İçeriğe geç

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 18 · 6 dk okuma

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 18

18. BÖLÜM “ORMANIN İÇİNDEKİ KAÇAKLAR”

8. BÖLÜM “ORMANIN İÇİNDEKİ KAÇAKLAR”

“Daha ben seni öpmeye kıyamıyorum! Bir de o piçin kölesi mi yapacağım!”

Kaşım havaya kalktı duyduklarımla.

Ne? Dedi? Bu?

“Aren?”

Aren’in bakışları dudağıma indi bir an. “Hmm?”

“Ben ceza kullanacaktım zaten.”

Gözleri gözlerimle buluştu o an.

“Ne?”

Gülümsedim.

“Ben kendimi birinin kölesi yapar mıyım?”

Aren’in yüzü biraz daha yaklaştı yüzüme.

“Sen buna izin versen de ben vermem Yağmur.”

Alnını alnıma yaslarken gözlerini kapattı.

“Birinin sana zarar verebilecek olmasına izin vermem.”

Gülümserken yanağını öptüm.

“Beni cezadan kurtardığın için teşekkür ederim.”

Gülümsedi Aren.

“Bu oyuna hiç girmeyecektik.”

Kıkırdadım.

“Aslında ben gayet eğlendim.”

Başını biraz geriye çekip gözlerimin içine baktı.

“Öyle mi?”

Başımı olumlu anlamda salladım.

“Sen eğlenmedin mi?”

Gözlerinin içine baktım Aren’in. Gözlerimiz buluştu.

“Eğlendiğim anlar oldu.”

“Mesela?”

Kulağıma yaklaştı Aren. Fısıldadı.

“Mesela hep yapmak istediğim bir şeyi yaptım bugün.”

Kıkırdadım.

“Merak ettim. Neymiş o?”

“Yeniden gösterebilirim istersen.”

Gözlerimin içine baktı. Sırıtıyordum. O da sırıtıyordu.

“Olur.”

Sırıtışı genişlerken boynuma doğru eğildi. O sırada bacağımda gezinen bir şey hissettiğimde çığlık atarak stres olmuş bir şekilde hareket etmeye başladım.

“Ne oldu?”

Elimle bacağımı silkeledim.

“Bir şey gezdi bacağımda.”

Ardından aynısını kollarıma yaptım.

“Kesin içime girdi bir şey ya!”

Ben stresli bir şekilde kendimi silkelemeye devam ederken Aren kollarımı tutup beni durdurdu.

“Yağmur? Sakin olur musun güzelim?”

Duyduğum kelimeyle durup Aren’e baktım bir an.

“Güzelim?” diye tekrar ettim kendime kısık bir şekilde.

Sırıtıyordu Aren.

“Üzerinde böcek yok. Sakin ol.”

Başımı olumlu anlamda salladım yavaşça.

“Hadi gel, ileride göl kenarı var. Oraya gidelim.”

Elimi tuttu. Ses çıkarmadım. Sessizce ilerledim Aren’le birlikte. Biraz yürüyüp göl kenarında durup devrilmiş ağaç dalının üzerine oturduk.

Saçımı okşadı Aren.

“İyi misin?”

“Şu an biraz daha iyiyim.”

Güldü Aren.

“Neye gülüyorsun?”

“Ormanın ortasındayız Yağmur ve sen böcekten korkuyorsun.”

“Ne olmuş yani korkuyorsam?”

“Küçücük bir böcek, ne yapabilir ki?”

Dudağım büzüldü.

“Isırabilir. Ormanın ortasındayız, ya zehirliyse? Ya ölürsem? Öleyim mi ben?”

Şaşkınca kıkırdadı Aren.

“Yağmur ben senin ölmene izin verir miyim?”

Gülümsedim. “Ne yaparsın? Düşün, örümcek beni ısırdı, zehirleniyorum. Öleceğim. Ne yaparsın?”

“Saçmalama Yağmur! O ne biçim laf!”

“Gerçek olsun diye söylemedim. Düşün, ne yaparsın?”

Bana doğru yaklaşarak gözlerimin içine baktı.

“Seni kurtarmak için ne gerekiyorsa onu yaparım.”

Aren’e yaklaştım biraz. “Mesela?”

Aren bir elini yanağıma koyarak okşadı. “Mesela...”

