.
.
.
.
Bugünün sonu
Belki de
Yarının başlangıcına
Değil de
Ölümün sessizliğine
Yaklasır
...
Eren~~~~
....
Sabah başımın üstüne dökülen suyla ve kulagımın dibinde ki "kalk artık!" Lafıyla uyandım.
▶️
Ben Eren.
On yedi yasında lise sona gidiyorum.
Alanım tıp.
Yetimhanede kalıyorum.
Ailemi hiç tanımadım.
Pek düsünmedim de onları.
Bırakmışlardı sonuçta, düşünmek beni sadece üzerdi. O yüzden bir süre sonra düşünmeyi bıraktım.
Sarı saçlı, ela gözlü, bir yetmiş yedi boyundayım. Saçlarım dalgalı.
Beyaz tenliyim.
⏸️
Gözlerimi zorlukla açtım.
"Ne yine Enes!"
Yastığı bana fırlattı.
Yüzümden söylenerek çektim o yastığı.
"Bak hayla yatıyo! Kalsana Eren. O cadıya da rüyalar alemindeydim mi dicen. Zaten derse geç kalmıız. Almicak bizi derse görcem seni. Hayır yani senin yüzünden bende geç kalıyorum."
▶️
Bu ćok konuşan şahıs, benim en yakın arkadasım Enes. O, da benim gibi on yedi yaşında ve tıp okuyo. Aynı sınıfta sıra arkadasıyız.
Enes yaklasık bir yetmiş dokuz boylarında, esmer, siyah saçlı(saçının uclarında kahve renkler var.) kendi çapında yakışıklı bir arkadasım. Gözleri siyah. Kendisi benden bir ay önce yetimhaneye bırakılmış. Aramızdaki hakınlık biraz da buna dayanıyor. Onu abim gibi görüyorum.
⏸️
Yorganı üstûmden attım.
"Tamam ve anladık. Kalktım. Herneyse saat kaç?"
"Majasteleri saat şuan da sekiz otuz. Okula geç kalmış durumdayız ve dersimiz geometri!"
Gözlerim fal taşı gibi açıldı ve acele ile oturduğum yerden kalktım dolaptan formamı aldım. Acele ile çantamı aldım ve Enes'in sırtına vurarak koştum.
"Uç enes. Koş Enes. Bu sefer bittik Enes!"
"Günaydın oaşa hazretleri. Konusmayı bırakta fırla!"
İkimizde koşa koşa okula gittik....
....
Okulla vardığımızda ilk ders bitmiş ikinci ders dört dakika önce başlamıştı.
İkimiz de kapının önünde far görmüş tavşan gibi dikiliyorduk.
"Bu ders kime?"
Diye sordum korkuyla.
"Geometri"
Dedi kısaca.
"Kapıyı sen mi çalarsın yoksa sen mi çalarsın?"
Kaşları çatıldı.
"Niye ben çalıyomuşum. Senin yüzünden geç kaldım ben!"
Dedi sitemle.
"Ya Enes ben diyorum ki. Zaten geç kaldık. Bu dersede girmeyelim bu hoca çekilmez şimdi."
"Keşke tamam diyebilsem."
Dedi içli içli.
Derin bir nefesin ardından bismillah diyerek kapıyı çaldık.
İçerden gir sesini duyunca içeri girdik.
"Ooooo.... Beyler, gelmeseydiniz. "
Enes lafa atladı.
Eveeet. Başlasın paylançoluk.
"Hocam olur mu öyle şey. Sizi götmeden şurdan şuraya gidemezdik vallahi! Hem siz bilirsiniz bizim en sevdiğimiz ders geometri iken nasıl gelmeyelim!"
"Bilmez miyim.?"
"Yav hocam sanki sizde bişe var"
Diye lafa atladım.
"Ay ne var! Korkutma insanı."
Sanki ciddi bir şeymiş gibi yaklaştım. Sonra ellerini birbirine bir kez vurup konuştum.
