İçeriğe geç

Yıldız ile Ay

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Yıldız ile Ay

Bölüm 2

Mor Menekşe

Yatakta doğrularak uyandım, kabus görmüştüm. Kabusta Kardeşim Suzi aslında benim kardeşim değil annem çıkıyordu, amk nasıl rüya lan bu?

Yataktan indim ve lavaboya adımlayıp içeri girdim. Yüzümü yıkadım, dişlerimi fırçaladım ve gene ufak bir bakım yaptım. İşlerimi bitirdikten sonra mutfağa geçip sıradan ve ufak bir kahvaltı hazırladım: Gevrek ve süt. Kahvaltıyı yeme aşamasına geçmek isterdim fakat ben kimim yemek yiyeyim, hemen telefon çalar. Cebimden telefonu çıkarıp ekranına baktım, Suzi yani kardeşim arıyordu.

-Efendim Suzi?

-N'apıyo'n lan mal?

-Bakıyorum da sen bugün gene saygı olmuşsun. Heh ne oldu söyle bakayım?

-Yok ma öylesine aradım, bakayım yaşıyor musun diye, kapiş?

-He he aynen, ağzındaki baklayı çıkarsana sen.

-Ya şey dicem şu seninki var ya Berk, onun arkadaşı falan yok mu?

-Aldattı o puşt beni, yok yani.

-Ne? Nasıl lan!?

-Hee dün kavga ettik falan tehdit etti işte tokat attı bende onun boğazına yumruk attım falan işte sonra gitti falan filan.

-Emre, senin kulakların seni duyuyor mu? Neden yeni haberim oldu benim?

-Ne yapayım Suzanna, haberlere mi çıkayım amk aldatıldım ben diye?

-Ben olsam yapardım.

-O sensin işte..

-Neyse sen iyi misin, tokat attı dedin?

-Hee yok ya iyiyim, sıkıntı değil.

-Kardeşim yaa, keşke yaşamasaydın böyle bir şey.

-Keşke ama işte, yaşandı bitti.

-Aynen, neyse benim gitmem lazım baybay

-Ba-

Arama sonlandırıldı. Aptal ya bu kardeşim ama ne yaparsın ki seviyorum bu gerizekalıyı.

Bugün ne yapacağıma pek karar verememiş üstelik daha yapmam gereken ev işleri vardı, bende bari erkenden onlara başlayayım.

ᯓ★ ᯓ★ ᯓ★ ᯓ★ ᯓ★ ᯓ★

Saat akşam 18:27 ve benim işlerim yeni bitti, bende bitmiş oldum. Ev çok güzel oldu ama değdi yanehhh. Tam her yerdeki temizlik malzemelerini toplayıp kaldırmış, koltuğa oturmuş ve televizyonu açıp izlemeye başlamıştım ki kapı çaldı. Zaten benim dinlenmek neyime?

Ayağa kalkıp kapıya adımladım ve delikten baktım, tanımadığım ve bu apartmana yeni taşınan yan komşumdu bu. Kapıyı araladım:

-B-Buyrun?

Nefesim kesilmiş nutkum tutulmuştu, çünkü bu adam tam anlamıyla bir afetti. Kolları hafif kaslıydı, yakışıklıydı 10/100, saçları dağınıktı ve siyahtı, tişörtünden karın kasları belli oluyordu. Adamı çok fazla inceledim herhalde daldım gittim, komşum -Müstakbel kocam da diyebiliriz- ufak bir öksürükle cümlesine başladı.

-Kusuruma bakmayın, evimde biraz yardıma ihtiyacım var da taşınma aşamasındayım. Acaba rica etsem yardım ede-

-Olur, hiç sıkıntı değil!

Fazla mı belli ettim? Off neyse.

-Hah şimdiden çok teşekkürler. Gelin.

Adamın boyu aşırı uzundu, yani 1.86 vardır diye tahmin ediyorum.

-Bu arada isminiz neydi?

Diye sordu komşum.

-Emre, sizin?

-Koray, memnun oldum.

-Bende.

Koray'ın evine girdiğimde içerinin dağınık olduğu gözüme çarptı, e malum yeni taşınıyor.

-Sadece mutfakta yardım edebilirseniz benim için çok iyi olur Emre bey.

Bey mi? Siz mi? Neyim ben Cumhurbaşkanı mı? Çok samimi konuşuyorsun Koray Bey (!)

-Eh olur, tabii ki. Bu arada sen diyebilirsin bana, tabii senin için de sakıncası yoksa bende sana sen diyeyim?

-Olur olur, zaten resmi konuşmayı pek sevmem.

-Bende

Allah'ım ne kadar çok ortak noktamız var dimiiii??? Neyse şuanlık bunları düşünmeyi bırakıp mutfakta duran kolilerden birkaç tabak alıp raflara yerleştirmeye başladım.

