21. BÖLÜM “YALANCI ÇOBAN”
“Artık yatalım o zaman.”
Herkes anlattığım hikayeden dolayı hâlâ tedirgindi. Yüzlerinden belliydi.
Hiçbiri doğru dürüst gülmüyordu.
Özellikle Berke’nin yüzü düşmüştü. Ara sıra mutlu değilim, moralim çok bozuk diye bağırıyordu.
Bir süre onlara zaman tanıdım. O sırada hep beraber odalarımıza doğru gitmiştik, Güneş’le Emin hariç. Odaya gidip bir beyaz elbise çıkardım dolaptan. Ardından eteğin bazı yerlerini yırttım.
O elbiseyi giyip saçımı biraz dağıttıktan sonra makyaj malzememle suratımı ve vücudumun bazı yerlerini beyaza boyadım.
Aynadan kendi korkunçluğuma bakıp odadan çıktım. Ardından çiseleyen yağmurdan dolayı hafif ıslanmış topraktan biraz alarak Berke ve Berk’in kapısının önüne bıraktım.
“Bu korku bir süre size yeter.”
Arkama dönüp geldiğimiz yolu geri döndüm. Orman yolundan ilerleyerek tabii.
Güneş’le Emin bıraktığımız yerde duruyordu. Konuşuyorlardı.
“Korkma ya. Ben anladım, o yalan söyledi. Bile bile abarttı olayı.”
“Hemen aklından nasıl uydursun bir anda?”
“Güneş ışığım neden anlatırken hep ciddiydi? Hiç korkmadı? Bile bile yaptı çünkü.”
Vay be.
Emin düşündüğümden de zeki çıktı.
Ama hakkımı yiyor!
Çok profesyonelce anlattım!
“Yağmur o kadar güzel yalan söyleyemez! Bir anda hikaye buldu diyelim. Nasıl bu kadar ayrıntılı bir şekilde anlattı o zaman?”
“Çünkü Yağmur kitap bile yazıyor, biliyorsun. Edebiyatçı kız. Her şey beklenir.”
“Edebiyatçıyız diye yalancı mı oluyoruz? Sen bize yalancı mı diyorsun?”
“Ne alaka şimdi? Ben sana yalancı der miyim Güneş’im?”
Omuz silkti Güneş.
“Az önce onu kastettin.”
“Tamam yavrum. Haklısın sen.”
Onlara gülümserken yerden bir toprak alıp elimle yuvarlak yaptım.
Onların önüne atmak için elimle hizaladım. Hatta bir gözümü kapatıp yaptım bunu. Ardından attım şekil yaptığım yuvarlağı.
Toprak havalanıp tam onların önüne düştüğünde ikisi de çığlık attı. Gülmemek için elimle ağzımı kapattım.
“Nerden geldi lan bu?”
Korkuyla iyice Emin’e yaklaştı Güneş.
“Ay havadan geldi.”
Ağlamalı sesler çıkarırken Emin iyice sardı onu.
“Bize geliyor Emin!”
Kıkırdadım istemsizce tepkisine. O sırada başka bir çığlık sesi duydum. Tanıdık bir çığlık sesi...
Emin’le Güneş hızla ayağa kalkarken çığlık atarak yanlarına giden Berke ile ikizinin peşinden ilerleyen Berk Güneş’lerin yanına ilerledi.
Nefes nefese kalmış bir şekilde önlerinde durdu Berke.
“Aren’in yanına gitmek için kapıyı açtım. Kapının önünde toprak vardı. İkimizden birinin ebesini sikecek!”
Güneş ağlamaya başladı. “Bizim de önümüze havadan düştü.”
Berk iyice sardı Güneş’i. Kıyamam ya, korkudan ağlıyor.
“Havadan mı düştü?”
Berk’in şaşkın sorusuyla birlikte Berke çığlık attı. Berke’nin çığlığıyla birlikte Güneş iyice ağladı.
“Bittik biz.” diye söylendi Berke.
“Lan tamam, bir sakin olun!”
Berk’in dediğiyle Berke etrafına baktı. İyice saklandım.
“MUTLU DEĞİLİM ŞU AN! GELME ÜZERİME!”
“BENDE!” diye bağırdı Berke’nin ardından Güneş.
Sözde korku filmlerinde olsa en sakini o olurdu!
