İçeriğe geç

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 7 · 10 dk okuma

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 7

7. BÖLÜM “KARANLIKTAN GELEN YABANCI”

7. BÖLÜM “KARANLIKTAN GELEN YABANCI”

Kalbim göğüs kafesimi ezmeye devam ederken onlara bakmayı bırakıp hızlıca bahçe kapısına doğru ilerlemiştim. Bahçe kapısından içeriye girerek tezgahın üzerinde olan çantamı aldım. Ardından evden dışarıya çıkarak ormanlık alana doğru yürümeye başladım.

Bu ortamdan çıkmam lazım benim.

Ben biraz daha kalırsam öleceğim.

Daha fazla burada durmak istemiyorum.

Hızlı adımlarla karanlık ormanda ilerlemeye devam ederken göz yaşlarımı durduramıyordum. Canım yanıyordu.

Bu kadarını hak etmedim ben.

Madem bu sözleri söyleyecektin, madem böyle hissediyordun, o zaman neden yanına çağırdın beni?

Neden buraya getirdin?

İlerlemeye devam ederken kolumun tutulup çekilmesiyle korkuyla beni tutan kişiye baktım. Tamamen simsiyah giyinmiş biriydi. Çatık kaşlı, esmer bir adamdı.

Kolumu çekmeye çalışırken daha sert tutup çekiştirdi. Dudaklarımdan inilti dökülürken baki göz yaşlarım hızlandı.

“Yağmur Biltekin! Piç abine hesabın daha kapanmadığını söylersin.”

Kolumu sert bir şekilde tutarken kaşlarımı çattım. “Ne diyorsun be? Sen kimsin?”

“Orospu abinin parasını çaldığı biri, o daha iyi bilir gerçi!”

Kolumu daha çok sarsarken acıyla inledim. “Söyle o orospu çocuğuna! Ya paramı geri getirsin ya da kardeşinin her seferinde daha çok canı yansın? Seçsin birini! Abinin paramı ödemediği her an senin canın yanacak!”

“SEN KİMSİN LAN?” Aren’in sesini duymamla adamın suratına yumruk indirmesi bir olmuştu. Adam yumruk yerken elinin gevşemesiyle kolumu ondan kurtardım. Emin’i gördüğümde beni hemen arkasına çekmişti.

Aren adama art arda yumruk atarken korkuyla Emin’in koluna yapıştım. O sırada Berk, Aren’i adamın kolundan almaya çalıştı. Bir süre sonra Berk Aren’i adamdan ayırırken Aren’in bakışları beni buldu.

Gözlerimin içine bakarken benim gözümden bir damla yaş daha düştü. Bana bakmayı bırakıp bir adım yaklaşırken Emin’e daha çok sığınmamla attığı adımla birlikte durdu. Darbe yemiş gibiydi. Sonunda olmak istediği canavardı benim için.

Kötü kalpli bir canavar!

Emin bana doğru dönerek yüzüme baktı. “Gel benimle, ben seni eve bırakayım.”

Başımı olumlu anlamda salladığımda omzumdan tuttu beni. Aren’e arkamı dönerek ilerledik Emin’le birlikte. Arkama bir kez bile dönmedim.

Dönemedim.

Gururum izin vermedi buna.

Yavaş adımlarla ilerleyip Emin’in arabasının yanına gittik. Arabanın içine binip yola çıktığımızda göz yaşlarım yeniden akmaya başladı. Başımı önüme eğerek ağladım tüm yol. Emin’de ses çıkarmadı, izin verdi tüm yol içimi dökmeme.

Sitenin önüne gelip araba durduğunda Emin’e baktım. İç çekti o da. “Yalnız bırakmaz olaydım sizi be kızım!”

Yorgunca gülümsedim. “Akıl parası oldu işte bana.”

Saçımı okşadı Emin. “Her şey geçecek. Düzelecek.”

Emin’in gözlerine baktım. “Umarım.”

