4. BÖLÜM “REKABET MUTFAKTA”
Kıymayı yoğurmaya başlarken Aren ise tavuk göğsünü yıkıyordu. Gülümserken ona bakmayı bırakıp kendi yemeğime döndüm. Ardından avuç içi büyüklüğünde parçalara ayırırken yemeğimi yapmaya başladım.
Serkan bize bir saat vermişti ve bir saat içinde sunumumuz hazır olmalıydı. Bu yüzden anne usulü seçtim kendime. Annemin tarifinden yapıyordum yemeğimi.
Şaka gibi. Şu an Aren’le beraber yemek yapıyoruz. Yarışıyoruz yani. Bir saat önce bunun olacağını söyleseler inanamazdım ama şu an bu oluyor. Yıllardır doğru dürüst konuşmadığım Aren Soykan’la şu an yemek yarışması yapıyorum.
Aren’le ara sıra şakalaşıp gülüşerek ara sırada birbirimizi sabote etmeye çalışarak yemeklerimizi yapmaya çalışıyorduk. Aren benim yanıma gelip yemeğimizi bozmaya çalıştığında onu iterek uzaklaştırıyordum. Bu sefer o konsantre olduğunda aynı şeyi ona yapıyordum.
Aren’in yanlarında tiki olduğu için oraya dokunduğunda ona dokunduğum elimi tutarak bir anda beni kendine yaklaştırdı. Yüzü yüzüme yakından yüzümde sabahtandır solmayan gülümsemem o an solmuştu. Kalbimin bir anlığına hızlandığını hissettim. Gözümün içine bakarken, bakışları dudaklarımı buldu. Kesik bir nefes verdim. O ise kendini toparlayarak geri çekildi.
“Bu gidişle kaybedeceksin.”
Ben de kendimi silkelerken aynı zamanda boğazımı temizledim. Ardından Aren’in suratına baktım. “Sen öyle san!”
Kendi tarafıma geçerken kafamı toparlamak amacıyla düzgün bir nefes alıp yemeğime konsantre oldum. Yemeğimi pişirip tabağa yerleştirdikten sonra kapının açıldığını duydum.
“Süre bitti.”
Başımı çevirip gülümseyen Serkan’a baktım. Ben de gülümsedim. Serkan ikimizin arasına gelip yemeklere baktığında bakışlarım ikimizin tabağına kaydı. Aren Taco yapmıştı. Ben ise Hasanpaşa Köfte yaptım.
Kendime bu konuda güveniyorum.
Daha doğrusu anneme güveniyorum.
O çok güzel yapıyordu bu yemeği ve bence benimki de güzel oldu. Yani tadına baktığımda güzeldi. Güzeldi değil mi?
Ayrıca Aren’in yemeği de çok güzel duruyor.
Küçükken, daha biz 10 yaşlarındayken annemlerin yardımıyla yemek yapmıştık. Aren’in bu huyuna devam ettiğini bilmiyordum.
Acaba bunu şu anda benim dışımda bilen biri var mı?
Yani Serkan’la benim dışımda bilen birisi...
Düşüncelerimden arınarak karşımdaki ikiliye baktım. Serkan heyecanla ilk Aren’e ardından da bana baktı. Bana baktığında gözleri kısıldı.
“Neyin var? Gayet iyi duruyor, bir şeyi mi yapamadın?”
Aren’de sorgular şekilde bana bakarken başımı sorun yok dercesine salladım. “Dalmışım ya, bir şey yok. Tadına bakmayacak mısın? Ne duruyorsun?”
Serkan tekrar yemeklere dönerken eline çatal ve bıçağı alarak ilk Aren’in yemeğinin tadına baktı. Taco’yu çiğneyip yutarken beğendiğini belirtir mırıltılar çıkardı. Hatta bunu biraz fazla gösterişli yaptı. Tırsmadım değil. Aren ise bu noktada kaşlarını çatmıştı.
Ardından gülümseyerek bana baktı. “İşin biraz zor gibi duruyor ama ben sana güveniyorum.”
Teşekkür edercesine gülümsedim. Benim yaptığım yemeği ağzına götürüp çiğnemeye başladığında kaşları havaya kalktı. Bir şey söylemedi, ses çıkarmadı veya tepki vermedi. Kaşlarım çatıldı bu noktada.
Serkan boğazını temizlerken ilk bana baktı, ardından da Aren’e. Sonra tekrar bana baktı büyük bir ciddiyetle.
“Kazanan bariz belli.”
Dudağım büzüldü bu noktada. Omzumu silkerken kollarımı birbirine doladım. Başımı Aren’e çevirdim.
“Kabul etmiyorum ben. Arkadaşsınız siz. Tabii ki de birbirinizi destekleyeceksiniz! Haksızlık var, hile var! Şike var!”
Omzumu silkmeye devam ederken ikisi de gülmeye başladı. Kaşlarım daha çok çatıldı. “Neye gülüyorsunuz ya siz?”
Aren suratıma bakıp 32 diş gülümsemeye devam etti. “Serkan eğer bir tabağa abartılı derecede tepki veriyorsa o tabak onun zevkine çok da hitap etmemiştir.”
Gözlerim kısılırken anlamsızca sırıttım.
“Ne yani. Ben mi kazandım şimdi?”
İkisi de başını olumlu anlamda sallarken sırıttım.
“Ben kazandım!” Heyecanla lafımı söylerken Aren’in kıkırdamasını duydum. Başımı Serkan’a çevirdim. “Neden tepki vermedin o zaman?”
“Böylesi daha heyecanlıydı.”
Aşk olsun dercesine suratına baktığımda sırıtıp Serkan’a baktı. “Yalnız kardeşim seni iyi gömmüş.” Ben kıkırdarken telefon zil sesi duyduk. Serkan telefonunu cebinden çıkartıp ekrana baktı. Ardından da bize döndü.
“Buna bakmam lazım. Siz keyfinize bakın.”
Serkan mutfaktan çıkınca Aren birkaç adımla tam karşımda durdu. Gülümsedim.
“Kazanamazsın demiştin ama kazandım.”
Sırıtışı genişledi. “Kazandın.”
Bir adım daha atarak tam dibimde dururken başını bana doğru eğdi. “Şimdi benden ne istediğini söyle?”
Kaşlarım havaya kalktı. “Her istediğimi yapacak mısın?”
Başını olumlu anlamda salladığında düşünür mırıltılar çıkardım.
Artık bunu söylemenin zamanı gelmişti.
Gözlerinin içine baktım Aren’in. Gülüşüm solmuştu. Onun da gözleri kısıldı bir an.
“Ne oldu?”
“Madem istediğim neyse yapacaksın.” Başını salladı olumlar nitelikte.
“Yıllardır aramızda olan bu soğukluğu bitir Aren.”
❤️🩹
Oy ve yorumlarınızı bekliyorummm 🥰


