalarda oturan irili ufaklı gruplar, kahvesini yudumlayanlar, ders çalışanlar...

Özgür: "Ayağa kalktım. Şimdi ne yapacaksın? Masalardan birine doğru yürüyorum."

+90 538 XXX XX 16: "Yürü bakalım. Ama adımlarını bu kadar hızlı atarsan seni izleme keyfimi kaçırırsın."

Özgür kafenin bahçesine girdi. Masaların arasından geçerken elindeki telefona bakıp kıkırdayan bir kız arıyordu.

Özgür: "Şu an siyah ceketli kızın yanından geçiyorum. Telefonuna bakıp gülümsedi. Sen misin?"

+90 538 XXX XX 16: "O kız erkek arkadaşına gülümsüyor Özgür, arkandaki masada oturan çocuk birazdan seni dövecek, çabuk oradan uzaklaş."

Özgür gayriihtiyari arkasına baktı ve gerçekten de kıza baktığını sanan çocuğun dik dik kendisine baktığını gördü. Hafifçe öksürüp adımlarını hızlandırdı ve kafenin iç kısmına doğru geçti.

Özgür: "Benimle oynamayı kes artık. Neredeyse kavgaya karışıyordum."

+90 538 XXX XX 16: "Seni uyardım! Ama kabul et, ad adrenaline ihtiyacın vardı. Dün geceden sonra uykusuzluğun yüzünden dökülüyorsun zaten."

Özgür kafenin içindeki kasanın sırasına geçti. Derin bir nefes alarak etrafı izlemeye devam etti.

Özgür: "Dün gece yüzünden uykusuz kaldığımı kabul ediyorsun yani? Bunun bedelini ödeyeceksin."

+90 538 XXX XX 16: "Nasıl ödeteceksin Kaptan? Beni yakalayamıyorsun bile."

Özgür: "Çok az kaldı anonim. Bu kampüs büyük olabilir ama ben senin sandığından daha sabırlıyım. Şu an tam arkanda duruyor olabilirim."

+90 538 XXX XX 16: "Arkamda olsaydın nefesini ensemde hissederdim Özgür... Ve inan bana, bunu hissetseydim bu kadar sakin mesaj yazamazdım."

Özgür ekranındaki bu mesajı okuduğunda yutkundu. Kızın kelimelerle oynamadaki ustalığı yine tüm dengesini altüst etmişti.

Özgür: "Bunu sen istedin. Akşamki antrenmana kadar seni bulamazsam salondan çıkmıyorum."

+90 538 XXX XX 16: "İstediğin kadar kalabilirsin Kaptan. Çünkü ben bugünlük avımı yeterince koşturdum. Derse gidiyorum, sana bol şans."

Akşam antrenmanı biteli iki saatten fazla olmuştu ama Özgür hâlâ soyunma odasındaki bankta oturuyordu. Salonun ışıklarının yarısı kapatılmış, ortama loş ve sessiz bir hava çökmüştü. Bütün gün kampüsün altını üstüne getirmiş, gördüğü her dumanlı bakışta ya da elinde telefon tutan her kızda onu aramıştı ama nafileydi. Anonim kız sanki kampüsün içinde bir gölge gibi süzülüyor, tam yaklaştığını düşündüğü anda ellerinin arasından kayıp gidiyordu.

Özgür, elindeki basketbol topunu ritmik bir şekilde yere vurup tutarken göğsünün ortasındaki o tarif edilemez hırsı hissedebiliyordu. Bu sadece bir merak değildi artık; kızın zekası, pervasızca yazdığı mesajlar ve yarattığı o çekim Özgür'ü tamamen ele geçirmişti.

Sessizliği telefonunun tok titreşim sesi böldü. Topu kenara bırakıp hızla ekrana baktı.

+90 538 XXX XX 16: "Salonda tek başına oturup boşluğa dik dik bakmak yeni antrenman metodun mu Kaptan? Güvenlik görevlisi birazdan ışıkları tamamen kapatacak, haberin olsun."

Özgür: "Sen gerçekten çıldırmışsın. Hâlâ buralarda mısın?"

+90 538 XXX XX 16: "Belki evimdeyimdir, belki de salonun üst tribünlerindeki karanlıkta seni izliyorumdur... Kim bilir?"

Özgür başını hızla yukarı kaldırıp karanlık tribünleri taradı. Hiçbir şey görünmüyordu.

Özgür: "Bütün gün beni peşinden koşturduğun yetmedi mi? Çık ortaya artık."

+90 538 XXX XX 16: "Bütün gün seni izlemek inanılmaz keyifliydi Özgür. Beni ararken takındığın o ciddi, çatık kaşlı ifade... İtiraf etmeliyim ki oldukça etkileyici duruyorsun."

Özgür: "O etkileyici dediğin adamı fazla zorluyorsun anonim. Seni bulduğumda bu kadar rahat olabilecek misin?"

+90 538 XXX XX 16: "Beni bulduğunda ne yapacaksın ki Kaptan? Beni cezalandıracak mısın?"

Özgür nefesini tuttu. Kızın mesajlardaki bu cesur ve imalı tavrı, dün geceden beri sönmeyen o ateşi yeniden körüklüyordu.

Özgür: "Cezalandırmak az kalır. Bütün bu oyunların, kaçışların ve dünkü o fotoğrafın hesabını tek tek soracağım."

+90 538 XXX XX 16: "Sabırsızlıkla bekliyor olacağım."

+90 538 XXX XX 16: "Ama bu gecelik bu kadar kovalamaca yeter. Üstünü değiştir ve eve git Özgür. Dün gece zaten uyumadın, gözlerinin altı morarmış."

Özgür: "Senin yüzünden uyumadım. Ve bu gece de pek farklı olmayacak gibi duruyor."

+90 538 XXX XX 16: "Bu sefer aklına o fotoğrafı getirmemeye çalış diyelim o zaman... Ya da getir, senin bileceğin iş."

Özgür: "Gitme. Biraz daha yaz."

+90 538 XXX XX 16: "Yorulmuş bir Kaptan sahada işime yaramaz. Git ve uyu."

+90 538 XXX XX 16: "İyi geceler, Yıldız Oyuncu."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.