Affettmek. Sude Savaş'ı affedecekmiydi? Kalbi kırıktı ama affedecekti. Bakışlarını karşı villanın bahçesine çevirdi. "Tamam affettim" dedi ve bakışlarını yıldızlara çevirdi "Görüyormusun,affettim işte onu" Savaş Sude'nin kiminle konuştuğunu merak edip kafasını kaldırdığında "Kiminle konuşuyorsun?" diye sordu. Orada kimse yoktu. Sude'nin kiminle konuştuğunu merak ederken Sude'nin cevabı ile afalladı "Annemle" Savaş şaşırarak Sude'ye baktığında Sude bu şaşkın bakışlarını üzerinde hissederek "Korkma" dedi "Korkma delirmedim. Anneannem bana küçükken **anneni ne zaman özlersen yıldızlara bak** derdi. Bende o zamandan beri yıldızlara bakıyorum" Savaş birşey diyemedi. Hem ne diyebilirdiki? Acısını geçiremezdi. Onları tanıdığı için özlüyordu Sude ama Savaş babasını hiç tanımadığı için ne hissetmesi gerektiğini bilmiyordu. Bu aralarındaki hüzünlü havada hafifçe esen rüzgar Sude'nin saçlarının uçuşmasına sebep olurken Savaş gülümsedi. Bu altın sarısı saçlar harika görünüyordu. Sude bakışlarını Savaş'a çevirdiğine gülümsediğini görünce "Neye gülüyorsun sen?" diye sordu.Savaş başıyla saçlarını işaret etti "Saçlarına" Sude hemen ellerini saçlarına götürürken "Saçımda birşey mi var?" diye sordu endişeyle. Bu kadar endişeli olmasının sebebi Savaş'ın ona bu konuda travma bırakmasıydı. O günden beri saçlarına özenle bakıyordu. Kötü durmaması için herşeyi yapıyordu. Savaş Sude'nin eline götürdüğü saçlarını tutarak "Saçında birşey yok" dedi "Sadece fazla güzeller" Sude bu iltifat karşında gözlerini kaçırdı. Ona bakmaktan korkuyordu. Ona bakıpta bir girdaba sürüklenmekten çok korkuyordu. O kehribar gözlere baktıkça içine çekilmemek için kendince savaş veriyordu. Savaş Sude'yi kendine çekip sarıldığında Sude neye uğradığını şaşırdı. Bunu beklemiyordu. "Ben çok özür dilerim Sude. Gerçektende bir eşeğim ben" Sude'nin yüzünde bir tebbessüm oluştu ve ardından Savaş'ın sarılmasına karşılık verdi. Savaş'ın kokusunu burnuna doldu. Onun o canlı yaprak kokusunu doyasıya içine çekti defalarca. "Bende zaten senin eşekliğini seviyorum" diye fısıldadı Sude "Bu eşek benim mutlu olmam için herşeyi yapmaya çalışıyor" Savaş gülümseyip Sude'nin saçlarını okşamaya başladı. Sude kendini huzurlu bir evdeymiş gibi hissederek kafasını Savaş'ın göğsüne yasladı. Savaş'ın kokusu artık daha yakındı. Bu yerden ayrılmak istemiyordu. Hep orada Savaş'ın göğsüne yaslanmış olarak kalmak istiyordu. "Hey çocuklar,abi-kardeş çok iyi geçiniyorsunuz galiba!" Sude ve Savaş sarılmayı bırakıp yan villanin bahçesinden onlara el sallayan Ufuk'a döndüler "Bu devirde böyle kardeşlik zor bulunuyor" Sude göz devirirken "Evet Ufuk!" dedi sinirle. Ona bu anı bozduğu için sinirlenmişti. Ufuk Savaş'a bakıp "Sude'nin erkek arkadaşı olmasına asla müsaade etmezsin değilmi?" diye sordu. "Tabikide etmezsin çünkü erkek arkadaşı olurda ağzına sı-" Savaş Ufuk'un lafını böldü "Ufuk sanane bundan! Ne yapıcaksın bunu?" Ufuk hemen ellerini kaldırdı "Beni yanlış anlamayın lütfen. Sude benim dünya ahiret bacımdır. Bacıma asla yan gözle bakmam" Sude fısıldayarak "Bacıymış!" dedi "Hangi devirde yaşıyorda bacı diyor?" Savaş Sude'nin bu dediklerini duyup belli belirsiz