İçeriğe geç

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 10 · 7 dk okuma

YAZ YAĞMUR’U

Bölüm 10

10. BÖLÜM “OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ”

10. BÖLÜM “OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ”

Bazen zamanında canımızı yakan, bizi üzen anları aştığımızı sanırız. Genellikle unuturuz. O anlar aklımıza geldiğinde ise etkisi ilk günkü kadar acı olmadığı için güler geçeriz çoğu zaman.

Öyle olması gerekiyordu aslında. Gülüp geçmem gerekiyordu. Unutmam gerekiyordu, etkisi ilk günkü kadar olmaması gerekiyordu. 1 hafta geçmişti olayın üzerinden.

Aren’in Pelin’in dudaklarına yapışmasının üzerinden...

Günlerden Pazartesi. Okulda oturuyorum. Karşımda ise Pelin’le Aren var. Daha doğrusu yine grupça takılıyorlar ama onları yan yana görmek içimi kırdı yeniden.

Cumartesi günü yazlıktayken o kadar canımı yakmamıştı Aren’i görmek. Belki de yan yana görmediğim için öyle hissetmedim. Zaten arkadaşları geldiğinde konuşup kart oyunları oynamıştık beraber. En son onlar birbirlerine sarılmış bir şekilde koltukta uyurken ben de yatak odasında uyudum. Daha doğrusu onlar uyuyakalmışlardı koltukta.

Diğer gün ise herkes kendi evlerine dağılmıştı. Bugünse herkes kendi bölgesindeydi. Aren’in de dediği gibi, olması gerektiği gibi.

“Çok havalı ya.” Güneş’e bakıp gülümsedim.

“Saçmalama, bunun neresi havalı?”

Güneş, benim hayatımla ilgili Aren’e olan duygularım dışında her şeyi biliyordu. Ben de ona okula gelmememe sebep olan olayı Aren’e olan duygularım dışında anlatmıştım ve en sevdiği yer ise o adamın beni hırpalaması olmuştu. Bu kız bazen hayal dünyasına çok kapılıyor. Adamı, konunun içine çok girmeden anlatmıştım. Konuyu ben de çok bilmiyorum gerçi ama neyse.

“Bak Yağmur, öyle hikayeler çok okudum. Mafya, adamın ailesine zarar vermek içinkızdan hırsını çıkarmaya çalışıyor. Ona zarar vereceğini söylüyor ama tam tersi oluyor. Onu herkesten daha çok koruyup âşık oluyor. Ay, çok romantik.”

Gülmeye başladım istemsizce. “Güneş’im, hiçbir şey dizilerde gördüğümüz ya da kitaplarda okuduğumuz gibi değil. Farkında mısın?”

İşaret ve orta parmağımı kaldırarak iki sayısını gözünün önüne soktum. “İki gün kolumun acısını çektim ben. Kolumu havaya kaldıramıyordum. Bunlar abartılacak şeyler değil.”

“Düşünsene birbirinize âşık oluyorsunuz. Mafya karısı arkadaşım olacak, ne kadar da mükemmel ama bana kardeşini ayarlamazsan seninle asla konuşmam.”

“Sen kafayı sıyırmışsın kızım!”

Güneş elini iki koluma koyarak beni hafiften sarstı. “Kendine gelir misin? Olay bir mafyaya âşık olabilecek olmamız!”

Gülmemle o da güldü.

“Bir mafyayla aşk yaşamak-”

Güneş iç çekti. “Kitabı bile yazılır kızım.”

“Mafya kitabı mı?” Emin’in sesini duymamla yanıma oturması bir oldu. “Güneş’in aklında bir şeyler var da, mafyalarla ilgili.”

Emin, Güneş’e bakıp gülümsedi. Güneş ise bana baktı.

“Kulübeye gitmişsiniz ya, oradaki mafyayı anlatıyordu. Eğer o mafyayla aşk yaşasalar, mükemmel bir aşk hikayesi olmaz mı?”

Güneş başını Emin’e çevirince Emin’de şaşkınlık içinde Güneş’e baktı. “Ne?”

“Bana aşk hayatı yazdı Güneş’im iki dakikada. Diyor ki o mafyayla birbirinize âşık olun.”

“Ya benimsin ya kara toprağın diyorsun yani?”

Güneş sırıtarak Emin’e baktı. “Tebrik ediyorum, direkt anladın. Mükemmel bir aşk hayatı, mutlu son. Yanlış mıyım?”

“O zaman hikâye şöyle olacak. Aklıma direkt bir sahne geldi. Ben diyeceğim ki, aşkım ben alışverişe gideceğim. O da bana diyecek ki, hayır gidemezsin. Dışarıda düşmanlarımız var, seni korumam lazım. Ne kadar da romantik, değil mi Güneş?”

