BU ONUN DÜNYASI!!"
Kulağımda çınlayan bu çığlık, belki de hayattayken duyacağım son ses olacaktı. Damarlarımdaki tüm gücü yumruğuma pompalayıp iblise savurdum. Muazzam bir darbeydi, yumruğum havayı yırtarak gitti ama nafile... İblis, az önceki gibi en ufak bir sarsıntı bile geçirmedi. Darbemi tek eliyle yakalayıp yüzüme doğru sırıttı. Mesafe kapanmıştı, nefesini yüzümde hissediyordum. Artık onun avucunun içindeydim. İçimden, “İşte bu benim sonum,” diye geçirdim.
— CRACK!
İblisin balyoz gibi inen yumruğunu son bir refleksle sol kolumu siper ederek karşıladım. Ama kemiklerimin kırılma sesi kulaklarımda patladı. Acı dalgası bütün bedenimi felç ederken arkaya doğru fırlayıp yere yığıldım; kolumda tek bir sağlam kemik bile kalmamıştı, tarifsiz bir ızdırapla kıvranıyordum.
O sırada John’un öfkeden gözü döndü. Kükreyerek iblise arkadan saldırdı. Bu, John’un şu ana kadar gördüğüm en güçlü, en yıkıcı yumruğuydu! Yumruğun yarattığı rüzgar yüzümü yaladı. Fakat iblis sadece birkaç adım geri sendeledi, o kadar. George pes etmedi; tılsımlı zincirini hızla savurup iblisin boynuna doladı, onu kendine doğru çekip hemen ardından bir ağır darbe daha indirdi. Sonuç yine hüsrandı; iblis zinciri tek hamlede gerdi ve kılını bile kıpırdatmadı.
Tam o esnada, Victor bir gölge gibi George’un arkasından fırladı. Elindeki mor enerjili kılıçla doğrudan iblisin kalbini hedef alarak havayı yardı! İblis son anda yana kaçtı ve Victor'un kılıcını pençesiyle kavrayıp tek bir hamleyle kolayca parçalara ayırdı. Ancak bu kez farklı bir şey oldu: Kılıç kırılırken etrafa saçılan mor enerji dalgası, iblisin kendi savurduğu karanlık gücü emerek ona geri döndürdü! Muazzam bir patlamayla iblisin tüm kemikleri un ufak oldu, yaratık geriye doğru uçtu.
Fakat burası onun bölgesiydi. İblis, kırılan tüm kemiklerini göz açıp kapayıncaya kadar, dehşet verici bir çatırtıyla saniyeler içinde iyileştirdi. Toz dumanın içinden doğrulurken yüzünde kibirli, şeytani bir gülümseme belirdi:
— "Burası benim dünyam! Gerçekten beni burada yenebileceğinizi mi sandınız? HA HAHA HII HAAAHaHa Haaa..."
Birden yüzü buz gibi bir ciddiyete büründü, gözleri kan kırmızısına döndü:
— "Şimdi çocuğu bana verin ve... DUR! ÇOCUK NEREDE?!"
İblis kendi gücüyle böbürlenirken, ben acımı bağrıma basıp çoktan arkaya doğru sürünerek kaçmıştım. Arkamdan iblisin öfke dolu kükreyişi yükseldi; John ve Victor canlarını dişlerine takıp onu zar zor zapt etmeye çalışıyordu.
Hemen bir çıkış yolu bulmalıydım ama nerede olduğumuza dair en ufak bir fikrim yoktu. Koşmaya çalışırken, aniden sert bir şeye çarptım. Karşımda görünmez bir bariyer vardı ve çarpmanın etkisiyle üzerinde hafif bir çatlak oluştu. Çok dayanıklı görünmiyordu ama kollarım paramparça olduğu için ellerimi kullanamıyordum.
Zamanım yoktu, burayı hemen kırmalıydım! Acıyı unutup tüm gücümle bariyere kafa atmaya başladım. GÜM! GÜM! Her darbede alnımdan kanlar süzülüyor ama içimdeki gücen daha da uyandığını, beni beslediğini hissediyordum.
Ama iblis rahat durmadı. George ve Victor’un ellerinden sıyrılıp, gözü dönmüş bir nefretle doğrudan bana doğru koşmaya başladı. Adımları yeri sarsıyor, bastığı zemin çatlıyordu. Aramızdaki mesafe hızla kapandı, tam dibime ulaştığı an... George öne atıldı. Kendini feda etmişti. İblisin pençeleri George’un gövdesini acımasızca deşti! Kan fışkırdı.
George kanlar içinde yere yığılanakadar, iblis onun üzerinden atlayıp son darbe için bana uzandı. İşte o salisede, bariyere vurduğum son kafa darbesiyle cam kırılmasına benzer bir ses yankılandı. ŞRAAK! Bariyer parçalandı!
O illüzyon dünya büyük bir gürültüyle yıkıldı. Kendimizi bir anda yeniden gerçek dünyada, tam olarak az önce durduğumuz yerde bulduk. İblis, gerçekliğin değişmesine fırsat bulamadan yine üstüme atıldı. Ama bu sefer durum farklıydı... Artık içimdeki o devasa gücü iliklerime, hücrelerime kadar hissediyordum! Aura'm etrafımda dalgalanıyordu.
İblisin havayı yırtarak gelen yumruğundan kusursuz bir refleksle sıyrıldım; yumruğu arkamdaki kayayı paramparça etti. O esnada Georgi, ağır yaralarına rağmen son bir gayretle zincirlerini fırlattı ve iblisi havada yakalayıp sabitledi!
Havada asılı kalan iblisin tam altına fırladım. Alttan, çenesinin tam ortasına tüm gücümle öyle bir yumruk çaktım ki, iblis havada donakaldı ve bilincini yitirdi. Fırsatı kaçırmayan Victor, bir şimşek hızıyla iblise doğru uçtu. Bu kez elindeki kılıç mor değil, alev alev yanan kıpkırmızı bir enerjiyle parlıyordu!
Victor, gözlerinde kararlı bir öfkeyle kılıcı iblisin sırtından sokup tam kalbine sapladı!
İblis acı ve delilikle çığlık atarak Victor’a hamle yapmaya çalıştı ama büyük bir hataya düşmüştü: Beni ve John'u tamamen hesaba katmayı unutmuştu...
-Bölüm sonu