21 Haziran 2020
Deniz bir türlü göz teması kurmayı beceremezdi. Deniz konuşkan değil, fikirlerini açıkça ifade edemez ve özgüvensiz biriydi. Ece ise Deniz'in tam tersine özgüvenli, fikirlerini açıkça ifade eden ve çok konuşkan biriydi.
Deniz'den...
İlk defa bir kızla konuşabiliyordum. Tam ağzımı açıp bir şey soracakken Ece bir şey sordu; "Hayatını anlatsana, yada ben anlatabilirim. Ne dersin?" Dedi. Bana hayatını anlat demişti resmen. Çok utanmıştım! Sorun yoktu, tamam yoktu. Sonunda cevap verebilmeye dilim varmıştı; "Sen, sen başla. Olur mu?
Yani bende başlayabilirdim. Sen başla. Yada ben." Dedim. Yine herşeyi mahvetmiştim. Kız kesin benim hakkımda kötü düşüncelere sahip olmuştu bile. Ne yapmalıyım? Hiç bilmiyordum ki...
Ece'den...
Sanırım içine kapanık birisiydi. Olsun! Bu arkadaş olmamıza engel değil ki! Benim başlamamı istiyordu. Gözlerinden anlıyordum panik olduğunu. Anlatmaya başladım; "2003 Kasım'ın dokuzunda dünyaya gelmişim. Doğum günümüde öğrenmiş oldun. Her neyse!
Ben 14 yaşımdayken babam işte çalışırken yangından dolayı öldü. Bu olay travma yarattı bende. Çünkü benim babam neşeli, mutlu ve enerjik biriydi. Ben onun sayesinde mutlu olabiliyordum. Babamın mesleği itfaiyeciydi. Babam 39 yaşında hayata gözlerini yumduğunda ben çok ağlamıştım.
Abim de var bu arada. Abim de çok üzülmüştü, ama belli etmiyordu. Ben onun içinden ağladığını biliyordum. Babam yaşasaydı şuan 42 yaşında olacaktı. Abim 21 yaşında annem ise 39 yaşında şuan. Abim sanayii çalışanı. Okumadı, okuyamadı.
Abim o zaman, babam öldüğünde 18 yaşındaydı. Aslında üniversitede mimarlık bölümünü okuyacaktı, ama tabi babam ölünce travma yarattı onda da. Abimle birlikte 4 ay bu travmadan çıkamadık. Neyse ki sonunda toparladık. Annem psikolog. Bence bu kadar yeter. Neredeyse hepsini anlattım. Sıra sende."
Dedim ve sustum.
Deniz'den...
Ece'nin anlattıklarına şok olmuştum. Nasıl hala dimdik ayakta kalabiliyordu? Nasıl hala bu kadar mutlu ve enerjik durabiliyordu ki? Diye düşünürken bana sıra geldiğini unutmuşum. Tamam benim Ece kadar anlatacak şeyim yoktu zaten.
Sadece doğum tarihini söyler, şımartılmış olmadığımı söyler ve annem ve babamı anlatıp susardım. Tamam Deniz sakin ol. Anlatmaya başladım; "2000 yılının 8 Şubat'ın da doğmuşum.
Varlıklı bir aileden geliyorum. Babam 44 yaşında pilot. Annem ise 40 yaşında tarih öğretmeni. Tek çocuğum. Bu kadar. Bir ara annenle abinle tanışırız belki. Ne dersin?" Dedim.
Ece'den...
Deniz çok iyi bir hayata sahip! Varlıklı bir aileden geliyor. Daha ne istesin ki? Tam olur diyecekken annemin bana seslendiğini duydum. "Ece! Ece!!!" Ses giderek yaklaşıyordu. Annem geliyordu.
diye düşünürken hemen Deniz'e dedim "Deniz benim gitmem lazım annem çağırıyo-" dedim ve annem gelmişti bile. "Kızım sana sesleniyoru- A yeni arkadaşın mı?" Dedi. Artık tanışmaları lazımdı. "Anne! Evet bu Deniz. 19 yaşında. Evimizin çaprazında ev tutmuşlar. 3 ay buradalar. Neden çağırdın beni?" Dedim.
Annem "Gel yemeğe yardım et diyecektim ama gelin bize siz. Aç mısın çocuğum?" Dedi. Bilmiyordu dışa dönük biri olmadığını.
Deniz'den...
Aç mıyım? Ha? Evet gerçekten açtım. "Açım abla. Bu arada adınız nedir?" Dedim. Avuçlarım terlemekten su torbasına dönmüştü.
"Adım Pınar Denizcim. Gel biraz bize. Yemek ye gidersin sonra istersen." Dedi. Kabul etmeli miydim? O kadar yemek yapmış. Kabul etmemek ayıp olurdu. Gidip yerdim alt tarafı. "Tamam." Dedim sadece. Yani diyebildim. Biraz yürüdük ve eve varmıştık.
Evde abisi vardı. Geldiğim gibi yanıma geldi. "Selam. Ben Umut Gürsel. Tam tamına 21 yaşındayım. Sen?" Dedi. Hayrete düştüm. Normalde abiler kız kardeşlerinin yanında erkek görse döverdi herhalde. Yani arkadaşım Tunahan'dan biliyordum. Kız kardeşi Yağmur'a çektirmediği çile kalmamıştı. Tamam artık rahat olabilirdim. Yavaş yavaş alışmalıydım.
Zaten en fazla ne olabilirdi ki? "Ben Deniz Gökova, sizin çaprazında oturuyorum. 19 yaşındayım." Dedim kısık sesle. Ece tabure getirmişti. Oturmam için herhalde. Başka ne olacaktı? Oturdum. Annesi önüme tavuklu pilav koymuştu. Çok severdim.
Hemen yemeye başladım. Mutlu mutlu yerken kapı çaldı. Ece kapıyı açtı. Gelen annemdi. Hayır hayır hayır! Tanışmaları bu kadar çabuk mu olmak zorunda? Hayır ya!
~ 2. Bölüm sonu ~