Daha fazla bir şey söylemeden arabadan indim. Çantadan kartımı çıkarıp okuttum. Ardından kendi binanın önüne giderek içine girdim. Asansöre binip eve çıktığımda anahtarı alıp kapıyı açtım. İçeri girdiğimde salondan gelen sesler durdu. Ayakkabımı çıkartıp salona doğru yürüdüm.

Salonun içine girdiğimde annemleri koltukta otururken gördüm. Koltuğun en köşesine otururken hepsinin bakışları bendeydi. Anneme baktım. Kaşları çatılmıştı. Gözlerinin içine baktım. Kaçırmadım bakışlarımı bu sefer. Bu sefer ilk cümleyi sen söyle anne!

“Ne öyle bakıyorsun sen bana?”

Gözlerinin içine baktım. “Sormayacak mısın?”

Kaşları daha çok çatıldı. “Ne sorayım ben sana?”

Acıyla gülümsedim. Hatta güldüm. Kahkaha atmaya başladım. Bir insan kızına bir kez olsun nasılsın demez mi ya?

Ben ondan, senin bu halin ne deyip bağırmasını bile isterdim.

İnsan neden kızından nefret eder?

Doğru ya, ben onun felaketiydim. Ailenin felaketim ben!

“İyi misin kızım?” Babamın sesini duydum. Başımı ona çevirdim. Ardından da abime döndüm.

“Kimin parasını çaldın sen?”

Şaşkınca baktı bana. Bunu beklemiyordu benden. Öylece durdu karşımda.

“Doğru düzgün konuş abinle! O nasıl bir üslup?” Annemin sesini duydum yeniden. Abimin suratına bakmaya devam ettim.

“Sen- sen nereden öğrendin bunu?”

“Geçti karşıma, söyledi. Ona parasını ödemediğin her an benim canımı yakacakmış.Parasını geri götürmeni söyledi.”

Ayağa kalktım. Yavaş adımlarla salondan çıkarak odama girdim. Kapımı ardımdan kapatırken kapattığım kapıya yaslandım. Gözümü kapatırken bir damla yaş aktı. Kolumdaki çantayı yere atarken kapıya yaslanmayı bırakarak yatağımın üzerine oturdum. Karşıma baktım. Boş boş baktım.

Öylece durdum, hareket bile etmeden.

Ne olmuştu ya bugün?

Bir saat içerisinde her şey nasıl tepetaklak olabiliyor?

Aptalca hayaller kurduğum o dünya başıma yıkıldı!

Abimin parasını çaldığı adam beni tehdit etti!

Annem, gözlerinin içine bakmama rağmen bir kez olsun demedi, nasılsın diye! Sormama rağmen! Bari bi’ hoş geldin deseydi ya!

Gözüm yeniden yaşardı.

Böyle mi oluyormuş yani? Bir insanı sevmeyince bu kadar zor mu geliyormuş her şey.

Bir nasılsın sözcüğünü söylemek bile bu kadar mı acı veriyor?

Bu kadar mı boğazı düğümleniyor? Konuşamıyor, ağzından tek bir kelime bile çıkmıyor?

Aren’in bugün benim yanımdan ayrılıp o kızı öptüğü gibi. Sevince bir şeyleri göstermek çok kolay oluyor ama sevmeyince bu kadar mı acımasızlaşıyor söylenmeyen cümleler!

İnsanlar hak ettiğini yaşarmış. Ben bunu hak edecek ne yapmış olabilirim ki?

Tek hatam doğmak mı?

Çünkü annemin tek hatası beni doğurmuş olmak!

Kapı çalınıp açılınca başımı kapıya çevirdim. Abim içeriye girmiş bana bakıyordu. Gözümden yaşlar akmaya başlayınca kapımı kapatıp yanıma oturdu.

Kollarını bana dolayınca ona sığınıp ağladım. Saçımı öpüp okşadı. Her şeyin geçeceğini söyledi. Kucağında uyuttu beni, bütün gece yanımda kaldı.

Ağlaya ağlaya kapattım gözlerimi.

Hıçkıra hıçkıra uyudum kucağında.

