İçeriğe geç

Yılan Zehri ve Taş Karga

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Yılan Zehri ve Taş Karga

Bölüm 1

1. Bölüm

Ben düşmüş krallığın gözleri görmeyen kahini ve kralı tahttan indirecek, Tanrıların kızıyım.

------------------------------------------------------------------------------------------------

Odanın köşesindeki dolaba doğru yürüdüm ve boş çantayı aldım. Bağlarını açıp içinde bir şey olmadığından -muska, şifalı ot vb.- emin olmak için içine baktım ve ardından yatağımın üstüne attım. Dolabımın açık kapağına tutunarak rengarenk elbiselere ve eteklere baktım. En güzellerini özenle seçip kolumun üstüne atıp yatağıma doğru yürüdüm.

Elbiseleri katladım ve etekleri buruşmayacak şekilde elbiselerle beraber geniş çantaya yerleştirdim. Dönüp dolabımın kapağını kapattım ve geriye kalan tek şeyi, yani pelerinimi üstüme alıp göz bağımı sıkıca bağladım. Saçlarımı sıkı kumaşın elverdiğince düzeltip çantamın yanına koyduğum fırçayla uçlarını düzelttim. Fırçayı çantaya atıp el yordamıyla üstünkörü ipleri bağladım ve elbisemi çekiştirip düzelterek odamın kapısının önüne gittim. Kısık sesle öksürerek sesimi düzelttim.

"Pardon, bir bakabilir misiniz?" Kapının dışından ayak sesleri geldiğinde tokmağı çevirip kapımı açtım. Nefes seslerinden anladığım kadarıyla iki kişiydiler.

Elimle arkamı işaret ederek, "Çantaları taşıyamıyorum da, yardım eder misiniz?" dedim ve geçmeleri için kenara çekildim. İç çeken bir ses duyduğumda önümden geçmekte olan askerin önüne kolumu uzatıp hareket etmesini engelledim.

"Sakın küçük çantayı düşürmeyin. Kral'ın kulağına iksir dolu şişeleri kırdığınız haberi giderse sonunuzun nasıl olacağını tahmin edebiliyor musunuz?" Islık çaldım ve güldüm. "Tahmin edemeyen aptaldır. Kral'ın ceza verme konusundaki yaratıcılığı sınır tanımıyormuş duyduğuma göre. Siz bu iddiaya ne diyorsunuz?" Kolumu geri çektim ve hızlı hızlı soluk alan askerin nefes seslerini ifadesizce dinledim. Verilen görevi layığıyla yapmazsa başına gelecekleri biliyor olmasını istiyordum.

Askerler çantaları aldığında biri beni dış kapıya doğru yönlendirmek için elimi tutunca olduğum yere çivilendim.

"Pirmin Sovex, yetim bir asker olarak büyüdü ve asker olarak da ölecek. Bir kılıç görüyorum, hızla hareket ediyor." Kendimi durdurmaya çalıştım. Nafile bir çaba olduğunu birazdan anlayacaktım. "Kan var. Çok kan var."

Kendimi zar zor durdurup elimi askerin elinden çektiğimde geriye doğru bir adım attım. Bunun olması hiç iyi olmamıştı. Kral bunu öğrenmemeliydi.

"Bunu Kral'a söylemezsiniz, değil mi?" Askerlerden biri tuttuğu nefesi yavaşça verdi. Büyük bir kahkaha sesi duyduğumda kaşlarımı çattım. Dalga mı geçiyordu bu küçük beyin?

"Bir kahin olduğunuzu Kral'a söylemememizi mi istiyorsunuz Bayan? Placidus, duydun mu? Bunu Kral'a söylemeyecekmişiz. Dostum, bir savaşta öleceğini söyledi, ne şanssızsın ama! Hadi Bayan, lütfen benim falıma da bakın! Bakalım güzel bir eşim oluyor mu."

Bu saçma sözleri hayretle dinlemiştim. Eğer onların yaşamasına izin vermek gibi bir ihtimalim varsa da artık böyle bir durum söz konusu bile olamazdı. Göz bağımı çözdüm ve karşımda şaşkın bakışlarla beni izleyen askerlerin gözlerine baktım.

İnsan hayatını önemserdim ama insanları kurtarmak için benim de yaşamam gerekiyordu ve eğer Kral benim bir kahin olduğumu öğrenirse yaşamam olanak dışıydı.

Karşımdaki adamlar yavaş yavaş taşlaşırken uzandım ve ellerindeki çantalarımı aldım. Biraz elimde tarttıktan sonra taşıyabileceğime kanaat getirip yere bıraktım ve düzen göz bağımı alıp tekrar sıkıca bağladım.

Öldürdüğüm ikinci ve üçüncü insanlara son bir kez daha bakmak istemiyordum. Son olmayacağını bildiğim cinayetlerime tekrar bakamazdım.

Son olmalarını da dilemedim çünkü son olmalarını istemiyordum.

Hayatta kalan olmak istiyordum.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kastiel beni durdurduğunda derin bir nefes aldım. Etraf mis gibi çiçek kokuyordu. Yere düşen çantalarımın sesini duyduğumda boynuma dolanan kollar karşısında çok da şaşırmamıştım.

"Gitmek zorunda değilsin Nerissa. Kimse senden bunu yapmanı istemiyor. Bunu yapmanı istemiyorum. Gitmeni istemiyorum," dediğinde ben de ona sıkıca sarıldım. Çiçek kokan saçlarını karıştırarak iç çektim.

