İçeriğe geç

Yeniden, Umut

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Yeniden, Umut

Bölüm 1

Giriş

Nereye koştuğumu bile bilmeden nefes alma ihtiyacı duyarak koşuyordum. Amacım herşeyden, herkesten uzaklaşmak ve yanlız kalıp düşünmek iken bu eylemim daha da kötü olmama neden olmuştu. Bir insan başka bir insana bunu nasıl yapabilirdi? Peki bu normalmiyd? Bu normalse niye bendi, niye? Ben onlara ne yapmıştım; anneme, babama, erkek arkadaşıma, dostlarıma. Birinin; duygularıyla, gururuyla,kalbiyle oynamak bu kadar mı basitti.

Denize bakan uçuruma geldiğimde artık bana yetmeyen nefesim gibi ayaklarımda beni yarı yolda bırakmıştı. Dayanamayıp yere çöktüğümde dahası olabilirmiş gibi yaşlarım şiddetlenmeye başlamıştı. Kafamı ellerimin arasına alıp alnım yere değecek kadar eğildim. Kafamda binlerce düşünce fink atıyor herhangi birine odaklanmama izin vermiyordu. Bir süre orada o konumda hareketsiz bir şekilde kaldıktan sonra doğruldum iyiyden iyiye sakinleşiyordum. Karşımdaki uçurumun ucuna doğru ilerledim. En dibe geldiğimde gözlerimi yumup keskin deniz kokusunu içime çekerken düşünmeden edemedim. Hayatımdaki hiç kimse için birşey olmayı becerememiştim ne bir kız arkadaş ne bir evlat ne bi dost. Bir hiçtim. Ne iyi biri olmayı, ne de kötü biri olmayı becerebilmiş bir hiçtim. Hep asi olmuştum,Sevilmemiştim. Susup içime kapanmıştım, yine sevilmemiştim. Ne gerçek beni sevmişlerdi ne de kendi yarattığım beni...

Kollarımı iki yana açıp kafamı yukarı kaldırdım. Bana yapılanları; öğrendiğim şeyleri nasıl unutabilirdim, nasıl hiçbirşey olmamış gibi devam edebilirdim hayatıma.Düşündüm.Olamazdı yapamazdım. İçimden bir ses, "Bu şekilde bitmesine, içine atıp seni sömürmesine izin mi vericeksin.Hiç mi birşey yapmayacaksın?" diyen bir ses belirdi. Bunun ismi öfkeydi ona yenilmelimiydim yoksa yenilmemelimiydim? O öfkeye karşı gelip, onu sindirip hayatıma devam etmeye mi çalışmalıydım yoksa içimdeki nefretini kusmak isteyen yırtıcıyı açığa çıkarıp benim kalbimi parça pinçik edenlerin kalplerini yerinden mi çıkarmalıydım. O an kafamın içinde başka bir ses yankılandı, ses eski sevgilime aitti. "Ne o bakışlar öyle." diyordu." Kızım sende kedine bile laf söyleyecek cesaret yok." Evet yoktu ben de onlara hesap soracak,kızacak, ortalığı ayağa kaldıracak cesaret yoktu. Yani artık yoktu...

Düşüncelerimle girdiğimiz çatışmadan bir el tarafından çekilmiştim ve beni çeken kişiyle yere serildik. Ben daha ne olduğunu anlayamamışken arkamda duyduğum sesle irkildim ve daha saniyeler önce durduğum yere baktım. Demin ayağımın altında bulunan toprak şu an yoktu. Yaşadıklarımın üzerine bu olay felaketimmi kurtuluşummu olduğunu bilmezken altımda ki insanın varlığını hatırladım. Bir nevi kurtarıcım olan çocuğa baktım. İkimizinde solukları gerilim yüzünden dengesizdi. Yeşim rengi gözlerim üstünde bulunduğum çocuğun uzun kirpikleri arasındaki yeşil - amber karışımı gözlerinde takılı kaldı.

Sanki bulunduğumuz konumu yeni fark ederek sıcak tepsiye değen elin çekilmesi gibi üzerinden kalktım ve yan tarafına tünedim. Güzel gözlü çocukta yattığı yerden doğrulmuş ve bağdaş kurup oturmuştu. Bacaklarımı kendime doğru çekip kollarımı etrafına dolamıştım. İkimizde sessizlik içinde karşıdaki manzaraya bakıyorduk. üzerimde bir çift göz hissediyordum. Ama kafamdaki Tüm o düşünceler, zehirli bir böceğin zehrinin damarlarda akması gibi ruhumu kaplamaya başlamıştı. Bu zehrin zihnimide kaplamasına izin vermiştim. Belki sadece dakikalar geçmişti ama saatler, hatta günler geçmiş gibi geliyordu. Yanağıma dokunan elle birlikte kafamı yan tarafıma çevirdim.

Karşımdaki o güzel gözlere baktığımda gördüğüm bir duygu vardı, hissetiğim, hep görmek, hissetmek istediğim... Huzur vardı. Bana beni anlıyor gibi bakıyodu ne olduğunu bilmeden... Aynı el diğer yanağıma ilerlediğinde ağladığımın farkına varmıştım. Bu farkındalıkla damlalar hızını arttırırken birine sarılma ihtiyacı hissettim. Huzur gözlü çocuk bu ihtiyacımı anlamış olacak ki tereddüt etmeden bana sarıldı. Yabancı olan ama aynı zamanda bana yakın hissettiren bu çocuğun omzunda dakikalarca içli içli ağladım. Gözlerinde huzur taşıyan o çocuk sanki ruhumu görüyordu,okuyordu.

Yavaş yavaş hava kararmaya başladğında artık gitmem gerektiğini fark etmiştim. Hiçbir şey demeden ayaklandım. Arkamda o huzur dolu bakışları hissediyordum. Çok ilerlememiştim ki durdum. Kafamı arkama çevirdiğimde yabancının da ayaklandığını ve yanılmadığımı gördüm, bana bakıyordu. Hafif bir tereddütle dudaklarım aralandı.Onunsa dudaklarında içten bir tebessüm vardı.

" Teşekkürler Huzur Gözlü Çocuk" Cümlemle beraber dudaklarındaki tebessüm yerini gülümsemeye bıraktı. Huzurlu bir gülümsemeye.

" Rica ederim Güzel Kız Fortuna" Benimde yüzümde kendiliğinden bir tebessüm oluştu. Önüme dönüp tekrar uzaklaşmaya başladım ve bir daha arkama dönüp huzur dolu gözlere bakmadım. Ama içimden bir ses tekrar o gözlere bakacağımı söylüyordu. Belkide içimdeki o sevgiye muhtaç kız çocuğunun dileğiydi, kim bilir...

Bölüm sonu

1 yorum