İçeriğe geç

Yeniden Doğuş

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Yeniden Doğuş

Bölüm 2

Katana

Dışarı çıkmış sabah yürüyüşümü yapıyordum.Birileri beni izliyordu gözlerimle etrafı süzdüm. Başımı kaldırdım ve havaya baktım siyah bulutlar doluşmuştu.

"Efendim, sabahtan beri sizi arıyorum neredeydiniz?" diyerek yanıma geldi Diana. Hafifçe ona sarıldım. "Sakin ol, Diana buradayım sadece yürüyüşe çıktım."

"Sizi çok merak ettim..." dedi kısılan sesiyle. "Beni merak ettiğin için teşekkür ederim. Şimdi içeri girmeliyiz yağmur başlayacak." dedim ve gülümsedim.

İçeri geçtiğimde Alferd'in annesi ve babası beni çağırdı. Saygılı bir şekilde konuştum ikiside beni şimdiden çok sevmişti.

Kıkırdadım Alferd'a karşı 1-0 öndeyim. Benim için kadın bir hizmetliyi malikaneyi tanıtmak için görevlendirmişlerdi.

Görevli kadın gelince eteklerimi kaldırıp eğildim. "Sizinle malikaneyi tanımak benim için bir zevk olacak." dedim gülümseyerek. Görevli kadın utanıp başını eğdi.

"Teşekkür ederim efendim." dedi ve malikanenin çoğu bölümünü gezdirdikten sonra balkona çıktık. Üçlüyü görünce yüzüm düştü. Bir süre onları izledim.

Korkuluklara yaslandım ve izlemeye devam ettim. "Sanırım, hiçbir zaman onlar gibi olamayacağım. Arkadaşsız, yalnız bir kadın..." diye mırıldandım. Görevli kadın bunu fark etmişti ellerimi tuttu.

"Siz en iyisine layıksınız efendim." dedi, gülümsedim ve sıkıca sarıldım. "Derdin, sıkıntın olursa söyle." Görevli kadın gülümsedi ve beni yalnız bıraktı.

Onları izlemeye devam ettim. "Ne kadarda şanslı, en azından bir annesi ve babası var." dedim ve iç çektim. Alferd bana baktı gülümsedim o ise gözlerini kaçırdı.

İçeri girdim ve benim için ayrılan odaya girdim, defter ve bir dolma kalem aldım. "Diana benimle dışarı gelir misin tatlım?" dedim ve deftere bir kaç cümle yazmaya başladım.

"Hadi biraz gezelim." dedim ve Diana'nın koluna girdim.

"Diana, çok güzelsin." Diana gülümsedi ve kıkırdadı. Alferd ve diğer iki kardeşinin masanın önünden geçerken Diana'nın gözleri şokla açıldı.

"Efendim, kafanızdan kan akıyor." dediğinde elinle kafamı yokladım. Diana'nın gözlerinden yaşlar firar ederken sakin olması için kolunu tuttum.

Alferd hemen yanıma geldi ve kafama baktı yarayı bulmaya çalışıyordu sonunda buldu ve yüzüme doğru eğildi. "Bunu sana kim yaptı?!" diye bağırdı. "Hayır, hayır bağırma lütfen..." dedim ve Diana'ya baktım.

"Hayır Diana ağlama." dedim çok suçlu hissediyordum kafamdaki yaranın kanaması umrumda değildi. "Kafamı bir yere çarpmış olmalıyım, lütfen sakin olun." dedim, ellerim titriyordu.

"Catherine, odana git hemen!" diye bağırdı Alferd. Yere akan kanı umursamadan ayağa kalktım ve Alferd'a kaşlarımı çatarak baktım.

"Bana emir verme hakkını sana kim verdi Alferd? Sırf kadınım diye bana böyle mi davranacaksın!" dedim ve kanlı elimi Anna'nın yüzüne doğrulttum.

"O kadın değil mi? Ona niye bana davrandığın gibi davranmıyorsun? Cevap ver bana bir şey söyle! Ben ilgi çekmek için kafamı kanatacak kadar zavallı mıyım? Bunu mu imâ etmeye çalışıyorsun!" dedim sinirle.

"Unutma Alferd, Bayan Anna senin çok yakının olsa bile. Ben senin karınım bence bundan sonra bana gerektiği gibi davran." dedim ve Diana'nın elini tutup kaldırdım.

"Gidelim, Diana." dedim ve yere akan kanı önemsemeden yürüdüm. Diana şokla bana bakıyordu. "Efendim, bu ailede bir erkeğe karşı gelen ilk kadınsınız." dediğinde kıkırdadım.

