11. BÖLÜM “BEYAZYALANSENDE”
Aren sırıtırken geri çekildi. Ben de boğazımı temizleyerek biraz geriledim. “İyi, bu konuda hemfikiriz.”
“Aren derdin ne? Neye hemfikiriz?”
“Bence sen ne demek istediğimi biliyorsun Yağmur.”
Ofladım Aren’e. “Seni tanımasam kıskanacağını düşüneceğim.”
“Kıskanmak?”
Suratına bakıp başımı olumlu anlamda salladım. Alay geçercesine gülüp sen ciddi misin dercesine baktı bana. “Bazen inanılmaz komik oluyorsun Yağmur.”
“Sen ne arıyorsun burada?”
“Nerede?”
Etrafımı gösterircesine baktım. “Burada?”
“Ders çalışacağım. Ortak alan değil mi? Gelemem diye bir kural mı var? Hem babamın okulu.”
Sırıttım istemsizce. “Bir şey demedim aslında.”
“İyi!”
“İyi.”
Çantasından bilgisayarını açıp çalışmaya başlarken gülümsemeye devam ettim. Ardından kendi tabletime dönüp çalışmaya devam ettim.
❤️🩹
“Elim ayağım boşaldı, hiçbir şey diyemedim.”
Gülerken başımı yukarıya kaldırdım. Güneş’le birlikte Güneş’in evinin balkonunda oturmuş konuşuyorduk. Okuldan çıktıktan sonra beraber gezip Güneş’in evine gelmiştik.
Songül teyze gülümseyerek elindeki meyve tabağıyla gelip meyve tabağını masanın ortasına koydu. Masada kağıtlar doluydu. Aynı zamanda beraber projeye de çalışıyorduk.
Şimdi de oturmuş Emin’le konuştuklarını anlatıyordu bana.
“Dersiniz nasıl gidiyor çocuklar?”
“İyi gidiyor anne.”
“Teşekkürler Songül teyze.”
Songül teyze gülümseyerek bana baktı. “Zihniniz açılsın kızım. Çok çalışıyorsunuz, aferin yavrularım.”
“Anne nazar edeceksin valla bizi.”
Güldüm. Songül teyze ise Güneş’e aşk olsun dercesine bakıyordu. Güneş gülerek ayağa kalkıp annesine sarıldı. “Şaka yapıyorum sultanım.”
Songül teyze de güldükten sonra kızını öperek içeriye geçti. Güneş yerine otururken masanın üzerindeki meyve tabağından bir parça kesilmiş yeşil elmayı yedi.
“Sen niye bizi orada bırakıp kaçar gibi gittin?”
“Sen niye bu kadar taktın buna?”
Gözleri kocaman açılırken suratıma baktı. “Kızım Emin Başkan’la beni yalnız bıraktın! Farkında mısın sen?”
“Heyecanlandın mı konuşurken?”
Sırıtmaya başlayınca boğazını temizledi.
“Hayır, biraz. Anlamadım ne oluyor ama o da gergindi.”
Gözüm kısıldı bir an. “Gergin miydi?”
Başını olumlu anlamda salladı. “Ne konuşacağını bilmiyordu ama konuşmak için bir çaba sarf ediyordu. Ben egoist falan düşünüyordum da bayağı tatlı biri.”
Kaşlarım havaya kalktı. “Sen beğendin.”
“Öyle bir şey söylemedim!”
Suratına yeme beni dercesine bakınca iç çekti. “Sadece tatlı biriymiş. Hani daha çok insanı dinliyor, anlayışlı. Ne bileyim, göründüğünün aksine tatlı biriymiş.”
İki kolumu da masaya dayarken ellerimi yanaklarıma koydum. “Başka ne konuştunuz?”
“Seninle konuşmak isterim, dedi. Ben de dedim ki şu an konuşuyoruz. O da dedi ki, okul dışında buluşup konuşmak güzel olurdu.”
“Ya, çok tatlı. Sen ne dedin?”
“Hiçbir şey.”
Şaşkınca suratına baktım. “Ne?”
“Bir şey diyemedim. Susup kaldım. Salak gibi belli belirsiz başımı salladım. Ne diyeceğimi bilemedim.”
Kahkaha attım bu noktada. “Gülme!”
Dediğinin aksine daha çok güldüm. Kolumu dürttü. Sonra eliyle yüzünü kapattı. “Of, çok saçma davrandım ya!”
“Bir şey olmaz. Okulda tekrar konuşursunuz.”
Başını olumsuz anlamda sallarken dudağını büzdü. “Bir daha karşılaşsak bile ne diyeceğim. O konuştuğumuz buluşmayı ayarlayalım falan mı? Hem onları da biliyorsun şimdi. Seninle olan arkadaşlığından dolayı yanımıza geldi. Yoksa gelir miydi?”
“Ben sordum onu.”
Sorgularcasına bana baktı Güneş. “Neyi sordun?”