gülümserken anında Ufuk'u hatırlayıp gülümsemesini yüzünden sildi "Bacın olarak gördüğün birinin abisine **sevgilisi olmasına müsaade etmezsin** diyen bir kişi neden böyle birşey sorsun?" Ufuk derin bir nefes alıp verirken "Tamam gerçeği söyliyeceğim" diyerek bakışlarını Sude'ye çevirdi "Ben Sude'ye vuruldum" Sude şaşırıp kaşları havalanırken Savaş ise hiçbir tepki vermedi. Anlamıştı çoktan. Eli istemsizce yumruk olurken "Demek vuruldun ha?" dedi sanki beklemiyormuş gibi. "O zaman ne diyeyim" Ufuk gülümseyip "Gerçekten mi?" diye sorarken Sude ise şaşırarak Savaş'a döndü. Ufukla sevgilisi olmasına izin mi vericekti? "Dur oğlum birşey diyeceğim" diyince Ufuk "Seni dinliyorum abi" dedi heyecanla "Ben sana siktir git diyorum koçum,hadi selametle" Ufuk şaşkınlıkla "Nasıl?" diye sorunca Savaş kaşlarını çattı "Siktirip gitmeyi bilmiyormusun Ufuk?" Ufuk yüzünde belli olan bir hüzünle hiçbirşey demeyip gittiğinde Savaş Sude'nin elini tutup hızla balkondan çıkardı. Savaş sertçe balkonun kapısını kapattıktan sonra Sude'ye döndü. Onun masum yüzünü görmesi ile birlikte yüz ifadesi yumuşadı,sinirini unuttu. Bu kız sağlığa zararlı olabilirdi. En güzel sağlığa zararlı şey olabilirdi bu kız "Onunla sevgili olmama izin vericeğini düşündüm" dedi Sude, Savaş'ı bu güzel anıdan ayırarak "Bana aşık olduğunu bilmiyordum" Savaş sert bir yüz ifadesiyle Sude'nin yatağına oturdu "Seninle sevgili olabilecek cesareti bulabilecek kimse daha anasının...pardon annesinin karnından doğmadı Sude" Sude yatağına oturup bağdaş kurdu. Savaş'ta bağdaş kurduğunda diz kapakları birbirine değiyordu. "Dediğimi duydun mu?" "Evet duydum" Sude ve Savaş kahkaha atmaya başladılar. Bu kahkaha erkek bir kedinin miyavlama sesi duyulmasıyla son buldu "Bu kimin sesi?" diye sordu Sude "Kereviz beyefendisinin sesi" dedi Savaş "Sonunda ayağa kalkmaya teşrif etmiş" Kereviz Sude'nin aralık olan kapısından içeri girince Sude Kereviz'e döndü. Kereviz simsiya tüylere sahip bir kediydi."Oğlum hadi gel" diyince Savaş Kereviz hemen Savaş'ın kucağına atladı. Savaş Kereviz'in kucağına atlaması ile kıkırdarken tüylerini okşadı. Sude ise bu tatlı anı küçük bir tebessümle seyrediyordu... "Ablası biliyormusun" dedi Savaş bakışlarını Sude'ye çevirerek "Kereviz Hoplak'la evli ve Hallis'de çocukları" "Evet biliyorum" dedi Sude elini uzatıp Kereviz'in tüylerini hafifçe okşarken "Elif annesi söylemişti" Kereviz hiç beklenilmeyen biranda Savaş'ın kucağından sıçrayıp Sude'nin kucağına atlayınca yatağa düştü. Sude Yatağa düştüğünde kıkırdayıp Kereviz'in tüylerini okşayarak doğruldu. Tüyleri yumuşacıktı. Sevdikçe sevesi geliyordu insanın... "Seni sevdi Sude" dedi Savaş onları -daha çok Sude'yi- hayranlıkla seyrederken. Sude tatlı tatlı kıkırdayıp Kereviz'in başına küçük bir öpücük kondurup "Bende onu sevdim" dedi. Savaş Kereviz'e bakıp sahte bir sinirle "Tabi Hoplak seni benimle aldatınca sende duramayıp başka bir kız buldun değilmi?" dedi "Sende az değilsin oğlum" Sude Savaş'ın bu sahte siniriyle Kereviz'i bağrına götürüp "Öyle deme ama" dedi "Kalbi kırılır sonra hayvanın" Savaş tek kaşını kaldırdı "Kalbi olsaydı eğer eşinin kalbinin kırılmasına izin vermezdi Sude" "Öyle