Ilık bir ilkbahar sabahı, kuş sesleri ve odamın penceresinden içeriye sızan tatlı bir esintiyle uyandım. Baş ucumdaki telefonuma uzanıp saati kontrol ettikten sonra hemen yatağımdan kalktım. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra uzun ve yorucu olacak bir güne şimdiden hazır sayılırdım. Uzun koridoru bitirirken mutfaktan gelen güzel kokularla mutfağa doğru yöneldim, bu müthiş kokunun kaynağının annemin enfes böreğinden geldiğini anlayıp anneme sarıldım ve onu kocaman öptüm. Bugün diğer günlere göre çok daha fazla enerjiktim, çünkü Lise'den mezun olmama 1,5 ay kadar kısa bir zaman kaldı ve 2 yıldır müthiş bir şekilde devam eden bir birlikteliğim var.Birlikteliğim mi? Tabii ki Kerem...
Hızlıca kahvaltımı yaptıktan sonra duşumu aldım kombinimi yaptım saçlarımı tepeden bir at kuyruğu yaptım. Bu arada ben Elif, 18 Yaşında Lise son sınıf öğrencisiyim. Derslerimde çok başarılıyım ve mimar olmak istiyorum. 5 yaşında küçücük bir kız çocuğu iken kurduğum bir hayaldi bu. 1,70 boyunda, 60 kilo ağırlığında, buğday tenli, kumral saçlı genç bir kızım. Bir de bir sevgilim var ki afet-i devran taş mübarek taş... 1,86 boyunda 80 kilo ağırlığında, esmer, okuldaki tüm kızların ağzının suyunu akıtarak baktığı, lise son sınıf öğrencisi, canım Kerem'im...Evet arkadaşlar henüz daha liseye başladığım ilk gün okul bahçesine girdiğim an gözüme çarpan ilk kişiydi Kerem. O kadar tatlı bir duruşu, çok sempatik gülüşü ve Allah vergisi olan o güzelliğiyle o kadar muhteşemdi ki üç dakika boyunca kesintisiz ona baktığıma yemin edebilirim, ama ispatlayamam. Okul zilinin çalmasıyla kendime geldim, daha sonra bu çocukla aynı sınıfta olmak için dualar ettim, adaklar adadım. Ama ne yazık ki aynı sınıfta değil, çarpraz sınıflardaydık. Ama olsundu sonuçta aynı sınıfta olmasa da okul bizim, teneffüsler bizim. Öyle değil mi aşklarım?İlk gördüğüm an etkilendim Kerem'den, aşık oldum demiyorum çünkü aşkın ne demek olduğunu bilmiyordum o dönem. Okula alışma sürecim, derslerin birden yoğunlaşması, Ortaokul'da olmayan derslerin programa eklenmiş olması, Kerem'le ilgilenmemi birazcık yavaşlatmış olsa da, peşineyim asla bırakmam aslanım.Okulun açılmasının üstünden yaklaşık üm hafta geçmişti, bu süre zarfında Kerem'le selamlaşmadık bile, henüz benden haberi yok yani. Kısa göz tacizlerimi saymazsak tabii. Her ergen kızın olduğu gibi benim de bir kankam vardı elbette İsmi Merve, 1,65 boylarında, esmer, kara kaşlı kara gözlü, kalbinin güzelliği yüzüne vurmuş, lokum gibi bir kız. Sınıftaki diğer kızlara göre Merve'yle çok daha iyi anlaştık, kısa sürede kaynaştık. Tabii ki ne kadar samimi olursak olalım Kerem'den kimseye bahsetmedim, Merve'ye bile. İlk kez o gün söz ettim ona Kerem'den. Bana çok iyi tanıyorum Kerem'i dediği an kalbim bir sıkışmadı değil hani. 'Ne, Nasıl?' diye tepki verince, O benim kuzenim diyerek karşılık verdi.
Kuzeniymiş, inanabiliyor musunuz? O kadar çok şaşırdım ki, halan mı, teyzenin mi, dayının mı, amcanın mı? diye. Girdiğim şoktan çıkıp 'Gerçekten mi?' derken Merve katıla katıla o an ki halime gülüyordu. O andan sonra toparlayamadım da. Direkt ondan hoşlandım diye söze girdim. O da yetmiş yaşındaki mahalle teyzeleri gibi 'Kısmetse olur' dedi... 'Ya Merve dalga geçmesene' diyerek karşılık verdim. O da 'Ne dalgası kızım çok sevindim, ben senin için biraz çıtlatırım' diye karşılık verdi ve 'Şu aralar görüştüğü, konuştuğu hiç kimse yok diye biliyorum.' diye ekledi. Merve ile sarılıp ayrıldıktan sonra ancak eve gelebilmiştim. Bugün o kadar çok duygu karmaşası yaşamıştım ki, üzerimi bile değiştirmeden kendimi yatağımın üzerine bıraktım. Birkaç derin düşünceden sonra uyuya kalmışım. Annemin 'Elif akşam yemeği yiyeceğiz, haydi sofraya' demesiyle uyandım, 'Geliyorum anne.' diyerek odadan seslendim. Yataktan kalktım, hala üzerimde olan okul formalarımı çıkarttım, eşofmanlarımı giydim, elimi yüzümü yıkadım. Telefonu elime aldığımda Merve'den gelen bir çok arama ve mesajla karşılaştım. Hemen mesajı açıp yanıtladım.