“Hani sen gittin ya. Ondan sonra konuştuk. Bana dedi ki siz yanınıza kimseyi sokmuyorsunuz. İşiniz düşmediği zaman kimseyle konuşmuyorsunuz. İnsan yanınıza gelemiyor dedi.”
“Bunu o mu söylüyor?”
Başımı olumlu anlamda salladım. “Onları tanımazsam haklı diyeceğim ama kimsenin yüzüne bakmayan onlar değil miydi? Aren’le yıllardan gelen bir arkadaşlığınız var ama yüzüne bakmıyor. Ne değişti şimdi? Bizi egoist yaptılar!”
Başımı olumlu anlamda salladığımda bir tane çileği alıp ısırdım. “Bende anlamadım orayı ama bu sıralar Aren’de de bir gariplik var. Nereye baksam karşıma çıkıyor.”
“O senin buluşmanı Pelin’den öğrenmişti, değil mi?”
Başımı olumlu anlamda salladım. “Onun seni emanet olarak görmesi de saçmalık.”
“Bence de ama bunu tek anlamayan o.”
Ben iç çekerken Güneş’in telefonuna gelen mesaj sesiyle telefonunu eline aldı. Ben bir tane çilek daha yerken Güneş’in şaşkınlık nidasıyla ona baktım. “Ne oldu?”
Şaşkınca bana baktı. Ardından tekrar telefona. Yutkunurken telefonu bana çevirdi. Okul grubuna atılmış resimle şok içerisinde ekrana baktım. Fotoğrafta ben ve Aren vardık.
Kütüphanede yüzlerimiz birbirine yakınken çekinmiş fotoğraftı bu.
“Bu ne!”
Gözlerim kocaman açılmıştı.
“Asıl benim sana bunu sormam lazım! Bu ne?”
Telefonu elime alıp fotoğrafa baktım. “Yok artık!”
“Kızım sevgili gibi duruyorsunuz.”
“Değiliz ama.”
Güneş yanıma gelip ekrana baktı. “Bu hesap yine mi ortaya çıktı?”
Gözlerim kısılırken hesabın adına baktım. “beyazyalansende. Bu kim?”
“Geçen sene eski sevgilisinin bütün kirli çamaşırlarını ortaya dökmüştü ama yine de kimse onun kim olduğunu bilmiyor. Sanırım bu yılda yalan şeyler paylaşmaya başlamış.”
Resmin altındaki açıklamaya baktım. “Okulda gizli bir ilişkimiz var sanırım.”
Güneş’e baktım. “Aren’le aramızda bir şey yok.”
“Onu bunu bilmiyorum ama öyle bir fotoğraf vermişsiniz ki eline, olmayanı oldurur.”
Telefonumun çalmasıyla masanın üzerindeki telefonumu elime aldım. Aren arıyordu. Telefonu yanıtlayarak kulağıma götürdüm.
“Efendim?”
“Sana bir mesaj falan geldi mi?”
“Okul grubunda olan mesajdan bahsediyorsan, gördüm.”
“Nasılsın peki?”
Dışıma doğru bir nefes verdim. “Bilmiyorum.”
“Merak etme, hesabı bulup kapattıracağım.”
Gülümsedim. “Buna şüphem yok nedense.”
“Sen evde misin?”
“Hayır. Güneş’le beraberim.”
“Güneş’in evinde mi?”
Onaylar mırıltılar çıkardım. “Evet.”
Bir süre sessiz kaldı Aren. Daha doğrusu fısıltı gibi sesler geliyordu ama anlayamadım. Ardından Aren’in sesini duydum.
“Eğer bir sorun olmayacaksa Güneş için, biz de gelelim mi?”
Gözüm kısıldı bir an. “Siz?”
“Emin ve ben.”
Güneş’e bakıp gülümsedim bir an. O da telefona yaslanmış beni dinlemeye çalışıyordu. Suratına bakınca kaş göz etti bana ne oldu dercesine.
“Güneş’in evinin aşağısında bir park var. İsterseniz oraya gelin. Biz de geliriz.”
“Olur. Konumu at sen bana.”
“Tamam, atıyorum şimdi. Görüşürüz.”
“Görüşürüz.”
Telefonu kapatıp Güneş’e baktığımda eliyle ağzını kapatmıştı. “Tahmin et, kim geliyor.”
“Aren kesin geliyor, onu anladım ama neden geliyor?”
Gülümsemem büyüdü istemsizce. “Bilmiyorum ama geliyor ve yalnız değil.”
Gözü kısıldı bir an Güneş’in. “Emin’de mi?”
Başımı olumlu anlamda salladım. Ne yapacağını bilemez bir şekilde yutkunurken başını kıyafetlerine çevirdi. Aynı anda ben de onun kıyafetlerine baktım. Hello Kitty’li pembe pijama ile beyaz tişörte. Daha sonra tekrar birbirimize baktığımızda ikimizde ayağa kalkarak içeriye koştuk.
