İçeriğe geç

Yaz sabahı

Bölüm 1 · 11 dk okuma

Yaz sabahı

Bölüm 1

1. Bölüm (Yaz sabahı)

gözlerimi araladığımda gözlerimi alan yoğun güneş ışığı ve yatağın yanında açık, tül perdeli camdan giren tatlı esintinin yüzüme vurması ile yataktan doğruldum. Dün geldiğimiz ve uyku sersemi pek inceleyemediğim odaya göz gezdirdim. Genellikle sarı, yeşil ve mavi renkler kullanılmıştı. sağ tarafa başımı çevirdiğimde diğer yatakta kardeşim ışılın hala uyuyor olduğunu fark ettim. Kalkıp aynalı büyük olan tahta masanın üstündeki telefonumu aldım ve saate baktım. Saat on bir olmuştu, normalde bu kadar asla uyumazdım çünkü erken kalkmaya alışıktım ama dün sekiz veya dokuz saatlik yolculuktan sonra bu kadar uyumam gayet normaldi. Odadaki lavaboya girip elimi yüzümü yıkadım ve bileğimdeki toka ile saçlarımı topladım. Ardından tekrar odaya girdiğimde benim sesime kalktığını tahmin ettiğim kardeşim uyanmıştı. "Günaydın Duru!" Işıl normalde sabahları bu kadar enerjik olmaz, sadece bulunduğumuz yerde yaz bitene kadar her akşam etkinlikler ve konserler olacağı için ve buradaki esmer erkekleri göreciği için çok mutlu. "Günaydın ışıl." ışıl yataktan çıkarken bende odadan çıktım ve koridorun sonunda hemen sağda bulunan tahta merdivenlerden aşağı indim.

Aşağı indiğimde kocaman salon ve salonun aksine küçük bir amerikan mutfağı beni karşıladı. Annem ve babam koltukta oturmuş kahve içerek sohbet ediyorlardı. Bu nadiren olan bir şeydi ve bunu gördüğüm zamanlar hep tuhafıma gidiyordu çünkü annemle babam hiç bir konuda asla anlaşamayan kişilerdi. Merdivenin sonuna geldiğimde dikkatleri benim üzerime toplandı ve başlarını benim üzerime çevirdiler. "Günaydın Durucum, nasıl uyudun?" "Yani pek bir şey diyemem pek bir şey fark etmedi benim için. Ama ışılı soracak olursan çok enerjikti" Annem hafifçe gülümsedikten sonra babam konuşmaya dahil oldu. "Biz erken kalkıp sabah kahvaltısı için büfeye gittik. az sonrada denize gideceğiz sende ışıl ile git kahvaltını et sonra yanımıza gelirsiniz." başımı olumlu anlamda aşağı yukarı sallayıp susadığımı fark ettiğim için mutfağa yöneldim. Suyumu içtikten sonra tekrar odaya çıktığımda Işılın çoktan giyinip hazırlandığını gördüm. Üstünde askılı beyaz crop ve altında mavi yırtık modelli kot vardı. Aynanın karşısına geçmiş saçlarını iki yandan örüyordu. Ben babamın dediklerini Işıla söyleyince Işılın birden yüzü asıldı "Ben denize gitmek istemiyorum. Kahvaltıdan sonra buraları gezeceğim belki arkadaş bulurum." Işılın bu huyundan nefret ediyordum çünkü her zaman ailecek bir şey yapacağımız zaman hep bahane bulup bizimle olmak istemiyordu. "Ne yaparsan yap Işıl, annemlere de haber ver sorumluluk bende değil." gözlerini devirip odadan çıkınca bende valizi açıp içinden tüllü beni serin tutacak geniş yakalı bir bluz ve altıma bluz ile uyumlu beyaz kot alıp giyindim. Aynanın karşısına geçip sabah öylesine topladığım saçı bozup tekrar düzgün olacak şekilde topladım. Yaz temalı bez çantamı alıp içine mayo, güneş kremi, cüzdan, telefon, havlu ve yedek kıyafet alıp aşağı indim. Işıl beni kapının önündeki koltuğa oturmuş bekliyordu "Sonunda gelebildin." Onunla tartışmamak için dediği şeyi duymazdan gelip dışarıya çıktım.