❤️‍🩹

2 GÜN SONRA

Belimi yatağımın başlığına yaslamış bir şekilde otururken elimde tabletim vardı. Tabletimin kalemiyle tabletime Güneş’in bana gönderdiği okul notlarını yazıyordum.

2 gündür evden çıkmamıştım. Henüz birilerini görmeye hazır değildim. Yorgun hissediyordum kendimi. Bu iki gün boyunca odamda ders çalışıyordum.

Kitabımı yazamıyordum. Daha doğrusu yazmaya korkuyordum. Aslında artık ne yazacağımı biliyordum fakat bunu yazacağım kelimeleri toparlamaktan korkuyordum. Sanki yazmaya başlarsam her şey acı verici şekilde devam edecekmiş gibi.

Başımı çalışma masama çevirdim. Bilgisayarım üzerinde kâğıt çöpleri vardı. Öylekalması gerekiyormuş gibi hissediyordum. Doruk’un sözleri geldi aklıma.

‘Madem yapamıyorsun, neden bırakmıyorsun ki? Demek ki bu konu sana göre değil!’

Kapının tıklanıp açılmasıyla içeriye annem girdi. Başımı ona çevirdim. Kaşlarını çatmış bana bakıyordu.

“Sen hazırlanmadın mı hâlâ?”

Arenlere gidecekler. Ben ise onu uzun bir süre görmek istemiyorum.

“Gelmeyeceğimi söylemiştim.”

“Evde boş boş oturuyorsun 2 gündür! Yok öyle gelmeyeceğim falan! Geleceksin!”

Başımı yeniden tabletime çevirirken iç çektim. “Yetiştirmem gereken konularım var. Siz gidin.”

“Yağmur!” Annemin yüzüne baktığımda babam içeriye girdi. “Ne oluyor burada?”

“Kızın gelmeyeceğim diyor.”

Babamın başı annemden bana döndü. “Neden kızım?”

“Önemli bir gün değil sonuçta. Gitmediğim günlerin konularını yetiştirmem gerekiyor.”

“Tamam kızım.” Babamın beni onaylayıp anneme dönmesiyle annemin çatık kaşlarını fark ettim. “Hadi Serap, biz çıkalım. Geç kalacağız yoksa.”

Annem ağzını açacak gibi olsa da babamın odadan çıkmasıyla babamın peşinden çıktı hızlıca. Çıkarken bana ters bakışlarını sunmaktan da geri kalmadı tabii.

Bir süre sonra abim, annem ve babamın evden çıkmasıyla yalnız başıma kaldım. Tabletimi kenara bırakırken başımı yukarıya kaldırdım.

Telefonum da kaybolmuştu bu arada. En son çantamdaydı o gün ama eve geldiğimde yok olmuştu sanki. Ne çantamdaydı ne de başka bir yerde. Hiçbir yerde yoktu, bulamıyordum da.

Abim bana henüz para çalma olayını anlatmamıştı. O gece sadece ağlamıştım. Ondan sonraki günler ise sadece nasıl olduğumu sorup geçiştiriyorlardı beni.

Ayağa kalkarak çalışma masamın önüne gelip sandalyeme oturdum. Bilgisayarım üzerinden kağıtları çekerek açtım. Dışıma doğru bir nefes vererek henüz başlığını bile belirlemediğim romanı açtım.

Bakıştım bir süre romanla.

Yazmalı mıyım? Yoksa bırakmalı mıyım?

Yapabilir miyim? Yoksa beceremez miyim?

Pelin’in sesi doldurdu kulaklarımı.

‘Biz istesen de seninle aynı olamayız tatlım. Ben Aren’in sevgilisiyim, onunla yan yana duruyoruz. Ben ona ayak bağı olmuyorum, senin gibi.’

Kaşlarımı çattım. “Ayak bağı değilim ben!”

Ellerimi klavyenin üzerine koyarken yazmaya başladım. Yazdım canavarın beni kulübeye götürüşünü ve ondan sonra yaşananları.

Boğazım düğümlendi son yazdıklarım karşısında.