"Hop! (eline vurur) Hocam maşallah nazar değmez inşallah. Bı kilo vermişsiniz, hocam taktiğiniz ne söyleyinde bizim sınıfda bir örnek alsın sizin gibi asıl, güzel, tatlımı tatlı bir beyefendiyi!"
Sınıf kahkaha boğuldu.
Evet. Hocamız erkekti. Ama yapçak bişe yok. Yav ne vardı kız olsaydı iki dakikaya unuturdu!
"Ağzını topla Eren! Kızmıyım ben, nasıl konuşuyorsun hocamla."
"Hocam çok ayıp ettiniz. Güzelliğin kızı erkeği mi olur hiç! Ay gibi parlıyor cildiniz. Şimdi bu cilde iltifat edilmicekde kime edilcek!"
Dedim. Hocanın sağ elini tutarak.
Yemin ediyorum bu hoca yüzünden adım "Gay Eren'e" çıktı resmen ya.
"Eren sakin! Hocam utanmasa okulda sizi yatağa atıcak resmen."
Dedi bilmiş Enes. Adım bu çocuk ve hoca yüzünden gay oldu. Ben yanmıyımda kimler yansın!
"Yeter bu kadar! Eren Allah için sende yalakalık yapçam diye kendini de beni de rezil etme artık be çocuğum!"
Diye çıkıştı hoca sitemle.
Elini masaya vurdu birkaç kez.
"Arkadaşlarımızı alkışlarla yerine gönderelim."
Dedi. Tam yerime gidicekken hoca sağ omzunu tuttu. Vah başıma gelenleeer! Öldüm, bittim. Yandım. Rezil rüsva oldum. Hocam o nasıl bakış, o nasıl gülüş. Sizi çin çarptıda bizim mi haberimiz yok. Nerden geliyo bu garez!
Diye içimden hocaya söverken sırıttım ve elinde tuttuğu tahta kalemi aldım.
"Hocam ya şimdi ben yapayım ama şimdi beni bilirsiniz. Ben çok alçak gönüllü bir insan olduğum için diyorum ki ben değilde Enes arkadaşımız mı yapsa? Ha? Ha benim güzel, bakımlı, sevims- yani sevimli hocam!"
Hoca güldü.
Sonra başıyla
"I ı olmaz. Ben sen yap istiyorum."
Dedi.
Hocam bence siz bana sulanıyorsunuz. Hayır yani her ders bana bu işkenceyi yapmanıza başka bir çözüm yolu bulamıyorum da!
"Hocam istemiş hiç kırarmıyım ben."
Dedim.
Bu hocaya söylediğim yalanlar yüzünden cehenneme gitmezsem iyi.
Tahtaya baktım.
Sonra baktım.
Tekrar baktım.
Zeki gibi baktım.
Salak gibi baktım.
Ama hep baktım.
Ya Allah için adamın yaşı x çocuğunun yaşı Y anasının yaşı Q bebeğin yaşı S ise bu çocuk kaç yaşındadır.
Şıklar ne peki?
A 1228
Yok ebesinin nikahı
B 01
Bebek mi adam amk
C 41
Bu bildiğin adam yani 41 yaşında çocuk mu olur.
D 17
Bak bu olabilir
E 98
Maşallah hocam siz bu yaşa kadar iyi yaşamışsınız.
"Cevap D"
Dedim.
"Çok merak ettim neden?"
Dedi. Sınırı bozulmuşcasına gülerken.
Çok bilmiş bir şekilde baktım.
"Onu da siz bulun hocam. Burda profösör sizsiniz."
Dedim.
"Hayır yani cevap yanlış ama hangi mantıkla yaptın bu sefer merak ettim."
Yav mantıkcı olmak suç mu beya!
"Hocam A bir kere direk eleniyo çocuk diyoruz yahu çocuk! Milattan önceki dedeyi sormuyolar. Bin iki yüz yirmi sekiz ne hocam! Bu ölmüş adam yazıktır günahtır tüm heryeri öteki tarafa bakar!"
