Neydi insanı mutlu eden para mı aşk mı yeni bir arabamı yada iş mi.. her insan aynı şeyde aynı şekilde mutluluğu hissetmezdi.. bazıları için sadece bir güneş ışığı yeteyi mutluluk için bazılarıda mutluluğun ne demek olduğunu bilmeden geçip giderdi bu hayattan..
Annem ve babam bana mutluluğu öğretmişlerdi ben onlarla mutluluğun ne demek olduğunu öğrendim zamanla lisedeyken derslerimin kötü olması tüm günümü zamanımı mahfederdi.. bi gün babamın yanına oturduğumda kıvırcık saçlarımı okşayıp bana hislerini gelip geçici olduğunu söyledi o yüzden kıymetini bilmemiz en doğrusuydu demişti mutlukken üzüntüyü düşünme üzüntüdeykende mutluluğu çünkü üzüldüğün şey sana ders çıkarıp yolu gösterir derdi.. evet hisler geçici mutluyken üzüntü aklıma gelmiyor ama huzursuz olduğum zaman mutlu zamanlarım aklıma geliyor sonrada babamın sözü ben neden mutsuzum diyorum beni buna sürükleyen şey ne ne ders çıkarmalıyım bundan diye düşününce o zaman derslerimi çalışmamamdı düzenli çalışıp notlarımı yükselttiğimde mutluluğu fark etmiştim peki şu an beni üzen şey neydi göz yaşı dökmemi sağlayan konu neydi.
Annem ve babamın hayatta olmamasımı..
Abimin canımı acımasımı...
Yoksa Ateşin umrunda olmamammıı..
Sanırım üçüsüydü peki bunları nasıl düzelte bilirim babam ve annemin ölümünü kabul edebilirim.
Abimin canımı acıtması zamanla kaybolabilirdi.
Ama Ateş için bir şey yapamazdım ya unutacağım yada bir yanım eksik kalacaktı..
Derin bir nefes aldığımda elimi sardım bez ile ayağa kalkmıştım burnum ağrıyordu ama eskisi gibi değil ama elim için aynısını söyleyemem yanıyordu...
Elalarım boş odayı bulduğunda derince yutkundum.. geçmiş geçmişte kaldı artık kendi hayatıma bakmanın vaktiydi..
Ateş benim için tek iyi bir şey yaptı ilk kez, abimi bulup polise teslim etmişti biraz hırpalamıştı ki acıma duygum yoktu bu konuda eline sağlık.. bende kendime geldiğimde ifademi vermiştim binada kamera olmadığından yan taraftaki binanın kamerası sayesinde belirlenmişti..
Bu konuda ona teşekkür etmeliyim ve galiba ona bir hediye almakta bir sakınca yoktu.. o gün neyseki telefonum mutfaktaydı yanmamıştı. Online alışveriş sitesine girdiğimde gezindim ona hiç hediye almadım ki.. ama klasik olarak bir saat alabilirim umarım beğenirdi gümüş saati sipariş ettiğimde arkamı döndüm odaya .
Oda ilk hâlinden daha iyi olmuştu yani ateş öküz falandı ama cimri değildi Allah'tan, e o kadar şirketi var cimri olamazdı.. onu ilk gördüğümde adelet çalışanı sanmıştım ama inşaat şirketi varmış.
Derin bir nefes çalan kapı ile durmuştum olduğum yerde kim gelmişti ki. Kapıya ilerleyip deliğinden baktığımda rahat bir nefes aldım gelen Ateşti..
Kapıyı açtığımda hafifçe gülümsedim.
" Hoş geldin." İçeri geçtiğinde neden bu saate geldiğini merak ediyordum doğrusu..
" Hoş buldum." Salona yürürken elindeki poşetleri oturduğum koltuğun yanına koymuştu.
" Yangında kıyafetlerin yanınca yenisini almaya çıkmadın onun için sana kıyafet aldım Naz." Dedikleri gözlerim şaşkınlıkla onu buldu..
