İçeriğe geç

Yaz Ruh’u

Bölüm 2 · 4 dk okuma

Yaz Ruh’u

Bölüm 2

Akşam Yemeği

Uzun süren bir araba yolculuğunun ardından nihayet geleceğimiz köye varmıştık. Doğruyu söylemek gerekirse beklediğimden daha güzeldi. Köyün girişinde taştan yapılma bir heykelin üzerinde hoş geldiniz yazıyordu.

Tatil köyü olmasa da cidden güzel bir yer olduğu çok açıktı. Şimdiye kadar yolda şelaleler ve mağaralar görmüştük. Köy dediğime de bakmayın daha çok ufak bir kasabaya benziyordu. Biraz daha ilerledikten sonra kalacağımız evin önüne geldiğimizi farkettim.

Direksiyondaki babam büyük bir hevesle bana döndü.

"Beğendin mi balım? Çok güzel duruyor değil mi? Tabii birkaç ufak tadilat ve temizlik ile daha güzel olacaktır." Babamın bu sözleri ile eve dikkatlice bakmak için arabadan indim.

Arabanın kapısını kapatıp eve döndüm.

Hani hayallerdeki pembe panjurlu evler olurdu ya. Ha işte onlara çok benziyordu. Büyük bir bahçesi güzel bir verandası ve bahçesinde kocaman bir ağacı vardı.

Ben hali hazırda eve bakarken birkaç insanın sevinçle bize yaklaştığını gördüm. Yanımıza vardıklarında babamın elini sıktılar ve aralarından hafif yaşlı olan adam konuşmaya başladı.

"Hoş geldiniz Burhan Bey. Sizi burada görmek çok güzel. Burayı satın aldığınızda daha erken gelirsiniz diye düşünüyorduk aslında." Demek ki babam burayı satın almıştı. O yüzden buraya gelmekte bu kadar ısrarcılardı.

"Bey'e hiç gerek yok Mustafa Amca. Adımla da hitap edebilirsin. Birkaç sorun çıkmasaydı geçen yaz da buraya gelecektik aslında ama büyük tadilatları anca yıl sonunda bitebildi."

"Tamam o zaman Burhan oğlum. Bak sizi geçen sefer tanıştıramamıştım," eli ile yanında duran onun yaşlarında tontoş teyzeyi ve tahminen benden birkaç yaş büyük olan oğlanı gösterdi. Ve devam etti;

"Bu da benim hanım Nazife, yanındaki delikanlı da torunum Mete. Buraya uzun yıllar sonra ilk defa kasaba halkından farklı birileri taşınınca sizi merak etiler ben de tanıştırmak istedim."

"Memnun olduk, şimdiden birlikte mükemmel bir yaz geçireceğimize inanıyorum." Diye lafa girdi annem ve devam etti;

"Ben de Burhan'ın eşi, Müzeyyen. Ve kızımız Berrak." Dedi eli ile beni gösterirken. Baş selamı verip gülümsedim. İyi insanlara benziyorlardı.

Bir süre daha kapıda konuşmamıza devam ettikten sonra, akşam yemeğine Mustafa amcalara davet edilmiştik. Ve seve seve kabul etmiştik. Çünkü daha yeni geldiğimiz için yiyecek hiçbir şey yoktu evde. Yarın ilk iş olarak bir bakkal veya bir market bularak alışveriş yapacaktık.

Bavullarımızı eve taşıdıktan sonra fark ettiğim ilk şey evin içinin güzelliği oldu. Ev iki katlıydı ve babam otantik mobilyalar ve rahat eşyalar ile evi donatmıştı. Odamın üst katta söyledikten sonra üst kata çıktım çantalarım ile. Koridorun başındaki oda benim, ilerisindeki oda da annemlerindi.

Odama ilk girdiğimde babamın zevklerime göre dizayn ettiği odayı görünce genişçe gülümsedim. Tam da sevdiğim tarzda bir odaydı. Geniş ve üstünde rahat yastıkların bulunduğu yatağa oturdum ve odayı detaylı incelemeye başladım.