“Senaryo mükemmel. Hadi beraber kurgulayalım. Hatta işlerin nasıl olduğunu soralım ilk bizim mafyaya.”

Emin’in gözleri kısılmıştı. “Bizim mafya?”

“Kardeşini de kendine alacakmış.”

Emin başını şaşkınca Güneş’e çevirdi. “Kardeşi olduğunu nerden biliyorsun?”

“Bilmiyoruz ki.”

İkimizin de aynı anda söylediğiyle şaşkınca bize baktı. “Hayal ediyoruz.”

Kaşları çatıldı bir an. “Ne kadar da saçma bir hayal.”

Kıkırdadım. Güneş ise dudağını büzdü. “Neden öyle diyorsun? Mafya bir sevgilim olsun isterdim.”

“Tüh.” Emin’in ağzının içinden duyduğum kelimeyle şaşkınca ona baktım.

“Tüh mü?”

Sesim kısık çıkmıştı. Emin bana dönerken boğazını temizledi. Ağzım açılırken elimi ağzımın üzerine koydum.

“İnanamıyorum.”

Güneş’in gözleri kısılmıştı. “Ne oldu be?”

Gülmeye başladığımda Emin kolumu dürttü. Kendimi toparlarken dışıma doğru nefes verdim.

“Yağmur neye aydınlandın sen bir anda? Bir dakika, konuyu kaçırdım!”

Güneş’in suratına bakarken telefonunun çalmasıyla beraber ekranına bakıp bize döndü. “Şuna bakıp geliyorum. Sonra kaçırdığım yeri bana söyleyeceksiniz.”

Başımı olumlu anlamda salladığımda Güneş ayağa kalkarak yanımızdan uzaklaştı. Yanımızdan uzaklaşmasıyla Güneş’in yerine oturup karşımda kalan Emin’e baktım.

“Güneş’ten mi hoşlanıyorsun?” Sessiz ol dercesine ağzımı kapatmaya çalışmasıyla kendimi geriye çekip şaşkınca ona bakmaya devam ettim.

“Sessiz olsana!”

“İnanamıyorum! Sen ne yere bakan yürek yakan çıktın.”

“Haberi olmayacak!”

Gözümü kıstım. “Neden?”

“Çünkü bana bir şey hissetmiyor!”

“Çünkü onunla konuşmuyorsun!”

“Ne?”

Kaşlarımı çattım. “Ne demek ne? Aren, sen, Berk, Berke, Pelin, Meryem ve daha nicesi var yanınızda ama siz, onların dışına çıkmıyorsunuz. Birinin yanına gitmiyorsunuz, istiyorsunuz ki o sizin ayağınıza gelsin! Güneş tanımadığı insanı sevmez veya daldan dala konan insanı. Tanımak ister, aynı şeyi düşünmek ister, âşık olmak ister, mutlu olmak ister, ciddi bir ilişki ister. Kaçan veya korkak insandan da nefret eder. Baskın insanlara karşı zaafı var.”

“Ben pısırık mıyım Yağmur? Tanımıyormuş gibi konuşuyorsun.”

Göz devirdim istemsizce. “Ondan bahsetmedim ben ama ilişkilerin konusunda da pek hakim değilim sana. Yani ciddi ilişkini görmedim.” Gözüm kısıldı bir an. “Sen ne zamandır hoşlanıyorsun?”

Geriye yaslanıp iç çekti. Bir süre sessiz kalınca gülümsedim. “Ne kadar zamandır?”

“Senin yanında gördüğüm zamanlardan beri.” Kaşlarım havaya kalkarken gülümseyişim büyüdü. “İnanamıyorum, üniversite birden beri.”

Gülümsemeye devam ederken elimi ağzımın üzerine koydum. Bir süre öylece durdum.Ardından kendimi toparladım.

“Neden hiç konuşmadın peki?”

“Konuşmadım... konuşamadım. Başta Aren’den kaynaklı senin sayende görürüm sandım. Birbirinizle ayda bir selamlaşıyordunuz. Sonra konuşurum herhalde dedim, umursamıyorsunuz.”

“Umursamıyor muyuz?”

Başını olumlu anlamda salladı. “İkiniz gerekmedikçe ne kimseyle konuşuyorsunuz ne de kimsenin yanına gidiyorsunuz! Durum böyle olunca, ben de konu açacak bir şey bulamadım. Şimdi de senden kaynaklı konuşacaktım işte.”

Kaşım havaya kalktı. “Sen ne kadar da şeytanmışsın.”

Suratıma bıkkınlıkla bakınca ofladım. “Tamam. Öyle çok beni bahane ederek gelme. Şimdi bir iki konuşunca zaten muhabbet ilerler. O zaman onu gördüğünde konuş nasılsın falan diye, mutlu et, bir yerlere götür. Ne bileyim işte, onunla ilgilendiğini belli et.”

