25. BÖLÜM “AİLENİN FELAKETİ”
Pelin’i ittirdi Güneş.
“Seni gebertirim ben orospu!”
Güneş Pelin’e saldırırken etrafımda bana bakan gözlerden kaçmak adına arkama dönüp kalabalığın arasından geçip koşar adımlarla okuldan çıktım.
Boğazım düğümlenirken gözlerim yanıyordu.
Canım çok acıyordu.
Kalbim sıkışıyordu sanki!
Gözlerimden yaşlar akarken okuldan iyice uzaklaşıp ara sokağa girdim.
Boş bir ara sokağa.
Duvara yaslanıp sesli bir şekilde ağlamaya başladım. Yere oturur pozisyona gelirken kendimi iyice kapattım. Ağlamaya devam ettim.
‘Bu yüzden de bu yaşına kadar anne nefretiyle büyümüşsün zavallım.’
Kafama vurdum hırsla, birkaç kez.
Ailenin felaketi,
Anne sevgisi görmemiş,
Annen bile sevmemiş seni, dedi gözümün içine baka baka!
Bu kadar kolay yaptı bunu.
Acımadan, umursamadan, sırf eğlencesine.
Tabii ama,
Doğru...
Buna izin veren annem!
Benim bu sözleri duymamın nedeni annem!
O kıza cevap veremememin sebebi de annem!
Dalı kırık yetiştirdi beni, boynu büküktüm ben konu annem olunca.
Yoktu çünkü!
Kinle, öfkeyle baktı, bana baktığı her zaman.
Nefret etti, beni gördüğü her zaman.
Beni suçladı, başına gelen her şey için.
“Yağmur?”
Berke’nin sesini duysam da başımı kaldırmadım. Yanımda kıpırdanma sesleri duysam da aldırmadım.
Olduğum yerde içli içli ağlamaya devam ettim.
“Kıyamam ben sana.”
Kollarını sardı bana sarabildiği kadar.
“Ben onun daha çok canını yakacağım, merak etme sen.”
Kolumu okşadı destek olurcasına bir süre. Bir süre sonra ağlamam azalınca öylece durdum.
“Başını kaldırır mısın?”
Yavaşça başımı kaldırıp elimle gözyaşlarımı sildim.
“Rahatladın mı?”
Başımı olumsuz anlamda iki yana sallarken dudağımı büzdüm.
“Rezil oldum.”
Kaşlarını çattı Berke. “Hiçte bile! Herkes yarın onu kınayacak, seni değil!”
Omuz silktim.
“O senin yazdığın kitabı nereden bulmuş lan!”
“Meryem’i evime göndermiş.”
Yeniden gözyaşım kendini gösterince hıçkırdım. “Aptalım ya ben! Hiç aklıma gelmedi, bilgisayarıma girecekleri.”
“Şifren yok muydu?”
“Çekmecemdeki defterimde şifrelerim yazıyor.”
Şaşkınca bana baktı.
“Sahiden mi?”
Başımı olumlu anlamda sallarken tekrar ağladım.
“Rezil oldum! Bir daha okula gitmeyeceğim ben.”
“Saçmalama Yağmur!”
Gözyaşımı silerken dudağım büzüldü.
“Hem zaten ben bu okulu istememiştim ki! Babamlar ilk tercih olarak yazdırdı!”
“Kızım sen bu okula gelmeseydin belki de biz seni hiç tanımayacaktık!”
Kaşlarımı çattım.
“En azından rezil olmazdım!”
“Rezil falan olmadın sen!”
Gülümsedi.
“Hem Güneş onu nasıl dövüyor, bir bilsen. Yengem ya.”
Güldüm istemsizce ağlamamın arasından.
“Gül işte böyle be kızım!”
Gözlerimin içine bakarken gülümsedi.
“Ben tahmin etmiştim ama Aren’e duygularının olduğunu.”
Oflarken birkaç damla yaş aktı gözlerimden.
