Bir hafta sonra...
Kahvemi keyifle yudumlarken çok huzur doluydum. Olayların üzerinden bir hafta geçmişti babam sihir bakanlığı ile ruh emiciler üzerinde şikayette bulunmuştu o günden beri sihir bakanlığında çalışan bazı kişiler muggle dünyasında büyüclerin olduğu yerleri sık sık kontrol edip giderlerdi.
Sallanan sandalye gibi yuvarlak ama bir o kadar rahat bir cisimin üzerinde yayıla yayıla oturup kahvemi yudumlarken 'canım abimin' böğürmesiyle kahve elimden fırlamıştı ki babam bahçe kapısından asasını çıkarıp kahvenin dökülmesini engelledi.
"Neden yani neden!"
Bahçede volta atmaya başlayan Harry'e bir göz atıp babama teşekkür ettim.
"Teşekkür ederim."
"Aklım almıyor beynime sığdıramıyorum böyle bir saçmalığı!"
Oflayarak arkamı döndüm Harry'nin Hermonie'yi karşı cins bir sinek görünce bile böyle tepki vermesinden bıkmıştım artık o yüzden onu görmüyormuş gibi yaptım ve üzerime bu sıcakta battaniye örttüm.
"Saçmalığın önde gideni saçma!"
Ani tepkileri beni yerimden sıçratırken oflayarak salıncaktan kalktım bu çocuk bir gün bizi gözden çıkaracaktı ama hayırlısı...
Eve doğru yürürken hâlâ onun sinirli sesini iştiyordum, "Kıza kitap hediye ediyorum kız bana Victor Kurum hakkında bir bilgim var mı tanışmak istiyorum kendisiyle diyor!"
Kıkırdaya kıkırdaya salona geldiğimde canım sıkılıyordu, bu yüzden Muggle'ların mükkemel icadı olan telefonu elime alıp Luna'yı aradım.
Üçüncü çalışta telefon açıldığında Luna'nın babasının sesi geliyordu, "Ah Luna kaç kere söyledim sana ben? Hımhımlar dağınık eşyaları alır diye niye ortalığa atıyorsun kızım?"
"Bulduğum için teşekkür ederim baba. Ama hımhımlar benim tüm eşyalarımı alıyor. Neyse arayan kimmiş?"
Konuşmaları bittiğinde konuşma gereği duydum, "Hey Luna benim Liya."
"Ah Liya nasılsın arkadaşım?"
İçten bir şekilde gülümsedim, "İyiyim Luna şey diyecektim bugün eğer vaktin varsa muggle dünyasına gelebilir misin?"
Derin bir iç çekti, "Çok isterdim Liya ama evi taşıyoruz başka bir zaman görüşelim olur mu?"
Üzgünce dudağımı büktüm, "Peki Luna kolay gelsin görüşürüz."
Ardından telefonu kapatıp koltuğa uzandım, canım gerçektende çok sıkılıyordu.
"Liya kapıya bakar mısın?"
Kapımı çalmıştı?
Ayağa kalkıp kapıyı açtığımda bir kadın ve onun yanında Draco'yu görmekle duraksadım kimdi bu kadın?
"Liya abin evde mi?"
Draco'nun sorusuyla kafamı olumlu anlamada aşağı yukarı salladım, "Çağırır mısın?"
"Bak ne diyeceğim girip kendiniz çağırsanıza."
Kapının önünden çekilip arkamı dönüp ilerledim o kaçışın beni dinlemesine imkan yoktu şuan.
Kalktığım koltuğa geri oturduğumda onlarda içeri geçip kapıyı kapatmıştı, "Sofia sen Harry'nin yanına geç ben geliyorum."
"Tamam Draco."
Beklemediğim bir anda Draco koltuğa oturduğunda kaşlarımı çatarak ona döndüm, "Abimle aranızdaki buzları eritriniz mi?"
"Sayılır..."
"Anladım."
"Liya?"
"Efendim?"
"Bizimle gelsene sende."
"Kafamı olumsuz anlamda salladım, "Evden dışarıya çıkmak dahi istemiyorum şuan."
Kısa bir süre duraksadı,"Liya senden bir konuda yardım isteyebilir miyim?"
Kaşlarım çatıldı,"Ne hakkında?"
"Ben sana mesaj atacağım senden sadece bana yardım etmeni istiyorum."
BÖLÜM SONU
NE İÇİN YARDIM İSTEDİ ACABA EHEHEHEHHE😔☺️.



