İçeriğe geç

Yaz Çiçeğim

Bölüm 19 · 9 dk okuma

Yaz Çiçeğim

Bölüm 19

Unutma beni

Bir şövalye ve sevgilisi Tuna Nehri kıyısında yürüyüş yaparken, genç kız suyun kenarındaki küçük mavi çiçekleri görür ve çok beğenir. Şövalye, çiçekleri almak için eğildiğinde dengesini kaybederek nehre düşer. Zırhının ağırlığıyla akıntıya kapılan şövalye, son bir gayretle kopardığı çiçek demetini sevgilisine fırlatır ve "Beni unutma!" diye bağırır. Unutma beni çiçeğinin hikayesiydi.. ne kadar acı ne kadar garipti..

Her insanın hikayesi gibi o çiçeğinde hikayesi kalplerde sızı yarattı.. o şovalye dikkatli olsaydı belkide çiçeği kendi elleri ile verirdi sevdiğine...

Düşüncelerim arasından çalan kapı ayırmıştı beni.. yerimden kalkıp ilerlerken dağılan yüzümü toparladım kapıyı açtığımda karşımdaki kişinin o olduğunu düşünmüştüm ama Bartu'ydu..

" Gitmemeşsin." Ayakkabılarını çıkarıp içeri geldiğinde derin nefes aldım öyle dağınığımki ne söyleyeceğim bilmiyorum..

" Gitmedim...gidemedim.." salona doğru ilerlediğimizde bedenimi koltuğun üzerine bıraktım sanki günlerdir koşuyormuşum gibi hissediyorum..

" Neden valizinide hazırlamışsın." Kapının önündeki valizi işaret ederken l koltuğun diğer tarafına oturmuştu.. saçlarımı kulaklarımın arkasına yerleştirdiğimde dudaklarımı araladım..

" Gitsem ne olacak ki yorgunum otel odasında kalacağım benim için bir değişiklik olmaz." Ona yaşadıklarımız anlatmak istemedim herşey yerli yerine oturuduğunda zaten en başından anlatacaktım..

" Oda bir şey kızım en azından mobilya değişikliği annemden biliyorum kadınlar etrafındakiler yeniliyince ruhta yenileniyor." Bu söylediğine dudaklarım kıvrıldı masum söyleyişi iyiydi..

" Üff tamam neyse gitmedim işte."

" Uçak olmuş dört bin gitmeyecektin bana söyle ben giderdim." Göz devirmemin sonucunda ayağa kalkıp mutfağa ilerledim bir çay iyi gelecekti.

" Canım banada bir limonata iyi olur." Siparişini verdiğimde kafamı anladığım anlamda sallayıp geçmiştim.. çay kaymayana kadar bende Bartu'ya limonatasını vermiştim. Geri geldiğimde beynimdeki sesleri dinledim bir süre cevap bekliyorlardı..

Yarım saat önce Ateş beni durdurmuştu yukarı çıkıp beni bekle demişti bende şu aptal kalbimin sesini dinleyip geldim ama yarım saattir gelmemişti tamam uzun bir süre değil ama her an kalp krizi geçirebilirdim...

Gözlerim önüne aşşağıda yaşadığım an belirdi gerçekten doğruyu söylemiş olabilir miydi? Bilmiyorum haksız çıkmayı çok istiyorum gözlerindeki o öfke ve kırgınlığı nasıl geçiririm bilmiyorum ama eğer dedikleri doğruysa severdim onu yanında dururdum aşık olduğum gözlerine dalıp giderdim...

" Babamlar geldikleri gün hediye almış bize, getirecektim fakat Adel hediyeni kendi vermek istedi bize uğra bir gün." Mutfağa girmesi ile elindeki bardağı dezgaha bırakmıştı. Adel'im benim şimdi bana vermek için heycanlanıyordur..

" Uğrayıp alırım." Dediğimde çayın altını kapatıp bardağıma doldurmuştum Bartu'ya "Sana'da doldurayımmı?" Diye sorarken " Yok o daha çok sana lazım." Demesi ile kaşlarımı öylemi anlamında kaldırdım. Gerçi haklıydı şu an tüm çaylar bana lazımdı..

" Ben gideyim o zaman." Telefonuna gelen arama ile mutfaktan çıkarken bende arkasından el salladım dış kapının sesinide duyduğumda her zamanki gibi yatak odamın balkonuna ilerleyip oturdum.. Ateş gelecekti beni düştüğüm bu çukurdan çıkaracaktı...ama ne zaman..

