İçerde ki adamlar sohbet ederken camın önünde onları dinleyen kişiden habersizdi. Adam duydukları ile telaşla Aslanbey konağına koşmaya başladı. O kadar aceleci ve hızlıydı ki, onu gören köy halkı birinin öldüğünü bile düşündü. Adam kimseyi umursamadan toprak yolda tozu dumana katarak Aslanbey konağına vardı.
Soluklanmadan bahçenin tahta kapısına abanarak alacaklı gibi yumrukladı. İçerde ki hizmetçi kadın hızla çalan kapıyı açtı "Hayırdır sıddık, ne oldu, nedir bu halin!" Sıddık kadının suratına bile bakmadan konağın avlusunda oturan adamın yanına gitti.
"Ağam! Kadir Ağam!" Kadir kendisine doğru koşan Sıddığı görünce elinde ki çayı masaya koydu. Kaşlarını çattı, günün bu saatinde Sıddık niye bu kadar telaşlanmıştı? "Sakin ol Sıddık, nedir bu telaşın!"
Sıddık sedirin tam önünde durup ellerini dizlerine yaslayarak soluklanmaya başladı. Bu sıcakta nefes nefese kalmıştı genç adam, duydukları Kadir ağa için çok önemliydi. Karşısındaki yaşlı adama baktı soluklatının arasından.
"Ağam çok kötü bir şey öğrenmişim"
Kadir iyice meraklandı, yoksa birine bir şey mi olmuştu. Sıddığın bu halini görünce yaşlı kalbi bir an tekledi "Desene Sıddık!"
Sıddık soluklarını düzene soktuğu vakit lafa girdi "Hüsamettin abi Ak kızı Fırat'ın oğlu ile beşik kertmesi yaptı" sinir Kadir'in beynine sıçradı ve hışımla yerinden kalktı.
"Sen ne dersin Sıddık!" Öyle bir bağırmıştı ki avluda ki çalışan kadınlar korkuyla geriledi. Kadir ağanın öfkesini herkes bilirdi, bütün Mardini yakacak kadar gözü kara bir adamdı. Sıddık ta korkudan titremeye başlamıştı bile. Ellerini önünde bağlayıp kafasını eğdi
"B-ben duyduğumu derim ağam. Fazlasını bilmem" Kadir yandaki bastonunu alıp hızla dış kapıya yöneldi. Kimse onun sözüne karşı gelemez zıt düşemezdi. O bu köyüm tek ağasıydı.
Bastonunu sertçe yere vura vura Hüsamettin'in evine yol aldı. Yolda onu görenler selam veriyor saygıyla hal hatır soruyordu ama yaşlı adam sinirden kimseyi görmüyordu bile. Yemyeşil gözlerinden adeta zehir akıyordu, o gözlere bakan köy sakinleri korkudan karşısında titriyordu.
Nerdeyse tozu dumana katarak Hüsamettin'in evine geldi. Tahta kapıyı sertçe yumrukladı. Ayşe bulaşıkları yıkarken kapının vurulduğunu duydu. Alacaklı gibi çalınması kadının yüreğini ağzına getirdi, tülbentini tekrar boynuna sarıp ellerini eteğine silerek kapıya koştu. Kapıyı açtığı an Kadir ağayı karşısında görünce şaşkınlıktan eli ağzına kapandı.
"Buyur ağam" diyip kapıyı geriye doğru açtı. Kadir ne kadar sinirli olsa da kadının yüzüne bakmamaya özen göstererek meslerini çıkarttı. Ayşe Kadir'i dedesigilin oturduğu odaya buyur etti.
Kadir odaya girdi. Muhabbetleri kesilen adamlar Kadir ağayı gördükleri an ayakalandı. Hüsamettin hemen Kadir'in yanına gitti "Hoş gelmişsin Ağam, buyur otur"
Kadir kendinden ödün vermeyen bir ifadeyle burnunu dikip Rıdvan'a ve Fırat'a baktı. Elini şalvarının yanına koydu ve yürüyerek sedirin en başına oturdu.
Rıdvan bu kötü bakışlara maruz kalınacak ne yaptığını düşündü, kafasını hafifçe çevirip oğluna baktığında ise onun da bir şeyden haberi olmadığını anladı. Hüsamettin'e baktığında ise üstünde bir tedirginlik olduğunu gördü.
Kadir doğrudan Hüsamettin'in yanında ki sedirde duran bebeğe ve onunla oynayan erkek çocuğuna baktı "Hiç hoş bulmadık Hüsamettin" dedi kızgın bir tonla. Hüsamettin'in eli ayağı birbirine dolanırken Ezham duyduğu sert sesle arkasına döndü. Kadir ağayı tanıyordu, zamanında çok topunu kesmişliği vardı. Adam minik çocuğa o kadar sert bakıyor du ki çocuk korktuğu için bebeğin önünden çekildi ve yanına oturdu.
Fırat oğlunun korkusunu hemen fark etti, oğlunun utangaç bir çocuk olduğunu biliyordu. Yerinden kalkarak Kadir'i umursamadan oğlunun yanına oturdu. Oturduğu gibi Ezham babasına yaklaştı, bebekten uzaklaştığı için bebek huzursuzca ağlamaya başladı.
Kadir sert bakışlarını korkudan iki büklüm olmuş Hüsamettin'e çevirdi "Ak bebeği torunum Mirâni ile beşik kertmesi yaptık Hüsamettin" Rıdvan ve Fırat şaşkınca bir Hüsamettin'e bir kadir'e baktı. Kadir telaşla konuşmaya başladı
"Yok ağam, babası kabul etmedi-"
"Yanlışın mı var dersin Hüsamettin!" Öyle bir bağırmıştı ki minik bebek korkudan ağlamaya başladı. Ezham bebeğin yanına gitmek istiyordu ama o da çok korkmuştu. Ağlayan bebek yan döndü ve minik ellerinin üzerinde durdu. Mavi gözleri boncuk boncuk göz yaşı akıtırken Ezham'a doğru emekledi.
Hem korkmuş hem ürkmüştü. Ezham kafasını çevirerek kendisine emekleyen bebeğe baktı. Ağladığını yeni fark ediyordu, anında babasından ayrılıp ağlayan bebeğin yanına gitti. Bebek ağlayarak, çocuğun kucağına çıkmaya çalıştı. Ezham minik ayakları ile bağdaş kurdu ve bebeği beceriksizce kucağına aldı.
Rıdvan Hüsamettin'in korkusunu fark edince sözü ele almaya karar verdi "Estağfurullah ağam" Kadir sinirli bakışlarını öbür adama çevirdi.
Odadaki herkes bilirdi, Ağanın sözünün üstüne laf söylenmezdi!
Rıdvan torununun kucağında ürkekçe onları izleyen Ak bebeğe baktı ve yüzünde bir gülümseme oluştu. "Herşey kadere bağlıdır Kadir ağam, Ak bebeğin anlına Allah kimi yazdıysa, Ak bebek onun kaderi olur"
Ve herkes bilirdi ki, Allah'ın kaderinin üzerine yazı yazılmazdı
.
ilk Bölüm sonu, umarım seversiniz bebekler. Yorum bekliyorum plz :)