İçeriğe geç

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 5 · 8 dk okuma

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 5

5. BÖLÜM “GICIĞIMA GİTTİ”

5. BÖLÜM “GICIĞIMA GİTTİ”

Hareket eden arabanın içinde camdan dışarıyı izliyordum. Aren’le beraber onun evine gidiyorduk.

Söylediğim cümleden sonra birbirimizle bakışma yarışmasına girmiş gibi durmuştuk ikimizde. Bizi kendimize getiren şey ise Serkan’ın tekrar mutfağa girmesi oldu. Ondan sonra Serkan’la bir saat sohbet edip birbirimizin yemeklerinin tadına baktık. Doğruyu söylemek gerekirse Aren’in el lezzeti varmış ama benim kadar iyi değil. İyi olduğum konuda kendimi övmekten çekinmem.

Araba onların villasının önünde durduğunda ikimiz beraber arabadan indik. Evin içine girerek salona doğru yürüdük. Salona vardığımızda bizimkileri gördüm. Annem, babam ve abim oturuyordu. Bir de Aren’in anne ve babası vardı. Karşılıklı gülüşüyorlardı.

Bakışım abime kaydı. Gülmüyordu, bir şey düşünüyormuş gibi başını boşluğa doğru dikmiş öylece duruyordu.

“Hoş geldiniz çocuklar.”

Gülümseyerek boş koltuğa yan yana oturduk Aren’le birlikte. “Hoş bulduk.”

Abim bana baktı bir süre, boş bir bakışla. Neyi var bunun? Kendi gibi davranmıyor!

“Beraber miydiniz bugün?”

Aren de ben de başımızı olumlu anlamda salladık. “Yağmur, görmeyeli güzelleşmişsin kızım.”

Gülümsedim. “Sen de görmeyeli gençleşmişsin Boran amca.”

Boran amca keyifle kıkırdadı. “Gel bir de bunu Serap’a söyle.”

“Boran kız nezaketen öyle söyledi. Sen de Yağmur’u tanımıyormuş gibi konuşuyorsun.”

Gülümserken Boran amca bana döndü. “Kızım sen Serap ablanı boş ver. Okul nasıl gidiyor? Bizim hergele gibi sen de eğlence mekanın olarak görmüyorsun, değil mi?”

Gülümsemem genişlerken babamın sesini duydum. “Benim kızımın kendisi gibi dersleri de iyi Boran. Güzel kızım benim.”

Babama içten bir şekilde gülümsedim. Babam ise abime döndü. “Keşke her çocuğum için böyle diyebilseydim.”

Abim iç çekercesine babama bakıp sabır diledi. Suratımdaki gülümseme soldu o an.Acaba hiç üniversiteye gitmeyi düşündü mü? Aslında istese her zaman gidebilir ama bir kere gitmeyeceğini söylediği için gururuna yediremiyor olmalı. Bunun onun kendi kaybı olduğunun farkında bile değil.

“Erkek çocuğu her şekilde bir yerlere geliyor Süleyman. Her seferinde çocuğa yüklenme sen de.”

Babam kahkaha atarak abimi gösterdi. “Çocuk dediğin herif kazık kadar adam olmuş! Onun yaşındaki herifler aile babası oluyor. Bu daha adam olamamış. Yaptığı tek şey zarar eve zarar getirmek.”

Abim sesini açmazken Aren’in kolumu dürtmesiyle ona baktım. Kulağıma yaklaştı. “Baban abine neden kızgın?”

Dudağımı büzdüm. “İki gündür böyleler. Sebebini ben de bilmiyorum.”

“Anlatmadılar mı sana?”

Başımı olumsuz anlamda salladığımda sırıttı. “Artık seni kale almıyorlar desene.”

Göz devirdim. “O zaman senin de benden ayrı kalır bir yanın yok.”

Kaşlarını çattığında ikimizin de birden telefonunun çalmasıyla başımı telefonuma çevirdim. Doruk arıyor...

Başım Aren’in çalan telefonuna kaydığında Pelin’in aradığını gördüm. İkimizde kaşları çatık halde birbirimize bakarken aynı anda telefonu yanıtsız bıraktık. Önüme dönerken ayağımı sallamaya başladım.