*

Ve karanlık yavaşça etrafa çökerken oturduğum yerde kök saldığımı düşünüyordum telefonuma gelen tek bir arama yoktu ne arayacak biri nede vakit geçirecek biri vardı şu koca dünyada tek başıma şu balkondayım... aklımdan Elif'i aramak geçiyor ama elimde telefona gitmiyor bu konuda, Bartu'yu arasam onunlada konuşacak konu yok keşke kız olsaydı en azından modadan konuşurduk..

Derin bir nefes verdiğimde parmaklarım arasındaki saçlarımı geriye savurup ayaklandım.. meraktan duramıyorum artık Tijen ablanın bebeği Ateş'ten değilse kimden di.. Ateşin doğru söylediğine inanıyorum artık gözlerindeki ifade bana sahi gelmişti hem kalbim hem aklım inanıyordu...

Odamdan çıktığımda üzerime ince şalımı alıp evden ayrılmıştım sahilde yürümek iyi gelebilirdi.. yavaşca sahile ilerlediğimde esen rüzgârın tenime bıraktığı etkisi gözlerimin kapanmasına neden oluyordu.. önceden atıştırmış yağmur toprak kokusunu etrafa bırakırken burnumun direği özlemle sızlamıştı...babam ve annemle her gece İstanbul turu yapardık..eskiden..babam annemin elinden sımsıkı tutarken önlerinden bisikletim ile ilerlemek bana gerçek huzuru veriyorudu..o zaman şımarık kız çocukları gibi anlayamamışım varlıklarının kıymetini.. şimdi sahil kenarında yürümek gözlerimin dolmasına neden oluyordu..

Elalarımı gökyüzüne çevirdiğimde yıldızların güzelliğe bir kaç dakika bakındım... yanlızlık güzelmiyidi gerçekten yoksa tek başıma olduğum için kendimimi kandırıyordum..

Annem tek çocukmuş yanlız olduğu içinde arkadaşlarına çok önem verirmiş dedem bir gün onu bir erkek çocukla görünce anneme çok kızmış, annemin erkeklerle olmasını istemezmiş ama eski kafalı olduğundan değil bir çocuk gelip annemi üzecek diye onu ondan alıp götürecek diye..dedemde tek kızı olduğundan anneme göz bebeği gibi bakıp herşeyden koruyormuş tabi bu babam ile tanışana kadar.. Annem ve babam birbirlerini sevince dedem babamı büyük sınavlardan geçirip anneme layık olup olmadığını kendinde tartmış o yüzden babam dedemden çok çekmiş ama en sonda dedem anlamış babamın annemi ne kadar çok sevdiğini onun için nefes aldığını anlamış..zaten sonrada mutlukla evlenmişler..bu hikayeyi kaç kere dinledim bilmiyorum her seferinde yüzümdeki gülümseme büyürdü babamın anlatırken güldüğüm kadar gülmesemde dudaklarım kıvrılmıştı..onlar olmadığı için hep bir yanım eksik öte yandan sevdiğim adamın babam ile tanışmasını çok isterdim dedem gibi onuda sınavlardan geçirmesini isterdim benim için babamın yanında olmasını isterdim... hiç hayal etmedim önceden çünkü hayatımın böyle değişeceğini hiç düşünmedim bu kadar seveceğimi bu kadar aşık olabileceğimi ve bu kadar kırılacağımıda düşünmedim...

Kimsesiz gibi evlendim tek başıma gelin oldum tek başıma boşandım insanın ne kadar arkadaşı olursa olsun anne ve babası gibisi olmuyordu bazen Elif'i çok kıskanıyorum annesi yanında abisi gözünün içine bakıyor ama sonra ona nasihatlerde bulunup kıymetlerini bilmesini söylerdim oda bilmişlikle bilmiyorum derdi..

Düşüncelerimden ayırılıp irkilmemi sağlayan şey telefonumun sesiydi.. cebimden çıkarırken ekrandaki numara ile şaşırdım.. bir an sonra Ateş olduğunu düşünce heycanla açtım..

" Nerdesin sen! Sana gitme dedim bekle dedim hiç mi güvenmedin Naz! Ama seni şaşırtacak şeyler söyleyeyim.. Tijenin benden hamile değil ona dokunmadım bile!." Sert sesi ile söylediklerini idrak etmeye çalıştım..kalbim sanki üzerine atıldığı ağır yükten kurtulurcasına ataraken yüzümdeki gülümsemeye engel olamadım ama sonra onun en başta dediği cümleyi hatıraladım gittiğimi düşünüyordu ona inanmadığımı oysa her ne olursa olsun kalbimin onun için çarptığını her sözü ile yıkılıp dirileceğimi bilmiyordu.. dudaklarımı aralarken bu sefer onun afalladığını hissettim..

