İçeriğe geç

Yılan'ın Kalbi

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Yılan'ın Kalbi

Bölüm 1

Kan'a

...

Bağımlılık KAN'a, ruhun yara bandına,

Bazen isterim ki ruhumu değil kalbimi delin onu yaralayın. Fiziken ama daha az acı veren en basitinden bir mermi bir silah sıktıktan sonra ben diye bir şey olmadığında, insanlar fark etmeyecek zaten. Siz yapın çünkü ben ölmek istemiyorum tek istediğim intikam ama alamadığım her intikam vücudumda yaralar için yeni bir arkadaş.

Bazen gelmez ya gelecek.

O kadar ışık içinde,

Karanlık olur bazen.

Günleri haftalara sürükleniyordu yine, bir kız çocuğu gördüm orada ötede bir yerde. Çökmüş yere, dalmış derin düşlere. Yaklaşıyorum adım adım belki yaralıdır, iyileşir. Gelen giden görmüyor onu, yaklaştım iyice çöktüm yanına gözleri pırıl pırıl yıldız misali, koca gökyüzünde tek yıldız gibi, yaklaştım... Tanıdık geldi karanlık, 'Nasıl?' Dedi titrek nefesiyle. 'Nasıl? Zor değil mi?' Zor dedim ama çıkmadı sesim, ruhum dudaklarıma bir fermuar çekti, buruk bir gülümseme 'geçecek' der gibi.

Biliyordu. Bildiğini biliyordum. Geçmiyor güzel gözlü kız, alışıyorsun geçti sanıyorsun, gülmek istediğinde alışılmışın ötesinde bir ağırlık tepiniyor üzerinde zarar vermeden gitmeyeceğini biliyorsun gitsin istiyorsun ama o nazik bir şekilde canını yakmaya devam ediyor. Bakıyorsun ellerine tutup atamayacağını fark ediyorsun bir elin bulut misali temiz, saf diğer elinde parlak, ‘kirlet beni’ diyen ince uçlu bıçak 'YETER' diye bağırıyorsun duymuyor kimse ama o biliyor o orada oturup her şeyi izledi ben defalarca kapanmak için çığlık atan yaraları teker teker açarken o ordaydı, bütün yaraların üzerine bir yenisini eklerken de oradaydı.

Soruyor şimdi 'Nasıl, nasıl başardın, nasıl katlandın, nasıl acımadı, nasıl çığlıklara rağmen durmadan devam ettin, nasıl kestin?' Yapmadım demek istedim elimi uzatıp yardım etmek istedim. Kesiklerden akan kanı gördüm yavaşça süzüldü, eline düştü temizlemek istedikçe ona daha çok bulaştı. Gözlerimi hızlıca açtım kâbusun etkisiyle nefes nefese kalktım. Neredeyse her gece benzer kabuslar zaten görüyordum ama bugün gördüğüm kendi küçüklüğümle olan konuşma gün boyu aklımı kurcaladı.

Bazen üstelemek istersin, sorgulamak, gerçekler için savaşmak zor gelir ama sonra neden diyemezsin zaten öğrendiğinde kaldıramayacağını bilirsin.

Evet bende biliyordum günler haftalara onlar aylara ve birçok yıla dönüşürken düşünmekten kafayı zaten yediğimde biliyordum, artık her şey çok net olduğunda öğrenmiştim gerçekleri. Bir geçmişin ve geleceğin olduğunu biliyorsunuz. Elinizde ise seçenekleriniz öyle az ki her seferinde yeniden doğup tekrar yaşamak ve bu sefer doğruyu seçmek istiyorsun.

Zamanı geri aldığımızda değişmez ya yaralar, bozduğunuz bir resmi silip tekrar yapmak gibi silinse de izi kalır falan. Yaralar da boş bir kâğıttaki silik çizikler misali. Durur orada her baktığında rahatsız eder, yaşanmamış bile olsa geçmişte, gördükçe sızlar geçmez çünkü ne gelecekte ne de yaşanmamış geçmişte.

Ruhunu kaplamış artık ne kadar silersen sil ya da üstüne yeni resimler karala, orada, ruhunda kurumuş kan...

Şu an için ne yapacağınızı planlayabiliyor musunuz?

Ya da sonra yaparım deyip yapmadığınız kaç tane şey var, belki bir gezi, birkaç sayfa kitap ya da bir dondurma keyfi en basitinden bir yürüyüş belki de.

Neden sonra peki yaşayacağınızın garantisi var mı?

Sizler emin misiniz? Ailenize sonra seni seviyorum diyebileceğinize. Ben emindim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.