Akşam yemeğimi yedikten sonra hemen merveyi aradım. Heyecanlıydım, ne konuştular, ne söyledi çok merak ediyordum. Odama girip kapıyı kapatınca konuşma başladı.
Merve, hemen anlat kanka. Ne konuştunuz, nasıl konuştunuz?,
ne söyledin, ne cevap verdi? Aslında hemen şu şekilde açıklayayım; Keremlere gittim sırf bu konu için ama tabii ona ona söylemedim. Bir kaç günlük konuşmadan sonra 'Keremciğim bildiğim kadarıyla bir kız arkadaşın yok ama yine de sana bir sormak istiyorum' dedim. 'Hayrola kuzen sen sormazdın böyle sorular' dedi. Ben de 'Kerem var mı, yok mu?' dedim. 'Aslında var yani hayatımda değil ama gözümün kaldığı bir kız var' diye cevap verince ister istemez ağzımdan 'yaaa' diye şaşkın bir kelime çıktı. 'Kim peki tanıyor muyuz?' diye sordum. 'Evet tanıyoruz, özellikle sen yakından tanıyorsun.' dedi. 'Kim ki?' dedim merakla. 'Kankan Elif.' dedi direkt kendinden emin bir şekilde. 'Elif mi?' dedim gülümseyerek, hatta baya baya kahkaha atmaya başladım. Benim bu anlamsız gülüşüm Kerem'i sinir etti. 'Tabii ki, alay mı ediyorsun Merve? sordun söyledim, komik olan ne?' diye sertçe çıkıştı. Hayır Kerem ne alay etmesi aşk olsun diye cevap verdim . Ben de seninle bu konuyu konuşacaktım sen de Elif diyince çok şaşırdım diye devam ettim . O sırada Kerem şaşkın ve meraklı gözlerle bana bakıyordu . 'Kerem' dedim direkt, söze girdim. 'Arkadaşım Elif bu gün bana senden hoşlandığını söyledi, senin benim kuzenim olduğundan haberi yoktu, ben de ona bu konu ile ilgili seninle konuşacağımı söyledim. Bugün de buraya bunun için geldim' dedim. Eee diye devam etmemi bekledi, 'Ee si bu Kerem' dedim 'sen Eliften , Elifte senden hoşlandığınıza göre size hemen bir buluşma ayarlamalıyız, ben şimdi gidiyorum Elifle konuşmam gerek' diyerek evden çıktım . 'Merve çok sevindim , çokta şaşkınım dedim ya şuan o kadar karmaşık duygular içindeyim ki kanka ben seni daha sonra arasam olur mu diye sordum' . Olur canım olur sen dinle kendini iyice yarın okulda görüşürüz diyerek telefonu kapattık . Pijamalarımı giyerek yatağıma girdim kafam karışık olduğu için hiç derslerime bile bakmadım derin derin düşünürken uykunun kollarına kendimi bıraktım. Sabah alarmın sesi ile gözlerimi açtım, hazırlık kahvaltı derken nihayet evden çıkabildim. Bugün her zamankinden farklı gidiyordum okula çünkü Kerem artık biliyordu. Nasıl bakacaktım yüzüne? 'Allah'ım çok utanıyorum, ne yapacağım?' diye kendi kendime konuşarak okul kapısının önüne gelmiştim. Aman Elif çocukta senden hoşlanıyormuş işte neyin utanması bu diyerekte kendime güzelce sitem ettim ve özgüvenimle okula girdim güzelce etrafıma baktım, ama ne Kerem'i ne de Merve'yi göremedim. Belli ki henüz ikisi de gelmemişti, ya da sınıflarına çıkmışlardı . Okuldan içeri girdim sınıfa çıktım Merve gelmişti sırada ders notlarına bakıyordu. 'Merveeee' diye kıkırdayarak yanına gidip yanağına kocaman bir öpücük bıraktım ve sıkıca sarıldım. 'Ne o Elif hanım uçuyorsunuz bakıyorum da ne bu sevinç?' dedi . 'Nasıl mutlu olmam Merve' dedim platonik kalsaydım nasıl bakardım bir daha Kerem'in yüzüne? dedim bol bol bakışırsınız artık el ele, göz göze dedi.Tebessüm ettim inşallah kankam dedim . Bizim okulun hemen yakının da bir cafe var okul çıkışlarında bazen kahve içmek için orada otururuz. Merve, 'okul çıkışında sen ben Kerem oraya gidelim bir tanışın.' dedi. Biraz çekinsemde haklıydı, yani tamam diyerek onayladım.