“Aptalım tekiyim!”
“Hayır, değilsin. Hem herkes bunu biliyordu ki. Sizin dedikodunuz çıktığından beri herkes bunun farkındaydı. Bile bile sadece seni kötülemeye çalıştı ama merak etme, ben haddini bildireceğim ona.”
Omuz silktim.
“Bir daha dönmeyeceğim okula.”
Kaşlarını çattı. “Deme öyle şeyler bakayım! Yoksa şimdi Aren’i arar, onu buraya getiririm.”
Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım. “Arama onu! Kimsenin suratına bakmak istemiyorum şu anda.”
“Tamam, aramayacağım.”
Ellerini yanaklarıma koyarak gözyaşlarımı sildi.
“Ama şimdi sen toparlanıyorsun ve beraber buradan gidiyoruz. Tamam mı?”
Başımı olumlu anlamda salladığımda gülümsedi.
“Aren’e bir şeyler hissettiğini Emin’in yazlığında anlamıştım ben.”
Elimi yüzüme koyarak suratımı kapattım.
“Rezillik.”
Kıkırdadı Berke. “Birini sevmek rezillik değil Yağmur.”
Bileklerimden tutarak ellerimi çekti suratımdan.
“Bak, burada ikimiz yalnızız. Sana sözüm olsun. O kıza inat, onun da şahit olup canını yakacağım şekilde Aren’e aşk itirafı yaptırmazsam bana da Berke demesinler. Sen kendini üzme. Ben halledeceğim her şeyi. İşte o zaman herkes sana yapmak istediğini ona yapacaklar. Bak görürsün.”
Dudağım büzülürken omuz silktim.
“Okula gelmeyeceğim ben bir daha.”
O da beni taklit edercesine omuz silkti.
“O zaman ben de videosunu çeker atarım. Merak etme!”
Ayağa kalkıp elini uzattı.
“Hadi gel, seni evine bırakayım.”
Berke’nin uzattığı elini tutup ayağa kalktım. Kendimi silkeledim. Beraber Berke’nin arabasına binip eve doğru yol aldık.
Sessiz bir yolculukla eve ulaştığımızda ben sitenin içine girdim. Kendi evime çıktım hızlı adımlarla. Kapıyı açıp evin içine girdim.
Ayakkabımı çıkartırken telefonumun çalmasıyla Aren’in aradığını gördüm. Aramayı yanıtsız bırakırken ayakkabımı çıkardım.
“Yağmur sen mi geldin?”
Annemin sesini duysam da cevap vermeden odama girip kapımı kilitledim. Yatağın üzerine oturup çantamı bıraktım.
“Yağmur?”
Annem kapının önünde bana seslendi. Kapının kolunu indirmesiyle kilitli olduğunu anlamış olmalı ki kapıya vurdu.
“Neden kilitli bu kapı? Yağmur?”
Gözlerim yeniden dolarken başımı yukarıya kaldırdım. Dışıma doğru nefes verdim.
“Müsait değilim.”
Sesim çatallanmış bir şekilde çıkmıştı. Bir şey olduğu bariz belliydi.
Sor!
İyi misin kızım diye sor!
Bir kez olsun bu soruyu sor artık!
Birkaç saniye boyunca hiçbir ses çıkmadı.
Dolan gözlerimden biriken yaşlar akmaya başladı. Başımı yere eğerken ağladım.
Söylediği her cümlede haklıydı.
Arkamda bir annem yok, önümde, sağımda, solumda.
Hiçbir yerde!
Benim hayatımda bir annem yok.
❤️🩹
Başım yatak başlığına yaslıyken karşımdaki duvara bakıyordum boş bir şekilde.
Başım ağrıyordu.
Hiçbir şey düşünemiyordum.
Aynı zamanda da çok şey düşünüyordum.
Canım yanıyordu.
İçim o kadar çok acıyordu ki!
Kalbim sıkışıyordu.