Bay huysuz bana kıyafetmi almıştı bir nevi benim için alışverişe çıkmıştı buraya kadarda tek kelime etmeden getirmişti.. şaşkınlığımı gizlerken derince yutkundum.
" Zahmet etmeseydin sağol.." Dediğimde " Elif alışveriş yaptı ona teşekkür et ." Öküz bunu düşünen düşünceme tüküreyim Ateş neden benim için alışveriş yapsın ki adam bedenimi bile bilmiyor derin bir nefes aldığımda telefonu elime aldım Elifle bedenimi bildiği için hepsinin tam olduğuna emindim.
" Bakmayacakmısın." Elalarım onu bulduğunda yavaşca gülümsedim eğilip yerdeki poşeti aldığımda dudaklarımı araladım.
" Bakayım." Kırmızı poşetin içindeki paketi çıkardığımda gördüğüm gecelik takımı ile afalladım. Elifin yaktığı hiç adil bir şey değildi oyun oynuyordu resmen.
Çaktırmadan Ateşe baktığımda onunda şaşırmış olmasına şaşırmadım. Yan tarafıma koyup diğer poşetin içindeki paketide çıkardım. Hafifçe araladığımda tekrar kapattım yani iyi mi kötümü bilmiyorum ama iç çamaşır doluydu ihtiyacım olduğu kesindi geceliğe değilde buna sevinmiştim.. kapağını kapatırken dudaklarımı araladım.
" Neyseki sen alışverişe çıkmamışsın." Düşününce o çıksaydı şimdi teyzeleri giydiği elbiselerden falan alırdı mazallah. Son paketinde açtığımda bunun bir elbise olduğuna sevinmiştim yeşil ince askılıydı uzunluğunu tahmin edemedim..
" Elbisenin rengini ben seçtim." Dediği ile gülümsemeye çalıştım canım kocam ya elbisenin rengini o seçmeseydi aslaa giyemezdim..
" Çok güzel, bu arada yemek yapmadım açsan bir şeyler sipariş et." İçimden hiç yemek yapmak gelmedi zaten benim yemeklerimi seviyormu bilmiyorum önüne geleni yiyor.
" Aç değilim odada biraz çalışacağım." Ayağa kalktığında kafamı salladım anladığımı belirtir anlamında odasına ilerleyip kapıyı kapattığında bende poşetleri alıp odama ilerledim bu evde böyle işte konuşacak hiç bir şey yok nasılsın iyi misin, hoş geldin hoş buldum, aç tok art,güle güle tdk kesinlikle biraz kelime üretmeliydi..
Poşetleri çöpe atıp paketleri yatağın altına attım anneden gelen gen işte paket biriktirmek..derin nefes alırken gözlerim ve düşüncelerim o güne gidiyordu ama kendimi toparladım düşünmek istemiyorum o yüzden yatağımın yerini değiştirdim yatağı pencerenin yanından alıp kapının yanındaki duvara yasladım başını iki tarafa bej komidilerimi koyduğumda dolabımı pencerenin yanındaki boş alana ittirdim en iyi şeyde dolabın ayaklarının tekerlek olması idi bej kırmızı tonlarındaki dolabım küçüktü ama kıyafetlerim sığardı dün sipariş ettiğim çanta ve ayakkabı rafım geldiği için ambalajından çıkardım çıkarırken elim acımıştı ama iyidi şu an.. iyice silip kalan iki üç çantamı ve ayakkabımı sildim bunlarıda kullanmıyorum diye küçük odaya koymuştum artık kullanacağım, üstü yuvarlak ve düz olduğundan oraya alacağım takıları koyacaktım neyseki makyajlarım Ateşin odasında olduğundan bir şey olmamıştı.. işimi bitirdiğimde şöyle bir etrafıma bakındım içime oturmayan bir şey vardı bu öyle eşyalar ile ilgili değildi yanlızlıktandı.. tek sosyal alanım telefon ve ben gün geçtikçe ondan sıkılıyorum herkes aynı şeyleri yapıyor zaten...
