İçeriğe geç

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 8 · 7 dk okuma

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 8

8. BÖLÜM “BEKLENMEDİK CANAVAR”

8. BÖLÜM “BEKLENMEDİK CANAVAR”

Aren gözlerimin içine baktığında nefesim kesildiğini hissettim.

Özlemişim.

Hayır! Yağmur hayır! Kendine gel! Yaptığı pislikliği unutma! Onun bir canavar olduğunu unutma!

Kendime gelirken açtığım kapıyı geri suratına kapattım. Şu anda şaşkın olduğuna eminim.

“Kim söyledi buna ya burada olduğumu!”

Kapıya vurdu Aren. Açmadım. Yine vurdu. Yine açmadım.

“Açana kadar gitmeyeceğim Yağmur! Tanıyorsun beni!”

Kendimi silkeledim.

“Onun seni kandırmasına izin verme Yağmur!”

Boğazımı temizlerken içeriye doğru yürüdüm. O ise kapıya vurmaya devam ediyordu.

“Aren’in arkadaşlarına güvenmemeliydim. Daktilo benim dikkatimi dağıtmış olmalı.”

Az önce kalktığım koltuğa geri oturduğumda Aren hâlâ kapıya vuruyordu.

“Çalar çalar gider herhalde. Umursama onu Yağmur! Bunu yapabilirsin kızım! Güven kendine!”

Etrafıma baktım. “Ne yapayım ben?”

Ayağa kalktım. Sonra tekrar geri yerime oturdum. “Ne yapmalıyım?”

Bakışlarım önümdeki bilgisayara kaydı.

“Kitap yazayım ben. Evet, kitabımı yazayım!”

Bilgisayarımı kucağıma aldım. Kapıya vurmaya devam ediyordu Aren. Boğazımı temizleyerek elimi klavyeme götürdüm. Saçma sapan cümleler yazmaya başladım. O sırada zilin çalındığını duydum ama bir kez çalmamıştı zili. Basılı tutuyordu.

Kulağımda zil sesi çalınırken aklımı toparlamaya çalışmak adına boğazımı temizledim. Birkaç cümle daha yazmaya çalışırken elimde ateş varmışçasına hızla bilgisayarı masanın üzerine koyup ayağa kalktım.

“Ay yok, olmayacak böyle!”

Stres olmuş bir şekilde volta atarken zil sesi durmamıştı.

“Katır inadı var zaten herifte! Akşama kadar gitmez ki bu şimdi!”

Dışıma doğru bir nefes verirken durdum öylece.

“Tamam kızım, aç kapıyı. Gönder onu. O zaman gider.”

Kapıya doğru ilerlemeye başladım.

“Sakin ol, umursamaz davran. Dik dur!”

Kapının önüne geldiğimde dik durdum. Ardından bir saniye bekleyip kapıyı açtım. Kapıyı açtığımda gülümseyerek elini zilden çekti.

“Sen miydin? Ne işin var burada?”

“Asıl senin ne işin var burada?”

Suratına baktım Aren’in. “İlk soruyu ben sordum.”

Gülümserken başını olumlu anlamda salladı. “Peki prenses ama benim anlatacaklarım uzun. Kapının önünde mi konuşalım?”

Son cümlesini söylediği sırada hızla içeriye girdi. Kaşlarım çatılırken kapıyı arkamdan kapatıp peşinden ilerledim.

Koltuğa oturup bilgisayarımın ekranına baktığında hızla bilgisayarımı kapattım. “Kitabını mı yazıyorsun?”

Başımı olumlu anlamda salladım. “Aynen.”

“Görmeyeli nasılsın?”

“Seni görmeyince günlerim daha güzel geçiyor.”

Suratıma baktığında çarpık gülüşü solmuştu. Bir süre gözlerimin içine bakmaya çalıştıktan sonra boğazını temizleyerek kendini toparladı. Dışıma doğru nefes verirken başımı çevirdim. Sakin ol Yağmur! Sakin!

“Yağmur?”

“Neden buradasın?” Sorduğum soruyla tekrar ona baktım.

“O günkü adam kimdi?”

Gülümsedim bıkmışlıkla. “Soruya soruyla karşılık veriyorsun sürekli Aren.”

“Lütfen Yağmur? Cevap verir misin?”

“Tanımıyorum adamı. Abimle aralarında bir olay geçmiş herhalde. Abine söyle falan diyordu.”

Kaşları çatıldı. “Ne olayı?”

“Bilmiyorum.”

“Hiçbir şey demedi mi adam?”

“Bir şey demedi, daha doğrusu diyemedi. Anlamadım zaten, saçma konuşuyordu.”

Gözlerini kıstı. “Ondan sonra karşına çıktı mı?”

Başımı olumsuz anlamda salladım. “O geceden sonra hiç görmedim.”

Başını iki yana sallarken güldü. “Lisedeyken sana takıntılı olan çocuğu hatırlıyor musun?”

Gözüm kısılırken tekli koltuğa oturdum. “Hangi çocuğu?”