Dediğinin aksine o da bunu yapmamı istiyordu çünkü kardeşinin intikamını alabilme isteği sevdiği kıza hissettiği duygularından daha güçlüydü.

Son birkaç aydır halkımızdan gençler ve çocuklar sürekli öldürülüyordu. Krallık duruma el koyduğunu söylemişti ama bu sadece ölümlerin arasındaki zaman farkını arttırmıştı. Kastiel' in kardeşi Sovena da bir hafta önce meyve toplamaya gittiğinde göğsünde bir ok ile bulunmuştu. Ölen on ikinci çocuktu. Kardeşini kaybeden Kastiel ise kahrolmuş bir halde bana gelmiş ve Sovena'nın ölümünü neden öngöremediğimi sormuştu. "Ölüm tanrılara bile ansızın gelir Kastiel, ben bile bir hayvanın ölümünün tarihini öğrenemem," demiş ve üzüntüyle susmuştum. Bugün elimi tutan askerin bir savaş sırasında öleceğini söylemiştim çünkü savaşıyordu. Belki de ben onu öldürmeseydim bir kılıç talimi sırasında ölecekti, savaş bile olmayacaktı ölüm yeri sandığım gibi.

Kendimi Kastiel'den zorlukla geri çektim ve gülümsedim. "Kimse beni zorlamıyor, biliyorum ama bunu yapmazsam Sovena'nın yanına gittiğimde ona ne derim? Diğer çocuklara ne derim? İmkanım varken masumların ölmesine bile bile göz yumarsam katillerin suç ortağı olmaktan başka ne olmuş olurum?" Sözlerim bitirince ellerimi yüzüne götürdüm ve yanaklarını buldum. Neredeyse dudaklarımı değdirmeden hafifçe öptüm. Nefesini hızlandığını duyunca gözlerimi açıp yüzüne bakmak istedim. Yeşil olduğunu söylediği gözlerini bir kez baksam sanki içim rahatlayacak, boğazımdaki o yumru gidecekti.

Dudaklarımı birbirine bastırıp derin bir nefes aldım ve geri çekilip ellerini dikkatlice tutup avucundaki yaşam çizgisinden öptüm. Bu uzak köylerden seyahat için gelen yaşlı bir kahinden öğrendiğim basit bir büyüydü. Eğer bir kahin, derinden sevdiği birisinin yaşamının uzun olmasını dilerse bunu yaparmış. İlk defa deneyecektim.

Fakat büyünün en temel kuralı, kahinin seçtiği kişiye gerçekten derin bir sevgi beslemesi gerektiğiydi.

Gerçekten Kastiel'i sevdiğimi düşünüyordum.

Saniyelerdir tuttuğum nefesimi ilk önce yaşam çizgisine, sonra da bileğindeki damarlara üfledim. "Kanın bir şelale gibi coşkulu olsun Garelthea'li Kastiel," diye mırıldandım ve ellerini geri bırakıp çantalarımı almak için yere eğildim.

Kastiel "Dur ben alırım," diye mırıldanınca tekrar doğruldum ve koluma girmesini bekleyip onunla beraber yürümeye başladım. Bizimle beraber yürümeye başlayan beş kişinin daha ayak sesini duyduğumda kaleye oldukça yaklaşmış olduğumuzu anladım. Bir süre daha yürüdükten sonra durdurulduğumda yönlendirilmek için bekledim. Etrafımızdaki insanlar birbirleriyle konuşuyordu. Anladığım kadarıyla kralın girmemize onay vermesini bekliyorduk. Sinirle kıpırdanıp durdum. Haber vermeme rağmen niçin kapıda bekletiliyorduk? Onca yolu bir de kralın keyfini beklemek için mi yürümüştüm?

Kolumu Kastiel'in kolundan kurtardım ve hırsla yürümeye başladım. Henüz ikinci adımımı atmıştım ki kılıçların çekilme sesini duydum. Birisinin eli koluma değdiğinde öfkeyle geri çekildim ve "Ya girmemize izin verirsiniz ya da o kralınıza buraya hiç gelmediğimi söylersiniz, ben de giderim," dedim.

Elbette gitmeyecektim. Gerekirse hepsini öldürürdüm ama Sovena'nın intikamını alabileceğim bir kurban bulmadıkça buradan cesedimi çıkarırlardı ki ölmeye hiç niyetim yoktu.

Ben buraya öldürmeye gelmiştim.

Uzun süredir bir cevap bekliyordum. Ah, ne kadar çok isterdim gözlerimi açıp hepsine cezalarını vermeyi! Hele o kral dediğimiz adam... En çok o hakediyordu, gözlerimin içine bakmayı, bu ölümlerin sebebini bulamadığı için. Bir gün o kralın cezasını ben vereceğim, diye söz verdim kendime.

"Süreniz doldu," dedim yeri göstererek. Geldiğimden beri muhtemelen epey bir yeri değişmişti gölgemin. Kastie'in yüzüklü parmakları koluma dolandığında hızla geri çektim kendimi. Şu anda çok sinirliydim ve onu incitmek istemiyordum.

Arkamı döndüm ve az önce ayağıma takılan dala bir tekme savurarak yürümeye başladım. Ta ki emir veren sert bir tondaki o sesi işitene kadar.

"Garelthea' li Nerissa kral sizi bekliyor. Beklettiğimiz için üzgünüz."

Bölüm sonu

1 yorum