deme ama,eşi onu aldatınca oda gidip onu aldatmış" "Sude farkındamısın biz şuan aldatılmayı savunuyoruz" Kıkırdadı Sude "Bu kedicikler için sonuna kadar savunabilirim" Sinirlenmişti Savaş. Kaşlarını çattı "Sude ilerde evlendiğün zaman o şerefiz seni bir kediyle alda..." Savaş'ın lafı Sude'nin kahkaha atması ile kesilirken Savaş "Gülme,bu komik değil!" dedi sinirle Sude'nin suratı gülmekten kıpkırmızı kesilmişti. "Be-ben sana...sana gülmüyorum" dedi zorlukla "Kime gülüyorsun o zaman?" Sude kucağındaki Kereviz'i yatağa koyup boynunu sildi "Kereviz az önce boynumu yaladıda bende gıdıklandım" Savaş hayratle bakışlarını Kereviz'e çevirdi "Vay vay vay!" dedi kaşları havalanırken "Kereviz senden beklemezdim" Kereviz miyavlayıp Sude'nin dizine yaslandı. "Bak" dedi Savaş hemen "Ne dediğini duydunmu beyefendinin?" "Ne dediki?" diye sordu Sude şaşkınlıkla "Ne dedi biliyormusun?" "Bilmediğim için sana soruyorum ya" Savaş bakışlarını Kereviz'den çekip Sude'ye çevirdi. Yüzü fazla ciddiydi. "Bende bilmediğim için sana soruyorum ya" Sude ve Savaş aynı anda kahkaha atmaya başladılar. Bu kahkaha uzun sürmesiyle titreşim modunda olan Kereviz Sude'nin elini sertçe ısırması sonucu Sude gülmeyi bırakıp acıyla inledi.Savaş şaşkınlıkla "Ne oldu?" diye sorarken Sude'nin elindeki kanı görmesiyle birlikte "Elin niye kanıyor?" diye sordu endişeyle "Kereviz ısırdı" dedi Sude. Eli kanıyordu ama acısı geçmişti hemen. Savaş sinirle Kereviz'e baktığında Kereviz kuyruğunu kurtarma derdinde olduğu için hemen odadan çıkmıştı "Tabi suçunu biliyor ya hemen kaçtı!" dedi Savaş sinirle ve ardından Sude'ye dönüp elini tuttu "Pansuman yapmamız gerekli yoksa enfeksiyon kaparsın. Ben hemen ilk yardım çantasını alıp geliyorum" Savaş yataktan kalkarken Sude "Savaş gerek yok" diyerek Savaş'ı durdurdu "Abartılacak birşey değil. Suda tutarım geçer hemen" "Enfoksiyon kapabilirsin" dedi Savaş "Suyla olmaz bu" Savaş hemen odadan çıkıp gittiğinde Sude Savaş'ın arkasından gözlerini kırpıştırdı. Elinden akan kanı sildi. Daha kan gelmiyordu. Savaş bu durumu abartıyordu. 3 dakika sonra Savaş elinde ilk yardım çantası ile gelince Sude gözlerini büyültüp "Yok artık!" dedi hayretle. Gerçektende abartmıştı Savaş. Savaş Sude'yi duymazlıktan gelip ilk yardım çantasını yatağa koyup içinden patikon çıkartırken "Enfeksiyon kapma riskin var **güzelim**" dedi. Sude Savaş'a heme hayret ederek hemde şaşırarak bakıyordu. Savaş patikonu çantadan çıkartıp Sude'ye döndüğünde "Elini uzat" dedi. "Sen ciddimisin gerçekten? Alt tarafı bir çizik ve kanamasıda durdu" Savaş Sude'nin elini uzatmayacağını anlayıp elini tutup kendine çekti. Sude afallayıp öylece kalakalırken Savaş ise Sude'nin eline nazikçe pansuman sürüyordu. Savaş'ın sımsıcak eli Sude'yi nefessiz bırakmıştı. Yüzünün kızardığını hissetmek zor değildi. Nefes alamıyordu. Savaş pansuman sürmeyi bırakıp Sude'nin elini bırakmadan ilk yardım çantasından yara bandını alıp yavaşça koyarken Sude istemsizce Savaş'ın kehribarlarına baktı. Bu kehribarlar Sude'yi kalpten götürecekti. Kehribar gözler Sude'nin eşsiz gözleriyle buluşunca yutkunmakta zorlandı Sude. Bu kehribarlar aklını başından almıştı. "Savaş,Sude'nin eli iyi değilmi?" Elif hanımın sesiyle Savaş annesine bakarken Sude ise Elif hanımı duymamış Savaş'ın boynundaki damarlarına bakmaya dalmıştı. Boynunda kaç tane damar olduğunu merak edip saymaya başladı. 