İçeriğe geç

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 14 · 6 dk okuma

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 14

14. BÖLÜM “HER KÖTÜ ŞEYİN SEBEBİ”

14. BÖLÜM “HER KÖTÜ ŞEYİN SEBEBİ”

Güneş ile birlikte bavullarımızı hazırlayıp sohbet etmiştik. Abimin olaylarını anlattığımda büyük bir şok geçirmişti. Adamın gerçek bir mafya çıkmasını beklemiyordu.

Ne yazık ki ben de öyle.

Hâlâ kendime gelebilmiş de değilim. Böyle bir mafyadan tehdit yemek, Deniz’in o Veysel denen adamın malını çalıp bir de yakalanması...

İnanılır gibi değil cidden!

Bir de sokakta bulmuş adamı!

Başım ağrıdı yine!

Güneş’le konuşmayı bitirdiğimizde oflayarak odadan çıktım. Mutfağa girip bir bardak su içtim. İçtiğim bardağa su doldurup odama doğru ilerlerken kapısı yarı açık salonda annemle babamın sesini duymamla olduğum yerde durdum.

“Suçlu olan senin oğlun. Doğduğundan beri bir şeylerden dolayı kızı suçlamayı bırak! Kızın hiçbir suçu yok! Bütün o haltı senin oğlun yedi!”

“Hata yapmış! Oğlumuz bir hata yapmış!”

“1 milyon doları götümüze tıkamış senin oğlun! Bu nasıl bir hata!”

“Çocuğu sürekli kıyasladın çünkü Süleyman. Benim kızım başarılı, oğlum bir halta yaramıyor deyip deyip durdun! Çocukta sana kendini kanıtlamak için hata yapmış! Kızını övüp durdun! Olan oğluma oldu!”

“Senin oğlunun hatasının suçlusu da mı Yağmur oldu? Ya sen bu kızdan ne istiyorsunŞevval? Doğduğundan beri bir insan kızını hiç mi sevmez!”

Gözlerim doldu babamın cümlesiyle. Nefesimi tuttum.

“O kız bizim evimize felaket getirdi. O doğduğundan beri neyimiz var, neyimiz yoksa gitti. Eğer o doğmasaydı sen daha çok para kazanmak için o hisseyi satın almayacaktın. Elindeki tüm parayı kaybetmeyecektin! Oğlum bugün bu hallere düşmeyecekti! O doğduğu gün biz elimizde ne varsa her şeyimizi kaybettik.”

Titrek bir nefes verirken gözümden bir damla yaş aktı. Hıçkırarak ağlamamak için kendimi sıktım. Hızlı adımlarla odama girip kapımı kapattım. Kapattığım kapımın arkasına yaslanarak oturdum orada. Elimdeki suyu kenara bırakırken kendimi sararak ağlamaya başladım.

Bir yerde duymuştum, bir anne lohusadayken kendi çocuğundan nefret edebilirmiş. Benim annemde lohusadayken benden nefret etmeye başlamış ama bu nefret 20 yıldır bitmek bilmedi.

Her şeyin suçlusu, kabahatlisi benim bu evde.

Anneme göre yaşadığımız her kötü şeyin sebebiyim.

Konuda olsam da olmasam da benim varlığım her kötü şeyi benimle beraber getiriyor.

Bu zamana kadar hata yapmamak için elimden gelen her şeyi yaptım.

Her zaman çok çalıştım, hep en iyi, en yüksek notları aldım ama annem bir kez olsun gurur duymadı benimle.

Hiçbir zaman bencil olmadım, her konuda ailemi düşündüm ben, yine de anneme yaranamadım.

Küçükken beni biraz olsun sevsin diye yanından ayrılmazdım, her konuda yardım etmeye çalışırdım. O ise ayağım takılıp düşsem bile bağırırdı bana.

O kadar nefret ederdi benden.

O kadar görmekten midesi bulanırdı.

O kadar iğrenirdi.

Hiç yılmadan devam ettim buna, yıllarca.

O da vazgeçemedi nefretinden, yıllarca.

Zamanla umursamamaya başladım ama. Artık sevgi vermemesini umursamadım. Nefreti her ne kadar zehirli bir ok gibi kalbimi paramparça etmesine rağmen.