“D sınıfında olan eleman vardı ya. Sürekli senin yanında dolanıyordu. Arkadaşıyla sen nereye gitsen oraya gidiyordu. Tuvaletin önünde bile seni bekliyordu.”

“Evet, hatırladım.” Gülümsedim. “Ömer miydi ismi?”

“Hoşuna gitti hatırlamak, hayırdır?”

“Bir anda yok olmuştu ama. Uzun zaman okula gelmedi. Okulunu değiştirmişti sanırım.”

Kaşı havaya kalkarken sırıttı. “Okulunu değiştirmişti, değil mi? Bir şeylerden korkmuş olmalı pehlivan.”

Gözüm kısıldı bir an. “Aren?”

“Ne?”

“Şu an içime bir kurt düşürdüğünün farkında mısın?”

Yarım yamalak sırıtınca kaşlarımı çattım. “İnanamıyorum sana!”

Gülmeye başladı Aren. “Bir de bundan zevk alıyorsun!”

“Hiçbir şey yapmadım.”

Gözümü kıstım. “Sadece?”

“Sadece uyarmıştım. Akıllı çocukmuş, dinledi beni. Uzaklaşmak istemiştir belki. Gitmiş, o konuyla hiç ilgilenmiyorum.”

“Nasıl bir uyarıymış bu?”

Dudağını anlamlandıramadığım şekilde büzdü. “Yani geçmiş, çok önemli değil artık. O da sağlıklı karar alıp kurtulmuş.”

Şaşkınca suratına baktım. “Neyden kurtulmuş? Aren Soykan gazabından mı?”

“Ağzından bal damlıyor Yağmur.”

İç çektim. “Bütün kısmetlerimi kapatmışsın, inanılır gibi değil.”

“Kısmet?” Yakasını çekiştirdi. Ardından bana bakıp işaret parmağını doğrulttu. “Bir kere sen lisedeyken değil erkeklerle ilgilenmek, insanlarla ilgilenmiyordun Yağmur sen. Kafanı sırana koyuyordun, önüne bakıp sadece ders çalışıyordun.”

Başını iki yana sallarken onaylamaz mırıltılar çıkardı. “Üniversitedeyken değiştin sen. Üniversite değiştirdi seni. Güneş ile tanıştığından beri böylesin sen, anlamadım ben. Ne diyor da etkiliyor seni.”

“Saçma sapan konuşma! İnsanların konuşmasından etkilenmiyorum.”

İnanmadığını belirtir bir şekilde onayladı beni. “Aynen.”

“Bana diyene bak asıl!”

Gözünü kıstı Aren. “Bu ne demek?”

“Ben neye karar verdiysem ona göre davranıyorum demek. Dönek değilim yani!”

“Ben mi döneğim? Dönekmiş! Ne dönekliğimi gördün kızım sen benim!”

Elimi savurdum hadi dercesine!

“Ağzımı açtırma benim şimdi!”

“Aç ağzını! Aç, lütfen? Allah’ın adını verdim, lütfen söyle!”

Gözlerinin içine baktım.

“En azından ben Aren Efendi, ayrıldığımı söylediğim, sevgilim değil diye konuştuğum bir adamı herkesin ortasında öpmüyorum.”

“Saçma sapan konuşma!”

Kaşlarımı çattım. “Ne saçma sapanı ya? Neyin saçmalığı bu?”

“Benim hayatım!”

“İşte ben de sana tam olarak bundan bahsediyorum. Konu senin ilişkilerin olunca hayat senin hayatın, benim ilişkilerim olunca senin emanetin oluyor!”

“Tamam.” dedi bir anda. Anlamsızca baktım suratına.

“Ne tamam?”

Gözlerimin içine baktı. “Karış.”

“Ne?”

“Söyle bana. İlişki yapmanı istemiyorum de, ilişki yapmayacağım. Bu kızdan uzak dur de, duracağım. Söyle. Karşılıklı olsun, istediğini söyle. Tam şu dakika yapacağım ama o zaman sen de bu ilişki olayını tamamen bitireceksin.”

Gözlerinin içine baktım. “Ben senden bunu istemiyorum ki!”

“Ne?”

“İstediğini yap Aren. İstediğin kişiyle çık, istediğin kişiyle sevgili ol. Ben seni kısıtlayamam, kısıtlamam da.”

Yerinde kıpırdandı Aren. “Ben seni anlayamıyorum Yağmur! Ben cidden seni anlayamıyorum! Bak, anlamaya çalışıyorum ama anlayamıyorum. Teklif sunuyorum sana işte. Ne istiyorsun?”

“Ben senden bunu istemiyorum ki. Ben senden hiçbir zaman bunu istemedim! Hadi kendimizi kısıtlayalım Aren, demedim.”

Beni sevmiyorsan kimseyi sevme demedim. Eğer beni sevmek istiyorsan sev, sevmiyorsan da bırak. Elini üzerimden çek, uzak ol bana! Bırak da seni unutayım ben!

“Ne istiyorsun?”

