Uzak diyarlarda Gazelya Krallığı diye son derece görkemli bir krallık varmış.
Krallığın kralı, Kral III. Osurios, halk tarafından çok sevilen, gururlu ve ihtişamlı bir hükümdarmış.
Ta ki o güne kadar.
Bir sabah kral, tahtına kurulmuş ve kahvaltısını afiyetle bitirmiş.
Fasulyeli yumurta.
Lahana çorbası.
Üç dilim peynir.
Ve kimsenin sorgulamadığı gizemli bir tatlı.
Kral bir anda kaşlarını çatmış.
“Hanımm...”
Prenses hemen dönmüş.
“Buyurun baba?”
Kral tahtında dikleşmiş.
“Sanırım sarayda bir sorun var.”
Prenses etrafa bakmış.
“Ne sorunu?”
Kral ciddi bir ifadeyle:
“Benim midem.”
PFFFRRT.
Saray sessizliğe gömülmüş.
Prensesin gözleri büyümüş.
Kral ise hiçbir şey olmamış gibi tavana bakmış.
“Bu da neydi?”
Prenses burnunu kapatmış.

“BABA.”
“Efendim?”
“NE YAPTIN?”
“Ben mi?”
“EVET, SEN!”
Kral gururla tahtına yaslanmış.
“Belki de ejderha saldırısıdır.”
Tam o sırada kapı açılmış ve sarayın baş muhafızı içeri girmiş.
“Majesteleri! Dışarıda halk—”
PFFFRRRRTTT.
Muhafız olduğu yerde donmuş.
Kral:
“Gördün mü? Ejderha.”
Muhafız:
“Majesteleri... ejderha sizin arkanızda değil.”
Kral:
“Detaylara takılma.”
Prenses artık pencereleri açmaya çalışıyormuş.
Kral ise hâlâ tahtında son derece huzurluymuş.
“Bence abartıyorsunuz.”
Prenses:
“BABA, ÇİÇEKLER SOLUYOR.”
Kral:
“Mevsim değişiyor.”
Muhafız:
“Majesteleri, sarayın kedisi bile dışarı çıktı.”
Kral:
“Hayvanlar özgür ruhludur.”
Sonunda saray halkı kralın etrafına toplanmış.
Herkes burnunu kapatmış.
Kral ayağa kalkıp pelerinini savurmuş.
“Ben Gazelya'nın kralıyım! Hiçbir gaz beni tahtımdan edemez!”
Prenses:
“Gaz değil, BİZ seni tahtından edeceğiz.”
Kral bir an düşündü.
“...Haklı olabilirsiniz.”
Ve o günden sonra Gazelya Krallığı'nda yeni bir yasa çıkarılmış:
Kralın fasulyeli yemek yemesi yasaktır.
Kral bu yasaya çok sinirlenmiş.
Ama yine de kabul etmiş.
Çünkü ertesi gün saray mutfağından gelen menüyü görünce sadece şunu söylemiş:
“Lahana çorbası mı?”
Prenses uzaktan bağırmış:
“SAKIN.”
Tam o anda dışarıdan bir at sesi gelmiş
-DEVAM EDECEK.


