Hava soğuk ve daha aydınlanmamıştı. Elimde siyah renkte, ağzına kadar dolu bir çanta ile annemin derslerimin düzelmesi için gönderdiği yaz kampına giden otobüsün gelmesini bekliyordum.
Sarı büyük bir okul otobüsü yaklaştı. Kapısı açıldığında benden 4-5 yaş büyük birisi gülümseyerek bana doğru eğildi. "Valis Kara, değil mi?" Gülümseyerek cevap verdim. "Evet benim." Eliyle otobüsü işaret etti. "Aramıza hoş geldin."
"Hoş buldum." Tek bir omzuma çantamı takıp otobüse bindim. Boş olan yan yana iki koltuk vardı, ben de cam kenarına oturmaya karar verdim.
Otobüs hareket etmeye başladı. Çantamı kucağıma aldım, kulağıma da kulaklığımı da taktım ve dışarıyı izlemeye başladım.
3-4 kişi daha aldıktan sonra otobüsün kapısı son bir kez açıldı. Benimle yaşıt duran iki erkek çocuğu, iki arkamdaki koltuklara oturdular. Kapı kapandı ve otobüs tekrar hareket etti.
Herkes gibi uyuya kalmışım. Otobüsün durmasıyla uyandım, etrafı incelemeye başladım. Bir süre sonra otobüste bizi karşılayan adam konuşmaya başladı. "Evet arkadaşlar şimdi sırayla ve yavaşça otobüsten inin. Dışarıda sizi bekleyen biri olucak onu takip edin." Herkes sırayla otobüsten indi ve etrafı incelemeye başladı. Ben de dahil.
Biz etrafa bakınırken arkamızdan bir ses geldi. "Hoş geldiniz çocuklar, şimdi hepiniz bana doğru geliniz." Herkes birbirine bakmaya başladı. "Hadi ama bu ne uyuşukluk böyle!" Hepimiz saf saf bakınmayı kestik ve adamın etrafında hilal şeklinde dizildik.