Dışıma doğru bir nefes verdim. “Bana karışma. Çünkü ben sana hiçbir zaman karışmayacağım.”

Geriye yaslanırken bir şey söylemedi. Yüzüne baktım bir şeyler söylesin diye ama yok. Yine söylemedi. Bir an ağzı açılır gibi oldu. Sonra sessiz kaldı. Ardından boğazını temizledi.

“Açım ben.”

Duyduğum şeyle alıklaştım bir an. “Ne?”

“Açım.”

Suratıma baktı. Ben de aynı şekil ona bakıyordum. “Yani?”

“Yemek yapsana, yiyelim.” Yanımdaki yastığı alıp kafasına fırlatınca kendini elleriyle korudu.

“Az ye de kendine uşak tut!” Bir de ödül yemeği hazırlayayım istiyorsa!

Gülerek ayağa kalktı. “Tamam tamam. Bugün şanslı günündesin. Ben hazırlarım bize.”

“Ne zaman gideceksin?”

O mutfağa doğru adımlarken ben de ayağa kalkıp peşinden ilerledim.

“Şimdi ben gelmeden önce etrafa baktım biraz. Fazla korunmasız göründü, boş yer bir de. Şimdi geçen gün karşına çıkan manyak var da bir tane. Hoşuma gitmiyor seni yalnız bırakmak. Hem evin gayet güvenli senin, burada ne işin var?”

Dolapları karıştırırken şaşkınca bana döndü. “3 gündür makarna mı yiyorsun sen?”

“Hayır?”

“Evde neden hiçbir şey yok?”

“Birkaç şey almıştım zaten. Hem yarın eve döneceğim için, son gün makarna yerim dedim.”

İç çekerek makarnayı çıkardı dolaptan. “Yalnız yaşasaydın eğer, şimdiye açlıktan ölmüş olurdun.”

“Abartma istersen!”

“Görünen köy kılavuz istemez Yağmur Hanım.”

Güldüm. “Bunu yaptığımız yemek yarışmasında kaybeden birinin söylemesi komik.”

Tencereye su koyduğunda bana baktı. “Biz zaten o gün bir şeyi hatalı yaptık.”

“Neyi hatalı yapmışız?”

“Aynı yemeği yapmalıydık. O yüzden bir kaybeden yok.”

Koluna vurdum dalga geçercesine. “Ne oldu? Kaybetmeyi gururuna mı yediremedin yoksa?”

“Ne alakası var?”

“Bilmem. Bana bir anlığına öyle geldi de.”

Su kaynayınca makarnayı içene boşattı. “Yanlış gelmiş sana. Sen şeyi söyle bana. Neden geldin buraya?”

“Yalnız kalmak istedim.”

“Abine söyledin mi o herifi?”

Başımı olumlu anlamda salladım. “Ne dedi peki?”

“Hiçbir şey.”

“Hâlâ anlatmıyorlar mı sana?”

Omuz silktim. “Bu sefer ben sormadım.”

“Söylemezler diye mi?”

“Hayır, o an başka bir olay öğrenmek istemedim sadece.”

Adam zaten korkutucuydu, daha fazla korkutucu olmasını istemedim belki de.

“Yağmur?”

Kolumu tutup okşarken bakışlarım yerdeydi. Boşta kalan eliyle çenemi tutup gözlerine bakmamı sağladı.

“O pezevenk kim bilmiyorum ama konu her ne olursa olsun kimse sana karışamaz Yağmur! Kimse sana dokunamaz! Kimse sana zarar veremez! Ben buna izin vermem.”

Gözlerinin içine baktım. Bir şey söylemedim.

‘Ben seni sakınırken sen bir başkasının seni kırması için çabalıyorsun.’

Gözümün önüne Pelin’i öpüşü gelirken boğazımı temizleyip geri çekildim.

“Bahçe kapısı açıktı. Onu kapatayım.”

Gözlerim kısılırken ona baktım. “Bu arada gelmeden önce etrafı dolaşmışsan bahçe kapısının açık olmasını da biliyorsundur. Neden oradan girmedin?”

“Kapıyı senin açmanı istedim.”

Kaşlarım havaya kalkarken bir anlığına suratına bakmaya devam ettim. Ardından kafamı kaşıyarak iç çektim.

“En iyisi ben gidip kapıyı kapatayım.”

Arkamı dönüp mutfaktan çıktım. Ardından bahçe kapısının önüne geldim. Kapıyı kapatmak adına kapı kulpunu tuttuğumda hemen birkaç metre ötede gördüğüm kişiyle olduğum yerde durdum.

Tepki vermedim.

Ona baktım.

O adama.

Çatık kaşlı, esmer adama.

Yine simsiyahtı. Sert bakıyordu.

Bakışında ölüm var gibiydi sanki.

Korkutucuydu.

Ve karşımdaydı.

Birkaç metre ötemde.

❤️‍🩹

Oy ve yorumlarınızı bekliyorummmmm

Yeni bölümlere kadar görüşürüzzzzz

Bölüm sonu

5 yorum