İçeriğe geç

Yeşil Gözlerin Altında

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Yeşil Gözlerin Altında

Bölüm 1

1. Bölüm

Son kalan işleri de hallettikten sonra derin bir nefes verdim. Aslında biraz dışarıda oturup kendimle baş başa kalmak istiyordum ama hem dışarıda şiddetli bir yağmur yağıyordu hem de İstanbul'da "baş başalık" bir yer yoktu maalesef. Gece geç bir saat bile olsa yine de bir yerlerde ses vardı. Merdivenlerden indikten sonra binanın girişine geldim. Saat geç olduğundan ne bir otobüs geçiyor ne de bir taksi görünüyordu. Yağmur da sanki bana inadına şiddetlenmişti gibiydi. Keşke Sueda burada olsa diye geçirdim içimden. O gelip alırdı beni ama şu an şehir dışındaydı. Kendi başıma hallederim diye düşündüm ama bunu düşünürken bile pek emin değildim.

Telefonun ekranında yine aynı yazı belirdi: "Taksi bulunamadı". Israrla tekrar bastım ama sonuç değişmedi. Binayı yavaş yavaş kapattıkları için dışarı çıkmak zorunda kalmıştım. Ayaklarım üşümeye başlamıştı. Üstümde ceketim vardı ama onun da çok işe yaradığı söylenemezdi.

En son binadan biri çıktı. Kim olduğuna bakmak için kafamı kaldırdım. Siyah montlu ve hafif sağını saçlı biriydi, adamın yüzünü göremiyordum, ışık arkasından vuruyordu. Ses tonu yumuşak ve kibardı.

"Geç kaldınız galiba," dedi

"Efendim?"

"Geç kaldınız galiba, bu saatte buradan ne otobüs geçer ne de taksi. Sizin de işiniz uzun sürdü sanırım."

Temkinli bir şekilde yavaşça doğruldum. Gözlerim önce kaçacak bir yer aradı ama sonra durdum. Adamın sesinde ne bir tehdit ne de bir sertlik vardı. Ama yine de temkinli olmakta fayda vardı.

"Eğer sizin için de bir sorun teşkil etmeyecekse isterseniz sizi evinize bırakabilirim. Bu soğukta sabaha kadar burada kalmanızı istemem açıkçası."

İçimden bir ses "hayır" diye bağırıyordu ama dışım o kadar yorgundu ki... Bu şehirde güvenmek delilikti, farkındaydım ama yine de içimde tuhaf bir ses vardı. Ne tam korku ne de tam güven.

"Bir saniye," deyip telefonumu çıkarttım. Mina'ya canlı konum gönderdim. Eğr bir şey olursa en azından birinin haberi olsun diye. Ardından Mina'ya kısa bir mesaj daha yazıp telefonu kapattım. "Eee, evet. gidebiliriz senin için de uygunsa."

"Tabii, sorun yok." dedi ve hızlı adımlarla arabaya bindi Yağmur aynı şiddette devam ediyordu.

Adama evin yakınlarındaki bir konumu söyledim. Evet, adama çok hızlı güvenmiştim ama bu havada başka yapabileceğim bir seçenek yoktu. Biz oraya varıncaya kadar yağmurun şiddetini azalmasını ve kalan yolu yürüyerek gitmeyi umuyordum.

Arabada uzun süre konuşmadık. Camdan uzun bir süre dışarıyı izledim. İçerisi sıcaktı ama hala ürktüğümden için içimde hala soğukluk vardı.

"Adın ne? Yani senin için de sorun olmayacaksa öğrenebilir miyim?" dedi adam sakince.

Kafamı çevirip baktım. Adamın yüz ifadesi gayet sakindi.

"Zeynep."

Adam hafifçe gülümsedi, fark edilmesi zor bir şekilde.

"Ben de Doğancan."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.