Telefonu elime alıp Elif'e mesaj attığımda bekledim onu.. onun buralarda arkadaşları vardı takıldığı bir yerler vardı ben geldiğimden beri hiç bir yeri sahiplenemediğimdem tek başıma saatlerce cafede kahve içmek bir süre sonra bayıyordu..
" On dakika çıkarım bize doğru gel canım." Attığı mesaj ile gülümsedim işte bu ya.. hızlıca yerimden kalkıp dolaba astığım yeşil mini elbisemi üzerime geçirdim.. saçlarımın buklelerini belirginleştirdiğimde odasından aldığım makyajdan biraz yapmıştım.. son olarak toz içinde olan topuklumu geçirdim ayağıma.. odadan çıktığımda evden çıktığımı belirtir anlamında Elif'e mesaj atmıştım.. Ateşe çıktığımı söylesem mi çalışacağını söylediği için rahatsız etmeyeyim onu hem bir saate kadar dönerdim ruhu bile duymazdı evden çıktığımda Eliflere doğru ilerledim uzun zamandır topuklu giymediğim için ayaklarım ağrıyordu.. karşıdan gelen Elif ile dudaklarım kıvrıldı çok güzel olmuştu siyah midi elbisesi ve düzleştirdiği saçları ile çok güzeldi..
" Selam canım."
" Selam Nazım , çok güzel olmuşsun valla abim elbisenin böyle bir şey olduğunu görse beni parçalardı." Dediği ile kıkırdadım seven insan kıskanıyordu umursamayan değil..
"Ee nerede gidiyoruz." Dediğimde birlikte karşıya geçip ilerlemiştik..
" Bebekte yeni bir mekân açılmış oraya gidelim aklollü ama biz koktey falan içeriz." Gülümsediğimde birlikte taxiye binip mekana doğru yol almıştık ikimizinde alkol almaması iyidi. Yaklaşık yirmi dakika sonra mekanın önüne geldiğimizde parayı birlikte ödeyip inmiştik..
" Abime nereye gideceğimizi söyledin mi." Dediğinde ona döndüm.
" Evden çıktığımı bile bilmiyor bir saate kadar eve dönerim ruhu duymaz." Aramızı bildiğinden sadece gülmüştü müziğin bangır bangır olduğu mekana girdiğimizde Elif'in elinden tutup çalan yeni şarkıya eşlik etmiştik itiraf etmeliyimki uzun zaman sonra ilk kez bu kadar iyiydim.
" Susadım ya. " Elif'in sesi ile boğazımda ki kuruluğu hissettim bar masasına doğru ilerlediğimde yanlışlıkla bir adama çarpmıştım..
" Pardon. " Arkamı döndüğümde Elif'in çoktan bir şeyler içtiğini gördüm baya susamıştı..
" Bende bir soda alacağım. " Önüme getirilen bardağı yavaş yavaş yudumladığımda Elif'in kahkaha dolu sesini duymuştum.
" Bu gün en iyi günlerden biri olabilir. " Meyveli sodanın içindeki pipeti çıkardığımda bir kaç yudum aldım..elimi fazla oynatmamaya çalışıyordum ama bazen dalgınlığıma gelip oynatıyordum.. kafamı kaldırıp Elif'e baktığımda bakındığı yere döndü elalarım locadaki esmer adam ile baskışıyorlardı..
" Senin için biraz büyük değilmi." Dediğimde yanakları utançtan kızarmıştı..
" Ne alaka bir daha görmeyeceğim biri boşver.."dediğinde gülümsedim pek boşverlik değildi ama neyse.. telefonumu çantamdan çıkarıp kamerayı açtığımda Elife seslendim.
" Peynir de görümceciğim.." son kelimeme güldüğünde sandaliyesini yakınlaştırıp gülümsemişti..