1,2,3,4... Sayamayacak kadar çok vardı... "Merak etme anne" dedi Savaş "Pansuman yaptım yarası iyileşir birkaç güne" Savaş konuşurken hareket eden damarları Sude'yi soluksuz bırakmıştı. Bı görüntüyü sonsuza kadar izleyebilirdi. "Kızım sende iyisin değilmi?" diye sordu Elif hanım Sude'ye bakarak. Sude adını dıymasıyla birlikte kendine gelirken "Hığ?" dedi ve sonra aklı başına geldi "Yani...evet iyiyim Elif teyze ama abartılacak birşeyim yoktu. Savaş abartıyor sadece" Elif hanım belli belirsiz bir gülümsemeyle Sude ve Savaş'ın ellerine baktı. "Sen Kereviz'i bilmezsin kızım" dedi Elif hanım bakışlarını Sude'ye çevirerek "Ne kadar çok aşısını yaptırsakta geçen ay bize misafirliğe gelen arkadaşımın elini ısırdı ve kadın hastanelik oldu. Yani Savaş abartmıyor" Savaş Sude'ye bakıp "Bak ben ne demiştim" dedi Gülümsedi Sude "Teşekkkür ederim o zaman hayatımı kurtardığın için" "Veee?" "Ne **vee**?" "Bence bana özür borçlusun" Sude birkaç saniye duraksadı ve ardından "Özür dilerim" dedi kısık bir sesle. Savaş bu özürle dudakları kıvrılırken "Acaba affetsem mi?" dedi. Sesinde bir ima vardı. Sude bu imayı anlayıp "Anırmamı istemeyeceksin değilmi?" dedi. "Böyle birşey asla yapmam" Savaş annesine bakıp göz kırptığında Elif hanım kafasını sallayarak odadan ayrıldı. Dudağında ise...küçük bir tebessüm vardı. Sude Elif hanımın gitmesine bir anlam veremeyip kapıyla öylece bakıştı. Birkaç saniye sonra Savaş'a döndüğünde hala elinin Savaş'ta olduğunu görünce yeniden kızardı. Bu duygu fazla geliyordu. Savaş Sude'ye bakıp yüzünün kızardığını görünce dudakları kıvrıldı ve Sude'yi ayağa kaldırdı. Sude şaşkındı. Savaş ne yapıcaktı? "Ben senin kadar gaddar değilim" dedi Savaş "o yüzden anırmanı istemiyeceğim ama onun yerine senden daha kolay birşey isteyeceğim" Savaş yanağını gösterdi "Eğer yanağımdan öpersen seni affederim" Sude'nin gözleri şaşkınlıkla fal taşı gibi açıldı. Doğru mu duymuştu? "Sen ciddi misin?" diye sordı fısıltıyla. Savaş büyük bir keyifle "Evet" dedi. Sude kalbini tuttu. Buna dayanabileceğini zannetmiyordu. Savaş kafasını çevirmiş Sude'nin öpmesini bekliyordu.Sude başka bir çaresi olmadığını anlayarak parmak uçlarına yükseldi ama bir sorun vardı. Savaş Sude'den baya uzun olduğu için parmak uçlarında bile yetişemiyordı. "Yetişemiyorum" dedi kalp atışlarını malum bölgesinde bile hissederken "Eğilmen lazım" Savaş büyük bir keyifle eğildi. Sude'yle aynı boya gelince Sude hiç zorlanmadan ve aynı zamanda büyük bir utangaçlıkla Savaş'ın yanağından kısa ama ikisi içinde anlamı büyük olan bir öpücük bıraktı. Sude'nin dudakları yanağına değmesi ile zorlukla yutkunda Savaş. Dudakları yumuşacıktı.Sude dudaklarını Savaş'ın yanağından çekip hızla odadan çıktı. Utanmıştı ve nefes almaya ihtiyacı vardı... Savaş ise Sude'nin odadan çıkması ile birkaç saniye duraksadı. O dudaklar yanağına değmişti. Dudakları kıvrılırken elini yanağına götürdü ☁️☁️☁️ Ertesi gün öğlen arasında Sude ve Savaş'ı müdür odasına çağırdılar. Sude ve Savaş müdür odasına girdiğinde müdürün dışında sadece bir kadın vardı. Kadın oldukça ciddi duruyordu."Evet çocuklar DNA testinin sonuçları çıktı" dedi kadın gözlüğünü çıkartarak. Sude sonucu bilmesine rağmen streliydi. Göz ucuyla Savaş'a baktı. Yüzünde mimik yoktu. **Acaba istemiyormu?