Bilinmeyen bir evrende, unutulmuş bir galakside yaşanan olaylar çığırından çıkmıştı.Devasa bir büyüklükte olan galakside doğal olarak milyonlarca ırk yaşıyordu.Bu çeşitli demografi aynı zamanda da yönetim sorunlarını,kavgayı ve düzensizliği getiriyordu.Bu galaksideki muhtemelen en savunmasız sistemin en kaotik gezegeni olan Padoryada yaşıyordu Akman.Akman sakin,adaletli ve sevecen bir çocuktu.Ancak Padorya’nın kavgacı ortamı Akman’ı bezdiriyor,mutsuz ediyordu.Padorya aslında çok değil sadece bin yıl önce Aydınlar Diyarı olarak bilinirdi.Ancak o zamanlarda Padorya’ya çok uzak bir konumda bulunan neresi olduğu bilinmeyen bir gezegende çıkan şeytani bir isyan çok kısa zamanda bütün galaksiye yayılmıştı.İsyan sonucunda Birleşik Sistemler Aristokratik Cumhuriyeti yıkılmış,isyancılar bazı sistemleri ele geçirip yönetmiş,kalan sistemler ise kendi yönetimlerini kurmuşlardı.O dönemde hüküm süren Birleşik Sistemeler Aristokrat Cumhuriyeti bu tehtidi çok önceden fark etmiş ama en ufak bir hamlenin bile çok iyi sağlanmış olan barış ortamını bozacağını düşündüğünden bir şey yapmamıştır.Ne var ki müdahale etmemelerinden dolayı isyancılar kısa süre içersinde yükselmişlerdi. İsyancılar kısa zamanda çok ilerlemiş ve sonunda Padorya’da ulaşmışlardı.Ancak isyancılar Padoryayı işgal etmemiş ama ideolojilerini getirmişlerdir.İsyancı ideolojisinde bilime az değer verilir,saldırıya ise olabilecek en yüksek değer verilirdi.Zamanla bu ideolojinin Padorya’da yaygınlaşmasından dolayı artık insanlar bilime değer vermemeye başlamışlardı.Bu yüzden bazı aydınlar diğer sistemlere göç etmiş,bazıları ise değişime uyum sağlayıp hayat tarzlarını değiştirmişlerdi.Bir zamanlar “Aydınlar Diyarı” olarak bilenen Padorya’da bugün tam anlamıyla bir tane bile aydın kalmamıştı.Akman Padorya’nın bu durumunun farkında olan bir çocuktu.Her ne kadar bu durum onu rahatsız etse de bu duruma ayak uyduruyordu.Sonuçta bu gezegende yaşıyordu.Akman her gün Padorya’nın tuzlu göllerinden su alıp tacirlere satarak,bazense uçaklardaki küçük kırık çıkıları tamir ederek geçimini sağlardı.Padorya’nın göllerinde bulunan tuz özel bir tuz çeşidiydi ve küçük uçakların yakıt verimini arttıran bir malzeme olarak kullanılabiliyordu.Bu yüzden Padorya’ya gelen tüccarlar tarafından bu su çok rağbet görüyordu.Ancak Padoryaki neredeyse herkes bu işi yapıyordu ve gelen tüccar sayısı çok azdı.Bu yüzden bu iş az kazandırıyordu.
Aslında bu yöresel,az para getiren işi yapmasına hiç gerek yoktu çünkü babası Padorya’nın sayılı varlıklı sayılabilecek insanlarından birisiydi.İşinin ne olduğunu kimse bilmiyordu.Akman annesine sormuş Annesi tüccar demişti.Ancak Padorya şartlarında bir tüccarın bu kadar kazanması akla yatmıyordu.Bu işte bir terslik olduğu kesindi. Ayrıca babasının pek de vatansever olmadığı aksine zaman zaman isyancılarla işbirliğine girdiği biliniyordu.Gururlu bir çocuk olan Akman’ın babasının parasını kullanmaması aslında onun hoşuna gidiyordu çünkü Akman babasının aksine çok vatansever bir çocuktu.Aslında Padorya’nın çevresinin aksine isyancıları desteklediği söylenemezdi aksine halkın neredeyse hepsi onlardan nefret ediyordu.Ama Padorya halkı kişisel menfaatlerini her şeyden önce tutuyordu ve yaşadıkları düzeni değiştirmek için çalışma yapmanın karakter yapılarına uyduğu pek de söylenmezdi.Akman’ın ise karakter yapısı hem ailesiyle hem de Padorya halkına tersti.Akman vatanseverdi aynı zamanda da devrimci idi.En büyük hayallerinden biri bu yer yer sulak,pembe,taşlık,karstik gezegenden ve dört katlı içinde yatak ve koltuktan başka neredeyse hiç bir şey bulunmayan boş evinden kurtulduğunda cumhuriyet,aristokrasi ve demokrasi için savaşan yiğit alplerin buluşma noktası olan