Mekan, Güneş’in odasıydı.
Hedef, Güneş’in kısmetiydi!
❤️🩹
Güneş’le birlikte kol kola parka girdiğimizde ikimizde gergindik. Onlar bize bakıp aynı zamanda konuşuyorlarken bizde yavaş adımlarla onların yanına gittik. Yanlarına gidip karşılarında oturduğumuzda ikisi de muhabbeti kesip boğazlarını temizlediler.
“Hoş geldiniz.”
Aren’in sözüyle Güneş’in sesini duydum. “Asıl siz hoş geldiniz.”
“Güneş senin evin bayağı uzakmış ya.”
Aren’in dediğiyle Güneş başını maalesef dercesine salladı. “Evet ya, okula da uzak.”
“Evet, okula uzak kalıyor.” Emin dediğiyle düşünür bir tonda iç çekti. Ortama bir anda düşen sessizlikle Güneş gülümsedi.
“Aman evimin okula uzak kalması değil de daha çok son dedikodular olay. Gizli bir ilişkiniz varmış.”
Güneş’in dediğiyle Aren sırıtırken göz devirdim. “Yok öyle bir şey.”
“Fotoğraf açısından mıdır nedir bilmem ama yakınlığınızı algılamakta güçlük çekiyorum. Ben Yağmur’u tanıdığımdan beri sözde uzaksınız mesela.”
“Hâlâ yakın değiliz ki.”
Aren dediğimle birlikte kaşlarını çattı. “Uzak mıyız?”
Başımı Aren’e çevirdim. “Yakın mıyız?”
“Bence keyfinize göre davranıyorsunuz.” Emin’in dediğiyle ona baktım. “Canınız sıkılıyor birbirinizden uzaklaşıyorsunuz, canınız sıkılıyor birbirinize yakınlaşıyorsunuz. Saçma.”
Emin’e bakmaya devam ettik. Bir şey demedim. Bir süre sonra Aren’in sesini duydum.
“O hesabı bulacağım ben. Bakalım kimmiş bu?”
Emin’in birazcık haklı kalan cümlesiyle konu değiştirmekte usta Aren yine iş başında.
“O bu değil de yarınki bakışlara hazır mısınız siz?”
Gözüm kısılırken Güneş’e döndüm. “Yarınki bakışlar derken?”
“Herkesin kucağında bir bomba var. Aren’le Yağmur sevgili diye –ki daha bir hafta önce bile Aren Pelin’le sevgiliydi. Hepimiz Pelin’i de tanıyoruz şimdi, Aren’e değil de Yağmur’a yüklenecek. Saldırıya geçecek yani.”
“Öyle bir şey yapamaz. Zaten Pelin’le sevgili de değiliz. Buna hakkı yok.”
Güldüm istemsizce.
“Neye güldün Yağmur? Hayırdır?”
“Pelin’le sevgili değiliz deyip kızın dudaklarına yapışıyorsun. Bence sen ilk bunu kabul etsene.”
Gözümün içine baktı Aren bir süre. İkimiz de sessiz kaldık. Ağzı açıldı bir an. Dışına doğru bir nefes verdi.
“Alkollüydüm Yağmur. Kafam yerinde değildi, pusluydu.”
Dudaklarımda gülümseme varken gözlerimi ondan çekip boşluğa baktım. Bence ikimiz de Pelin’i o gün sadece alkollü olduğu için öpmediğini biliyoruz ama-
Neyse ya!
“Konuyu toparlarsak eğer yine de kimse kendini kandırmasın. Konuşacaklar, tavır alacaklar veya bile bile sırf aranızdakileri öğrenmek için yanaşmaya çalışacaklar. Berbat bir durumun içindeyiz yani.”
“2 güne unutulur ya. Hem onlar aile dostları. Yani siz olayı umursamazsanız kimse hatırlamaz ve konu bu noktada kapanır.”
Emin’in dediğiyle onayladım onu. “Mantıklı.”
“Unutulana kadar neler olur neler.”
Güneş’in dediğiyle Aren onayladı onu.
“O zamana kadar biri sana bir şey söylese ağlamayacağına emin misin?”
“Düşündüğün kadar kırılgan bir insan değilim.”
“Her ne kadar kabul etmesen de düşündüğünden daha kırılgansın. Biri kalkıp okulun ortasında sana bir şey derse kaçıp uzun süre okula geri dönmezsin.”
Gözlerine baktım Aren’in. “Madem öyle düşünüyorsun, ne yapmalıyım?”
“Yanımda kal.”
Kaşım havaya kalktı bir an. “Ne?”
“Yanımda kal. Gitme, kaçma, itme, uzaklaşma. Yanımda ol.”
❤️🩹
Gece gece atayım dedimmm
İyi okumalarrrrr 🥰
