Hiç tahmin dahi edememiştim, etmiş olsaydım belkide daha iyi olabilirdi. Olur muydu?
Onun ellerini tutup gözlerinin içine bakıp iyi olacaksın yalanlarını söylerken tüm bunları düşünmeden edemiyorum. Son bir yalan daha söyleyip buradan gideyim.
"Merak etme iyiye ilerliyor, sen tedavileri aksatma ve doktor abilerin sözünü dinle tamam mı?"
"Ama abi ben degil sen endişelisin." Bunu söylerken yüzünde rahatsız edici bir gülümseme olması çok canımı sıkıyor.
"Ne?"
"Neden endişelisin? Zaten senin yüzünden buradayım ben."
Bir adım geriye sendeledim ve ellerimiz ayrıldı, gözlerini benden ayırmadı, en derine bakıyordu ve yüzündeki değişmeyen rahatsız edici o gülümseme hala oradaydı.
Sözleri kulaklarımda giderek yüksek sesle yankılanıyor, cızırtı gittikçe yükseldi, ellerimi kulaklarıma koyup bastırdım sanki sesleri kesecekmiş gibi ardından gözlerimi sertçe kapadım. Karanlık...
Gözümü tekrar açtım ve bir süre tavanı izledim. Rüyaydı. Artık eskisi kadar etkilenmiyorum. Önceleri yataktan sıçrayarak uyanıyordum fakat son bir kaç aydır aynı rüyayı gördüğüm için alıştım. Gerçeklerin bunlar olmadığını biliyorum. İnsan zihni çok gaddar, zaman ilerledikçe anıları tekrar kendiliğinden şekillendirmeye başlıyor. Ya da benim içimdeki bu suçluluk duygusu yüzünden görüyorumdur bu rüyayı, bilemiyorum.
"Of çok gürültülü cam mı açık?"
Bekle tavandaki yıldızlar nerede? Kardeşim karanlıktan korkuyor diye uyuyabilmesi için karanlıkda parlayan yapışkanlı yıldızlar almıştım, tavana yapıştırmıştım daha rahat uyuyabilsin diye, tavan adeta yıldızlarla dolu bir gökyüzü gibi oluyordu.
Bir şeylerin farklılığını hissediyorum. Gözlerimi tavanda gezdirirken düşündüm, neden bu tavan bu kadar uzun, hemen yatakta doğrulup etrafa baktım.
"Neredeyim ben? Bu insanlar da kim?"
Gördüklerim karşısında şok oldum, kocaman bir odadayım o kadar büyük ki benim evimin tamamından beş tane ediyor resmen. Dört duvar boyu tamamı ranzalı yataklarla kaplı ve odada tanımadığım onlarca insan var. Onlar kim ve neden burada? Hayır asıl soru ben buraya nasıl geldim?
"Nerede olduğumuzu bilmiyoruz, birden burada uyanı verdik."
Yüksek sesle konuşmuş olucam ki yanımdaki ranzada alt katında yatakta oturan adam aslında kimseye sormadığım sorularıma cevap verdi. Anlamsızca yüzüne bakakaldım, yatakta oturmuş ve başını aşağı eğmişdi yüzünü tam seçemedim.
"Bir an hiç uyanmayacaksın sandım. En son uyanan sensin. Öldün sandım."
Duyduğum sözlerin ardından hemen yataktan kalktım ve önünde dikildim.
"Nerede olduğumuzu biliyor musun? Neredeyiz? Bu insanlar da kim? Nasıl bizi buraya getirdiler peki? Ben-"
"Hop hop, yavaşla uyuyan güzel."
Uyuyan güzel mi? Diye düşündüm.
Ayağa kalktı ve önümde dikildi. Benden uzundu, tahmini 1.80 civarı olabilirdi, biraz iri gözüküyordu. Ayağa kalkınca yüzünü görebildim, siyah dalgalı saçları var, koyu renkte kahverengi gözleri ve keskin yüz hatlara sahip.