Bir kaç poz verdiğimde omzumdan düşen askıyı düzelttim.
" Okulda benden hoşlanan bir çocuk var Kaan bana çıkma teklifi etti biliyormusun. " Dönen sandaliyede dönerken konuşması ile eskilere gittim..
" Yakışıklı mı nasıl biri. " Dediğimde bir kaç saniye düşünmüştü..
" Fazla değil ama iyi biri şu anlık sevgili işleri ile uğraşamazdım derslerime odaklanmalıyım hem abim duysa çocuğu pataklar.." onun abisi ile ilişkisi bizimkisinden bin kat daha iyisiydi benim abim beni parçalara ayırsa rahat etmezdi...
" Evet derslerine odaklan zaten aşk gelip seni buluyor bir şekil." Bunu demem ile Elif'in bakıştığı çocuk yanımıza gelmişti.. önümüze koyduğu bardak ile sesini duymuştum.
" Size katılabilirmiyim." Bu sözü Elifeydi tereddütte kalsada kabul etmişti en fazla ne olur ki arkadaş oluruz .
"Selam kıvırcık güzeli.." kulaklarımın dolan tanıdık ses ile gözlerim onu buldu.. şaşkınlıkla kala kalmıştım bu adam Fırat beydi.
" Fırat bey , Merhaba." Yan tarafıma geçip oturduğunda Elif'e bakındım samimi olmayacak şekilde konuşuyordu.
" Sadece Fırat diyebilirsin. " İsmimi hatırlar gibi olmuştu ama hatırlamamıştı.
" Naz isimin Naz ,Fırat." Gülümsediğinde bir bardak önüme uzatmıştı..
" İçmiyorum ben sağolun." Dediğimde bardağı önümden alıp kafasına dikmişti..
" Ee Naz neden işe gelmedin." Dediğinde sıkıntılı bir nefes verdim o işe başlarken baya mutluydum.
" Eşim hastalandı o yüzden bıraktım." Adama kocam vuruldu demeyeceğim o olaylarda baya karışık zaten..
" Sen evlimisin ." Afalladığında gözleri parmaklarıma deydi.
" Yüzüğün yok yoksa kocan cimriliğinden almadımı." Bu dediğine acı bir gülümseme bıraktım.. keşke cimriliğinden olsa diyeceğim ama Allah'tan değil cimri seven kocamı yoksa eli açık sevmeyenmi deseler eli açık sevmeyeni seçerdim yani yüksek ihtimal..
" Biz yüzük takmıyoruz bizi bir yüzük bağlı tutamazya ." Aynen aynen şahsen beni seven bir kocam olsa yüzüğü asla parmağından çıkarttırmazdım..
" Modern takılıyorsunuz iyimiş yaşın on dokuz dediklerinde bekarsın sanmıştım" .. kafamı hayır anlamında salladığımda biraz daha yaklaşmıştı bana.. elalarımı Elif'e çevirdiğimde onunda zor durumda olduğunu fark ettim.
" Biraz uzaklaş kardeşim." Sandaliyeden kalktığımda kolumu tutan eli ile sesini duymuştum.
" Kocan seni buralara göndericek kadar aptal birisi bu gece-. " Dediği ile ağzımda biriken tükürüğümü yüzün püskürttüm. Nefret ediyorum sarkıntılardan..
" Dedem yaşındasın ş*refsiz s*ktirgit. " Kolundaki elini sertçe çektiğimde Elif'e döndüm.
" Giriyoruz hadi gel. "Çantasını alıp kalktığında bir şey demelerini beklemeden çıkışa doğru ilerledik el ele..
" Bir an korktum. " Elif'in sesi ile mekandan dışarı çıktığımızda tacxi durağına ilerlmeye çalıştık.
" Bende bir an önce eve gitmek istiyorum.." Elifte bu dediğime katıldığında Arkamızdan bir ses duydum..
" Elif bakarmısın." Bu adam Elifin yanındaki adamdı Elif'i Arkama aldığımda dudaklarımı araladım..