tahta serin balkondan inmek için üç basamaklı bir merdivenden inip tüm kasabanın kaplı olduğu kumun üzerine kurulan tahta yolun üstüne çıktık. yolları bilmediğimiz için her yol ayrımına dikili olan tabeleların üzerlerindeki yazı ve okları takip ederek sonunda büfenin olduğu yeri bulduk. Büfe alanına yaklaştığımız anda başlayan hafif müzik sesi ve kalabalık insan sesleri biz yaklaştıkça artmaya başladı. Geldiğimizde ikimizde birer tabak alıp tezgahtaki yiyeceklerden yiyeceğimiz yemekleri alıp boş masa aramaya başladık. Boş masa bulup oturacağımız sırada Işıl birden haraketlendi. "Baksana şuradaki kıza tek başına, gidip onunla tanışacağım. belki arkadaş oluruz." cevap vermemi beklemeden beni yalnız bırakıp kızın yanına hızlıca gitmeye başladı. Doğruyu söylemek gerekirse Işılı bu konuda kıskanmıyor değidlim. Çok sosyal ve özgüvenli bir kızdı ayrıca her ortama ayak uyduruyordu. Önüme dönüp hızlıca yemeğimi yedim ve büfeden çıktım. Tekrardan tahta yoldan giderek sahile doğru gittim. Sahil alanına geldiğimde alana girmek için taşlı bir merdiven vardı, merdivenin ortası ıslak diye kaymamak için korkuluğun olmamasına rağmen kenardan inmeye başladım. Merdivenin oratalarına doğru arkamdan sert adımlar duyduğum için tam arkamı dönmeye çalştığım sırada koluma yediğim sert darbe ile sendeleyip merdivenin kenarından kumun üstüne düşmem bir oldu. Elimdeki çanta düştüğü için içindeki eşyalar yere dökülünce kalçamın acısından kalkamadığım için yere yığılıp kaldım. Başımı merdivene çevirince bana bakan dalgalı saçlı esmer bir erkek gördüm ve kaşlarımı çattım. Sinirlendiğimi anlamış olacakki yüzündeki şaşkınlıktan kurtulup hemen yanıma indi ve koluma uzanarak kaldırmaya çalıştı. "Ben gerçekten özür dilerim bir şeyin var mı?" Kibar davranması hoşuma gitmişti çünkü her insan bu kadar kibar olamıyordu, bende o kibar davrandığı için biraz olsun yumuşayıp kaşlarımı gevşetip gülümsedim. "Önemli değil olabilir böyle şeyler." Onunda yardımı ile ayağa zorla kalkıp üstümdeki kumları silktim. "Bunu nasıl telafi edebilirim. Gerçekten çok üzgünüm eğer bir yeriniz ağrıyorsa müdahale edebilirim." Tekrar gülümseyip çantamı toplamak için eğildiğimde kalçamdan sırtıma saplanan bir ağrıyla hafifçe inleyip geri doğruldum. "Lütfen yardım etmeme izin ver, ben toplayayım." Hemen eğilip çantamdan dökülen eşyaları toplamaya başladığımda bir anlığına neden bu kadar kibar olduğunu sorgulamaya başlamıştım. çantayı toplayıp bana uzattığında tekrar istemsizce güldüm. "gerçekten önemli değil, teşekkür ederim bir sorun yok. Eğer acelen varsa git lütfen ben iyiyim." Sanki unuttuğu bir şeyi hatırlamış gibi gözlerini açtığında başını sallayıp sahile doğru tekrar koşmaya başladı. Bir yere yetişmeye çalıştığı her halinden belliydi.

