24. BÖLÜM “PELİN SAYAR”
Sinemada eğlenceli dakikalar geçirerek filmi izleyip eve dönmüştük Aren’le birlikte. Eve girdiğimde annem kapının önüne geldi.
Kamptan geldiğimden beri peşimdeydi ama ses çıkarmıyordu da.
“Bir arkadaşın geldi bugün.”
Gözüm kısılırken ayakkabımı çıkardım. “Güneş mi?”
“Hayır başka bir kız. İlk salona oturdu. Ardından odana girdi. Sonra da kaça kaça gitti evden.”
Ayakkabımı yerine koyduktan sonra anneme döndüm. “Adını söylemedi mi?”
“Meryem dedi.”
Gözüm kısıldı. “Meryem mi? O ne alaka?”
“Ne bileyim?”
Başımı olumlu anlamda sallarken iç çektim.
“Meryem benim evimi nereden biliyor ya?”
“Biraz sinsi duruyordu. Arkadaş mısın sen o kızla?”
Başımı olumsuz anlamda salladım. “Arkadaşım değil. Eğer bir kez daha evde olmadığımda gelirse eve alma. Geçiştir.”
Bir şey demedi. Ben de odama doğru ilerleyip girdim. Yatağa oturup çantamı yanıma bıraktığımda gülümsedim.
“Bugün güzeldi.”
Kıkırdadım.
“Hayatım güzelleşiyor. Şansım dönmüş olsa gerek.”
Etrafıma baktım. Odamda yanlış bir şey durmuyordu. Her şey bıraktığım gibiydi.
‘Ve ben seninle bugün bu sinemada tatil yapmak istiyorum Yağmur Biltekin.’
Aklıma gelen Aren’in cümlesiyle yatağa bıraktım kendimi. Uzanır pozisyondayken gülüyordum.
Ellerimi yüzüme koyup yüzümü kapattım.
Çok tatlı ya bu çocuk!
Başımı yatağa gömüp kıkırdamaya devam ettim.
Seviyorum ben bu çocuğu!
❤️🩹
“2 yıldır peşindeyim, daha fazla beklemeyeceğim ben, dedi. Öptü beni.”
Elimle ağzımı kapatırken güldüm. Okulun içinde oturuyorduk Güneş’le. Sınavdan çıkmıştık. Kahve içiyorduk. Güneş, Emin’le sevgiliğinin nasıl başladığını anlatıyordu bana.
“2 yıl? 2 YIL! Şok oldum.”
Dudağımı ısırdım.
“İnanılmaz ya! Nasıldı peki? Nasıl hissettin?”
Suratıma bakıp gözlerinde parlayan ışıkla beraber gülümsedi.
“Kalbim yerinden çıkmış gibi.”
Eliyle yüzünü kapattı utanırcasına. Güldüm. Ardından gözlerimin içine baktı.
“İlk seninle tanıştığım zaman Aren Soykan’la çocukluk arkadaşı öğrendiğimde şok olmuştum. O sıra Aren’in yanında gördüm ama o zaman bana çok üsten biri gibi gelmişti. Kendi ve çevresinden başka kimseyi umursamayan biri.”
Gözüm kısıldı. “Ama beğenmiştin?”
Emin aklına gelmiş olacak ki gülümsedi Güneş. “Beğendim.”
Bana döndü. “Ama beni beğeneceğini düşünmemiştim.”
Sırıtarak saçını geriye attı.
“Ama bak, sevgilim şu an.”
Kıkırdadım. “Sen önceden beğenmenin dışında hoşlanıyordun, di’mi?”
Tebessüm etti Güneş. “Ara sıra yanımıza gelince çok beyefendice konuşuyordu.”
“İnanamıyorum sana!”
Kıkırdadı Güneş. “Ama o kadar tatlı ki Yağmur! O kadar mutluyum ki onunla şu an.”
“Bir zahmet mutlu olacaksın. Sıkıyorsa üzsün!”
Güldü. “Yağmur ya!”
Onunla birlikte güldüm.
“Sen bir şey anlatacaktın bana? O neydi?”
