İçeriğe geç

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 3 · 4 dk okuma

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 3

3. BÖLÜM “PRENSES”

3. BÖLÜM “PRENSES”

Elimi Aren’in göğsüne koyarak uzaklaştırdım kendimden. “O zaman ben de senden izin almayacak birini bulurum! İlla ki biri olur.”

Sırıttı. “O zaman rahat olacağını sana düşündüren ne? Seni rahat bırakır mıyım ki ben?”

“Peki ben senin beni rahatsız etmene izin verir miyim?” Gözlerim kısıldı bir an, aklıma gelen şey ile. “Onu bunu geç de sana burada olduğumu kim söyledi?” Gözlerimin içine baktı. Bir şey söylemedi. Kaşlarımı çattım. “Cevap versene Aren!”

“Pelin.” Ağzının içinden söylediği isimle gülmeye başladım. Ardından alayla suratına baktım. “Pelin?”

Başını olumlu anlamda salladı. “Sevgilin nereden duymuş benim randevuya çıktığımı!”

“Pelin benim sevgilim değil.”

“Takıldığın kızla benim kiminle randevuya çıktığımı mı konuşuyorsun sen?”

Kaşlarını çattı Aren. “Saçmalama.”

Arkama dönüp birkaç adımlık volta atıp suratına baktım. “Senin kiminle takılıp kiminle sevgili olduğun belli değil! Kalkmış bir de bana kimseyle olamazsın diyorsun.” Başımı iki yana sallarken kınayan bir bakış attım ona. “Cidden hastasın sen!”

Arkamı dönüp ilerlemeye başladım.

“Nereye?”

Sesini duyduğumda aldırış etmedim. “Yağmur? Sana diyorum!”

Peşimden geldiğini hissederken sinirle nefes verdim.

“Gelme peşimden!”

Adımlarımı hızlandırdım. Hızlı hızlı yürümeye başladım. 15 dakika boyunca hızımı bozmadan yürüyerek gördüğüm parkın içine girdim. Parkın içine girdiğimde salıncağın üzerine oturdum. Ayağımı yavaş yavaş hareket ettirirken dudağımı büzdüm.

“Gelmiş Pelin söyledi diyor bir de, pişkin pişkin!”

Oflayarak başımı yukarı kaldırdım. “Kendisi başkalarıyla gezerken herif gelmiş bana laf ediyor!”

Unutmak istiyorum onu. Aklımdan çıksın istiyorum! Kalbimden de gitsin!

“Hani ilk aşk unutuluyordu?!”

Dudağımı büzmeye devam ederken başımı salıncağın demirine yasladım. Bir süre sonra yanımdaki salıncakta bir hareketlilik hissettim.

“Kendi kendine konuşman bitti mi?”

Öylece durmaya devam ettim. Aren ise yanımdaki salıncağa oturmuştu.

“Sana gelme demiştim!”

“Hatırlıyor musun? Küçükken seni salıncakta bayağı hızlı sallamıştım. Sen de düşüp iki saat ağlamıştın.”

Aklıma gelen anıyla gülümsedim. “Kafamı çarpıp kanatmıştım çünkü.”

“Benim yüzümden.”

Başımı olumlu anlamda sallayıp Aren’in yüzüne baktım. “Senin yüzünden.”

Gözlerimin içine baktı. Ardından bana doğru yaklaştığında parmakları sol şakağımın üzerinde durdu. Okşadı orayı. Makyajla kapattığım yara izim vardı orada. Salıncaktan düştükten sonra izi kalmıştı.

“Burasıydı. Yara izini kapatıyorsun ama burasıydı.”

Gözleri yara izimden ayrılıp tekrar gözlerimi bulduğunda sessiz kaldım bir süre. Dudağımı yaladıktan sonra ağzım açıldı.

“15 yaşımdan beri kapatıyorum. Aklında kalmasına şaşırdım.”

“Seninle ilgili hiçbir anımı unutmam Yağmur.”

Kaşım havaya kalktı şaşkınlıkla. Aren ise boğazını temizledi. “Beraber geçirdiğimiz çok fazla anımız olmadığı için belki de. Biz sadece küçük bir çocukken yakındık.”