"Hiç birimiz buraya nasıl geldik, neredeyiz, kim getirdi ve biz fark etmeden nasıl getirildik bilmiyoruz. Sen ne kadar biliyorsan bizimde bildiğimiz tek şey o."
Çok net konuştu cevap dahi veremedim karşısında susup sadece suratını inceledim. O da bundan rahatsız olacak ki hemen gözlerini benden kaçırdı ve kafasını çevirdi. Odanın ortasında toplanmış korku ve panik içinde sorularına cevap arayan etrafta dolaşan insanlara baktı, kafasıyla o tarafa bakmam için işaret etti.
"Nasıl veya kim bilmiyoruz ama iyi bir şey olmadığı kesin. Şu insanlara bak tahimini 100 kişi vardır herhalde burada."
"Hayır, 50 kişiyiz." Benim ranzamın üst katından inen bir adam konuşmaya dahil oldu, ve devam etti
"25 ranzalı yatak, her yatakta bir kişi olduğunu var sayarsak 50 kişiyiz."
Ses tonu tok ve kararlıydı hemen onu da süzmeye başladım, benim alışkanlığım bu tanıştığım insanın hem içini hem dışını analiz etmeyi seviyorum. Diğer çocukdan biraz daha kısaydı ama genede benden uzundu. Kahverengi saçları ve kahverengi gözleri vardı, gözlük takıyordu, siyah bir gömlek ve siyah bir pantolon giymiş ve gene siyah bir spor ayakkabı vardı ayağında. Hemen başımı yana çevirdim ve daha deminki adamı süzmeye başladım. Beyaz bir tişört giymiş, hafif iç gösteriyor, vücut hatları kısmen belli oluyordu spor yaptığı anlaşılıyor. Siyah bir eşofman altına beyaz spor ayakkabı giymiş. Ayakkabı yeni gibi temizdi ama eski olduğu da belliydi, aslında baştan aşağı çok klişe olmasına ramen çok özenilmiş gibiydi, düzenli ve temiz biri olmalı.
Ben bunlarla meşgulken odanın ortasındaki sesler daha da yükseldi ve tüm dikkatimi oraya verdim
"Size diyorum bunu yapan organ mafyası. Başka kim olacak yahu! Hepimizin bütün organlarını alacaklar. Çok gördüm ben bunlar gibi herifleri!" Dedi bir adam, orta yaşlarda görünüyordu biraz göbekliydi. Dediklerine başka bir kadın yanıt verdi
"Çok mu gördün? Yoksa onlardan birisi misin sen?"
"Ne saçmalıyorsun be kadın, neden burada olayım o zaman"
"Belki bizi kandırıyorsundur."
Başka bir genç çocuk dahil oldu,
"İkinizin de dediği gibi olduğunu sanmıyorum, organ mafyası olsa neden bize özel yatak hazırlasınlar ki yere atar geçerler. Ve herkes için bir yatak var o yüzden onun da onlardan biri olduğunu düşünmüyorum. Umarım öyledir."
Herkes farklı bir fikir ortaya atıyordu, işler gittikçe zorlaşıyor gibi görünüyordu. Tam bu sırada bir ses duyduk
"Günaydın veya iyi akşamlar katılımcılar!"
Odanın bir köşesinde duran hoparlörden geliyordu. Daha önce fark etmemiştim, kimse fark etmemiş olacak ki herkes şaşkınlıkla o tarafa doğru döndü. Günaydın veya iyi akşamlar derken ne demek istediğini odada gözlerimi gezdirip duvarlarda aslında hiç pencere olmadığını görünce anladım. Şuan gündüz mü gece mi, saat kaç veya hava nasıl göremiyordum.
"Öncelikle katılımınız için hepinize teşekkürlerimi sunarım. Aklınızın karıştığını fark ediyorum... İlk olarak demeliyim ki hayır buraya zorla getirilmediniz, bu sizin seçiminiz."
