İçeriğe geç

Yaz Sessizliği

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Yaz Sessizliği

Bölüm 1

1/Aniden gelen haber

Ben Elif. Elif Tuna. Hayatım kısaca şöyleydi.

Yat. Kalk. İş. Ve yat.

Yat. Kalk. İş. Ve yat.

Yat. Kalk. İş. Ve yat.

Hayatım maalesef ki son 1-2 yıldır böyleydi. Daha doğrusu, biz bu kafeyi aldıktan sonra böyle olmaya başlamıştı.

O zamanlar tabii çok istemiştim…

“Anne Allah rızası için alalım bak çok güzel olucak! Bütün sorumluluğu ben alırım lütfen lütfen lütfen alalımmm!!”

E tabi güzel olmuştu ancak ben bitmiştim. Dediğim gibi 2 yıl önce üniversiteyi bitirmeden önce iş arayışına başlamış ve herkes beni senin diploman nerde? Deyip reddetmişti. Bende üniversitemi açığa alıp aileme bu kafeyi açtırmıştım. Balıkesirde sahile yakın bir yerde olan bu kafemiz çok tatlı olmakla beraber güzel bi getirde getiriyordu bize.

Aklım kısa saniyelik geçmişime böyle giderken etrafa tekrar bakındım. Bugün kafe çok doluydu. Kerem ve Aysu müşterilere yetişmeye çalışırken kenarda bekleyen bi müşteri gördüm ve yanına geçtim.

“Siz ne istemiştiniz efendim?” dedim karşımda ki bayana. Bayan teşekkür eder gibi gülümsedi. Acelesi var gibiydi.

“Orta boy sütlü soğuk filtre kahve alacaktım.” Demesiyle başımı salladım ve arkamı dönüp tezgahtan bardak aldım. Filtre kahveyi doldurduktan sonra sütünü ve buzunu da ekledim ve müşteriye uzattım.

“70 Tl, kasadan yardımcı olacaklar size.” Kadın kahveyi aldıktan sonra kasaya Azranın yanına gitti ve Azra ücreti aldı ve müşteri de gitti. İşte böyle çalışıyorduk. Kimimiz kahve yapıyor, kimimiz kasaya bakıyordu.

Kollarımı birbirine bağladım ve tezgaha yaslandım. Bugün cidden güzel geçiyordu.

Kısa süre sonra ortalık daha azaldığında Aysu elinde tepsiyle yanımıza geldi. Yudumladığım soğuk suyu görünce başka bir bardakta ona da ikram ettim.

Yanımıza gelince o da ben ve Azra gibi kalçasını tezgaha dayadı ve etrafa bakındı.

“Bugün bu kadar dolu olmak zorunda mıydı ya?” gülümseyerek dediği şeye karşılık verdim. Ben müdür olduğumdan çalışmıyor sayılabilirdim. Bana hava hoştu.

“Çok dolu değil sen çok yavaşsın.” Diyen Kereme dönünce bakışlarımız Aysu Kereme göz devirdi.

“Başladı yine baysataş.” Aysunun dediğiyle kıkırdadım. “Baysataş mı? Her gün farklı bir şey diyorsun bana küçük.” Kerem kollarını birbirine bağladı ve tatlı tatlı Aysuya baktı. Aralarında ki boy farkı cidden fazlaydı.

“Küçük mü?” Aysu alayla gülümsedi ve o garip bakışlarını yeniden Kerem’e yönlendirdi.

“En azından benim zekam seninkisi kadar küçük değil, değil mi?”

“En azından da benim boyum seninkisinden daha uzun değil mi küçük?”

“Sen-“ Aysu sözüne devam edicekken ellerimi birbirine çarpıştırdım ve onları durdurdum. İçeride hala oturan müşteriler vardı ve bu kavganın az sonra olabilecek muhtemel sonu Aysu Keremin üstüne çıkıp onu dövecek ve Kerem de kahkahalar atarak Aysuyu kilit altına alıcaktı. Sanki MMA idi burası.

Aysu ve Kerem onları durdurduğum için bana bakarken arkadan Azranın sesi geldi.

“Yaa, neden durdurdun tam izleyecektim!”

Azranın elindeki Gongu görünce ona cidden mi? Dercesine baktım. “Şu an sence sırası mı? İçeride müşteriler var.” Gözlerimle etrafı gösterirken Kerem her zamanki halini uyguladı.

“Evet Aysu içeride müşteriler var abinle saygılı konuşmalısın.”Kerem kollarını birbirine bağladı ve Aysuyu pür dikkat izledi.

“Sana saygıyı bi göstericem.” Şaşkın şaşkın bakışlarım Aysuya dönerken Kerem de cevap verdi. Noluyordu şu an?

“Hmm? Göstersene biraz.”