Sahile geldiğimde babamı arayıp nerede olduklarını sordum ve hemen yanlarına gittim. Annem hala denizde yüzüyordu, hatta tanımadığım birisi ile sohbet ediyordu şimdiden arkadaş bulmasına çok şaşırmıştım. babam şezlonka oturmuş güneş kremi sürüyordu. "Neden geç kaldın kızım?" "Ufak bir kaza oldu ama sıkıntı yok babacım" Baba sanki trafik kazası yapmışım gibi birden ayağa kalkıp beni süzmeye başladı. "O ne demek? ne kazası." "Korkulacak bir şey değil. merdivenden inerken birisi çarptı, kumun üzerine düştüm ama iyiyim." Birden yüzündeki endişesi kaybolup gülümsemeye döndü. "Tamam o zaman. Bak ne diyeceğim, birlikte jet ski binmeye gidelim mi?" Birden bende ağrımı unutup sırıtmaya başladım çünkü en son babamla jet skiye amcamlar ile denize gittiğimiz de binmiştik ve gün sonu kötü bitmişti. Babam jet ski kullanırken arkasında ben vardım ve babam bir anda denize düşünce kontrolsüz giden jet skinin üstünde tek ben kalmıştım. O zaman daha dokuz yaşında olduğum için kullanamayıp ben de düşmüştüm ve boğulma tehlikesi geçirmiştik. "Olur! ama bu sefer ayrı bineriz ve ben görevli ile binerim. böyle daha güvenli" babam kaşlarını çatıp kollarını birleştirdi ve dudağını astı. "Babana güvenmiyor musun? ne kadar ayıp." Sesli güldüğümde babamda güldü ve başını aşağı yukarı salladı. "Tamam o zaman ben kabinde mayomu giyip geliyorum." Mayomu giydikten sonra babam ile birlikte su sporlarının olduğu yere doğru yürümeye başladık. "Biliyor musun ben annen ile ilk denize geldiğimizde ona denizde kayalığa çıktığımızda herkesin içinde evlilik teklifi etmiştim." Bir anda gözlerimi açıp babama baktım, şaşırmıştım çünkü anneme sorduğumda bana ortak arkadaşlarının doğum gününde evlenme teklifi ettiğini söylemişti. "Nasıl yani? annem doğum günü partisinde ettiğini söylemişti." "Evet ama ilk teklifi kayalıkta etmiştim. Ama kabul etmedi ve beni yüzükle kayada bırakıp arabaya koştu." Güldüğümde babamda gülmeye başladı. "Eee sonra partide tekrar mı şansını denedin?" "Evet ve bu sefer kabule etti. kayalıkta neden etmediğini her sorduğumda cevap vermiyor ama ben korktuğunu düşünüyorum." Bu konuşmayı sürdürürken jet ski yapacağımız yere gelmiştik. ve oradaki masada altında şort üstünde atlet ve can kurtaran yeleği ile oturan, bana sabah çarpan çocuğu görünce orada birden durup uzun süre baktım. Babam kolumu çekiştirip beni oraya götürdüğünde çocuk başını çevirip baktı."Aa tekrar merhaba" Ben yüzümdeki şaşkınlığı gizlemeye çalışarak gülümsedim. "Merhaba." Babam kaşlarını çatıp bir ona bir bana baktı. "Siz tanışıyor musunuz?" "Evet, sabah merdivende bana çarpan kişi." Babam dikkatlice çocuğu süzmeye başlayınca çaktırmadan koluna dokunup dik dik bakmamasını işaret ettim. Arkadaki tahta klübeden beyaz, top sakallı kel bir adam çıktı. "Hoş geldiniz eşya mı kiralayacaksınız?" "Evet ama yirmi dakikalığına jet skiye bineceğiz kızımla." "Tamam. ayrı ayrı mı?" Babam bana baktığında bende düşünmeden konuşmaya atıldım. "Hayır eğer imkan varsa babam tek, ben sizinle binmek istiyorum." "Maalesef ben ürün almaya gideceğim, ama oğlum da burada görevli eğer sorumlu birisiyle binmek istiyorsan oğlum Kuzey seninle biner." Babam trip atarcasına bana bakıp kaşlarını kaldırıp indirdi. "Tamam o zaman iki tane jet ski kiralıyoruz." "Peki buyurun hızlıca para işlemini içeride yapalım o sırada kuzey hazırlasın araçları" Görevli birinden kastım bu değildi ve içten içe utanıyordum. "Korkuyor musun?" birden bana yöneltilen soru ile çocuğa baktım. "Anlamadım?" Kuzey yanımdan geçip arkamdaki jet skilerin üzerlerindeki muşambaları açmaya başladı. "Jet ski sürmekten korktuğun için mi sorumlu biriyle binmek istiyorsun?" Alttan alttan sırıttığını fark edince hemen üste çıkmaya başladım. "Hayır tabiki de" Burnundan gülüp araçları hazırladı ve son olarak hazırlanmamız lazımdı.

