İçeriğe geç

Yaz Döngüsü

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Yaz Döngüsü

Bölüm 1

İlk İlk Gün

Arabanın ani freniyle uyandım.

Şaşkın bir şekilde etrafıma bakarken trafik ışıklarını görmek beni rahatlattı. Sağ ön koltukta oturan annem telefonunu dikkatle inceliyordu, bu yolculuktaki şoförümüz olan babam ise uyandığımı görünce dikiz aynasından bana gülümsedi, aynı şekilde ona gülümseyerek karşılık verdim. Arka koltuğun tam ortasında oturuyordum ve uyuyakaldığım için biraz koltuktan kaymıştım ve şuan sırtım inanılmaz bir şekilde ağrıyordu. Rahatsız oturuşumu düzeltmek için elimle destek aldım ve doğruldum.

"Ne kadar zamana varırız?" diye sordum uykulu bir sesle. Aslında hala sabahtı fakat yolculuğa çok erken çıktığımız için yolculukta da uyumuştum. Annem uyandığımı yeni fark etmiş olmalıydı ki şaşırmış bir ifadeyle dönerek cevapladı.

"5 dakikaya orda oluruz canım."

Mutlu mu olsam yoksa üzgün mü olsam bilmiyordum çünkü kuzenim, teyzem ve eniştem ile buluşacağım için mutluydum fakat ailemi bırakmam gerekecekti ki zaten oraya gitme amacım buydu. Ailem çok ünlü bir moda tasarım şirketinin sahibi ve yöneticilerindendi, şirket sadece ülke içinde değil ülke dışında da oldukça ilgi görüyordu bu yüzden ailemin 1 aylığına yurt dışına gitmeleri gerekiyordu ve benimle çok ilgilenemeyecekleri için beni bu süre içinde teyzemlere bırakma kararı almışlardı. İtiraz etmemiştim ki zaten itiraz etmem saçma olurdu çünkü en mantıklısı bu karardı.

Arabanın sol camında deniz görünmeye başlayınca bakışlarımı o tarafa çevirdim, bu sıcak havada denize girmek birçok kişinin tercihi olmuş gibiydi. Altımızdaki yol taştandı ve oldukça düzdü, arada sırada kumsala uyumlu ağaçlar da görüyordum. Suyun berraklığı ve ve küçük dalgalar içimde denize atlama isteği uyandırıyordu. Uzaklardan bir bot geçtiğini gördüm ve araba tam o sırada bir tümsekten geçti, dondurma yiyen insanlar kumsala iniyordu.

"Parla bunun senin için sorun olmadığına emin misin?" soruyu soran babamdı ve sesindeki hafif hüzünlü tınıyı fark etmiştim. -HAYIR BURASI HARİKA- desem sanki onlardan kurtulmak istiyormuşum gibi olacaktı bu yüzden:

"Hayır baba sorun değil, ben artık çocuk değilim bunu konuşmuştuk." diye cevapladım, her ne kadar beni önemseseler de bu şekilde davranmaları sinirimi bozmaya başlamıştı çocuk değildim ve artık kendi kendime kalmayı biliyordum ki çocukken de aynısı yaşanıyordu. Bu sefer kafamı sağ tarafa çevirdim ve hoş bir görüntü oluşturan müstakil evler ve dükkanları incelemeye başladım. Hepsi birbiriyle uyumluydu ve neredeyse hepsinin bahçesi vardı, daha önce buraya gelmiştim fakat ilk kez bu kadar uzun süre kalacaktım. Bu kasaba gerçekten tam bir kasabaydı şehrin biraz daha köşe kısımlarında hoş bir yerdi, gelir gelmez içimde farklı bir huzur oluşmuştu.

-Evet evet sen göreceksin Parla huzuru, huzur diyor ya...-

Huzurun yanında garip bir rahatsızlık da hissediyordum ama beni rahatsız eden bir şey yoktu o yüzden umursamadım.