Başımı olumlu anlamda sallarken Aren elini çekti yara izimden. Sesim kısıldı bir an. “Sadece küçükken.”

Dışına doğru bir nefes verdi Aren. “Annenler bizde bu arada. Annem geldiğim zaman seni de getirmemi istedi.”

“Eve gideceğin zaman söyle o zaman, her zamanki gibi kapıda buluşuruz.”

Gözleri kısıldı bir an. “Nereye gideceksin ki?”

“Güneş’e giderim.”

Ağzı bir anlığına açıldı. Ardından bir şey demeden kapattı. Suratıma baktığında gözlerim kısıldı. “Ne oldu?”

Kendini dikleştirdi. “Gelsene benimle.”

“Nereye?”

“Bugün gezelim beraber. Hem sonuçta günün sonunda ikimizde aynı yere gideceğiz.”

Gülümsedim istemsizce. “Ciddi misin sen?”

Ayağa kalkarak elini uzattı. “Lütfen?”

Gülümserken eline baktım. Ardından uzattığı elini tutarak ayağa kalktım. Kalbim hızlandı bir an. Yanaklarım da kızarmış olabilir, emin değilim.

“Nereye gideceğiz?” Tuttuğu elimi bırakmadan sırıtarak ilerlemeye başlayınca peşinden gittim.

“Beğeneceğine adım kadar eminim, gel benimle.İkimizin de ortak sevdiği bir şey.”

Gülümserken arabaya kadar yürüdük. Aren kapımı açarak arabaya binince ardımdan Aren de bindi. Arabayı park halinden çıkartıp sürmeye başladı.

❤️‍🩹

Bir restoranın içine girdiğimizde gözlerim kısılırken Aren’e bakıp sırıttım. “Benimle yemek yemek için bahane uydurmuş gibisin.”

O da sırıttı. “Bu sefer tam olarak öyle değil.”

Kaşlarım havaya kalktı. İçeride kimsenin olmadığı bir restoranın içindeydik ve mutfak tarafına doğru yürüyorduk. Beraber mutfağa girdiğimizde içeride bir adam gördüm. Bizi görünce sırıttı. Daha doğrusu bakışları Aren’in üzerindeydi.

“Kardeşim, hoş geldin.”

Aren’le tokalaştıklarında Aren’in sesini duydum. “Hoş buldum abicim.”

Adam bana döndü. 30’larında bir adamdı. Elini uzatınca sıktım. “Sen de hoş geldin. Serkan ben.”

Gülümsedim Serkan’a. “Yağmur ben de.”

“Siz şu meşhur çocukluk arkadaşlarısınız demek.”

Gözlerim kısılırken ilk Aren’e ardından da tekrar Serkan’a baktım. “Meşhur?”

Aren’in boğaz temizleme sesini duydum. “Ailelerimiz arkadaş ya, ondan bahsediyor. Di’mi kardeşim?”

Serkan Aren’e bakıp sırıtırken başını olumlu anlamda salladı. “Ondan bahsettim.”

Kıkırdayınca ikisine anlamsızca baktım. “Neyse biz konumuza dönelim.”

Başımı Aren’e çevirdiğimde suratıma baktı. “Serkan bu mekanın sahibi ve biz bugün buraya yemek yemeye gelmedik.”

Kaşım havaya kalkarken sırıttım. “Yemek yapmaya geldik.” Aren başını olumlu anlamda salladı. “Kazananı da Serkan belirleyecek.”

Serkan’a bakarken gözlerim kısıldı. “Güvenmeli miyim?”

“En güzel yemeğin hakkına girmem prenses.”

Gülümserken dudağımı yaladım. Ardından başımı Aren’e çevirdim. “Başlayalım o zaman.”

Aren sırıtırken başını olumlu anlamda salladı. “Başlayalım bakalım.” Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. “Prenses?”

Sırıtışım genişledi. “Kazanan?”

“Kazanınca söylerim.”

Ben de yüzümü yüzüne yaklaştırdım. “O kadar emin olma. İçinde kalır.”

“Göreceğiz.”

“Göreceğiz.”

❤️‍🩹

Oy ve yorumlarınızı bekliyorum 🥰

Bölüm sonu

6 yorum