Özür dilerim çok özür dilerim.
Dileme mavişim niye diliyorsun? Bize öz ailelerimiz acımadam kıyıp zorla bu yatağa soktular diye sen niye diliyorsun?
Dora bir gün olaki bir gün seversen beni, gerçekten kocam olmak istersen ben o günü beklerim bunu unutma.
Mete sen benim tek ailemsin.
Sende benim güzel gözlüm, sende benim
_______________________________________
Ertesi sabah ilk uyanan Dora olmuştu. Elini yasyığın altına sokup sert çehresine inat bebek gibi mılıl mışıl uyuyan adamı seyrederken buldu kendini.
Dün gece ona nasıl şefkatle yaklaşmıştı. Tüm rezilliğini görmezden gelmiş aile gibi sarıp sarmalayan bir tavır göstermişti.
Günaydın mavişim, ilginç bişi mi var yüzünde?
Yaaa Mete! Öyle uyanınca dalmışım çok fenasın sen.
Mete kaçmaya çalışan oğlanı yakalayıp gıdıklamaya başlamıştı. Kapının çalınması ile durmuşlardı.
Emine: Ağam kahvaltıdan beklerler.
Tamam Emine! Geliyoruz.
Çok ayıp oldu ilk günden damat evde yatmaz kalk kalk.
Döv birde ilk günden kocanı ha Dora bey!
Ayyy nazik popişiniz mi acıdı minicik tokadımla?
Cümlesi bittiğinde yaptığınk ve söylediğini fark etmişti. Mete ise gülüyordu ona. Dorada günlerdir içinden gelerek gülümsedi.
Mete gülerek banyoya girdi. Doraya bu halleri hiç garip gelmiyordu. En yakın arkadaşı ile evcilik oynuyordu.
Mete'den sonra Dorada işlerini halledip kapıya yöneldiklerinde Mete onu durdurdu.
Mavişim şimdi evliyiz ya biz. Dışardan bakanlar için öyle görünmemiz lazım sorun olmazsa elini tutucam.
Buyrun Ağam ne derse o!
Dora çekinmeden elini uzattı ve göz kırptı kocasına. Mete şaşkın ve mutluydu. Hayalde olsa bir umudu vardı artık.
Dora dün geceden sonra daha çok güveniyordu Mete'ye. İsteklerini yapmak teşekkür etme şansıydı.
Tüm ev halkı masadaydı. Hamza Bey masanın başında, Kare hanım sağında, Yaren nene solunda Mete ve Dora masanın diğer tarafında oturuyorlardı şimdi.
Günaydın, sabah şerifleriniz hayır ola.
Günaydın.
Nare: Günaydın oğullarım, haydi geçin başlayın yemeğe.
Hamza: Hayırlı sabahlar, Oğlum iş güç düzene koyun da eşini alıp bir tatile gidin. Balın ayısımı ne zımbırtıysa.
Mete gülerek cevap vermek için ağzını açtığında Yare nenenin sözleri ortamı germişti.
Yaren Nene: Hem lüzumu yoktur oğul. Doğuracak mı da çiftleşmeye yollayalım. Otursun oturduğu yerde.
Mete ağzını açacaktı ki Dora elini dizine koyup masum masum baktı gözlerine.
Mete o bakışlar için dünyayı yakardı.
Hamza: Sana fikrini sorarlarsa dersin ana! Yoksa susmasını bil. Karşında koskoca aşiretin yeni ağası ve kıymetlimiz oturuyor.
Yaren Nene: Edepsizlik etme Hamza! Tez vakitte kuma bakılıcak soyumuzu kurutmasına izin....
Hamza: Ana seni Davut Araya berdel edeymişiz keşke! Tencere kapak olurdunuz.
Hamza: Dora sadece oğlumun eşi olduğu için değil, can borcumuz namus borcumuz vardır ona. Nare lafım sanada bu oğlanın gözünde tek bir damla yaş görürsem canınızı sıkarım.
Dora şaşkın, Dora mutluydu. Bu aile onu bu denli sahiplenmişti. Dorada elinden ne gelirse yapıcaktı onların mutluluğu için.
Nare: Doram benimde kıymetlim ağam. Üzmem ben oğlumu üzer miyim?
