Hayat bazen yorar insanı ama sonucunda değer insanın bütün çabaları.Değmek de zorundaydı. Cadı sarayına adım atar atmaz herkesin telaşlı koşturmacasıyla karşılaştım. Bir tane hizmetliyi çevirip neler olduğunu sordum sanırım tek savaş hazırlığına başlayan biz değildik.Hizmetlinin beni görünce gözleri büyüdü ve
-İnsanlar bize savaş açtı leydim,ne yapacağımızı bilemedik yarın şafak vakti geliceklermiş yalvarırız yardım edin.Zavallı kızın söylediklerini duyunca kan beynime sıçradı resmen."Bu kadar hızlı olduklarını bilsem" diye düşünmeye başlayınca kendimi topladım hiç zamanımız yoktu ve sadece şimdiye odaklanmalıydık.Nasıl böyle büyük bir savaş için bir günden az bir sürede hazırlanacaktık?
-Derhal askerleri çağırın ben kraliçenin yanına gidiyorum!Diyerek bir hışımla kraliçenin odasına yöneldim.Benden aldıkları güvenle kendilerini toparlayan hizmetliler
-Emredersiniz leydim, diyerek dışarı çıktılar.Kraliçenin yani annemin odasına bir anda girdim ve orda olmadığını farkettim.Odanın kapısında bekleyen asker benim soracağım soruyu anlamış gibi;
-Kendileri bahçede,dedi."Bir savaş başlamak üzere ve o savaş açılan krallığın kraliçesi bahçede miydi?" diye sinirlenecek oldum ama "o"kaliçenin her zaman bir planının olduğunu hatırladım. Bahçeye indiğimde gayet normal bir şekilde gün batımını izlreken buldum annemi.Benim geldiğimi farketmiş olacak ki bana döndü ve o her zaman olduğu gibi olan insanın içini ısıtan samimi ve güven verici tebessümüyle bana baktı.Bu tebessümü bana her zaman huzur verirdi ama şuan da bir savaşın eşiğinde olduğumuz söz konusu olunca bu tebessümü beni sinirlendirdi.
-Anne ne yapıyorsun burda sanırımbir savaşa girmek üzere olduğumuzu unuttun,dedim sinirle hala nasıl bu kadar sakin olduğunu anlamadan. Bana baktı uzun uzun hiçbir şey söylemeden o hep böyleydi asla acele etmezdi.
-Savaşa girmek üzere olduğumuzun farkındayım ancak hala düşünmek için zamanımız var acele karar vermemeliyiz çünkü,derken sözünü keserek
-Daha zamanımız mı var!?Sanırım şafak sökene kadar vaktimiz olduğunu unutuyorsun bir günden az vaktimiz var ve hala düşünelim diyorsun hemen harekete geçmemiz gerektiğinin farkında değil misin? O an ellerimin titrediğini hissettim ama sinirden mi dondurucu soğuktan mı bilmiyordum.
-Helen,dedi hala nasıl bu kadar sakin olduğunu anlayamadığım ses tonu ve yüz ifadesiyle.
-Acele verdiği kararlar sadece o anda işe yarar .O aceleyle verdiğin en ufak bir acele karar bile ilerde çok büyük sorunlara yol açabilir.Bu kararlar bazen seni mutlu eder ama o kararın getireceği sorumluluklar da ona göre artar. İnan bana bunu en iyi ben bilirim .Şuan tek yapmak istedikleri bizi böyle acele ettirip hatamızı yakalamaya çalışmak .Sen benim kızımsın ve benden öğreneceğin tek bir şey olsaydı o şeyin dikkatli düşünmek olmasını isterdim.Lütfen bana güven.Ben hiçbir zaman senin ve krallığımın zarar göreceği bir şey yapmak istemem. Söylediği şeyler mantığa yatkın şeylerdi çünkü bir savaş ilanının bu kadar acele olması çok saçmaydı bunun da bir nedeni olmalıydı.Annemin bu söyledikleri dondurucu soğuğa rağmen içimi ısıttı ve karşı tarafa olan öfkemi arttırdı ayrıca anneme olan güven ve sevgimi arttırdı. İlerde annemin yerine tahta geçiceksem onu eksikliğini aratmadan o tahtta oturmalıydım.Çünkü her ne kadar savaşlara yol açacak bir şanssızlığa sahipsem en büyük şansım cadı kraliçesinin kızı olmamdı. Karşı tarafın bizden ne beklediğini bilmiyorum ama onlara hiç görmedikleri cadı krallığını gösterecektik sonuç olarak savaş daha başlamamıştı ve onlar şimdiden yenilmeye hazırlanmalıydı.