Demokrasi Ordusuna katılmaktı.Demokrasi Ordusu baskıcı İsyancı yönetimine karşı mücadele eden ve Birleşik Sistemlet Aristokratik Cumhuriyetini diriltmekti.Demokrasi ordusunun farklı kıdemde birlikleri vardı.En kıdemlisi Yenikule Birliğiydi.Akman bu birliğe katılabilmek için yaşıyordu.Neredeyse imkansızdı lakin bu onun en büyük hayaliydi.Ailesinde onun kadar vatansever biri olduğu hatta vatansever biri olduğu söylenemezdi.Babası zaten bırak vatansever olmayı bazen isyancılarla iş birliği bile yapıyordu.Annesi ise babasından çok daha vatanseverdi ancak kocası Egiz’in yönetiminde ona söz düşmüyordu.Zaten kendi başına da çok vatansever olduğu söylenemezdi sadece kocasından çok daha vatanseverdi.Atalarından kimsenin de vatansever olduğu söylenemezdi.Şayet Akmanın araştırdığı kadarıyla atalarından kimse Padorya Savunmalarında bırakın lider olmayı destek bile olmamıştı.Ancak bir kişi hariç.Bir kişi. O kişi ise Padoryada Aristokrasiyi Diriltme Hareketi Onursal Lideri ve emektar savaşçısı “Akibe Olcay Sökmen” idi.Kendisi isyancıların Padorya işgali sırasında savaşmış ve toplumu Aristokrasi lehinde örgütlemiştir.Padorya’nın mutlak mağlubiyeti sonrasında bile Aristokrasiyi diriltmek için elinden geleni yapmıştı.Bazı insanlara göre onun soyu büyük Alim Adberilgen Bilge İlkay’a dayanıyordu.Adberilgen Bilge İlkay Padorya Alimler Topluluğunun başkanıydı ve binden fazla alet icat etmişti.Onlardan en bilineni tüm galaksideki en çok kullanılan ve en kullanışlı iletişim aracı olan hologramlarda.Akman onun soyundan geldiği teorisinin doğru olduğuna inanmak istiyordu ancak inanamıyordu.Çünkü Akibe Olcay Sökmen dahil tanıdığı herkes bu teorinin yersiz olduğunu düşünüyordu.Onlara göre bu düşünce sadece basit bir şehir efsanesiydi.Akman ona büyük saygı duyuyordu.Ne var ki ailesinden kimse ona gram saygı duymuyordu.Ondan sonra gelen bütün kuşaklar onu deli,çılgın,aklı yerinde olmayan değişik bir insan olarak anlamıştı.Hatta onun öz be öz oğlu Tegin Pars Odvolojuv bile onun anlamsız hayallerinden koşan yobaz biri olduğunu anlatırdı.İlk ismi olan Tegin ona babasının destekçileri tarafından verilmişti.Tegin Padorya geleneklerinde kralın veya çok saygı duyulan bir liderin erkek çocuğuna verilen bir lakaptı.Padoryada nam salmış bazı erkekler isimlerinin önüne karakterlerini yansıtan bir lakap alırlardı.Bu uygulama Padorya dışında bazı gezegenlerde de vardı.Bu Lakap alan insanlar lakap aldıktan sonra lakaplarının haklarını verir ve toplumun önemli bir kesiminin saygısını kazanırsa benliklerini bir kelimeyle belirleyen “Öz İsimler” alırlardı.Öz isim almak gezegendeki en zor şeylerden biriydi.Lakap almakta oldukça zordu ama öz isim almanın yanında çocuk oyuncağıydı.Padoryada gelmiş geçmiş sadece 10000 kişinin öz isim aldığı biliniyordu.Bu çok gibi görünse de Padoryada şu an bile bir milyona yakın insan yaşıyordu.Ve Padorya milyonlarca bilim insanı,alp savaşçı ve büyük birey yetiştirmişti.Milyonların içinden sadece 10000. Çok azdı! Tegin Pars Odvolojuv’un ise nasıl öz isim aldığı muammaydı. Lakabı Tegin Padoryada Aristokrasiyi Diriltme Hareketi Onursal Lideri Akibe Olcay Sökmen’in oğlu olduğu için destekçileri tarafından doğuştan verilmişti. Ancak öz ismi olan Odvolojuv ne idi? Şayet anlamını kimse bilmiyordu. Padorya’nın kullandığı lisanda böyle bir kelime yoktu. Büyük ihtimalle kendisine bir öz isim uydurmuştu. Kimse öz isminin anlamını veriliş aracını ve kim tarafından verildiğini bilmiyordu. Zaten üç kağıtçı bir adam olduğu kesindi. Akman ailesinin kökeni sürekli düşünüp, vatanı ve galaksinin refahı için savaşmak için can atıyordu. Kim bilir belki de bir rüzgar Demokrasi Ordusunu karstik Padorya’ya atar ve Akman’ın oraya katılma şansı doğardı.