ᯓ★ ᯓ★ ᯓ★ ᯓ★ ᯓ★ ᯓ★

Yaklaşık 2 saat sonra mutfağı yerleştirip, tozunu alıp süpürmüştüm. Kapıdan Koray girip bana teşekkür etti.

-Çok zahmet ettin, sağol Emre. Bu arada yaşın kaçtı?

-19, senin?

-20, biraz daha küçük gösteriyorsun ama, hahah.

-Hahah evet öyle biraz ama sorun değil.

-Gerçekten çok teşekkürler. İstersen kahve yapabilirim?

-Olur, şekersiz olursa daha da iyi olur.

Gülümseyip yerimde kaldım, nerede oturayım diye soramadım. Bazenleri bana oluyordu komutla çalışıyordum bazen.

-Ehh salonda oturabilirsin Emre, kendi evinmiş gibi rahat et.

Deyip gülümsedi. Bende evlilik hayali kurarak salona geçip oturdum.

5 dakika sonra Koray elinde 2 kahve fincanıyla geldi ve birini bana verdi. Fincanı elime alırken teşekkür ettim.

-Şekersiz seninki, doğru dimi?

-Evet evet, doğru.

-Tamam, sevindim doğru yaptığıma.

Bağdaş kurup koltuğa daha rahat yerleştim ve kahvemi yudumlamaya başladım.

-Sen ne zamandır buradasın peki?(Koray)

-2,5 senedir buradayım, lise 3. Sınıfta buraya taşındım. Bu yaz da üniversiteye gidicem işte, sen hangi üniversitede okuyorsun bu arada?

-İTÜ'de okuyorum, mühendislik bölümündeyim. Sen peki, hangi üniversiteye gidiceksin?(Koray)

-Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar fakültesi. Çok istiyordum ve nihayet artık gerçekleşti.

-Senin adına sevindim.(Koray)

Yaklaşık 10 dakika daha sohbet ettikten sonra benim kahvem bitti ve saatte akşam 10'a geliyordu, yani gitmem lazımdı. Bende yavaşça ayaklandım.

-Ben artık gideyim, saat biraz geç oldu. Kahve için de teşekkürler.

-Asıl benim teşekkür etmem lazım mutfağa yardım ettin, yeniden teşekkürler.

-Sorun değil, hayırlı olsun yeni evin.

-Sağol, seni kapıya kadar geçireyim.

Kapıya doğru yürüdüm fakat Koray önüme geçti ve kapıyı benim için açtı, dışarı çıkıp ayakkabılarımı giyerken kapıda bekledi.

-Görüşürüz Koray.

-Görüşürüz Emre.

Koray kapıyı kapattı ve bende cebimden anahtarımı çıkarıp kendi evimin kapısına doğru adımladım, kapıyı açtım ve içeri girip kapıyı kapattım, kilitledim. Ayakkabılarımı çıkarıp Portmantonun gözlerinden birine koydum, koltuğa geçip oturdum ve televizyonu tekrar açtım. Televizyon açıkken telefona bakmak favori aktivitelerimden biriydi o yüzden telefonu elime aldım ve Instagram girdim. 5 dakika takıldıktan sonra televiyon ve telefon ile birlikte salonun ışığını da kapatıp odama geçtim. Yatağıma oturur pozisyonda uzandım ve başucu kitabımı okumaya başladım.

120 sayfa okuduktan sonra kitabı kenara koydum ve bir süre boşluğa baktım, beynime bir şey oluyordu. Kalbimin atış hızı artıyordu, nefes alış verişlerim hızlanmaya başladı, nefes alamıyordum. Aklıma sürekli bana yapılan zorbalıklar geldikçe daha da kötü oluyordum, başım dönüyor kalbim çarpıyor ve tekliyordu, gözlerim bulanık görmeye başlamıştı ve bacaklarım seğiriyordu. Sürekli ellerimi çıtlatıyordum, artık çıtlamayınca ise ellerimi kaşımaya başladım. Dudaklarımı kemiriyordum ve kanıyorlardı. Yataktan inip ayağa kalktım fakat gözlerim karardı ve yere düştüm, bayıldığımı düşündüm fakat düşünebildiğime göre bayılmamıştım. Bana ne oluyordu diye düşündüm, cevap yoktu, bilmiyordum. Ağlamaya başladım ve yerde kalmaya devam ettim. Ellerimle kulaklarımı kapadım, çok fena titriyordum ve kulağımda uğultular vardı.

Gözlerim hala kararmış şekilde duruyordu ve uğultular artmaya başlamıştı. Kendimi hissetmiyordum, zaman kavramı durmuştu benim için, kesinlikle ilerlemiyordu. Artık kaldıramıyordum ve başımı pes edercesine yere koydum.

Bölüm sonu

3 yorum