yelek ve kask giymek gerekiyordu, Kuzeyin babası beş dakika önce gittiği için Kuzey ilgileniyordu. İçeriye gidip bir süre sonra iki kask ve iki yelek ile geldi. "Kasklar yeni model ve takma yerlerini görmeden takmak çok zor isterseniz ben takayım." Babam hemen kabul edip gülümsedi. ilk önce babamın yanına gidip kaskı taktı, o sırada ben yeleğimi giyip önümü kapattım. kaskı takmak için bana doğru yaklaştığında geri çekildim. "Ben takarım gerek yok." Anlamsızca yüzüme baktı, az önce ki tavrından dolayı istemsizce ona sinir olmuştum. "Zor olur ama düzgün takamazsan çıkar." Babam sıkılmış olmalı ki uzun bir iç çekti. "Kızım hadi artık daha eve gidip valiz yerleştiricez." "istemiyorum dedim, ben takıcam." "Pwki sen bilirsin. ben de kaskımı takıp hemen geliyorum." Hızlı adımlarla içeri gidince kaskı kafama geçirip takmaya çalıştım. ama ağız kısmını bir türlü denk getiremediğim için takılmadı. Bende sırf inadımdan belli etmeden jet skinin üstüne oturdum. Arkadaki seslerden Kuzeyin gelidğini hemen fark ettim. Önce babamın yanına gidip motoru çalıştırdı ve babama nasıl haraket ettireceğini döneceği zaman nasıl dönüp nasıl duracağını anlattı. Ardından babam gaza basınca birden haraketlendi ve gitgide hızlanarak denize açıldı. Sonra benim yanıma geldi. "Öne oturmuşsun sen mi kullanmak istiyorsun?" "Evet, ama kontrolü kaybedersem hemen müdahale et olur mu?" "Emriniz olur küçük hanım" Ters ters baktığımda yine alttan alttan gülümseyip arkama geçti ve babama anlattıklarını bana da tek tek anlattı. "Tamam mı? gaza basayım mı artık." Arkasına uzanıp motoru çalıştırdı." Tamam, hazırsan bas" Bende gaza basıp yavaş yavaş hızlanarak denize açılmaya başladım. acayip fazla heyecanlanmıştı ve her an kontrolü kaybederim diye ödüm kopuyordu. sonra birden sarılırcasına Kuzeyin eli arkamdan omzumdan boynumu sardı. "Ne yapıyorsun?!" Cevap vermeden öteki elinide diğer tarafımdan geçirerek kaskın emniyet kemerini tek hamlede takıp ellerini geri çekti. O an mahcup bir şekilde sesimi çıkaramadım ve yirmi dakika hiç kontrolü kaybetmeden sakin geçti. sonunda Kuzeyin yardımı ile durduğumuzda babam bizden önce başladığı için çoktan gelmiş bizi bekliyordu. motor durunca hemen indi ve suyun üstünde inmesi zor olacağı için elini uzattı. gözlerimi kaçırarak elinden tutmaya utandığım için bileğine yapışarak indim. "Teşekkür ederim." Gülümseyip göz kırptığında içten içe bende gülümsedim ama belli etmedim. biz inene kadar babam az önce giden Kuzeyin babası ile ayak üstü sohbet ediyordu. "Adın ne" Başımı Kuzeye çevirdim. sahi hala adımı bilmiyordu. "Duru" gülümsedi ve elini sıkmam için bana doğru uzattı. "Memnun oldum. bende Kuzey Emir" Bende elimi uzatıp tokalaştım. " Bu gün için özür tekrar özür dilerim. babam çağırmıştı, müşteriye yetişmeye çalışıyordum." "Önemli değil." " Tüm yaz burada mısınız?" bir anda istemsizce heyecanlandım çünkü gerçekten buradaydık ve belki sinir bozucu olsa da arkadaşım olabilirdi. "Evet!, sen?" "Ben yaz kış buradayım. buraya kışın kar yağar. kar sezonu açılır, kar eşyaları satarız. yazında su sporları için bir şeyler. ama ben konaklama alanında yaşamıyorum kasabada tek tük olan müstakil evlerden birisinde babamla yaşıyorum." kaşlarımı kaldırıp başımı salladım. "Anladım, biz dün akşam geldik ailemle. Ben annem, babam ve kardeşim." sonra bir süre sesiz durunca tekrar konuşmaya başladı. "İstersen arkadaş olabiliriz küçük hanım. Hem benim burada arkadaş grubum var. Onlarla tanışırsın yazı birlikte geçiririz. Hem ylnız kalmazsın." bir an için çok heyecanlanıp hiç düşünmeden kabul ettim. "Olur, çok mutlu olurum." Tamam o zaman sana numaramı vereyim haberleşiriz." hızlıca içeriye numarayı yazmaya gittiğinde babam bana döndü. "Hadi kızım gidelim annen mesaj atmış. Eve yemek söylemiş." elimde durmasını işaret edip başımı klübenin içine doğru uzattım. hemen sonra Kuzey elinde kağıtla gelip kağıdı bana uzattı. Kağıdı aldım ve el sallayıp eve döndük.