Çok zoruma gitti bugün olanlar.
Aşırı zoruma gitti.
“Yağmur?”
Abimin sesini duydum. Kapıyı tıklatıp kapı kulpunu indirdi. Kapı kilitli olduğundan açılmadı.
“Yağmur? İyi misin abiciğim?”
“Müsait değilim!”
Kapıya vurdu tekrardan.
“Kapını açar mısın? 5 dakika konuşalım?”
Dışıma doğru bir nefes verdim.
“Müsait değilim!”
“5 dakika?”
Gözümü kapatırken saçımı çekiştirdim. Birkaç saniye sessizce kendime zaman tanıyıpardından ayağa kalkarak kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtığımda Deniz’i gördüm. Biraz gerisindeyse annem vardı.
“Efendim?”
Deniz’in kaşları çatıldı.
“Bu ne hal? Ne oldu sana?”
“Bir şey yok!” derken gözlerim yeniden yanmaya başlamıştı.
“Kızım kim getirdi seni bu hale? Aren mi bir şey yaptı?”
Kaşlarımı çattım.
“Onunla bugün konuşmadım bile.”
“Ne oldu o zaman?”
“Bir şey yok dedim ya sana!”
Kolumu tuttu Deniz. Beni ilerletmeye başladı.
“Gel odaya gidelim. Düzgünce konuşalım. Saatlerdir odandan çıkmamışsın zaten.”
Dışıma doğru nefes verirken salonun içine girdik. Kolumu kendime doğru çekince bıraktı.
“Kim getirdi seni bu hale?”
Sakin ol Yağmur!
Sakin ol!
“Bir şey yok abi.”
“Var bir şey! Şu haline bak!”
Kaşlarımı çattım.
“Konuşmak istemiyorum işte! Ne diretiyorsun?”
O sırada babam salona gelmişti.
“Biri bir şey yapmış! Kim canını yaktı?”
“Ne yapacaksın ya? Ne yapabilirsin? Sen ilk git, kendi yediğin haltı düzelt.”
“Düzgün konuş abinle!”
Annemin dediğiyle ona döndüm. Gözlerim dolmuştu bu noktada.
“Yeter ya!”
Kaşları çatılmıştı.
“Anladık, oğluna toz kondurmuyorsun. En çok oğlunu seven sensin! Oğluna en ufak bir şey dediğim zaman hemen laf söyleme peşindesin!”
Gözümden bir damla yaş akarken güldüm.
“Ama pardon ya. Şimdi yine ben suçluyum, di’mi? Buldum ya.” diyerek elimi şıklattım.
“Yine ailenin felaketi benim. Zaten doğduğumdan beri öyleydim. Lanet olsun, keşke o gün ölseydim de doğmasaydım ama üzgünüm anneciğim, istediğin olmadı. Doğmuşum. Doğdum, babam iflas etti. Suçlusu benim. Neden? Doğdum. Sanki ben doğmasaydım babam yine de batmayacakmış gibi. Bir şeyler olur, benim yüzünden. Çünkü doğduğumdan sizin hayatınız mahvoldu. Birileri bir şey yapar ama onlar kesinlikle suçlu değil. Ben doğduğum için öyle şeyler oluyor. Benim suçum. Deniz mafyaya bulaşır, suçlu yine benim. Keskinlikle onun suçu değil! Çünkü babam Deniz’i benimle kıyasladığı için yine felaketi ben getirmişim. Değil mi anne? Böyle söylemiştin!”
Gözlerimden yaş akarken kendimi sıktım.
“Bugün bir kız herkesin ortasında karşıma geçmiş, sen anne sevgisi görmemiş zavallısın dedi ve ben tek bir kelime bile söyleyemedim. Haklı çünkü! HAKLI!”
Titreyen elimle kendimi işaret ettim.
“BEN TEK BİR GÜN BİLE ANNE SEVGİSİ GÖRMEMİŞ BİR ZAVALLIYIM ÇÜNKÜ!”