❤️‍🩹

Tabletimdeki notlarımı düzenleyip, notlarımı tekrar ederken kapımın çalınıp açılmasıyla başımı kaldırıp gelen kişiye baktım. Abim içeriye girip yatağın üzerinde oturduğunda sandalyemi ona çevirip yüzüne baktım.

“Ders mi çalışıyorsun?”

Başımı olumlu anlamda salladım. “Nasıl gidiyor?”

“İyi gidiyor? Sen nasılsın?”

Oflarken yüzünü avuçlayarak suratını sıvazladı. “Nasıl olayım be kızım! Babam herkesin içinde harcıyor beni. Yine!”

“Babamın her zamanki lafları abi.”

“Bu sefer öyle değil.”

Gözlerim kısılırken anlamadığımı belirtir bir şekilde suratına baktım. “Nasıl yani?”

“Bu sefer bizi mahvettim be kızım.”

Kaşlarım çatıldı. “Doğru düzgün anlatsana abi şunu!”

Kapının çalınmasıyla içeriye annem girdi. Abime baktı. “Oğlum baban seni çağırıyor.”

Abim bir süre bir şey demeden anneme bakıp ayağa kalktı. Ben de ayağa kalkınca annem başını bana çevirdi. “Nereye?”

“Salona, abimle beraber gideceğim.”

“Gitme, onlar özel konuşacaklar.”

“Anne siz benden bir şey mi saklıyorsunuz?”

Kaşlarını çattı annem. “Senden ne saklayalım. Otur sen, dersini çalış anca!”

“Anne bağırma kıza!”

Abim de kaşlarını çatmıştı.

“Çık, tamam. Ben geliyorum.”

Annem abime imalı bir bakış atıp dışarıya çıktı. Başımı abime çevirdim.

“Neler oluyor?”

Elleriyle başımı tutup saçımı okşadı. “Ben sana sonra anlatacağım. Her zamanki annem, takma kafana.”

Başımı olumlu anlamda salladım. Abim odadan çıktığında sandalyeye geri oturdum. Bunlar benden ne gizliyor?

❤️‍🩹

“Kesin kalacağım sınavdan bu sefer!” diyerek ofladı Güneş. Karşılıklı oturmuş konuşuyorduk okulda. Daha doğrusu o konuşuyordu. Ben konuşamayacak kadar abimi düşünüyordum.

Kesin abimin başına bir şey geldi. Dünkü tipi gözümün önünden gitmiyor. Bir şey olmuştu kesin.

“Yağmur? Yağmur? Alo? Kime diyorum?”

Güneş’in sesiyle kendimi silkeleyerek ona döndüm. Şaşkınca bana bakıyordu. “İyi misin kızım?”

Başımı olumlu anlamda sallayıp ayağa kalktım. “Güneş benim gitmem lazım.”

“N’oldu kızım?”

“Ben anlatacağım daha sonra sana ama şimdi gitmem lazım.”

Çantamı koluma takarak ilerlemeye başladım. Telefonumu elime alarak abimi arayıp telefonu kulağıma götürdüm. O sırada birinin bana çarpmasıyla telefonum elimden düştü. Telefonum gözümün önünde parçalanmıştı! Telefonumu yerden alıp bana çarpan kişiye baktığımda o kişinin Doruk olduğunu gördüm. Ardından tekrar telefonuma bakıp açmaya çalıştığımda açılmadığını gördüm. Lanet olsun! Kırılmıştı!

“Pardon ya!” Eliyle ensesini kaşırken sırıtıyordu. Kaşlarım çatılmıştı istemsizce. “Kırılmış mı? İstersen yaptırıp geri getireyim, benim yüzümden oldu.”

“Sorun değil.”

“Dün seni aramıştım ama açmadın. Sonra geri de dönmedin?”

“Müsait değildim.”

Kaşları havaya kalkarken başını olumlu anlamda salladı. “Anladım. Bir kahve içelim mi? Dünü konuşuruz. En azından telefon olayını telafi etmiş olurum. Özür maiyetinde?”

“Sorun değil Doruk.” Ofladım istemsizce.

“Sen neden yine özür diliyorsun?” Aren’in sesini duymamla başımı ona çevirdim. Doruk’ta Aren’i görünce kaşlarını çatmıştı.

“Bende ne zaman geleceksin diye bekliyordum Aren Soykan!”

Doruk’un dediğiyle Aren sırıttı. “Beklettim mi seni yoksa?”