Söyleyeceğim şeyi hatırladığımda onayladım onu.
“Meryem dün benim evime gelmiş.”
Şaşkınca bana baktı Güneş.
“Ne alaka?”
“İşte bilmiyorum onu. Eve gelmiş. Benim odama girmiş, ardından kaça kaça evden çıkmış.”
Kaşları çatıldı Güneş’in.
“Anlamıyorum, Meryem neden senin evine gelsin ki?”
“Ben de işin orasını anlamadım zaten. Bir de odama girmiş. Odama da baktım, ters giden bir şey yoktu. Her şey benim bıraktığım gibi duruyordu yerinde.”
Düşünür mırıltılar çıkardı.
“Neden evine gelmiş ki mesela? O kısım bana çok saçma geliyor. Meryem hani? Neden?”
“Soracağım bugün. Bakalım derdi neymiş?”
“Kimin derdi?”
Berke’nin sesini duyduğumuzda yanımıza gelip oturdu. Omuz silktim.
“Önemli bir şey değil ya.”
O sırada Berk’te gelip oturdu bizimle.
“O değil de sınav bana koydu.”
“Zor muydu?”
Güldü Berke. “Zor mu? Hoca ulti açtı sınıfa.”
Şaşkınca güldüm Berke’ye.
“Zaten hocanın öğrencilere garezi var anasını! Geçirse şaşardım.”
“Emin’den haberi var mı şirret yenge?”
Kollarını birbirine doladı Güneş.
“Emin ol, bu gıcıklığından dolayı söylemeyeceğim.”
Sırıttı Berke. “Emin olamam, kusura bakma. Hem Emin olsaydım sana bakmazdım.”
Gıcıkça gülümsedi Güneş. “İstesen de olamazsın zaten.”
Berke ağzını açacağı sırada;
“Bulaşma kıza!” diye ikaz etti kardeşini Berk.
“La bir şey mi dedim?”
“Bu bir şey dememiş halin mi?” diye sordum Berke’ye bakarak.
“Aşk olsun. Sadece şaka yapıyorum.”
Elini tokalaşmak adına yumruk şeklinde Güneş’e uzattı Berke.
Güneş ilk Berke’nin ona uzattığı barışa baktı, ardından da Berke’nin yüzüne.
“Şirret yok!”
Onayladı Berke onu.
“Kızıl da yok!”
Başını olumlu anlamda salladı Berke. “Yok.”
Güneş gülümseyerek Berke’yle tokalaştı.
“Emin nerede?”
“Okula geliyordu en son? Gelir birazdan.”
Güneş’in telefonuna gelen bildirim sesiyle telefonunun ekranına baktı.
“Gelmiş.”
Bana baktı.
“Biz gidelim.”
Güneş’i başımla onaylarken ayağa kalktım. “Görüşürüz.”
“Görüşürüz.”
“Görüşürüz, selam söyle Emin’e.”
Berk o sırada Berke’ye baktı.
“Biz de on dakikaya çıkarız.”
Onayladı Berke onu. Biz de onların yanından ayrılarak yürümeye başladık. Kol kola okulun içinden çıktık. Okul bahçesinin ortasına gelmemizle önümde beliren Pelin’le durmak zorunda kaldık.
Kollarını birbirine dolarken sırıttı Pelin.
“Nasılsın tatlım?”
“İyiyim tatlım.”
Güldü. “Tabii sen iyi olursun. SENDEN BAŞKA KİM İYİ OLABİLİR Kİ? ÇOCUKLUĞUNDAN BERİ YANIP TUTUŞTUĞUN ÇOCUĞU KENDİNE BAĞLADIN SONUÇTA!”
Bakışlar bize dönerken kaşlarımı çattım.
“Ne saçmalıyorsun sen? Boş boş konuşma!”
“BEN Mİ BOŞ KONUŞUYORUM?”
Kahkaha attı Pelin.
“TATLIM BENİ ARKADAŞI BİLE GÖRMEYEN BİRİNE SAÇMA SAPAN BİR AŞK KİTABI YAZAN BEN DEĞİLİM!”