Dedim.
"Yarabbim."
Dedi gülmemeye çalışarak.
Hayır yani burda bilimsel bişe konuşuyoruz neye gülüyorsunuz!
Bilim ölmüş a dostlar!
"Hocam bir kere bir insan 50 60 yıl arası yaşar bu şahış nasıl 1228 yıl yaşasın!"
Dedim.
"Neden B değil?"
Dedi.
"Hocam bebeğin yaşını değil çocuğun yasını soruyolar. Bu bir kesin bebektir!"
Dedim. Kıkırtılar duydum ama sallamadım.
"E yıl açıklamıyorum bile yani nemin yası o kadar değil çocuğun nasıl olsun!'
Dedim.
"Cevap D kimse aksini iddia edemez hocam!"
Dedim yine bilmişçe.
Hoca yukarı ellerini kaldırdı.
"Rabbim sana şükrediyorum beni böyle yaratmadığın için!"
Dedi. Tüm sınıf güldü.
"Hocam bu dünyada ben tekim. Hiç kıskanmayın yani."
"Ay sus! Yerin kulağı vardır Mazallah senden ikinci bir tane olsa kalbim buna dayanmaz!"
Dedi ciddi bir ifadeyle.
"Ay hocam şimdi bu salaklar benim kadar zeki olmadıgı için anlatıyım mı ben."
Dedim.
"Neyi? Nasıl yanlış cevap bulunur onu mu anlatıcaksın çocuğum."
"Hocam bir kere yasalara göre 18 yaş ve üstü çocuk değil. 1 bebeğin yası olduğuna göre cevap D."
"Allahım ben neyle sınanıyorum yarabbim!"
"Nasıl hocam cevap bir mi?"
"Hayır salak çocuğum cevap C."
"What dedim gülüm."
"Cevap cevap "
Dedi eliyle tahtaya hafif vurarak.
"Evet hocam cevap D. Sizin diliniz sürttü kesin."
"Ay! Öldürcek bu çocuk beni!"
Hemen kendimi savundum.
"Nasıl hocam? Olamaz imkansız!"
Dedim hemen.
"Neden demeye korkuyorum senin yüzünden salak!"
Dedi.
"Yav hocam Allah için kırk bir yaşında çocuk mu olur! Milletin otuzunda boy boy çocugu oluyo! Bunun neresi çocuk. Babamdan anamdan yaşlı adam! Bakın dikkat edin adam diyorum çocuk değil! Yav bir kere yasalara aykırı on sekizin üstünde çocuk olamaz!"
Dedim. Hoca sabırdilercesine bana yerini gösterdi
"Tamam cocuğum. Doğru olsun hadi senin için çocuğum. Artık otur şuraya beynimi si- yani sevdim sabah sabah!"
Dedi.
Hoca sınıfın Zeki kızını kaldırdı ve nasıl olduğunu anlamadan da 41 cevabını kusursuz bir şekilde buldu. Yav sayı bile vermemiş sen neyi neye göre yaptın acaba?
Yok
Ya ben çok salağım ki bu bir seçenek değil
Yada
Bunlar mantık kavramı ne bilmiyo ve aşırı Zeki olduğum için beni kıskanıyolar.
Bu daha muhtemel.
....
Ders bitti ve tenefüsteyduk.
Somurtuyordu çünkü şuan Enes dersteki beni taklit edip dalga geçiyodu. Tabi şanslı pislik hiç kalkmadığı için nerden anlasın beni!
....
Okul bitmiş artık eve doğru yürüyorduk
......
Begendiyseniz yıldıza basmayı unutmayın💎
Karakterleri tanıma bölümü olarak düşünebilirsiniz
Yorumlarda fikirlerinizi belirtirseniz sevinirim



![yuko(mavera[meva])](https://cizgi-spaces.fra1.digitaloceanspaces.com/images/1791368007418-gxnuxhjo6lt-original.png)