** diye düşünmeden edemedi. "Sonuçlar ise bize olumlu cevap verdi. Siz kardeşsiniz" Sude istemsizce sessiz bir şekilde tuttuğu nefesini verdi. Rahatlamıştı. "Sude Bulut" dedi kadın Sude'ye dönerek. Sude ismini duymasıyla birlikte nutku tutuldu. Ne diyecekti bu karşısındaki kadın? "İstersen nüfus müdürlüğüne gidip soyadını Savaş Ateş'le aynı yapabilirsin" Sude tekrardam göz ucuyla Savaş'a baktı. Yüzünde hiçbir mimik yoktu. Ne düşündüğünü çok merak ediyordu. "Çıkabilirsiniz çocuklar" dedi kadın "Derslerinizden geri kalmayın" Sude ve Savaş müdür odasından çıktıklarında karşılarında bütün okulu görmeyi beklemedikleri için şaşkınca bakakaldılar. "Eee sonuç ne?" diye sordu Rukiye. Sonucu heyecanla beklediği heraketlerinden belliydi. Sude Savaş'a baktı. Savaş'ın bakışları ciddiydi. "Arkadaşlar" dedi Savaş meraklarını gidermek için "Biz kardeşiz" Herkes sevinç çığlığı atıp alkışlarken bir kaç kişide ıslık çalıyordu. Sude bu saçmalığa bir anlam veremedi. Abartmışlardı. Alt tarafı Savaş'la kardeş çıkmışlardı niye bu kadar abartmışlardı anlamamıştı. Alkışlamalar bitince Sarp Savaş'ın omzunu birkaç defa vurup "Tebrikler kardeşim" dedi. Savaş sadece kafasını sallamakla yetindi. Birkaç dakika boyunca tebrikler böyle devam etti. ☁️☁️☁️ Sude son dersin teneffüsünde kantine gidip su almak için sınıftan çıkacağı sırada Ecenaz ve Rukiye'nin konuşmalarını duydu. "Bu yarım gözün annesi neymiş ya böyle" dedi Rukiye dalgayla "Evet tatlım bende çok şaşırdım" dedi Ecenaz Sude onları umursamadan yürümeye devam ederken Ecenaz'ın "Yarım gözün annesi gitsin biriyle yatsın ve sonrada hamile kalsın ve çocuğunuda başkasına versin. Tam bir orosbu!" demesiyle duraksadı Sude. Annesine ne dediklerinin farkındamıydı? Sude sinirle Ecenaz'a doğru dönüp "Ne dedin sen?!" diye bağırdı. Kendisine laf atabilirlerdi ama annesine asla! Ecenaz Sude'nin sesiyle gülümseyip "Yarım göz artık yarım kulak olmuş" dedi dalgayla "Baksana bizi iyi duyamıyor" "Biz sana bundan sonra **yarım kulak**'ta diyelim en iyisi" dedi Rukiye ve kahkaha attılar. Göz devirdi Sude. "Eğer tekrardan duymak stiyorsan söyleyeyim" dedi Ecenaz "Annen bir orospu!" Sude kollarını göğsünde birleştirerek "Bunu bana sen mi söylüyorsun?" diye sordu. "Evet sana diyorum,annen bir orosbu'nun teki. Orosbu'nun kızı olmak nasıl bir duygu?" Sude'nin yüzünde küçük bir tebessim oluşurken "Bence o soruyu bana değilde sana sormalıyız Ecenaz" dedi "Bir orosbu'nun kızı olmak nasıl bir duygu?" Ecenaz Sude'nin annesine laf atması sonucu üzerine yürümeye başladı "Annemin adını ağzına alma orosbu evladı!" Umursamadı bunu Sude. "Yanlış bilmiyorsam eğer senin annen babandan ayrıldıktan sonra bir pavyonda bir fahişe olarak işe başlamamışmydı? Hergün başka bir adamla eve geliyor diye-" Sude'nin lafı Ecenaz'ın ona tokat atması sonucu kesildi. "Sus artık sus!"
Elif hanımın rol modeli:Monica Bellucci