‘Karanlıktan gelen yabancı. Çatık kaşlı, esmer adam. Yüz hatlarından belli acımasız oluşu. Konuşurken akan kelimelerinden belli ne kadar korkunç oluşu. Dokunuşundan belli gaddar oluşu.’

Elim kolumu buldu istemsizce. Tutup sıktığı kolumu. Okşadım orayı yavaş bir şekilde.

Adamın tipi gözümün önünden gitmiyor. Gözlerindeki bakış...

Silkeledim kendimi hatırladığım anıyla. Ürperdim hatta bir an.

O sırada görüntülü diafonun sesiyle yerimden sıçradım. Bilgisayarı kapatıp odamdan çıktım. Dış kapının yanında olan diafonu yanıtladığımda güvenliğin sesini duydum.

“Yağmur Hanım?”

“Efendim?”

“Emin Beyler sizleri aşağıda beklediklerini söylediler.”

Gözlerim kısıldı bir an. Emin mi gelmiş?

“Tamam, teşekkürler.”

Anahtarımla kartımı yanıma alarak ayakkabımı giydim. Ardından evden çıkarak asansöre bindim. Aşağıya inip binadan çıktığımda hızlı adımlarla siteden çıktım. Siteden çıktığımda Emin, Berk ve Berke’yi sitenin önünde durmuş bir şekilde olduklarını gördüm.

Emin’in elinde kırmızı bir kutu vardı. Beni görünce gülümseyip bana doğru yaklaştılar.

“Külkedisi nerelerdesin sen ya?” Berk’in söylediğiyle gülümseyerek ona baktım. “İçeriye neden girmediniz?”

Berk onaylamaz mırıltılar çıkardı. “Yok ya, biz sadece seni görelim dedik. Kaç gündür ortalarda yoksun?”

“Kafamı dinlemek istedim biraz.”

“İyi yaptın.” Emin’in söylediğiyle gülümsedim.

“Bayağı iyi görünüyorsun ama.” Berke bunu söyledikten sonra elimi tutup kendi etrafında döndürdü beni. Kıkırdadım istemsizce. “Muhteşemsin.”

“Evet, al bakalım.” Emin elindeki kırmızı kutuyu bana doğru uzatınca şaşkınca elinden aldım. “Bana mı?”

Üçü de başını olumlu anlamda salladı. “Moralini biraz olsun yükseltelim dedik.”

Gözüm kısılırken çarpık bir gülümsemeyle ağır kuyunun kapağını açtım. Gördüğüm şeyle şaşkınca gülümsedim. Hatta mutluluk nidası yükseldi dudaklarımdan.

“İnanamıyorum, siz ciddi misiniz?”

Kutunun içindeki daktiloya baktım. Hemen kenarında Y.B. yazıyordu. Yağmur Biltekin.

“Bu çok güzel.” Hepsinin suratına gülümseyerek baktım. “İnanamıyorum size!”

“Madem kitap yazıyorsun, o zaman motivasyonunu yüksek tutacak bir şey alalım dedik.”

“Siz delinin tekisiniz.” Tek kolumla ilk Emin’e sarılınca karşılık verdi. “Teşekkür ederim.”

Ardından Berke’ye sonra da Berk’e sarıldım. Berk’e sarıldıktan sonra cebinden telefonumu çıkartıp bana uzattı. Gözüm kısıldı bir an. Berk ise gülümsedi. “O gün yerdeydi. Aldım, baktım kırılmış. Düzgün bir şekilde vereyim dedim dedim.”

“Teşekkür ederim.” Telefonu elinden aldım. Gülümsedi. Hepsinin suratına baktım. “Ama bunların bir karşılığı olacak. Haberiniz olsun.”

“Biz istediğin her an yanındayız külkedisi.” Berke kolunu omzuma attı. “Okula ne zaman geleceksin?”

Düşünür mırıltılar çıkardım. “Şu an değil.”

“Peki o zaman.”

Emin arka cebinden bir anahtar çıkartarak önümüzde tuttu. “Benim yazlığa gelmiştin lisedeyken, hatırlıyor musun?”