-Umursama sen aferin sana!-

Araba yavaşlamaya başladı ve geldiğimizi anladım, heyecanla teyzemlerin villasına baktım iki katlıydı ve taştan duvarları vardı. Duvarlara uyumlu olarak çatının da gri-siyah bir rengi vardı. geniş sayılabilecek bir ön bahçesi vardı. Bahçenin diğer evlere olan sağı ve solu sık çalılarla kaplıydı, bahçenin taş yola bitişik olan ön kısmı ise siyah korkuluklarla kaplıydı ve tam ortasında bahçenin içine doğru açılan yine korkuluktan bir kapısı vardı. Kapının arkasında yürümeyi kolaylaştırmak ve görüntüyü güzelleştirmek adına evin kapısına kadar düz şekilde ulaşan taş bir yol vardı ancak taşlar yuvarlaktı ve aralarında mesafe vardı, tek kişinin içinde yürüyebileceği genişlikteydi. Babam arabayı kenara çekti ve durduğunda ilk emniyet kemerimi daha sonra kapımı açıp indim, saçlarımı elimle geriye doğru savurup derin bir nefes aldım. Annem ve babam da arabadan benimle birlikte inmişlerdi. Annem bahçe kapısını açarken babam range rover* marka arabanın bagajından içine dünyaları sığdırmış olduğum devasa siyah bavulumu çıkardı. Annem bahçeden içeri girerken, ben daha sonra babam içeri girdi ve ilerledik. Tam o sırada evin kapısı hızla açıldı ve teyzem koşarak dışarı çıktı, annem ve teyzem birbirlerine gülümsedikten sonra teyzem hepimizle sarıldı. Teyzem heyecanlı bir sesle bize bakarak:

"Hoş geldiniz, nasılsınız?" -Teyze tamam cömertlik olsun diye soruyorsun ama sence kötüyüm mü deriz görmüyor musun acaba!-

Zühre teyzem, aynı annemin de bana genlerinde aktardığı gibi masmavi gözlere ve annemin bana aktarmadığı kumral kıvırcık saçlara sahipti.

"İyiyiz, siz nasılsınız?" diye cevapladı annem mutlulukla, babam da annemi onayladı.

"Biz de çok iyiyiz, Ilgın Parla'nın geleceğini duyunca çok sevindi." Ilgın kuzenimin ismiydi ve küçüklükten beri çok iyi anlaşırdık onunla birlikte olmak çok güzel olacaktı.

"Ben de çok mutluyum teyze." dedikten sonra teyzem bir süre durakladı ve sonra konuşmaya devam etti.

"Eee biliyorsunuz Ahmet işleriyle çok meşgul bu yüzden burada değil ama sizi görmeyi çok isterdi." Ahmet eniştemin adıydı annem ile babamla aynı şirketin sahipleriydiler fakat onlar pazarlama, finansal işler ile uğraşıyorlardı ve çok fazla ülke dışına çıkmalarına gerek yoktu yine de fazlasıyla yoğunlardı.

"Evet, işlerin yoğunluğunu biliyoruz kalmak isterdik ama birazdan uçak kalkacak, artık selamımızı söyleyin" bu sefer cevaplayan babamdı.

"Ne çabuk, hemencecik bu ay bitsin de biraz sakinler işler, ne söyleyeyim kendinize iyi bakın dönünce kalacaksınız amaa!" teyzem yakın olduklarıyla daha samimi konuşurdu fakat konu iş olunca ondan ciddisi olmazdı.

Annem bana doğru döndü ve "Kızım söylediklerimi unutma biz seni hep arayacağız tamam mı?"

"Tamam anne biliyorum." sıkılmış bir tonda söylemiştim çünkü annem günlerdir aynı kelimeleri söylemekten bıkmıyordu. Annem yanıma doğru yürüdü ve sarıldık, daha sonra babamla vedalaştık. Annem ile babam aceleci adımlarla arabaya doğru ilerlediler. Annem giderken bana el salladı, babam ise gülümsedi. Aynı şekilde onlara gülümserken arabanın uzaklaşmasını izledim, fark etmediğimi sanmışlardı ama ben onların bakışlarındaki hüznü görmüştüm.

Ailedeki tek çocuk olduğum için bu şekilde durumlarda yanımda beni tam olarak anlayan kimse olmadığını hissetmiştim, ta ki kuzenimin de aynılarını yaşadığını fark edene kadar. Aynı şirkette farklı işleri yapan iki yakın aile ve her iki ailenin tek çocuklari olarak birbirimizi yakın gördüğümüz ilk konu bu değildi tabi ki fakat ortak yönlerimiz arasıma girebilirdi. Tam o sırada teyzemin sesini işittim.

"Parladım hadi içeri geçelim istersen." teyzem bu sözleri normal bir bavulun birkaç katı olan bavulumu sürüklemeye çalışırken söylemisti.

"Tamam teyze yardım etmemi ister misin?"

"Hayır canım, sen geç ben getiririm." aslında pek yardıma ihtiyacı yokmuş gibi gözükmüyordu çünkü daha şimdiden yüzü kıpkırmızı olmuş ve kolları zorlanıyordu. Ne yani bavulum en fazla birkaç tonsa?

Yine de fazla üstelemedim ve taş yoldan eve doğru ilerledim, koyu renk ahşap verandanın alçak merdivenlerinden yine koyu tonda yarım açık kalmış evin dış kapısına yürüdüm. Kapıyı elimle biraz daha ittim ve açılmasını sağladım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.