" Ben gitmedim Ateş. Sahildeyim." Demem ile yanıma geleceğini söyleyip telefonu üzerime kapattı..

Yüzümdeki sırıtma ile telefona bakarken Bir an için düşüp bayılacağımı hissettim. O bebek kimin Tijen abla neden yaptı bunu diye düşünmeyi bir kenara bırakıp içimdeki bu tuhaf huzuru hissettim.. ama her zamanki gibi bir yanım korkuyordu nedensizce.. dakikalar sonra arabası ile yanıma geldiğinde gözlerim uzun zaman sonra ilk kez parıltı ile onu buldu tabi onun gözlerindeki korku ve öfke beni bulduğunda yerini alışamadığım aşka bırakmıştı gerçekten beni seviyordu gerçekten onun beni kalbinde taşıdığını hisediyordum..

" Öldüm haberin var mı." Yanıma gelip homurdanması ile kollarını belime sarmıştı ama gerçekten iki kolunu hissetmiştim.. elalarım protez kolu bulduğunda şaşkınlıkla gülümsedim tamam yani böyle bir şey olduğunu biliyordum ama onda görmek hem mutlu edip hemde şaşırtmıştı.

Tabi buna sevinmeyi bir kenara bırakıp kendimi kollarına teslim ettim. O kadar sıkı sarmıştı ki bedenimi hiç bu kadar kalbini yakından hisetmemiştim en az benimki kadar delirircesine atıyordu..

" Özür dilerim.." dudaklarıma dökülen iki kelime ile gözlerimi yumup kokusunu içime çektim her zaman ki gibi büyüleyiciydi.. özür diledim ondan şüpe ettiğim için bir anlık olsada..

" Şu an ayaklarına kapanıp yalvarmak gerekirken sen mi özür diliyorsun ." Yavaşça geri çekilirken bedenlerimizi ayırmamıştık sıcak nefesi yüzüme deyince içim titremişti..

" Sana bunları yaşatmaya hakkım yoktu..seni üzmeye elalarından yaş akıtmaya.. hakkım yok ben.. çok pişmanım kendimi asla affetmeyeceğım senden af dilemekte bencillik ama sana söz şu andan itibaren tüm akıttığın yaşları telafi edebilirim bir ömür her an her saniye senin için atan kalbimle seni severim hemde geçmişi hatırlayamayacağın kadar severim.. " gözlerindeki pişmanlık bunun kanıtıydı.. sözleri yüreğime fazla gelecekki bunun bir rüya olduğunu düşünüyordum..ama dualarıma deyen sıcak nefesi gerçekliği kanıtlıyordu...

Bana beni bir ömür seveceğini söyleyen adam vardı üstelik bu adam şu an elimi ayağımı dolaştıran nefes aldırmayı unutturan bir çift kahverengi gözlerin sahibiydi... Ben ne diyeceğimi bilmiyorum sadece onca günün onca acının özlemi ile sarıldım ona.. saçlarıma dudaklarını bastırdığında gözlerim kapandı.. gerçekti.. boynuma gömdüğü yüzü ile bir kaç dakika öylece hissettik birbirimizi kalp atışlarımızı bir an onun kalbinin benimkinden daha hızlı attığını düşünür oldum.. dudaklarımdaki o gülümseme söylediği şey ile sokarken yutkunmama engel olamadım..

" İtalya yeni gittiğim zaman seni bu denli düşüneceğim aklıma gelmezdi unutup giderim sandım..nedensizce her gece gözlerim önüne geldin bazen sesin kulaklıklarıma doldu bazen kokun burnumu sızlattı..ama hayla sana bağlandığımı bilmiyordum taki Tije'nin bir gün evlenme hayalî kurduğunu öğrenene kadar... O seni sadece geçmişte biliyordu ama sen her yanımdaydın her saniye...ben ona bizden bir geleceğin olmadığını söylesemde o ikna olmuyordu sonra bir gün bana aklımın hayla eski karımda olduğunu ve onu sevdiğini söyledi çok düşündüm inan kalbimdeki sızı senin burada başka bir adamla olduğunu öğrendiği yandı kül olamadan yandı.. Çünkü ben bilmesemde sen olmuştum iki yıl deli gibi kaçtığım o hisler seni gördüğü zaman karşıma herkese karşı bir duvar örmüştü...ve kendimi burada buldum sende bana kızgın olduğunu hatta nefret ettiğini biliyorum ama elalarındaki aşkı'da görüyorum zaten o beni sana çekti yoksa bir başka adamı sevdiğine inansaydım çoktan yıkılmıştım.. geç kaldığım için seni sevemediğim için ölümüştüm.. ama şimdi herşey rağmen yanımdasın tekrar evimisin tekrar nefesimsin Naz.. " şakağıma bastırdığı dudaklakları ile gözlerim onu buldu.. sözleri kulaklarımda yankılanırken bu kadar etkileneceğimi düşünmedim.. şimdi tekrar inandım ona şu an gözlerindeki aşkta hayranlık'ta gerçekti bizim gibi...