Başımı olumlu anlamda salladım. Emin’in lisede doğum günü partisi için Aren’le beraber gitmiştik. Tabii o gün de iki laftan başka bir şey konuşmamıştık ama neyse.

O gün de berbattı. Daha doğrusu Emin, Aren’e olan duygularımı o gün öğrenmişti.

“Eğer istersen orada bir süre kalabilirsin, kafanı dinlemek için. Kimse yok zaten. Hem bizimkiler de yurt dışında. Yani tamamen bomboş. Evden uzaklaşmak istersen diye söylüyorum.”

Emin’in dediğiyle Berke gülümsedi. “Hem kimse de orada olduğunu bilmez. Olayları atlatıp okula geri dönersin.”

“Berke hayatında ilk defa bir kız için doğru düzgün tavsiyelerde bulundu. Dinle onu.”

Gülümserken Emin’in elindeki anahtarı tuttum. Gözlerim Emin’in üzerindeydi. “Kimse orada olduğumu bilmeyecek. Kimse.”

Gözleriyle onayladı Emin beni. “Aren bile.”

Başımı olumlu anlamda salladım. “Aren bile.”

Berk ile Berke’ye baktım. “Duydunuz mu beni?”

Onlar da onayladılar beni. “Anlaşıldı külkedisi.”

Berke’nin dediğiyle Berk’e baktım. Omuz silkti. “Kızlar hakkında dedikodu yapmıyorum.”

Anahtarı Emin’in elinden alarak yüzlerine baktım.

“Teşekkür ederim.”

Gülümsediler.

❤️‍🩹

🎵 Sensin ecelim teşekkür ederim

🎵 Dünyadan kaçtı hevesim

🎵 Oldu cansız bedenim

🎵 Senden vazgeçemedim maalesef ebedi

🎵 Bu aşk of of

Sesli bir şekilde şarkı söylemeye devam ederken telefonumla ilgileniyordum aynı zamanda da. Emin’in yazlığındaydım. 3 gündür buradayım. Bu hafta Pazartesi dışında okula gitmemiştim. Bugün ise günlerden cumartesiydi.

Kendime gelmek adına kitabımla ilgilenip ödevlerimi yapıyordum. Yalnızdım. Ses yoktu, kimse ziyaret etmemişti. Biraz olsun kendime gelmiştim. Aslında kendime gelmemi sağlayan şeylerden biri de söylediğim şarkılardı. Kendimi, beni anlatan şarkılara o kadar çok kaptırmıştım ki sesimden de benimsediğim belliydi.

Telefonumla sosyal medyada gezerken önüme düşen şeyle şok içinde ekrana bakmıştım. Daha doğrusu gelen bildirimle.

Airdrop, Canavar bir fotoğraf paylaşmak istiyor.

Şaka mı bu?

Burada mı?

Fotoğrafı Kabul Et’e tıkladığımda resim gelmişti. İkimizin küçükken yan yana oturup kameraya baktığımız fotoğraftı. Üzerimde mavi bir elbise vardı. Saçlarım iki tane cimcime şeklinde bağlanmıştı ve başımı Aren’i omzuna yaslamıştım gülerek, elimdeki çikolatayla beraber.

Aren ise mavi papyonuyla beyaz gömlek ve mavi kot pantolonu vardı üzerinde. Bir de pantolon askısı vardı üzerinde. Aren pantolon askısından her zaman nefret etmiştir. O da kameraya bakarken gülümsüyordu.

Fotoğrafa bakarken istemsizce gülümsedim. Bayramdı o gün. Bize gelmişlerdi. O gün çekmişlerdi bizimkiler. 7 yaşındaydık ikimiz de.

Kapının çalmasıyla başım kapıya döndü. Ayağa kalkarak kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtığımda hikayemdeki canavara baktım.

Aren Soykan.

Bana bunu neden yapıyorsun?

❤️‍🩹

Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın 🥰

Yeni bölümlerle görüşmek üzereeee

Bölüm sonu

3 yorum