"Edebim, el vermez edepsizlik edene." dedim ve yürümeye devam ettim. "Ben bir doktor çağıracağım." dedi Diana ve yanımdan ayrıldı.

"Böyle ağzının payını veririm." diye mırıldandım kendi kendime. Odana çıktım ve ilk önce güzel bir duş aldım. Doktor geldi ve kafamdaki kesiğe baktı.

Kesik ensemin biraz üstünde olduğu için oradaki saçları biraz kesti ve dikiş attı. Adama gülümsedim, "Çok teşekkürler." dedim. "Bayan Catherine, dikkat etmelisiniz kafanızdaki sıyrık biraz derin."

Başımı sallayıp gülümsedim. Diana yanımdayken kapı çaldı. "Girin, lütfen." dedim bir hizmetli gülümseyerek içeri girdi. "Efendim, sizi görmek isteyen biri var."

"Kim beni görmek istiyor?" dedi görevli kıkırdadı, "Sürpriz, olmasını istiyor." dediğinde Diana'yı yanıma alıp aşağı indim.

Victoria'yı görmemle gözlerim şokla açılmıştı. Bu kadın hem çok iconic hemde Catherine'nin en yakın arkadaşıydı. Bol siyah bir pantolon üzerine beyaz balon kollu gömlek giymişti.

"Victoria!" diyerek hızla sarıldım. "Efendim, bebeğim?" dedi ve at kuyruğu yaptığı uzun saçlarını savurdu. O sırada Anna asık yüzüyle yanımıza geldi.

"Bayan Catherine, neden bunu yaptınız?" dedi, Victoria kaşlarını çattı. "Ne yaptı?" dedi soğuk sesiyle, Anna Victoria'ya tatlı bir gülümseme sundu.

Victoria'nın bakışları hâlâ soğuktu. Anna "Bayan Catherine'in kafası kanıyordu sonra Alferd ona odasına çıkmasını söyledi o ise Alferd'a bağırdı, Alferd bir kaç dakika şokla yerdeki kana baktı ve sonra odasına kapandı." dedi Anna.

Bay Jack onların yanına geldi ve baştan aşağı Victoria'yı süzdü. Anna bu durumdn hoşlanmamış olacak ki hemen Jack'in koluna girdi. "Biz gidelim." dedi Anna ve dışarı çıktılar.

"İşte benim savaşçı kızım harikasın!" dedi Victoria bana sarılarak. "Sana harika kıyafetler getirdim kılıç kullanma sınavında giyersin." dedi Victoria.

Hızla başımı salladım. "Teşekkürler, Victoria." dedim ve tekrar sarıldım. Victoria'yı Alferd'in annesiyle tanıştırdıktan sonra onlar konuşurlarken ben etrafı süzüyordum.

Victoria benimle biraz vakit geçirmek istediği söyleyip Alferd'ın annesi Bayan Anastasia selam verdi ve ben onun elini tutup yukarı çıkarmaya başladım. Merdinvenlerde Alferd'la göz göze geldik bir şey söylemek için ağzını açtı ama izin vermeden hızla yukarı çıktım.

"Eteklerle yürümek çok zor Victoria..." dedim mızmızlanarak. "Pantolon giy o zaman." dediğinde başımı hızla iki yana salladım. "Olmaz getirdiğin takımı kılıç kullanma sınavı için ayırdım." dedim bana gülümsedi.

"Sana her şey yakışır Catherine." dedi ve devam etti. "Bu sınav herkese açık yapılacakmış sanırım, senin kocan dediğin adamda orada olacakmış." dedi aynadan kendine bakarken.

"Bu beni ilgilendirmiyor, ben annem için katıldım." dedim iç çekerek Victoria bana döndü ve ellerimi tuttu. "Katana kadar keskin bir kılıçsın Catherine. Sana zarar verenlere zehrini akıtıyorsun, aslında bu haline bayılıyorum. Olgun ve savaşçı halin harika."

"Teşekkürler..." dedim gözlerim dolmuştu. Babam eskiden anneme 'savaşçı kadınım' derdi annem öldüğündede katana kılıcıyla kendini öldürdü. Ben ise İngiliz bir aileye evlatlık verildim onlara hiç benzemiyordum.

Çekik gözlerim uzun saçlarım ve geleneksel kıyafetlerimi giyerdim ama onlar buna dayanamayıp beni sokağa bıraktılar her şey kendim içindi.

Eğer savaşmazsam hayatta kalamazdım, eğer savaşmazsam hayat bana cehennem olacaktı. Elimdeki binyeo'yu duvara geçirdim. Pes etmek yoktu, savaşmak vardı.

"Catherine delirdin mi?" dedi Victoria elimi tutarak, elleri titriyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.