Bana her nefretini kustuğunda kenarda köşede kimse görmeden ağlamaya başlıyorum, büyüyememiş küçük bir çocuk gibi. Canım acıyor çünkü, kaldıramıyorum. Kırılıyorum.

İnsana duyulan bir nefret bu kadar büyük olabilir mi ya?

Benim annem kendi öz kızından nefret ediyor!

İnsan kendi çocuğundan nefret edebilir mi?

Cebimdeki telefonuma gelen mesaj sesiyle telefonumu cebimden çıkartıp gelen mesaja baktım. Aren mesaj göndermişti.

Yine ikimizin yan yana durup gülümsediğimiz fotoğraf vardı. Fotoğrafın altına ise bak ne buldum yazmıştı.

Yatağıma geçip uzanırken fotoğrafa baktım uzun bir süre. Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama gözlerim kapanana kadar durup fotoğrafa bakmıştım, ağlamaya devam ederken.

❤️‍🩹

Kulağıma küpemi taktığım sırada kapı tıklanılmıştı.

“Gel.”

Kapı açıldığında Aren’i gördüm. “Hazır mısın?”

Küpemi taktıktan sonra başımı olumlu anlamda salladım. O sırada Aren beni izliyordu.

“Şimdi hazırım. Sen ne zaman geldin?”

“Yeni girdim içeriye.”

İçeriye baktığında bavulumu işaret etti. “Bavulu alayım ben. Geç kalmadan gidelim.”

Başımı olumlu anlamda sallayıp yatağımın yanına gelip telefonumu şarjdan çıkardım. Şarj aletimi de yanıma alarak çantamın içine koydum. Arkamı dönüp başımıkaldırdığımda tam dibimde Aren’i gördüm. Yüzlerimiz birbirine oldukça yakınken elini saçıma koyuşunu fark ettim. Gözlerinin içine bakıyordum, o ise saçıma bakıyordu.

Saçımdan bir şey alıp gözümün içine baktı. “Saçında ip vardı.”

“İp?” Gözlerinin içine baktım. O da bakışını sürdürüyordu.

“İp.”

Gülümsedim. O da benimle birlikte gülümsedi.

“Siz çıkmayacak mısınız?”

Annemin sesiyle ikimizde başımızı ona çevirdik. Aren bir adım geriye gitti. Boğazımı temizledim.

“Çıkıyoruz şimdi.”

Başını olumlu anlamda salladığında Aren bavuluma doğru yürüyüp aldı. Ardından Aren’le birlikte odamdan çıkıp kapının önüne doğru yürüdük. Ayakkabımızı giyerek evden çıkıp asansöre bindik.

“Annenle kavga mı ettiniz?”

Aren’e bakıp başımı iki yana salladım. “Yok.”

“Soğuktun?”

“Öyle miydim? Farkında değilim.”

“İyi misin?”

Başımı olumlu anlamda sallarken asansörün kapısına bakıyordum. “İyiyim.”

Yavaşça kolumu tutmasıyla başımı ona çevirdim. “Emin misin?”

Gözünün içine baktım Aren’in. Dışıma doğru nefes verdim. “Annemi duydum dün gece. Yine konuşuyordu işte.”

Asansörün kapısı açılınca Aren’e bakmayı bırakıp asansörden inerek otoparka doğru yürümeye başladım. Aren’de benimle birlikte geliyordu. Beraber arabanın önüne geldiğimizde Aren bagajı açarak bavulu koydu. Ben arabaya bindiğimizde Aren’de arabaya binip arabayı çalıştırdı.

Yola çıktığımızda ikimizde sessizdik. Başım yola dönüktü. Bir süre sessizce yolu izledim. Ardından Aren’e döndüm.

“Deniz dün bana her şeyi anlattı.”

Aren başını bana çevirdiğinde kaşları havaya kalktı. “Her şeyi?”

Başımı olumlu anlamda salladım. “Tamamen.”

Gülümsedim. “Bahsettiğin borcun birazcık olan miktarını öğrenince kulaklarıma inanamadım.”

Söylediğimle kıkırdadı Aren. “Çok değil.”

Güldüm. “Rujumun fiyatı kadar.”

“Peki olayı duyunca ne hissettin?”

Aren’e baktım. “Şaşırdım. Çocuk sokakta mafya bulmuş.”

Dediğimle güldü Aren. “Büyük şans.”

“İnanılmaz hem de. Bu devirde kim sokakta mafya bulmuş ki?”