“Kavga mı edeceksiniz okulun ortasında?”

Aren elimden telefonumu alıp kırılan ekrana baktı. “Mahvolmuş bu. Yaptırayım mı?”

Telefonu Aren’in elinden aldım. “Gerek yok.”

“Peki, sen bilirsin. Hadi, gel benimle.” Diyerek elimi tutup ilerletmeye başladı, Doruk’u tamamen göz ardı ederek. “Nereye gidiyoruz?”

İlerlemeyi bırakınca Aren’de durup suratıma baktı. Gözleri gözlerimle buluştu. “Aramızdaki soğukluğun bitmesini söyledin. Ben de beyaz bayrak kaldırıyorum. Bizimkilerin yanına gidelim.”

“Bizimkiler dediğin senin arkadaşların mı?”

“Evet.”

Güldüm istemsizce. Kaşlarını çattı. “Senin arkadaşın, benim arkadaşım mı var?”

“Güneş’le hiç konuştun mu?” Sorduğum soruya anlamadığını belirtir şekilde baktı. “Ne alaka?”

“Basit bir soru sordum, Güneş’le bu zamana kadar hiç konuştun mu?”

Konuşmadığını belirtir mırıltılar çıkarırken başını olumsuz anlamda iki yana salladı. Gülümserken onayladım onu. “Demek ki senin arkadaşın, benim arkadaşım varmış.”

Sırıtırken dışına doğru bir nefes verdi. “Bak işte yine aynısını yapıyorsun.”

Kaşlarım çatıldı bu noktada. “Ne yapıyormuşum?”

“Bana aramızdaki soğukluğu kaldır diyorsun ama ben o soğukluğu ortadan kaldırmak için yaklaşırken sen geri çekiliyorsun. İzin vermiyorsun.”

Kollarımı birbirine doladım. “Öyle bir şey yapmıyorum.”

“Bu yapmamış halin mi?”

Gülümserken kendimden emin bir şekilde durdum. “Peki!”

“Ne peki?”

Omuz silktim. “Gidelim.”

Sırıtırken onayladı beni. “Gidelim bakalım.”

Beraber yürümeye başlarken Aren’in arkadaşlarının yanına ilerledik. Orada 3 erkek, 2 kız vardı. İki kızdan biri Pelin, diğeri de Pelin’in en yakın arkadaşı ve koruyucusu Meryem’di. Pelin esmer bir kızdı, Meryem ise sarışındı.

Erkek arkadaşlarından ise Aren’in liseden beri en yakın arkadaşı Emin vardı. Emin, Aren’in her şeyi anlattığı tek kişiydi. Aynı zamanda Aren’e olan duygumu bilen de tek kişi. Buna rağmen hiç kimseye hiçbir şey anlatmayan güvenebileceğim de tek kişi. Ne olursa olsun Aren’e bile anlatmadı.

Aren’in bir de tek yumurta ikizleri olan Berk ve Berke arkadaşlarıydı. İkisi de sarışındı ama Berke farklılıkları olsun diye saçını siyaha boyuyordu.

“Hoş geldiniz. Bir yenilik görüyorum bugün. Yağmur sen uğrar mıydın yanımıza?”

Gülümseyerek Emin’e bakarken Aren beni Pelin’in yanına oturtup boş bir sandalye kendine çekmişti. “Arkadaşın çok ısrar etti.”

“Aren mi?” Pelin’in söylediğiyle ona bakarak başımı salladım. Kaşları havaya kalkarken suratıma baktı. “Onu tanımasaydım inanırdım.”

“İnanca saygılı bir insanımdır.” Söylediğimle Emin sırıttı. “Neler yapıyorsun Yağmur? Dersin var mı daha?”

Başımı iki yana salladım. “Bitti dersim.”

“O çocukla ne konuşuyordunuz siz? İki gündür senden özür diliyor?”

Aren’in sorduğu soruyla başımı ona çevirdim. “Çok önemli bir şey değil.”

“Önemli mi diye sormamıştım!”

“Ben de anlatmak istemediğim için bahane bulmuştum zaten.”

“Yağmur?”

Ne var dercesine suratına baktım.

“Ya Aren sana ne kızın kiminle ne konuştuğundan.”

Berke’ye dönüp gülümsedim. “Ne kadar güzel söyledin.” Başımı Aren’e çevirdim tekrardan. “Sana ne benim kiminle ne konuştuğumdan.”