“Aha kiss geliyor.” Azranın keyif alan sesini duymamla ona baktım o ise kameraya çekmeye başlamıştı.

“Ne kissi ya?” kameraya aval aval bakarken arkadan Sinan geldi ve Keremin alnına fiske attı. “Git içeriyi süpür Lavuk herif.”

“Kavun herif mi?” Azra gülerek Sinana bakarken hepimiz bu sefer Azraya kesildik.

“Ne?”

“Kızım sen cidden sağırsın. Git içerideki bardakları düzenle sen en iyisi.” Azrayı da ittire ittire içeriye gönderirken Sinana teşekkür eden bakışlarımı yönelttim. Ardından zaten çok geçmeden müşteri hesabı istedi ve Aysuyu da yollayıp ortamı dağıttım.

Ortalıkta Sinan ve ben kalınca Sinan işe koyuldu ve Azranın posta posta getirdiği bardakları yerleştirmeye başladı. Bende ona yardım ettim ve ben plastik bardakları, o ise cam bardakları yerleştirdi. Azranın sesi duyuldu.

“Elif,” yanımıza gelince başımı çevirmeden söylendim. “Daha ne kadar bardağımız var?”

“Elif hayır.” Açık dolabın kapağını kapattım ve Azraya döndüm. “Noldu?”

“Elif o geliyor.” Dedi telefona bakarak. Kimdi ki?

“Kim Azra?” meraklı meraklı ona bakarken arkadan Aysu da elinde telefona bakarak geldi.

“Evet konser varmış bu akşam.” Dedi Aysu da.

“Çatlatıcak mısınız beni? Kim geliyor diye soruyoruz?”

“Derya Uluğ.” Sinanın cevap vermesiyle şaşkınlıkla Azraya döndüm.

“Ne?”

“Ciddi misin şu an!?” olayı daha yeni fark etmemle çığlık atarak Azranın telefonuna baktım. Geliyordu! O geliyordu!!

Azra da minik çığlık atıp benimle dans etmeye başlayınca dünyanı en mutlu insanı olabilirdim. En sevdiğim şarkıcılardan birisinin konseri olacaktı! Hemde bu şehirde!

Gülümseyerek Azraya bakarken moodum gelmişti bile. Ama tabii herkes de bize tip tip bakıyordu. Yüksek sesle konuştuğumu anladıktan sonra hafiften öksürdüm ve ses tonumu ayarladım.

“Çok iyi haber bu! Ne zaman geliyordu?” Gülümseyerek tekrar Aysuya döndüm.

“Bugün.” Dedi kısaca. Hayal kırıklığına uğramış şekilde dönerken ayın ortasında olduğumuz aklıma geldi. Daha o kadar param yoktu. Annemden mi isteseydim?

“Ney?”dedi Azra da şaşkınlıkla benim gibi.

“Valla bugün diyor.” Aysu telefonu aldı ve bize gösterdi.

“Konser fiyatı belli mi?” Sinanın bizim yerimize sorduğu soruyla başımızı onu tasdikler anlamında salladık.

“Yazmıyor burada.”

“Ne yazmıyor?” Kereminde yanımıza gelmesiyle Azra kafa atladı.

“Derya Uluğ Balıkesire geliyor ve akşam konseri var. Ama fiyatı belli değil.”

“950 diyorlar ya etrafta.” Keremin umursamayaraktan dediği şeyle onu sorgulamaya başladım.

“Ne etrafı?”

“İnstagram da yani diyorlar siz duymadınız mı?”

“Nerede diyorlar bunu ben neden duymuyorum?” Aysunun da söze dahil olmasıyla Kerem sırıttı.

“Küçükler konsere gelemeyeceğinden küçükler bilemez.” Aysu söze girecekken Azra bana baktı ve söze atladı.

“Saati belli mi?”

“11-12 civarı yazıyor posterde.” Sinanda eline alıp telefonuna bakar hale gelmişti.

Ben Azraya Azra bana bakarken ne yapıcaz diyorduk aslında. Para mevzusunda da herhalde ailelerimizden istemek zorundaydık.

Azra bana kara kara bakarken aklına yeni gelmiş gibi gülümsedi ve telefonunu geri açtı.

“Abimi arıyorum.”

“Para mı isteyeceksin?”

“Tabii ki. Bankamı arıyorum yani.” Azra konsere gidebilirdi peki ben ne yapacaktım? Bende telefonumu açtım ve arama motorun annemi yazıp anneme mesaj attım.

“Müsait olunca beni arar mısın anne?”

Annemin aramasıyla telefonu açtım. Lütfen evet de anne…

“Alo annecim?” dedim tatlı bir şekilde başlayarak.

Okuduğunuz için teşekkür ederim 🤍

Lütfen değerlendirmelerinizi unutmayın.

🍉⛱️☀️🌊

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.