Bana doğru yaklaşırken gözlerini kapattı. Ben de gözlerimi kapatırken ağzım açıldı istemsizce. O sırada elimin üzerinde hissettiğim gözlerim açılırken çığlık atarak geriye gittim. Elimi temizlemek adına birbirine sürttüm.

“Çok böcek var ya!”

“O benim parmağımdı Yağmur?”

Şaşkınca Aren’e baktım.

“Ne?”

Güldü Aren.

“Ne ara böcekten bu kadar korktun sen?”

Omuz silktim. “Huylanıyorum.”

“Huylanıyorsun?”

Başımı olumlu anlamda salladım.

“Her an üzerimdeymiş gibi.”

Kolumu kaşımaya başladım istemsizce. Aren kolumu kaşıdığım elimi tutarak okşamaya başladı.

“Sakin ol.”

Ofladım.

“Yağmur?”

Başımı Aren’e çevirdim. “Efendim?”

“Hani bugün kahvaltı yaparken konuştuk ya.”

Yönümü Aren’e çevirdim. “Evet.”

“Benden... uzaklaşmadığını söylemiştin.”

Başımı olumlu anlamda salladım. “İlk uzaklaşan benden değildim Aren.”

“Benden korktuğunu söylemiştin. Daha ilkokuldaydık.”

“Ben senden korktuğumu hiçbir zaman söylemedim Aren.”

Gözlerimin içine baktı.

“Bana canavar diyordun Yağmur. Küçükken sadece kötülere canavar derdik.”

“Her canavarın kalbi kötü değildir Aren. Ben sana hiçbir zaman kötü bir insan olduğunu söylemedim. Sen kötü bir insan değilsin.”

Kaşları havaya kalktı. Elimi Aren’in kalbinin üzerine koydum.

“Kalbinde dalgaları taşıyan canavar.”

“Kalbinde dalgaları taşıyan canavar?”

Gülümserken başımı olumlu anlamda salladım.

“Kalbinin üzerinde olan doğum leken, dalga şeklinde diye.”

Kaşlarım havaya kalktı aklıma gelen şeyle.

“Sen bunca zaman sana canavar dediğim için mi uzak durdun benden?”

“Biz canavarların kötü olduğuyla büyüdük Yağmur. Eğer birine canavar diyorsan o kötüdür ve sen tertemizsin. Seni kirletmek istemedim.”

Ağzım açıkta kaldı.

“Ben canavarların kötü olduğuyla büyümedim Aren. Babam beni öyle büyütmedi. Her canavarın kalbi kötü değildir. Çünkü her kötülüğün içinde bir iyilik, her iyiliğin içinde bir kötülük vardır. Ben hep buna inandım. Küçükken annenle babanın arası bozuktu, boşanmak üzerelerdi ve sen onların arasında kalmıştın. Onca olayın içinde küçüktün, saftın, iyiydin. İyi bir insandın. Karanlığın içinde kalmış bir beyaz ışık gibi. Bu yüzden öyle söylemiştim. Bilemezdim böyle düşüneceğini Aren. Özür dilerim.”

Ellerimiz birleşti Aren ile.

“Özür dilemen için bu konu hakkında konuşmuyoruz Yağmur.”

Bir elimi elinden çekip yanağına koydum. Yanağını okşadım.

“Sen bunca yıl bana küs müydün yani?”

“Küs değildim Yağmur. Hem ben senden uzaklaştım ama sen de yanıma gelmedin. Yanıma neden gelmedin?”

Elimi Aren’in yanağından çekerken başımı aşağıya eğdim.

“Annesinin bile zar zor dayandığı bir kızım ben Aren. Bir insanın benden gitmesi, uzaklaşması, sıkılması normal olabiliyor.”

“Saçmalama Yağmur!”

Ellerini yanaklarıma koyarak ona bakmamı sağladı.

“Sen kırılmaması gereken eşsiz bir parça gibisin. Senden sıkılmak mı? Seni istememek mi? Bunlar tamamen saçmalık! Asıl bunlar normal değil Yağmur!”

“O zamanlar beni istememen veya benden sıkılman normaldi işte benim için. Yanıma gelmiyorsa beni istemiyordur. Yanına gidersem eğer rahatsız olur. En iyisi kendi halimde takılmaktı.”