Gözlerimin içine baktı Aren. “Nedenini biliyorsun.”

“Nedeninin umrumda olmadığını da söylemiştim.”

Kaşlarını çattı. “Ben de buna izin vermeyeceğimi söylemiştim.”

“Siz neden tartışıyorsunuz?”

Berk’in gözünü kısarak söylediğiyle başımı ona çevirdim. “Beyefendi eski köye yeni adet çıkartıyor.”

“Asıl o yeni adeti çıkartan sensin. Ben de bunu engelliyorum.”

“Nereye kadar engelleyebilirsin ki?” Sözümü söylerken başımı yavaşça Aren’e çevirdim. Gözünde keskin bir kararlılık vardı. “Sonuna kadar.”

“Ben hiçbir şey anlamadım yalnız.” Meryem’in söylediğiyle Emin’de başını olumlu anlamda salladı. “Al benden de o kadar.”

“Kendine sevgili arıyor hanımefendi.”

Hepsi şaşkınlıkla Aren’e baktı. “Kardeşim bunda yanlış ne var?”

“O yanlışı biliyor kardeşim.”

Alayla güldüm. “Korkaklığıma geldi demiyorsun da.”

“Korkaklık?” Aren’in dediğinin ardından Pelin’in sesini duydum. “Neyin korkaklığından bahsediyorsun sen?”

Gülümseyerek Pelin’e baktım. “Sevgilin neyden bahsettiğimi biliyor. Hem sen biliyorsundur ya. Konuşuyorsun ya hakkımda. Benden daha iyi biliyorsundur.”

“Konu burada kapansın, sıktı. Yağmur sen de bu konuyu daha fazla uzatma. Bu okuldan kimse seninle olamayacak zaten. Sen bunu aklından çıkar.”

Sinirle güldüğüm sırada Emin’in sesini duydum. “Oğlum dışarda bulmakta zor değil yani.”

Emin’i onayladım. “Çok haklı bir noktadasın. Burada olmazsa okulun dışında yaparım. Okul senin olabilir ama İstanbul senin değil Aren Soykan!”

“Neden? Neden birini bulmakta bu kadar ısrarcısın? Anlamıyorum, beni aydınlat.”

Kaşlarımı çatarak Aren’in gözlerinin içine baktım. “Gıcığıma gittin. Dünkü emanet mevzusu gıcığıma gitti. Yapacağım ve sen buna engel olamayacaksın.”

Ayağa kalktım. “Neyse. Ben gidiyorum. Burada olmazsa dışarıda birini bulurum.”

Aren’de ardımdan ayağa kalkıp kolumu tuttu. “Hiçbir yere gitmiyorsun. Beraber gidiyoruz.”

Kaşlarım çatılırken, tek kaşları çatılan ben değildim. Pelin’in de kaşları çatılmıştı. “Aren kulübeye gideceğiz ya şimdi. Nereye gidiyorsun?”

“Tamam gidelim.” Suratıma baktı Aren. “Sen de benimle geleceksin. Benim de gıcığıma gitti. Emanetten mi bahsediyordun? Göstereceğim sana emaneti. Hem dün anlaşmayı sen koydun, gelmek zorundasın.”

Kolumu ondan kurtarmaya çalışırken buna izin vermiyordu. “Gelmeyeceğim ben seninle falan. Dün söylediğim şey de bu değildi. Bırak be beni.”

“Hadi kalkın gidiyoruz.”

Aren’in umursamaz tavrıyla söylediği şeyle erkekler gülerek ayağa kalktı. “Helal lan!”

Pelin’le Meryem oflayarak ayağa kalktı.

“Ben gelmiyorum.”

Kolumu kendine çektiğinde yüzüm ona yaklaşmış oldu. Gözlerimin içine baktı Aren.

“Sıkıyorsa gelme!”

Kaşlarımı çattım.

“Sıkıyorsa götür!”

“İnatçı keçi!”

Beni kucaklayıp sırtına alınca tiz bir çığlık attım.

“Geleceksin dediysem geleceksin!”

Aren arabaya doğru ilerlemeye başlarken sırtına vursam da gülerek tepki veriyordu.

“Pislik!”

❤️‍🩹

Oy ve yorumlarınızı unutmayın 💗

Bölüm sonu

3 yorum