Saat sekiz olmuştu ve zamanın nasıl bu kadar hızlı geçtiğini anlayamamıştım bile. Ailecek tahta masaya oturmuş Annemin büfeden sipariş ettiği yemekleri yiyorduk. ışıl ağzına bir kaç lokma tıp heyecanlı heyecanlı bu gün tanıştığı kızı annemle babama anlatıyor ben ise acaba tanışacağım grupta nasıl kişiler var diye düşünüyordum. Birden annemin cümlesiyle irkildim. "Ee Duru sen bu gün neler yaptın? duydum ki merdivenden düşmüşsün." Annem gülmeye başladığında babam ve Işılda gülmeye başladı. "Evet ama iyiyim." "Birileriyle tanıştın mı ev kuşu" "Ha-" daha lafımı bitirmeden babam lafa girdi. "Tanışmaz olur mu! araç kiralama alanındaki çalışan Onur diye bir adamın oğlu ile baya sohbet etti." Annem imalı imalı kaşlarını kaldırıp bana baktı "Öyle mi? nasıl birisi." "İyi, yani normal birisi. numarasını verdi yarın haberleşeceğiz." Işıl bir anda haraketlenmeye başlayınca bakışlarım ona döndü. "Oo enişte adayı mı yoksa." "Işıl!" annemde bu duruma benim kadar kızacak olsa ki hemen olaya girdi. "Terbiyesizlik yapma Işıl." Işıl göz devirip yemeğine devam etti, bende doyduğum için masadan kalkıp odaya çıktım. Eve geldiğimizde valizleri yerleştirmiştik ve artık kafamız rahattı. Hemen dolaptan gecelikleri alıp giyindim ve yatağa girip telefonumu açtım. numarayı da elime aldığımda tuşlara girip bir süre bekledim. Arayıp aramamak konusunda çok kararsız kalmıştım ama bu saatte aramak çok saçma olurdu. Derken birden odaya Işıl girdi. "Ne yapıyorsun?" Kafasını uzatıp telefona bakmaya çalışınca telefonu çevirdiğim için hemen anlayıp sırıtmaya başladı. "Arayıp aramamakta kararsız kaldın dimi. Mesaj atsana müsait olunca bakar" Tam sen karışma diye kızacakken fikir mantıklı geldiği için mesaj yerine girip yazmaya başladım ""Ben Duru, müsait olursan yarın ararsın. saat belirleriz."" mesajı atıp nedense hemen telefonu kaptıp komidine koydum. Işıl çoktan yatağa girmiş arkasını dönmüş yatıyordu. "İyi geceler Işıl" "Sana da"

Bölüm sonu

2 yorum