“O kadar bekledim ki yanıma gelmeni. O kadar istedim ki yanıma gel, yanımda dur, benimle kal. Ben bunları isterken bir de sen gidip Doruk piçiyle buluşmaya gitmişsin.”

Güldüm üzerime çöken yorgunlukla.

“Dedim olmayacak böyle, bir şekilde yanında tut ama o da olmuyor. Ben seni yanımda tuttukça sen gidiyorsun. Belki de en doğrusu budur dedim. Yine uzak durmak istedim ama bu sefer seninle her şeyin daha güzel olduğunu gördüm. Seni bırakamam Yağmur ben, bırakamıyorum. Uzaklaşıyorum diyorum ama yine de uzaklaşamıyorum. Uzak olduğumuz onca yıla rağmen yine burada ıssız bir ormanda yan yanayız biz. Biz onca uzaklığa rağmen bile uzak kalmayı beceremiyoruz.”

“Ne yapacağız peki?”

İki elimi de ellerinin arasına aldı. “Tutunacağız. Bu sefer bırakmayacağız.”

“Bırakmayalım.”

Başıyla onayladı beni Aren.

“Bırakmayalım.”

Gülümsedim. Kollarımı Aren’in boynuna doladığımda karşılık vererek kollarını belime sardı. Bir süre sarıldık birbirimize.

Sonrasında ise bütün gece konuştuk, sohbet ettik. Bütün her şeyi konuştuk. Genellikle güldük. Eğlenceliydi Aren. Eğlendik birlikte. Gün doğumuna yetişemeden gözlerim kapandı benim. Gözlerimi karanlığa hapsettiğimde güzel bir uykunun kolları arasına bırakmıştım kendimi Aren’in kolları arasında.

❤️‍🩹

Gözüme vuran güneş ışığıyla birlikte gözlerimi açtım. Başım Aren’in boynundaydı. Aren ise kollarını bana sarmıştı. Onun da başı başımın üzerindeydi.

Kıpırdandığımda Aren’de kıpırdanarak uyanmış oldu. Başını başımın üzerinden çekerek kendini gevşetti. Ben de Aren’e yaslanmayı bırakmıştım o sırada.

“Burada mı uyumuşuz biz ya?”

Başıyla onayladı Aren beni. Ayağa kalktığında elimden tutarak kaldırdı beni ayağa.

“Odaya gidip orada dinlenelim biraz da.”

Başımla onayladığımda ormanda yürüyerek kamp alanına ilerledik. Daha sabah çok erkendi. O yüzden birkaç saat daha yatabilirdik.

Odamın önüne girip kapıyı açıp arkama döndüm. Aren’e bakıp gülümsedim. O da gülümsüyordu.

“Kahvaltıda görüşürüz.”

“Görüşürüz.”

İçeriye girip kapıyı kapattım. Ardından yatağa geçip uzandım. Gözlerimi kapatıp kendimi yeniden uykuya teslim ettim.

❤️‍🩹

Güneş’le beraber uyanıp üzerlerimizi değiştirmiştik. O bütün gece odaya gelmediğimin farkındaydı ama kahvaltıya geç kalmamak için bu konuyu es geçmiştik. Kahvaltıya oturduğumuzda henüz Aren yoktu.

Emin, Güneş’in yanına oturmuştu. Güneş’in diğer yanında ben vardım. Benim yanım boştu.

Bir süre herkesin gelmesini bekledikten sonra yanımdaki sandalyenin çekilmesiyle başımı çevirdim. Aren’i görünce gülümsedim. O da bana gülümseyerek yerine oturdu. Ardından kahvaltı yapmaya başladık.

Kahvaltımızı güzelce yaptıktan sonra rehberin başımızda durmasıyla ona döndük.

“Evet gençler, yeni oyunumuza hazır mıyız?”

“Yeni oyun mu?”

“Bugünkü etkinliğimiz bayrak kapmaca. Tek farkı, bayrakları birbirinizden kapacak olmanız.”

Gözüm kısıldı bir an.

“Ne?”

“Efsane bir oyun bizi bekliyor desenize.”

Berke’nin dediğiyle ona döndüm.

Sanırım ben bu kadar emin değilim.

Birbirimizden bayrak mı kapacağız?

Ne alaka?

❤️‍🩹

İyi okumalarrrrr

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.