Bir tane daha toprak alıp yuvarladım. Onların birbirine baktığı an aynı şekilde tam ortalarına attım.
“Ananı sikeyim!” diye korkuyla geri çekildi Berk.
Emin’de Güneş’i bırakmadan geri çekilmişti hızlıca. Berke ise olduğu yerde durmuş transa girmiş gibi önüne düşen toprağa bakıyordu.
“Aren’le Yağmur nerede? Odalarında yoktu.”
Berk sordu bu soruyu.
“Hiç görmedim.” diye cevapladı Emin.
“Onların yanına gidelim. Bu gece yan yana kalalım. Ne olur ne olmaz!”
“NEREDELER Kİ?” diye sordu Berke.
Gülümserken hemen yanımdan gelen kıpırdanma sesiyle başımı sağa çevirdim. Başımı sağa çevirmemle bana doğru eğilmiş birini gördüm. Korkuyla yerimden sıçrarken suratına tokat yapıştırdım.
İnilti sesinin ardından erkek sesiyle gülünmesiyle şaşkınca baktım.
“Aren?”
Sesim kısık çıkmıştı. Suratıma bakıp sırıttı.
“Adam nasıl korkutulurmuş, gördün mü?”
Dudağımı büzdüm. “Ya sen ne ara fark ettin?”
Sırıttı Aren. “Buraya gelirken gördüm seni ve anlattığın hikayenin yalan olduğu bariz belliydi. Beni mi kandırmaya çalışıyorsun sen?”
Başımı olumsuz anlamda salladım.
“Yok öyle bir niyetim.”
Arkama dönüp stresli bir şekilde ne yapacaklarına karar vermeye çalışan gruba baktım.
“Ama kananlar var.”
Başımı Aren’e çevirip ona yaklaştım biraz.
“Aren?”
“Efendim?”
Gözlerimi kıpraştırdım.
“Oyuna devam etsene. Yardım et bana.”
“Bu oyun işe yaramaz.”
Kolunu tuttum Aren’in. “Lütfen ya. Bak, şu ana kadar çok iyi gidiyordum. Yardım et bana.”
Aren suratıma baktı bir şey demeden. Kolunu çekiştirdim biraz.
“Aren ya! Lütfen? Çok eğlenceli.”
İç çekti Aren. “Ne yapayım?”
Heyecanla baktım Aren’in suratına.
“Sinirli sinirli yanlarına git. Yağmur’u bulamıyorum de. Birinin peşinden gitti, sonra kaçırdım onları de. Şu anki tipimi başkasıymış gibi tarif et!”
“Çok saçma!”
Güldüm. “Şu an o kadar korkuyorlar ki, özellikle sen dersen hemen inanırlar!”
Aren onlara baktı. Ardından bana döndü.
“Başıma belasın.”
“Sadece eğlenmek için.”
Yanağımı okşayıp gülümsedi. Ardından elini yanağımdan çekerek boğazını temizledi. Tipini düzeltirken kaşlarını çattı ve orman alanından hızla kamp yerine döndü.
Bizimkiler onu görünce hızla onun yanına geldiler.
“Nerdesin oğlum?” diye sordu Emin.
“Yağmur’u gördünüz mü?” diye hızlı bir giriş yaptı Aren. Herkes birbirine baktıktan sonra başlarını olumsuz anlamda salladı. Hırsla başını kaşıdı Aren.
“Ne oluyor lan burada!”
“Ne oluyor lan? Neden gerginsin sen?”
Dışına doğru nefes verdi Aren, Berk’in söylediğiyle.
“Yağmur’un yanına gidecektim. Bir baktım beyaz elbiseli bir kadınla gidiyor, mala dönmüş şekilde. Arkasından sesleniyorum duymuyor, bana bakmıyor! Peşlerine takıldım da bulamadım anasını satayım!”
“Beyaz elbiseli kadın mı?” diye fısıldadı Güneş.
“Nasıl bir şeydi?” dedi Emin.
“Beyazdı kadın, teni de beyazdı. Anlamadım ki! Karanlıktı!”
Ofladı Aren.
“Kimin peşine takıldı! Nerede bu kız lan!”
Çığlık attı Berke Aren’in dediğiyle.
“Lan Yağmur demedi mi? Yanına birini götürüyor dedi! Yağmur’u götürmüş olmasın!”
