İçeriğe geç

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 20 · 5 dk okuma

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 20

20. BÖLÜM “ORMAN GELİNİ”

20. BÖLÜM “ORMAN GELİNİ”

“Ben çok yedim bugün ya.”

Başımı yukarıya kaldırdım nefes almak adına, Berke’nin dediğini es geçerek. Çok yoruldum.

“Senin burana ne oldu?”

Ateşin başında oturuyorduk. Sağımda duran Aren ise boynumun sağ tarafına dokunarak söylemişti. Elimi oraya attığımda çizik fark ettim.

O an tekrar gözümün önüne geldi.

“Siz Pelin’le ne yaşadınız?”

Bunu soran Emin’e baktım. Ardından gülümsedim.

“Bayrak için mücadele verdik diyelim.”

“Kavga ettiniz yani. Kim en çok dövdü.”

Berk’in sorduğuyla ona döndüm.

“Baştan anlatsana sen olayı.” diyerek söze atıldı Berke.

Derin bir nefes aldım.

“Şimdi ben ormanda yürüyordum. Birine çarptım, bir baktım Pelin. İkimizin de bayrağı asılıydı. Sonra bu bana şekilli laflar söylemeye başladı. En sonunda dedi ki, ben istediğim her şeyi alırım. Orada gözüm döndü zaten. Bir de bu bana doğru gelince kendimi kaybettim, işte o sırada elim onun yüzüne değmiş.”

Kahkaha attı Berke. “Vurdun mu?”

Maalesef dercesine salladım başımı. “Ondan sonra biz başladık bir takım olaylara. Sonra ilk ben bayrağı aldım. Ondan sonra o benim bayrağımı aldı. Bir de onun için bir takım şeyler yaşadık ve en sonunda geri döndük. Öyle oldu işte.”

“Siz bayağı bayağı kavga ettiniz yani.”

Emin’in dediğiyle başımla onayladım onu.

“Kız odasında ağlıyor yani.”

Berke’nin dediğiyle ona döndük hepimiz.

“Nerden biliyorsun?” diye sordum Berke’ye.

“Tahmin ettim. Bu olaya anca ağlarsın. Ortalıkta da olmadığına göre.”

“Yağmur, ben senden böyle bir şey beklemezdim yalnız.”

Gülümsedim Berk’e tatlı tatlı.

“Yani düne kadar ben de kendimden beklemezdim böyle şeyler.”

“Rahatladın mı peki?”

Güneş’in sorusuyla başımı olumlu anlamda salladım.

“İnanılmaz hem de.”

“Ay keşke görseydim. Kız kavgasına bayılırım.”

Berke’nin dediğiyle güldüm. “Emin ol, beklediğin gibi değil.”

“Emin olamam.” diye atıldı Berke. Gözlerim kısıldı.

“Ne?”

“Emin orada, ben olamam.” diye açıklayınca diğerleri oflarken Berke’yle beraber kahkaha attım.

“İğrençti.” diye söylendi Berk.

“Şu espriyi bi’ sal be kardeşim.” diyerek bıkmışçasına nefes verdi Emin.

“Bunun olacağını biliyordum.” diye atıldı Aren.

Aren’e baktım gülümseyerek. O da bana baktı. İç çekti. Ardından da sırıttı.

“Yarın kahvaltı yapıp öyle gideceğiz, değil mi?”

Berk’in dediğiyle Emin başıyla onayladı onu.

“İyi, yoksa yol beni tutuyor.”

“Beni de tutuyor ya yol.” dedi Güneş.

“Arabam ve ben bu yüzden varız yavrum.” diye dalış yaptı Emin ve herkes şok içerisinde Emin’e döndü.

“Yavrum?”

Güneş ağzının içinden söylediği cümleyle bana dönerek kulağıma yaklaştı.

“İlk defa diyor!”

Güldüm Güneş’in dediğiyle. Ardından Güneş’in kulağına yaklaştım.

“Kur yap.”

Güneş gözlerini kocaman açarak bana döndü. Kahkaha attım.

“Ne fısıldaşıyorsunuz siz?” Berke’nin sorusuyla ona baktım.

“Önemli bir şey değil.”

Güneş biraz Emin’e yaklaştı. Emin’de bunu bekler gibi kolunun altına aldı Güneş’i. Sırıttım.

“Çok tehlikeli varlıklarsınız.”

Berke’ye baktım.

“Kim?”

“Siz. Kulağına bir şey fısıldadın kızın. Hemen Emin’e yanaştı. Korkulur sizden.”

Sırıtışım genişledi. “Belki korkacağı bir şey söylemişimdir.”

“Ne?”

“Bu gece dikkat et Berke.”

Anlamsızca suratıma baktı Berke. “Neden?”

“Sen bilmiyor musun orman gelinini.”

“Orman gelini?” Berk sormuştu bunu.

“Evet. Yıllar önce ormanda ölen gelin. Siz bilmiyor musun?”

“Yok.”