Şaşkınca bana baktı. Kaşlarım çatıldı bir an. “Eğer onu üzersen gebertirim seni.”

“Saçmalama, neden üzeyim?” Elini havaya doğrulttu. “Ama tek bir kelime bile etmeyeceksin! Kimseye!”

“Kimse bilmiyor mu?”

Başını olumsuz anlamda iki yana sallayınca gözlerim kısıldı. “Aren bile?”

“Aren bile.”

Ağzım şaşkınlıktan olsa gerek açıldı. “Kimsenin bilmediği bir şey biliyorum. Mükemmel bir şey bu.”

Doğrularak sorgularcasına baktı bana. “Güneş senden öğrenirse eğer Aren’e her şeyi anlatırım. O gizli şeyleri.”

Kaşlarımı çattım. “Bu bir tehdit mi?”

Başını olumlu anlamda salladı. “Kendimi riske atamam. Ben yıllardır Aren’e bir şey anlatmıyorsam, sen de ne kadar yıl geçse bile ben ona söyleyene kadar söylemeyeceksin!”

Düşündüm biraz. Ardından iç çektim. Sonra tekrar düşündüm. Aklıma gelen fikirle gülümseyerek Emin’e döndüm.

“Ben yapacağım.”

“Ne?”

“Sizi bir çift yapacağım.”

Kısık gözlerle bana baktı. Daha çok emin olmak ister gibi baktı. “Güven bana. Emin olabilirsin. Hem bu şekilde yaptığın iyiliklere karşılık vermiş olurum.”

“Mahvedeceksin.”

Gülümsedim. “Başlanmamış hiçbir şey mahvolmaz.”

“Peki, ne yapacaksın? Planın ne?”

Güneş’in gelip yanıma oturmasıyla başımız ona döndü. Güneş’te bana baktı. “Ne planı?”

“Önemli bir şey değil de...” Ofladım bir anda. “Ben notlarımı Selin’e ödünç vermiştim. Alacaktım, unuttum. Aklıma gelmişken onu alayım.”

Ayağa kalktığımda Güneş’te kalktı. “Tamam, gidelim de sen ne zaman Selin’e not verdin?”

Güneş’in kolunu tutarak geri oturttum. “Bir ara vermiştim işte. Ben gidip alırım. Sen ne geliyorsun. Siz takılın kendinize. Konuşun, değil mi Emin?”

Emin’e baktığımda ilk bana bakıp ardından Güneş’e döndü. “Evet, otursana. Tabii bir işin yoksa?”

“Yok da-”

“Tamam işte, konuşun güzel güzel.” deyince Güneş başını olumlu anlamda sallamaya mecbur kaldı. Gülümserken arkama dönerek ilerlemeye başladım.

Güneş’in kısmetini yapıyorum resmen, çok mutluyum. Her şeyin en güzelini hak ediyor benim arkadaşım.

Okulun kütüphanesine giderek boş bir masaya oturdum. Çantamdan tabletimi ve tabletimin kalemini çıkararak bugünkü notlarımı düzenlemeye başladım. Bir süre sessizce ders çalışırken yanımdaki sandalyenin sesli bir şekilde çekilmesiyle ilk çekilen sandalyeye ardından da çeken kişiye baktım.

Aren?

Çektiği sandalyeye ilk çatasını asıp ardından oturup suratıma baktı. “Burada mıydın?”

Gülümsedim. “Ben aslında yokum.”

“Komik seni.”

“Bu sıralar öyleyim.”

Onayladığını belirtir mırıltılar çıkardı. “Fark ettim. İnsanlarla da çok yakınsın.”

“İnsanlar?”

“Emin’le ne konuşuyordunuz?”

Gözüm kısıldı. “Neden sordun?”

“Dikkatimi çekti. Bu sıralar fazla yakınsınız.”

“Yakın mıyız?”

“Uzak mısınız?” Sırıttı. “Merak ediyorum. Yıllardır tanıdığın çocukla neden bir anda yakın olmaya başladın?”

“Neden bu kadar sorguluyorsun?”

Yüzüme yaklaştı biraz. “Sorgulamam gereken bir şey var mı?”

Yutkundum. Susuz kaldığımı hissettim bir an. Dudağımı yaladım. Dudağımı yaladığımda gözleri dudaklarıma kaydı yeniden!

YENİDEN!

Lanet olsun, yine oldu bu!

“Bence sorgulamam gereken bir şey olmamalı!”

Dışıma doğru bir nefes verdim. “Olmamalı?”

Başını yavaşça olumlu anlamda salladı. “Olmamalı!”

❤️‍🩹

Oy ve yorumlarınızı unutmayınnnnn

Bölüm sonu

1 yorum