" Ne istiyorsun." Cebinden çıkardığı kartı bize uzattığında elinden alıp bakındım avukat Kerem Keskin.
" Numaram yazıyor kardeşine ver belki konuşmak ister." Bu kartı yırtıp atamazdım sonuçta ablası falan değilim Elif'in, ona uzattığımda sesini duymuştum..
" Dediğim gibi şu an derslerime çalışıyorum o yüzden seninle konuşamam ama bir gün yazarım." Elif'e doğru döndüğümde afalladığımı belirttim. Tamam adam yakışıklı olabilir ama Elif daha gençti yaşayacağı bir hayat vardı okulundan başka boş aşk işleri ile uğraşmasını istemezdim... Yanımızdan uzaklaştığında Elif'in sesini duymuştum..
" Ona yazmayacağım ama boşanma avukatı abimin eve gittiğimizde bize ateş püskürtmesi ile boşanmak istersin belki.."
Bana uzattığı kart ile derince yutkundum saat baya gecikmişti.. elinden alıp çantama koyduğumda derin bir nefes aldım elalarımı ondan aldığımda karşıdan sinirle gelen Ateş deydi gözlerim..
" Elif abin.." sesim ile arkasını dönüp ona baktığında üzerindeki sinir ile kalbimi kıracağı belliydi o yüzden bir şey yapmalıydım tekrar çocuk gibi azarlanmak istemiyorum..
" Ben sarhoşum tut beni." Dediğimde yanımıza gelmesi ile kollarımı bedenine sardım..
" Ateşş.." sesim ile kafamı kaldırıp yüzüne bakındım sert bakışları altında eziliyordum resmen.
" Lan siz öldürecekmisiniz beni haber vermeden çıkmak ne. " Hafifçe sallanırken derince yutkundum.. şu an sarhoş taklidi yapmak en iyisiydi..
" Abi Naz dedi çıkalım ben anneme söyleyip çıktım yani karı koca olan sizsizniz." Elif'in dediği ile anlımı göğsüne yasladım burnuma dolan kokusu ile kalbim hızlanırken kolunu belime sarmıştı düşmemem için.
" Sizde bara gelmek istediniz başka nefes alacağınız yer yok çünkü.. değil mi Naz!." Kafamı kaldırıp ona bakındığımda gülümsedim..
" Burnum kırık olduğundan nefes alamadım ama burada nefes alabiliyorum , hem biz bir şey içmedikki.." ayağımı yamuk atıp düşmüş gibi yaparken mırıldanmasını duymuştum.
" Elif kaç bardak içti bu kız. " Demesi ile doğrulup elimle ona sayı göstermeye çalıştım..
" Dört veeyaa beş olabilir yoksa altımı. " Alaylı sesim ile sesini duymuştum.
" İyi yaptın yürü. " Kolumdan tutması ile bir kaç adım ilerledik hem ayakkabıların ayağımı acıtmasından hemde yorgunluktan yürümek istemiyordum..
" Ateşş.." cilveli sesim ile gözleri beni bulduğunda kollarımı kaldırdım..
" Beni kucağına al lütfenn." Omuzları geniş ve güçlü olduğundan tek kolu ile beni rahatlıkla alabilirdi isterse tabi.
" Oyun mu oynuyorsun Naz. " Demesi ile kafamı hayır anlamında salladım.
" Oyun oynamıyorum ayaktayım kolunu kalçama sarıp kaldırsan kollarımı boynuna sararım bu kadar.."
Burnundan soluması ile Elif'in sesini duymuştum..
" Sarhoş kız abi kızma. "
" Ya havle!. " Eğilip kolunu çıplak bacaklarıma sardığında kahverengi harelerinin karardığını fark etmiştim.
" Sen geceliğin ile mi çıktın dışarıya Naz bu ne hâl." Kollarımı boynuna sardığımda gülümsedim Elif'e bakarken..