Babanne babamın önünde saygısızlık etmek istemem! Dora benim tek eşimdir ölünceye kadar da öyle olucaktır!
Ha eşim bir evlat isterse gereğini düşünürüz. Sen tasalanmayasın!
Nare: Dora oğlum, hadi ye annem senin sevdiğin şeyleride söyle kızlara onlardanda hazırlarlar.
Teşekkür ederim Anne herşey çok güzel. Bol bol yerim ben.
Mete göz kıpmış ve yemeğine dönmüştü. Bugün pazar olduğu için erkekler evdeydi.
Sofradan kalkıp avludaki sedirlere kurulmuş sohbet eden aileyi izliyordu Dora. Sonra aniden kalktı. Şimdi gözler üzerindeydi.
Kahvelerinizi nasıl içersiniz? Yaren babanne sen de içer misin?
Bu bildiğin zeytin dalıydı. Nene ister kabul eder gül gibi yaşarlardı, istemezse Dora ısrar etmeden bir orta yol bulurdu geçim için.
Yaren Nene de masadaki net tavırdan anlamıştı. İyi geçinmekte fayda vardı.
Yaren Nene: Acı bir kahveni içerim oğlum. Kızlar biliyor benim minik lokumlar var göstersinler hemi onlardan da köyü ver yanına.
Mavişim sen otur kızlar yapardı yorulma sen.
Evim'deki İlk günümde aileme kendi ellerimle bir kahve yapmak yormaz beni ağam.
Ağan yesin o dilini... Off offf....
Kısık sesle söylemiş Dora anlamamıştı ama Nare hanım duymuştu. Pek mutlu olmuştu oğlu için üzülüyordu. Demek alışmış, sevmişti eşini.
Herkes sade kahve isteyince Dora hevesle mutfağa girdi. Mutfaktakiler hemen toparlandılar.
Emine: Buyur ağam ne emrettin? Seslendi verseydin biz gelirdik.
Emineydi dimi? Kusura bakmayın tanışamadık sizlerle de. Kahve yapıcaktım da ben.
Nurgül: Gerek yok! Siz geçin biz hazır eder getiririz. Yol yordam bilmezsiniz şimdi.
İsim neydi sizin?
Nurgül Dorayı hiç sevmemişti. Ağasına layık görmüyordu bu oğlanı. Haddini baştan bildirmekyi niyeti.
Nurgül: Nurgül....
Bak Nurgül, bugün ilk günümüz daha bir birimizi tanımıyoruz! Ön yargılı olmak...
Nurgül: Tanımaya lüzum yokta zaten.
Hımmm.... Mutfağın sorumlusu kim!
Erza kalfa bir adım öne çıktı. Hiç iyi şeyler olmıycaktı belli.
Erva: Benim Damat Ağam, buyur!
Memnun oldum Erva kalfam. Şimdi bir kez diycem bir daha bu şansı vermem!
Nurgül çık mutfağımdan! Çıkmadan haddini de bil! Koskoca ağa oğlu, Ağa eşi var karşında senin!
Kimseden izin almam bu mutfaktaki! Kimseyede tepeden bakmam! Nasıl yaklaşırsanız öyle karşılık alırsınız! Şimdi çık ve dediklerimi düşün!
Erva kafa kahve...
Nurgül: Dağdan gelmiş bağdakini kovuyor şuna bak! Sen kimsin ha kim!
Nare: Senin Bey'in oluyor Nurgül! Demek ağanın eşine onun hanesinde edepsizlik edersin ha!
Nurgül neye uğradığını şaşırmıştı. Yakalanmayı beklemiyordu.
Nurgül: ama hanımım o bana neler dedi.
Nare: Erva kalfa! Bu kadının işine son verdim! Emine başında dikil eşyasını toplayıp def olup gitsin burdan!
Nare anne bu kadarına gerek yoktu.
Nare: Şimdi buna izin verirsek ilerde her türlü hıyaneti yapar bu tip insanlar oğlum. Kin nefret gözünü kör eder mazallah.
Dora onaylayarak ağlayarak mutfaktan çıkan kıza acımadı bu sözler üzerine. Erva kalfa yardımı ile kahveleri hazır edip içeri gitti Nare annesinin peşine.
Bölüm Sonu.....
Yeni bölümde görüşmek üzere✌