Tekrar ağladı Güneş. Ardından etrafına baktı. “YAĞMUR? NEREDESİN?”
“Arayalım.” diyerek öneri sundu Aren.
“Ne?”
Berk’in sorusuyla Aren Berk’e baktı.
“ARAYALIM! Herkes arasın ormanı.”
Şaşkınca Aren’e baktım.
“Bu kadar iyi bir oyuncu olduğunu bilmiyordum.”
“Tamam, biz Güneş’le bakıyoruz. Aren sen de gel bizimle.”
Aren başını iki yana salladı. “Ben tek arayacağım. Berk sen de Berke’yle birlikte ara.”
Berk başını olumlu anlamda salladı.
Herkes benim tarafıma doğru ilerlediğinde kendimi iyice gizledim. Onlar orman yoluna doğru ilerlediğinde Aren onlar gittikten sonra yanıma geldi.
“İstediğin oldu mu?”
Sırıtarak helal dercesine koluna vurdum.
“Sen de az değilmişsin!”
Böbürlenircesine dikleştirdi kendini.
“Herhalde kızım.”
Güldüm.
“Şimdi ne yapıyoruz?”
Dediğiyle sırıttıktan sonra düşünür mırıltılar çıkardım. Ardından suratına baktım.
“Burada devreye ben giriyorum. İlk hedef Berke.”
“Neden?”
“Çünkü en çok korkan o.”
Başıyla onayladı beni. Elimi tuttu.
“O zaman ilk hedefe gidelim.”
Beraber yürümeye başladık el ele, gülerek. Beni Berke’lerin gittiği yola götürdü. Onların sesini duyduk ilk başta. Ardından da arkası dönüp biçimde gördük.
Berke korktuğunu haykırıyordu.
Berk ise stresliydi ama Berke’ye göre daha sakindi.
Gizli bir şekilde onların önündeki ağaca saklandık. O sırada ben saçlarımı önüme attığımda Aren kaşlarını çatmıştı. Eliyle önüme attığım saçlarımı çekti.
“Yapma böyle, güzel olmuyor.”
Kaşlarım çatılırken Aren’in elini saçımdan çektim.
“Amacım o zaten!”
“KİM VAR LAN ORADA?”
Berk’in sesini duyduğumda saçımı tekrar önüme attım. Biraz bekledikten sonra yavaşça adım atıp ağacın arkasından çıktım.
Berk’le Berke beni gördüklerinde küfür ederek geriye doğru adım attılar. O stresten olsa gerek adım attıktan sonra ikisinin de yere düşmesi bir oldu.
İkisi de çığlık çığlığa bağırırken sol taraftan onlara doğru gelen Güneş’le Emin’i gördüm. Onlar daha beni fark etmemişlerdi.
Berk’le Berke’nin yanlarına geldiklerinde beni görmeleriyle Güneş’in çığlık atışı doldurdu kulaklarımı. Ardından ise Emin’in küfrü.
Ben başımı hafifçe sağa eğip onlara doğru bir adım atınca Berke’nin kenarda duran taşı kafama atması bir olmuştu.
Kafama yediğim taşla kafamı tutarak acı bir şekilde inledim. O sırada Aren hızla gelerek başıma bakmaya çalıştı.
“Lan?”
Gülmeye başladım. Kahkaha attım. O sırada Güneş’in sesini duydum.
“Yağmur?”
Gülmeye devam ederken saçlarımı önünden çekip suratlarına baktım.
“Korkaklar!”
Gülmeye devam ettim.
“Oyun muydu lan hepsi?”
Gülmeye devam ederken başımı olumlu anlamda salladım.
“Sen de biliyor muydun lan?”
Berke soruyu Aren’e sormuştu. Ben gülmeyi bırakırken Aren başıyla yavaşça onayladı. O sıra hepsinin kaşı çatılmıştı.
“Sıçarım ama ben sizin şakanıza.” diyerek hızla ayağa kalkan Berke’yi gördüğümüzde Aren’le birlikte aynı anda arkamıza dönüp koşmaya başladık. Aren geride kalmamam için elimi tutarken hepsi peşimizden geliyordu.
Biz de gülerek koşuyorduk zaten.
Bugünü asla unutmayacağım.
Bugün çok güzeldi.
❤️🩹
İyi okumalarrrrr