"Şimdi herşeyi bırakıp benim gibi bir adama dönermisin sensizlikten deli olan bana ama bu saatten sonra kalbini tek bir saniye bile üzülmene izin vermeyecek olana yediden kalbini açıp severmisin.." saçlarım sanki yüzündeki ifadeyi göstermek için geriye savrulurken derince yutkundum...ben sevdiğim adamın kollarındayım..bunun güveni ve mutluluğu benim için herşeyden önemli konuşmak anlamsız geldi kelimeler düğüm düğüm olmuştu benim elimden gelen sadece onunla olduğumu hayla onu belki şu an onun kadar olmasada sevdiğimi göstermek istedim..ama korkuyorumda oda sanki korkumu anlamış olacakki dudaklarını dudaklarıma mühürlemişti..o an yer ayaklarımın altından kayıp gitti kalbim hızla atarken gözlerim kapanmıştı.. karşılık vermemi beklercesine dururken elimden geldiğince anlattım ona...dakikalar geçti saniyeler nefesimi keserken güç bela ayrılıp soluklanmya çalıştım kalbim gibi nefesimde kesik kesikti.. elalarım onun bana aşk kokan gözlerine deydiğinde gülümsedim..

" Bir kere daha anladım ben tekrar sana karşı kaybettiğimi istersen..ben senin kokuna bulanmak istiyorum, nefesim kesilene kadar dudaklarında ölmek istiyorum Naz'ım.." ısınan yanaklarım ile parmaklarım boynundan yavaşça yüzünü bulduğunda kısa olan sakallarına yasladım avuç içimi...o an gördüğüm şeye hayran olmamak elde değildi ona dokundukça içi titriyordu sanki , avuç içimde hissettiğim dudakları ile bu sefer konuşan ben olmuştum e artık lâl olan dilim çözülmeliydi..

" Ben seni kalbimden çıkarmayı vazgeçeli çok oldu..biliyorum hep içimde var olacağını.. şimdide bu sevgimin karşılığını olduğunu bilmek beni çocuk gibi sevindiriyor önceden sürekli yaşım ile dalga geçmene kızardım zaten biliyorsundur bendeki yerin bay huysuzdu.." dediğimde dudaklarında gülümsemesini görmüştüm..

" Sanma geçmişte yaşadıklarımızı unuttuğumu seni ilk öptüğüm an bana olan soğukluğun canımı çok yakmıştı üzerine birde gelip bizden olmaz ben senin abinim dedin ya hatırladınmı." Alaylı kızgın çıkan sesim ile gülümserken yüzündeki ciddiyeti umursamadan devam ettim her şey gibi bunlarda bizim geleceğimizdi..

" Sana inanamıyordum çok soğuktun Ateş ismin gibi ateş olup yakmanı isterdim ama sen buz olup dondurdun beni..daha sonra boşandığımız gün Alper ile tanıştım iyi bir adamdı beni sevdiğini hissettim zaten ne olduysa o zaman oldu mutlu olmak istedim ve mutluluğu kalbimde olmayan bir adamda aradım taki sen gelene dek.." bedenindeki kasılmayı hissediyordum kaskatı olmuştu ama bilmeye hakkı vardı.

" Alper ile mutlu olmadığımı anlamıştım ama sen ve Tijen vardınız ben bittiğini düşünürken sen ve bakışların herşeyi tekrar tepetaklak etti ama eskisi gibi donmuyordum bu sefer yanıyordum." Dediğimde bir şey söylememi beklemeden dudaklarıma yapışmıştı.. biz birbirimize dokunurken sanki sesizce yanındayım demişti her bakışı her söyleyişi bana bir daha seni üzmeyeceğim kelimesinin sözüydü...bu güne uyanırken gecenin bu kadar güzel olacağını düşünmemiştim...

*

Merhaba 🌺

Bu bölüm Ateş ve Naz'ın bölümü canlarım ya ❤️

Ateş Naz'a olan aşkını anlamıştı sonunda yani kdksks

Bölüm hakkında düşüncelerinizi bekliyorumm 🥰

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.