Rauf, rezidansın otoparkına arabasını park ettikten sonra kontağı kapattı. Kafasını ağır hareketlerle geriye doğru hareket ettirip koltuğun başlığı ile temas etmesini sağladı. Bugün çok yorulmuştu; ona tahsis edilen villa çizimleri üzerinde çok çalışmıştı. Gözlerinin damarları şişmişti ve artık başı patlayacak raddeye gelmişti. Oysa 10 yıl önce sorsalar şirketinin bu konuma gelebileceğini hayal bile edemezdi, şimdi ise her şey çok farklıydı. Bu konuma gelmek için çok çalışmıştı; hiç yatmadığı geceler, hiç oturmadığı, bir bardak su bile içemediği gündüzleri olmuştu. Bu işe sıfırdan başlamış ve tırnaklarıyla kazıyarak gelmişti; çok emeği vardı bu şirket üzerinde. Aklına yıllar önce sokak sokak emlakçı arayıp "Ev yaptırmak ister misiniz?" diye soruşları geliyordu. Anıları aklına gelince sol dudağı hareketlendi ve yüzünde hafif bir gülümseme peydah oldu.
Artık gitmesi lazımdı, evde onu bekleyen bir çocuğu vardı. Eli yavaşça havalandı ve kapının kulpuna gitti. Kapıyı açtı ve arabadan indi. Kapıyı tekrar kapatıp anahtarın kilitleme tuşuna bastı. Kilitleme sesi tüm otoparkta yayıldı. Yavaş adımlarla binanın girişine doğru ilerledi. Onun gelmesiyle otomatik kapı açıldı ve içeri girmesiyle geri kapandı. Asansöre bindi ve katına çıktı. Evin kapısını açacağı sırada derin bir nefes aldı; çünkü onu neyin beklediğini iyi biliyordu. Parmak izini okutup kapıyı açtı ve içeri girdi. Ceketini çıkartıp askıya koyduktan sonra yavaşça salona ilerledi ve her zamanki tanıdık manzara ile karşılaştı.
Evin her yeri darmadağındı. Çınar, koşar adımlarla babasına doğru ilerledi ve babasının eğilmesiyle boynuna atlaması bir oldu. "Babacığım, seni çok özledim!" dedi. Rauf, Çınar'ın boynuna birkaç öpücük kondurduktan sonra "Ben de seni çok özledim." dedi. Daha sonra sözlerine devam etti: "Yine her yer dağınık Çınar Bey." Bunu sitem eder gibi söylemişti. Bu sırada mutfağa doğru adımlıyordu. Çınar'ı mutfak tezgahına bıraktıktan sonra "Aç mısın?" diye soru yöneltti. Çınar cevap vermek yerine olumlu bir şekilde kafasını salladı. "Bakalım babaanne bugün ne yapmış?" dedi.
Çınar ile annesi Zeliha Hanım ilgileniyordu. Karısı onu ve Çınar'ı bir mektupla terk etmişti. O günden beri perişandı; hem iş hem Çınar çok zor oluyordu ama ailesi hemen destek çıkmış, yardımına yetişmişti. Annesi Zeliha Hanım Çınar ile ilgileniyordu. Kardeşi Savaş üniversite son sınıftaydı ve ara sıra Çınar ile dışarı çıkıyor, onu gezdiriyordu. Zaten iki kardeşlerdi. Onun en büyük destekçisi arkadaşı Alp'ti.