Hıçkırdım karşısında.
“Ya sen bana bir kez olsun nasılsın bile demedin! İnsan öz kızına bir kez olsun nasılsın bile demez mi ya?”
Hırsla gözyaşımı sildim.
“Senden hiçbir zaman iyi misin kızım diye bir cümle duymadım. Çok istedim biliyor musun? Çok istedim. Annem bir kez olsun bana iyi misin diye sorsun çok istedim ama sen sormadın anne. SORMADIN!”
Dudağım büzülürken bir adım geriye gittim.
“Çünkü sana göre her zaman suçlu olan bendim. Bir konuda haklı olsam bile hiçbir zaman ses çıkaramadım ben senin yüzünden!”
Gözyaşlarım hunharca akmaya devam ediyorken o da ağlıyordu.
“Ama yemin ederim ben kendi kızıma aynı şeyi yapmayacağım! Başıma ne gelirse gelsin onu suçlamayacağım! Onu yaşadığım hiçbir olaydan dolayı sorumlu tutmayacağım. Senin yaptığını hiçbir zaman yapmayacağım. Ben kendi kızımı çok seveceğim. Ona kızım demekten bile utanmayacağım, senin aksine.”
Başımı iki yana salladım. “Etrafımda kendi kızlarını canından çok seven o kadar anne gördüm ki!”
Dudağım titredi o an.
“Sen çok kötü bir annesin. Keşke benim annem sen olmasaydın!”
Ağlamaya devam ederken salondan çıktım. Odama girerek kapımı kapattım.
Ben daha fazla onunla aynı evde kalmak istemiyorum.
Bavulumu çıkartıp kıyafetlerimi koymaya başladım içine. İçeriye gibi girse de umursamadan devam ettim. Bavuluma kıyafetlerime koymaya devam ederken Deniz elimi tutmaya çalıştı.
“Saçmalama! Bırak şunları!”
Elimi kurtardım elinden.
“Bırak beni!”
“Karışma Deniz!” diyen babamın sesini duyduğumda bavulumu kapattım.
“Ne demek karışma baba!”
“Karışmayacaksın!”
Deniz şaşkınca babama bakarken çantamı alıp bavulumla birlikte çıktım odamdan. Kapının önüne gelip ayakkabımı giyerken benimle birlikte babam da ayakkabısını giydi.
Babam bavulumu alırken evden çıktık. Otoparka indik. Babam bavulumu arabaya koyduğunda yola çıktık.
Yola çıktığımızda kollarımı birbirine dolamış bir şekilde başımı cama yaslamıştım.
Nereye gideceğimizi biliyordum.
Babam babaannemin yanına götürüyordu beni.
“Ben artık o okula gitmeyeceğim.” dedim gözümden akan yaşlarla birlikte.
“Bunu sonra konuşuruz.” diyerek kestirip attı babam.
Babaannemin evine gidene kadar yol boyunca sessiz kaldık. Ardından babaannemin evinin önünde durduk. Arabayı park ettiğinde babamın iç çekişini duydum. Başım önüme eğikti.
“Bir gün annenle yüzleşeceğini biliyordum.”
Kaldırmadım başımı.
“Ama canının bu kadar çok yandığını bilmiyordum kızım.”
Gözümden yaş aktı yeniden. Babam da akan gözyaşlarını sildi.
“Özür dilerim kızım.”
Ağlamaya devam ederken babama döndüm. Ona yaklaşarak sarıldım. O da kollarını belime dolamıştı.
Hıçkırarak ağladım.
Geçmişime ağladım.
Annesizliğime ağladım.
Bugün yaşadıklarıma ağladım.
Babamın bir suçu olmamasına rağmen özür dilemesine ağladım.
Kalbimdeki kırık parçalar gün yüzüne çıkmıştı,
Ve benim canım bugün çok yanmıştı.
❤️🩹
İyi okumalarrrr