“Anlatayım o zaman. Şimdi yıllar önce evlenen bir çift varmış. Kızı sevdiğiyle zar zor evlenmiş tabii. Adamı ölesiye seviyormuş ama adamın başka bir sevdiği varmış. Tabii orman gelinin bundan haberi yok. İşte düğün bitimine doğru adamın sevdiği intihar ediyor, sevdiği adamın başka bir kadınla evlendiğini öğrenince. Adam kızın intihar haberini aldığında orman gelinini düğünden alıp çıkıyor. Herkes şaşırıyor tabii bu durumuna. Daha düğün bitmemiş. Nereye gidiyorlar bunlar?”

Herkes pür dikkat beni dinliyordu.

“Nereye gitmişler?” diye sordu Berk.

“Adam böyle bir ormana getiriyor kızı. Arabanın torpidosundaki silahı alıp kızın eline veriyor. Diyor ki beni öldür, yoksa ben yapacağım. Her şeyi anlatmaya başlıyor kıza. Diğer kadına nasıl aşık olduğunu, kızın nasıl aşık olduğu kadını onunla zorla evlenerek öldürdüğünü. Tabii orman gelini bunu duyunca inanamıyor. Ağlıyor, kafayı yiyor. O sırada kavga etmeye başlıyorlar. Adam yerdeki taşı alıp kızın kafasına vuruyor.”

“Ölüyor mu kız?” Güneş’in dediğiyle başımı olumsuz anlamda salladım.

“Ölmüyor ama bayılıyor. Tabii adam o sırada kızdan kurtulmaya o kadar hevesli ki kadını öldü zannediyor. Ormanın ortasında, yağmur hafif çiselerken mezar kazıp kızı gömüyor. Kız uyanınca mezarın içinde, üzerinde toprak var. Bağırıyor, çığlık atıyor, ağlıyor, yalvarıyor ama yok! Kimse yok ortada! Kızı kimse duymuyor, görmüyor, fark etmiyor. En sonunda nefessizlikten ölüyor.”

Güneş eliyle ağzını kapattı.

“Hayır ya!”

“Sonra?”

“Orman gelini en mutlu gününde, sevdiği adamla birlikte olması gereken günde sevdiği adam tarafından öldürülüyor. İntikam duygusu yeşeriyor o an, mutluluktan nefret ediyor. İntikam çığlığı toprağa değen yağmura karışıyor. Ondan sonra her yağmur çiselediğinde bir mutlu olan 3 kişinin karşısına çıkıyor.”

“Neden 3 kişi?” Söylediğiyle Emin’e baktım.

“Çünkü onun hikayesi iki kişinin değil üç kişinin hikayesiydi.”

Güldü Berke. “Bebek hikayesi mi bu? Kim inanır buna?”

Berke gülse bile hikayenin etkisinde olduğu belliydi. Başımı Aren’e çevirdim.

“Anneannemin dili tutulduğunu duymuştun, değil mi?”

Başıyla onayladı beni Aren.

“Ormanda dedemle kamp yapmışlar. O gün orman gelinini görmüş. Gelinliğinden geriye kalan yırtık beyaz kumaş ve bembeyaz teniyle karşılarına çıkıyormuş. Anneannem ondan sonra bir daha kendine gelemedi. Yıllarca etkisinden çıkamadı. Zavallı kadın ondan sonra delirdi.”

“Anneannen ondan mı tutulmuştu?”

Aren’in sorusuyla ona bakıp başımı olumlu anlamda salladım.

“İlk duyduğumda daha küçüktüm. Hatta sana anlatacaktım ama babam senin korkmaman için söyleme dedi. Ondan sonra da pek konuşamadık zaten. Hepimiz büyüdüğüne göre de artık söyleyebilirim dedim.”

“Bu gerçek mi?”

Berk’in dediğiyle onu döndüm.

“Çocuk hikayesi anlattığımı mı düşündünüz? Gerçek olmayan bir şeyi neden anlatayım ki?”

“Sen ciddisin.”

Emin’in sorusuyla onayladım onu. “Ciddiyim.”

O sırada hafif hafif yağmur çiselemeye başlamasıyla şansıma övgüler yağdırdım.Gülmemek için kendimi sıktım. O sırada hepsinin rengi bembeyaz olmuştu.

“BEN MUTLU DEĞİLİM!” diye Berke’nin bağırmasıyla istemsizce güldüm. Şaşkınca bana baktıklarında kendimi silkeledim.

“Korkmayın ya. Yatağınız yerin önünde hafif ıslanmış toprak bulmadığınız sürece sıkıntı yok.”

“Hafif ıslanmış toprak?”

Başımı olumlu anlamda salladım.

“Eğer varsa?” diye sordu Berk.

“Sıçtınız.”

Dışına doğru nefes verdi Berke.

Korkusunu göstermemek için.

Gülümsedim.

Ben bu gece sizi uyutur muyum?

Acayip bir gece olacak!

İçimden güldüm.

Hepinize korku salacağım. Sabaha kadar kafayı yiyeceksiniz.

❤️‍🩹

İyi okumalarrrrr

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.