Kitabı görmüş.
Yazdığım kitabı okumuş!
İnsanlar etrafımızda toplanmaya başlamıştı.
“Saçma sapan konuşma da çekil önümüzden. İkinci dayağını benden yemek istemiyorsan eğer!”
Güneş’in dediğiyle ona sırıtarak baktı Pelin.
“Siz iki arkadaş bunu çok düşündünüz mü? Aren Yağmur’a, sen de Emin’e. İki yakın arkadaşı bu oyunlarla mı kaptınız?”
Bana baktı Pelin.
“Kitabından çok etkilendim Yağmur. O kadar dokunaklıydı ki! Neredeyse ağlayacaktım.”
Etrafına baktı.
“Ama şimdi herkes duymayı hak ediyor. İnsanları merakta mı bırakalım?”
“Kes sesini!” dediğimle tekrar güldü Pelin. Telefonunu açtı.
“KALBİNDE DALGALARI TAŞIYAN CANAVAR! AREN SOYKAN! YILLARDIR YÜZÜME BAKMASA BİLE KALBİMDE DUYGULARINI BİTİREMEDİĞİM CANAVARIM!”
Herkes şaşkınca bize bakıyordu.
Rezil ediyor beni.
REZİL EDİYOR BENİ!
“AREN’İN PELİN’İN DUDAKLARINA YAPIŞMASININ ÜZERİNDEN BİR HAFTA GEÇMİŞTİ! UNUTMAM LAZIMDI ASLINDA! ÖYLE OLMASI GEREKİYORDU AMA ONLARI YAN YANA GÖRMEK CANIMI YAKIYOR!”
Bana bakıp dudaklarını büzdü Pelin.
“Kıyamam, bu kadar mı karşılıksız sevgin!”
Kaşlarını çattı. “SENİ İSTEMEYEN BİR ADAMA BU KADAR KUYRUK OLDUN? BU YÜZDEN Mİ AREN SENİ HER GÖRDÜĞÜNDE KAÇACAK DELİK ARIYORDU!”
“YALAN SÖYLEME BE!” diye çıkıştı Güneş.
“KES SESİNİ SEN!” diyerek daha çok bağırdı Pelin.
“Aren’le ne kadar aynı ortamda bulundunuz ki siz? Ne kadar konuştunuz? Ne biliyorsunuz?”
İşaret parmağıyla kendini gösterdi.
“Ben buluştum, ben konuştum, ben yakınlaştım. Senden ne kadar uzak durmak için çabaladığını anlatıyordu bana! Babasının peşine emanet olarak taktığı bir sülük olduğundan bahsediyordu.”
Gözlerimin içine baktı.
“Ama sen de haklısın. Seni sevmeyen bir adamın peşinde koşmakta çok haklısın. Sevgi görmemişsin ki sen! Annen bile sevmemiş kızım seni. Kendi öz annenden bile sevgi görmeden büyümüşsün sen!”
Gözlerim doldu bu noktada.
“SAKIN PELİN! Buna cürret bile etme!”
Güldü Pelin.
“Neden? Annen mi duracak senin arkanda?”
Süzdü beni. “Hiç sanmıyorum.”
Etrafına baktı. “ASLINDA YAĞMUR’UN AİLESİ ÇOK VARLIKLI İNSANLARMIŞ AMA NE OLMUŞ BİLİYOR MUSUNUZ?”
Tam bu noktada bana baktı.
“Yağmur doğduğu gün batmışlar, ellerinden her şeyleri gitmiş. Felaketmiş Yağmur. Doğduğundan bu yana ailesine felaket getiriyormuş.”
Dudağını büzdü Pelin.
“Bu yüzden de bu yaşına kadar anne nefretiyle büyümüşsün zavallım.”
Gözümden bir damla yaş düşerken etrafıma baktım.
Herkes bana bakıp fısıldaşıyordu.
Acıyorlardı bana.
Belki de alay geçiyorlardı.
Felaket!
Artık böyle düşünen çok fazla insan var etrafımda.
❤️🩹
İyi okumalarrrr