“Bulmuş olması bir şey değil de neden gidip iş istiyorsun tanımadığın adamdan?”

Başımı olumlu anlamda salladım. “Evet!”

Kaşlarım çatıldı. “Bir de sonra adamın malını çalıyor.”

Güldü Aren. “Bir de üzerine kameraya yakalanıyor.”

“Sonra adam ondan malının parasını istiyor!”

“Dua etsin öldürmemiş.” Şaşkınca Aren’e baktığımda o da başını yoldan çevirip bana baktı. “Adam uyuşturucu kaçakçısı, örgüt lideri oğluymuş. İsterse abini çok rahat öldürebilir.”

Elimi kalbimin üzerine koydum. “Ay deme öyle.”

“Ama işte öldürse parası geri gelmeyecek. O da parasını istiyor. Aslında çalınan malları bulsaydı Deniz, çantanın içindeki eksik mallardan parayı kolaylıkla tamamlardı. 1 milyon dolar şimdi. Az para değil.”

“Mantıklı aslında. Kimin çaldığını bulup çantayı geri alsa sorun kalmaz.”

“Yani sorun kalmaz demeyelim de en azından para durumu çözülür.”

Başımı olumlu anlamda salladım. “Ama yine de iyi bir şey.”

“Tabii canım.”

Aren’e bakıp gülümsedim. “Bunu abime söyledin mi?”

Başını olumlar nitelikte salladı Aren. “Konuştuk işte. Amaç şu an çantayı bulmak. Gerisi ondan sonra.”

Başımı önüme çevirdim. “Deniz’e yardım etmeye mi karar verdin?”

“Böyle bir durumda tek kalması yakışmaz bize.”

“Ne yapacaksın peki?” Aren’in suratına baktığımda bana döndü. Bir süre suratıma baktıktan sonra başını tekrar yola çevirdi.

“İşte çantayı arayacağız. Başka bir şey yapmamı ister miydin?”

Sorusuyla ona bakmayı sürdürdüm. “İstemezdim.”

İkimizde neyden bahsettiğimizi iyi biliyorduk.

“İlerde kahvaltı yeri var. Orada kahvaltı yapalım. Sen açken araba tutuyor seni.”

“Aç değilim.”

“Kahvaltı yaptın mı?”

Aren’in suratına baktım boş boş.

“Bak, yapmamışsın işte.”

“Kahvaltı yapmadım diye bir şey söylememiştim.”

“O zaman yapalım. Çünkü ben kurt gibi açım.”

“Peki.” dedim ağzımın içinden.

❤️‍🩹

Aren’le birlikte kahvaltı yaptık. Çayımı yudumlarken Aren’in suratıma bakmasıyla ona döndüm.

“Heyecanlı mısın?”

Başımı olumlu anlamda salladım. “Birazcık. Sen?”

Gülümsedi. Gülümsediğinde gözlerim kısıldı. “Söyle hadi. Heyecanlı mısın?”

Gözlerimin içine baktı Aren.

“Sen varsın. Bu sefer her şey bambaşka.”

Kaşlarım havaya kalkarken gülümsedim. Bir anlığına kalp ritimlerim hızlandı. Şaka mı bu?

“Bambaşka?”

“Bambaşka.”

Masanın üzerindeki sudan bir yudum içtim. “Bir anda 180 derece döndün ve bu garip hissettiriyor.”

“Rahatsız mı oldun?”

Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım. “Hayır. Demeye çalıştığım şey o değildi.”

“Neydi?”

“Yani yıllar içinde tanıdığım Aren’den yola çıkarak konuşursam yüzüme doğru dürüst bakmayan adam şu an gözlerimin içine bakıyor. Bu huzursuz ya da rahatsız olduğum bir şey değil. Aksine-”

Gözleri kısıldı Aren’in. “Aksine?”

“Aksine bir şeylerin düzeleceğine karşı umut oluyor bana.”

Gülümsedi. “Ben sana uzak olduğum kadar sen de bana uzaktın Yağmur.”

“Ne?”

“Benden uzaklaşan ilk sendin. Ben de sadece sana saygı duydum.”

Şaşkınca Aren’in suratına baktım.

Ne?

Pardon ne?

❤️‍🩹

Heppinize iyi okumalarrrrr

Bölüm sonu

1 yorum