Yatağımın yanında ufak bir komodin vardı ve üzerinde tatlı mı tatlı bir gece lambası duruyordu.

Karşı duvarımda beyaz ve geniş bir çalışma masası vardı ve yanında da tabii ki kitaplık. Kitaplığın önünde yerde oturup kitap okuyabileceğim bir puf duruyordu.

Kapımın karşısında ise beyaz bambu tarzda bir giysi dolabı vardı. Şehirdeki odama benziyordu gerçekten. Hemen eşyalarımı yerleştirmeye başladım. Kitaplığa evden getirdiğim kitapları ve bir rafına da makyaj malzemelerimi koydum. Ojelerimi renklerine göre dizdikten sonra kıyafetlerimi de özenli bir şekilde dolaba yerleştirdim.

Bilgisayarımı ve kameramı da çalışma masasının üstünde şarja bıraktıktan sonra yatağa dönüp büyük bir hevesle uzandım. Yastıklar gerçekten göründükleri kadar rahatlardı.

Biraz o şekilde tavanı izledikten sonra odamdan balkona açılan kapıya baktım. Odamda kendime ait minik bir balkon vardı. Balkona çıkıp derin bir nefes aldım. Buranın havası gerçekten temizdi. Balkondaki ufak masa sandalyeyi odama koyduktan sonra tozlanmış balkonu yıkamaya başladım. Hortumla balkonu yıkadıktan sonra pırıl pırıl olmuştu.

Üstüme rahat bir elbise giydikten sonra saçlarımı da gelişigüzel topuz yaptım. Aşağıya annemlerin yanına indiğimde onların da temizlik yaptığını gördüm. Annem beni görünce kitaplığın yanındaki berjere oturdu ve konuşmaya başladı.

"Beğendin mi odanı kuzucuk?"

"Beğendim anneciğim, hatta çoktan eşyalarımı yerleştirdim bile. Tabii duvarları fazla boş bir duvar halısı ve birkaç poster sipariş edeceğim."

"Güzel olur anneciğim. Beğenmene çok sevindik. İstersen biraz dışarı çıkıp hava alabilirsin ama fazla uzaklaşma. Bir saate kadar Mustafa amcalara çıkmış oluruz."

Kafamı salladım ve sandaletlerimden birini giydim. Hava gerçekten çok güzeldi. Kendimi önce ön bahçeye sonra da evin dışına attım. Etrafı inceledikten sonra alt yoldan gitmeye karar verdim ve yürümeye başladım. Kulaklığımdan kısık bir şekilde çalan müzikle manzaranın uyumu muhteşemdi.

-

Akşam Mustafa amcanın evinin verandasında oturmuş muhteşem yemeklerden yiyor ve muhabbet ediyorduk. Mustafa amcanın kızı da aramıza katıldı. Mete'nin annesi olan zavallı kadının eşi iki yıl önce ölmüş ve buraya taşınmışlardı.

Uzun süren bir yemeğin ardından annemler kahve faslına geçmişti. Ben de uyumak için izin alıp erkenden eve geçmek için kalkmıştım. Yavaşça eve doğru yürürken Mete bana eşlik etmiş ve beni eve bırakmıştı. Yolda gelirken burası hakkında birkaç şey konuşmuştuk. Bana cidden iyi bir arkadaş olacağını sezmiştim.

Kibarca vedalaştıktan sonra o evine dönmüş ben de köy evimize girmiştim. Odama çıktım ve kendimi yatağa attım. Yolculuğun yorgunluğu ile gözlerim yavaşça kapanmaya başladı.

Burada yaşayacağım gariplikler daha başlamamıştı ama nereden bilecektim ki buranın benim hayatım içinde büyük iz bırakacağını?

-

merhaba dostlar. bunlar giriş bölümleri olduğu için hızlıca geçiyorum konuları. biraz karakterleri tanımamız için yazdım bunları. ileride olaylar şekillenecek ve bir sonraki bölümde ruh'umuzu da tanıyacağız. iyi okumalar umarım sevmişsinizdir. 🫶🏻

Bölüm sonu

3 yorum